7.03.2020

Downhill :: Babaların Kaderi


Evli bir çift, çocukları ile birlikte Avusturya Alplerinde kayak yapmak için tatile gider. 

Ancak burada yaşamlarını yeni baştan gözden geçirmelerine neden olan, düşündürücü olaylarla karşı karşıya kalırlar. 

Tatil sırasında üzerlerine düşen büyük bir çığın ardından birbirlerine olan tepkilerini gözden geçiren ailede, baba Pete’in diğer aile üyelerinin ölüp ölmemesiyle pek de ilgilenmediği fark edilir. 
Bunun üzerine ailesi, Pete’den uzaklaşmaya başlar.




Öncelikle şunu söyleyeyim; İsveçli senarist-yönetmen Ruben Östlund'un 2014 yılı yapımı şaheseri Force Majeure / Turist'in Hollywood soslu 'remake'i olan Downhill, 'sinemasal' her açıdan öncülünün yanına yaklaşamasa da -büyük oranda, öykünün özündeki evrensellik sebebiyle- korkulan olmuyor, özellikle de 'anne' rolündeki Julia Louis-Dreyfus'un başarılı performansıyla, 'eli yüzü düzgün' bir film ortaya konuyor..





Tabii benim asıl değinmek için sabırsızlandığım şey başka..

Büyük ihtimal biliyorsunuz, filmin öyküsünün odak noktası; bir baba/kocanın, eşi ve iki çocuğuyla birlikte gittiği kayak tatilinde, otelin dağ manzaralı restoranında yemeklerini yedikleri sırada vuku bulan 'kontrollü çığ' anında, eşini ve çocuklarını bırakıp kaçarak, kendi canını kurtarmaya çalışmasıdır..

Bu 'talihsiz' durum hem karı-koca arasında, hem de -doğal olarak- annenin hakimiyeti altındaki çocuklarla baba arasında 'soğuk rüzgarlar'ın esmesine neden olacaktır..




Şimdii.. (Kendim de bir baba olduğum için taraf tutuyorsam namerdim!) Görünüşte tamamen babanın aleyhinde görünen bu durumda, öncelikle bir 'içgüdüsel mecburiyet' ile 'varoluşsal gerçek'ler göz ardı edilirken; bir de mevcut olayın maddi/mekanik şartları tamamen gözden kaçırılıyor.. ki şu zavallı kocanın/babanın hakkını savunmak da bendenize kalıyor..

Arkadaşlar.. 'çocuğa bakış' hususunda bir anneyle bir babayı karşılaştırmak denli, bilim dışı ve aptalca bir tavır olamaz..
Doğurduğu yavrusunu kendi yarattığı, kendi bedeninden kopmuş bir parça olarak idrak eden ve bunun etkisinden/duygusundan, çocuğu eşşek kadar olduğunda bile vazgeçmeyen bir anneyle, olaya 'uzaktan seyirci' edasıyla ortalıkta gezinen, en fazla da anneyi taklit etmeye çabalayan, adına da baba denen şu herifi nasıl karşılaştırabilirsiniz?.

Öte yandan -filmde de sözü edilen- tehlike anındaki insana 'istemsizce' hükmeden, yaşama ya da hayatta kalma içgüdülerini ne yapacağız?.




Olayın mekanik koşullarına gelince; fragmanda ve yukarıdaki fotoda da görüldüğü üzere anne, iki çocuğunun arasında oturmakta olup, yerinden kalkarak oradan kaçması olanaksız bir pozisyondayken, babanın durumu tamamen kaçıp kurtulmaya müsaittir..

Hâl böyleyken, anne ve babanın yerlerini değiştirerek olaya baktığımızda; "Bu kez anne kaçar" diyecek kadar ileri gitmek istemem belki ama, aynı durumda 'kıpırdıyamayan' bir babanın, hem çocuklarına hem de karşısındaki sevgili karısına kol kanat germeye çalışacağını rahatlıkla iddia edebilirim..
ki bence kimse bunun aksini 'kesin olarak' söyleyemez ve bu şartlarda da böyle bir film tabii ki çekilemez!.

Ya işte böyleyken böyle sevgili seyirciler, öpüyorum her birinizi..

Downhill / Yokuş Aşağı filmi 6 Mart'ta vizyona girdi..

Yönetmen: Nat Faxon, Jim Rash
Senaryo: Nat Faxon, Jim Rash, Jesse Armstrong, Ruben Östlund (orijinal senaryo)
Oyuncular: Julia Louis-Dreyfus, Will Ferrell, Zach Woods, Zoe Chao, Julian Grey, Ammon Jacob Ford
Yapım: 2020, ABD, 82'

6   /10