Bir zamanlar 'müzik dergiciliği' diye bir şey vardı ve bu şeyin de dergileri vardı.. Ve bu dergilerin içinde de -bana göre tabii- en kaliteli en prestijli olanlarından biri/birincisi ise Stüdyoİmge idi..
Evet, 'bir varmış bir yokmuş' misali bir masala girer gibi girmiş bulundum yazıya; ama şimdi baktığımda -sözde kral ve kraliçelerin zenginliği, halk tabakasından biz gençlerin yoksulluğuyla- gerçekten de masal gibi yıllarda yaşamışız o zamanlar..
İşte bugün, bu Stüdyoİmge hakkında bir yerlere yazdığım kısacık bir yazıyla karşılaşınca, müzik konusundaki bütün bilgisizliğime rağmen -galiba hayran heyecanı ve cahil cesaretiyle- sitemiz mmknmrtb'de müzik ve müzisyenler hakkında bir takım yazılar kaleme aldığım aklıma geldi..
Toparlayabildiğim kadarıyla, bu yazıların bir kısmını 'tırıvırı' başlığı altında bir araya getirmek fikri -sizi bilmem ama- bana ilginç geldi..
Bu girişimimle -çok afedersiniz- "Aylak bakkal taşşak tartar" atasözümüzü aklınıza getirdiğimin farkındayım; ama olsun ya, siz yine de öyle düşünün, canınız sağolsun!
Hem böylelikle, beni dahi sıkmaya başlayan, o meşhur 'amme hizmetimiz' olan "tırıvırı :: Yürüyelim Arkadaşlar" serisine de bi ara vermiş oluruz, fena mı yani?.
Önce, bu tırı vırıya ilham kaynağı olan o yazıyla başlayayım, sonra da artık allah ne verdiyse devam edelim..
Ha ne dersiniz?
Nedenini ben de anlamadım ama, bu sorum üzerine "Yaşasın!" diye haykırdığınızı adeta duyar gibiyim..
Yok yok hayır, iyiyim..
Bir Dergi :: Stüdyoİmge
Stüdyoİmge deyince, her türlü yokluğun yaşandığı seksenler Türkiye'sinde yayınlandığı zaman, hiç olmazsa müzik konusunda yaşantımıza bir zenginlik katan dergi aklıma gelir..
Şu ikibinli yıllarda da genel olarak yokluk ve yoksulluk aynen devam ediyor yurdumda, tamam ama; benim burada asıl vurgulamak istediğim yokluk, yurt dışındaki muhteşem 'müzikal' zenginliğe bir hayli uzaktan bakmanın, çok isteyip de ulaşamamanın yoksulluğu..
Ne derseniz artık- biriktiricilik, toplayıcılık, istifçilik -daha kibarcası- koleksiyonculuk gibi bir tutkum hiç olmadı ya da pek az oldu..
Ancak bazı şeyleri gözden çıkarmaya da gönlüm elvermez; bu şeylerden biri de, hala atmaya kıyamadığım bir öbek Stüdyoİmge dergisidir..
Hatta şimdi bir tanesini arkadaşlarının arasından çekip alıyor ve üzerindeki tozu şöyle bir temizleyip, kapağına bakıyorum..
Kapağında Jethro Tull'ın bir fotografı olan, logosu dikine yazılmış küçük boyutlu bir dergi bu elimdeki..
Pek düzenli sayılamayacak aralıklarla çıkan, bazen küçük, bazen orta, bazen de büyük boyutlara sahip muhtelif Stüdyoİmge'leri hatırlıyorum..
1986 yılına ait bu dergide, 'Jethro' üzerine oldukça geniş bir inceleme, Jimi Hendrix, Zülfü Livaneli ve o yıllarda daha yeni ortaya çıkmış Bulutsuzluk Özlemi'yle ilgili yazılar var..
"Rock müziğinden sadece bir grup adı verecek olsan, bu hangisi olurdu?" şeklindeki oldukça garip bir soruya benim verebileceğim tek yanıt olan "Jethro Tull" kapak konusu olduğuna göre, bu dergiyi ilk elime aldığım o günlerde bayağı bi heyecanlanmış olmalıyım..
'Bulutsuzluk'u da bu yazıdan sonra tanıyıp takip etmiştim ve bu takibi zamanımıza kadar da sürdürdüm hep.*
Evet, o güzel Stüdyoİmge dergileri benim için çok şey ifade ederdi, ki bu değerleri hiç eksilmedi; sadece renkleri biraz sarardı, hafiften yıprandı, kondisyonu azaldı.. tıpkı bendeniz gibi..**
* O Bulutsuzluk Özlemi ki, 40 yıllık hikayelerini özetleyen bir belgesel filmi daha yeni izledik; ki onların ne kadar değerli ve önemli bir iş yaptıklarını, ve de onları ne kadar sevdiğimi yeniden idrak etmiş oldum..
Şurası kesin ki, kırk yıllık bu hikaye, grubun olduğu kadar, hem Türkiye'nin, hem de benim ve yaşıtlarımın yaşadıklarından ibaretti..
** Bilmiyordum ama küçük bir araştırmayla gördüm ki dergiyi ve Stüdyoİmge misyonunu "kalmadığımız yerden devam ediyoruz" diyerek internette devam ettiriyorlarmış meğer..
Başarıları daim olsun..
Bir Albüm :: Animals
Pink Floyd'un pek ezik, pek kenarda köşede kalmış albümü gibi dursa da -özellikle- tam anlamıyla 'konsept' halinin verdiği, insanı yormayan konforunu severim Animals'ın; sonra da -büyük ihtimal süreleri uzun parçalardan oluşması nedeniyle- 'piyasa'da pek tutulmayan, ama benim için gerçekten çok büyüleyici olan o mükemmel müziğini..
Şöyle bir uzanır, gözlerimi kapar ve açarım sesi..
Ve bedenim havalanır; giderim müziğin beni götürdüğü yere..



