![]() |
| Aşırı tedbirli bir birey (N.S. arşivinden) |
Merhaba..
Yürümeyi ihmal etmiyoruz ve yürüyoruz, di mi arkadaşlar?
Özellikle -benim gibi- kendini hala genç zanneden yaşlılar, hazır yürüyebiliyorken, her fırsatta yürümeli..
Yürüyüş en kolay yapılabilen bir spor, daha ne olsun!.
Henüz, yolda kaldırımda, ormanda ve sahilde -gruplaşmadan- yürüyenlere, "Ne yürüyorsunuz lan, hadi doğru evinize marş marş!" diye azarlanmıyor, gözümüze gaz sıkılmıyor, sırtımıza cop yemiyorsak, bunun kıymetini bilelim ve yürüyelim bence..
Burası Türkiye, belli mi olur, birileri bunu dahi çok görebilir bize..
Peki öyleyse..
Bugün de, yürürken başımıza gelenlere -gerçekten de tam anlamıyla başımıza gelenlerden birine- bakalım mı beraberce?
Bakalım bence..
Yürüyüş yaparken başımıza damlayan sıvı şey
Bu şeyin ne olduğuna dair emin olmak öyle kolay değildir..
Hava kapalıdır ama yağmur da yağmıyordur; birden tepenize -ya da daha fenası- yüzünüze çarpan bir damlanın, daha doğrusu bir damlacığın ıslaklığını hissedersiniz..
Havaya bakar, aynısından birinin daha size isabet etmesini beklersiniz; ama yok, o beklenen bir türlü gelmez..
Yere bakar, diğer 'olası' damlaların izini ararsınız; ama yok, bir iz bile bulamazsınız..
Bu belirsizlik hiç de hoş bir duygu değildir, 'hadise'ye bir açıklık getirip yola devam etmek en iyisidir..
Belli ki bu, gökten düşen sadece biricik bir yağmur damlacığıdır ve o da bu anda sizi bulmuştur..
Bu pek de mantıklı ya da iç rahatlatıcı bir açıklama olmamıştır; ama olsun, açıklama açıklamadır..
Açık konuşmak gerekirse; her bilinmeyen şeyin nedeni olarak hep en kötü ihtimali düşünen biri olarak, böyle bir durumda benim ilk aklıma gelen şey yağmur değildir doğrusu..
O anda tepemden geçen bir kuşun şakası ya da kakasıdır, ilk şüphelendiğim..
Ama hepimiz biliriz ki o kaka su gibi değildir, iz bırakır ki öyle böyle değil, bıraktığı lekeyi temizlemek hummalı bir çalışma gerektirir..
Kuşların -mesela bizler gibi- 'saydam' işemediklerini biliyorum ama tükürmediklerinden ise pek emin değilim..
Hımm..
Evet evet, olayı çözmüş olmalıyım; bu renksiz sıvı şey yağmur olmadığına göre, gelişimini henüz tamamlamamış 'maganda' bir kuşun tükürüğüdür..
Neyse yarabbi şükür!
Yukarıdaki durum, cadde ve sokakların uzağında bir yürüyüş parkurunda gerçekleşmiş olup, kişi üzerinde öyle önemli bir etki yaratmaz aslında; yani siz benim böyle tırı vırı yapmama bakmayın demek istiyorum..
Ama peki.. o damla, bir sokağın kaldırımında ve binalara yakın yürürken yüzünüze düşerse ne olur?
İşte bu, hiç de öyle hoş karşılanabilecek, önemsiz bir durum değildir..
Öncelikle bunun bir yağmur damlası olması, sizin en içten dileğiniz olacaktır..
Yağmur değilse eğer, 'klima suyu' da pek bi problem teşkil etmez..
Ya o da değilse!?
İhtimaller muhtelif ve kesinlikle iğrenç özelliklidir ve de yapacak pek bir şey yoktur..
Ne yapalım ki 'başa gelen' çekilir, ve yola devam edilir..
![]() |
| Kedisini 'Oğluşum' diyerek çağıran bir 'Yaşlı Birey' (temsili) |
Bu tırıvırı'nın mini tesbiti ::
Dostlar.. özellikle de bencileyin yaşlı bireyler, şu yanlış argümanı artık bırakalım lütfen..
"Eskiden her şey ve herkes daha güzel, daha yetenekli, daha süperdi; ama şimdikiler öyle mi ya! Bu yeniler, o eskilerin eline mümkün değil su dökemez.. Örneğin, eskiden ne aktörler, ne aktrisler vardı; bugünküler, onların yanından bile geçemez!"
Gibi gibi.. ya da breh breh!
Aslında bu yanlış tutum sadece sinema ya da tiyatro için gösterilmiyor; futbolcusundan güreşçisine, tüm sporcular için de bu geçerli..
Ne bileyim, mesela meyve gibi, peynir, bal gibi yiyecekler ya da deniz gibi, orman gibi giderek doğallıktan uzaklaştırılan doğal güzellikler hariç tutulabilir belki ama; genel olarak bu söylem, kesinlikle bir saçmalıktır..
Demem o ki, bu saçmalığa kendinizi hapsetmeyiniz; zira, sizin şu anda yere göğe sığdıramadığınız o eskiler -örneğin Türkan Şoray'lar, Tarık Akan'lar falan- sizden daha önce yaşamış benzerlerinizden, aynı benzer muameleleri görmüşlerdi:
"Yahu mirim, bu yeni yetmeler de nedir allasen; nerde o eskinin Hazım Körmükçü'leri, Cahide Sonku'ları, nerde bu nevzuhurlar!"

