Büyük bir kaybın ardından Florida’dan New York’a taşınan 93 yaşındaki Eleanor, yeni hayatına uyum sağlamaya çalışırken tesadüfen katıldığı bir destek grubunda karmaşık bir sürecin içine girer.
Dikkat çekmek için paylaştığı bir hikâye, genç bir gazetecilik öğrencisinin yoğun ilgisini beraberinde getirince, Eleanor beklenmedik sonuçlarla yüzleşmek zorunda kalır.
Lost in Translation ve Her gibi unutulmaz filmlerin yanı sıra Marriage Story ve Jojo Rabbit’teki etkileyici performansıyla Oscar®’a iki defa aday gösterilen ünlü oyuncu Scarlett Johansson, dünya prömiyerini 2025 Cannes Film Festivali’nde yapan Eleanor the Great / Müthiş Eleanor ile yönetmenliğe etkileyici bir başlangıç yapıyor.
96 yaşındaki usta oyuncu June Squibb’in performansıyla büyük beğeni topladığı filmin ABD dağıtımı Sony Pictures Classics’e ait.
June Squibb'in canlandırdığı 93 yaşındaki dul Eleanor, kendisi gibi yalnız yaşayan 'ahretlik' dostu Bessie’yi kaybettikten sonra New York’a, kızının yanına taşınır..
Eleanor burada -öyle bir geçmişi olmadığı halde- Holokost’tan sağ kurtulanların destek grubuna katılıp da bir Holokost mağduru olan arkadaşının anılarını kendi yaşamış gibi anlatınca, olanlar olacaktır..
Ne derler bizde; yalancının mumu yatsıya kadar yanar..
Yalancı Eleanor'un mumu da, bir Bat Mitzvah törenine kadar yanacaktır..
Şahane güzelliğini dahi aşan harikulade oyunculuğuyla tanıdığımız Scarlett Johansson, kendi dini kimliğiyle de uyumlu olarak, 'Amerikan Yahudi Cemaati' çevresinde gelişen ve o 'dar alan'dan çıkmaya niyeti de olmayan bir filmle yönetmenliğe giriş yapmış..
Yapsın tabii, bu seçimine itiraz edecek halim yok elbette; ancak Johansson, film içinde giriştiği hamlelerden, amaçladığını hissettiğimiz sonuca ulaşamayarak, en iyimser yorumla da 'vasat' bir iş çıkarmış..
Teknik açıdan bakarsak, yönetmenliğinin hiç de fena olmadığını; bu olumsuz sonuçta, kendisinin yazmadığı senaryonun etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum..
'Müthişliği kendinden menkul' ana karakter Eleanor’un 'karaktersiz'liği ya da karakterin tamamen yanlış çizilerek yorumlanması, filme ta en başından itibaren vurulan en büyük darbe oluyor..
Yalancılığından bahsetmiyorum, bu bir zaaftır ama olabilir, yüz yaşına da gelse insan ilgi çekmek isteyebilir..
Ancak belli ki, 'girişken, hayatla dalga geçen, sempatik bir ihtiyar' olarak resmedilmesi amaçlanan Eleanor'un perdeden seyirciye yansıyan yüzü hiç de öyle sempatik değil..
Aksine bu kadın -ailesi dahil- çevresine yüksekten bakan, hizmet sektöründe çalışan insanları her fırsatta ezmeye çalışan ve bundan da zevk aldığı anlaşılan, resmen antipatik bir 'cadaloz'.
Film bizi buna inandırmaya çalışsa da Eleanor’un, arkadaşının kaybına üzüldüğü, yas tuttuğu falan da yok zaten; o sadece kendine ve yalnızlığına üzülen, yalancı olduğu kadar da bencil bir ihtiyar..
Holokost acısı yeterince etkili olmadıysa eğer -Yahudi olmasına yine özen gösterilmiş- genç bir annenin zamansız ölümüyle birlikte, annesini ve karısını yeni kaybetmiş -sürekli ağlayan- bir kız ile 'suratsız' bir babayı (benim burada ne işim var dercesine etrafa bakınan Chiwetel Ejiofor) da senaryoya katarak trajik etkiyi çoğaltalım çabası da maalesef etkili olamıyor..
June Squibb'in performansından herkes bahsedecektir; haklı da olabilirler ama ben başka birine, Eleanor’un arkadaşı Bessie'yi canlandıran Rita Zohar'a dikkatinizi çekmek istiyorum..
Bundan önce hiç izlemediğim bu aktris, resmen oyunculuk dersi veriyor; finalde Holokost’tan bahsettiği, bahsetmek ne kelime adeta yaşadığı öyle bir sekans var ki, hem karşısındaki June Squibb hem de sinemadaki biz seyirciler onu -ağzımız açık vaziyette- hayranlıkla izledik..
Bu vasat filmin en güzel şeyi olan Rita Zohar'a saygılarımla..
Yönetmen: Scarlett Johansson
Senaryo: Tory Kamen
Oyuncular: June Squibb, Erin Kellyman, Chiwetel Ejiofor
Yapımcı: Scarlett Johansson, Jessamine Burgum, Kara Durrett, Keenan Flynn, Jonathan Lia, Celine Rattray, Trudie Styler
Görüntü Yönetmeni: Hélène Louvart
Kurgu: Harry Jierjian
Tür: Dram
Yapım Yılı: 2025
Süre: 98 dk.
İthalat & Dağıtım: Bir Film



