10.09.2021

Malignant / Habis



Madison, şok edici cinayet görüleriyle paralize olmaktadır. 

Çektiği bu azap, uyanıkken gördüğü bu rüyaların gerçek cinayetlere ait olduğunu fark ettiğinde daha da korkunçlaşır.

Yönetmen James Wan’dan yeni bir korku dalgası geliyor.

Malignant / Habis, 3 Eylül’de sadece sinemalarda gösterime girecek.

Film, Korku Seansı / Conjuring evreninin yaratıcısı James Wan’ın (Aquaman, Furious 7) son eseri. 

Film, yönetmen Wan’ın yepyeni, orijinal bir korku gerilim ile köklerine dönüşünü simgeliyor.



Habis'in başrollerinde Annabelle Wallis (“Annabelle: Creation,” “The Mummy”), Maddie Hasson (YouTube dizisi “Impulse,” TV dizisi “Mr. Mercedes”), George Young (TV dizisi “Containment”), Michole Briana White (TV dizisi “Black Mafia Family,” “Dead to Me”), Jacqueline McKenzie (“Palm Beach,” TV dizisi “Reckoning”), Jake Abel (TV dizisi “Supernatural,” “Percy Jackson” filmleri) ve Ingrid Bisu (“The Conjuring: The Devil Made Me Do It,” “The Nun”) yer alıyorlar.

Wan filmi, Wan & Ingrid Bisu ve Cooper’a ait hikayeden, Akela Cooper’ın (“M3GAN,” gelecek “The Nun 2”) senaryosuna dayanarak çekti.  

Filmin yapımcıları; Wan ve Michael Clear. 

Yönetici yapımcılar; Eric McLeod, Judson Scott, Bisu, Peter Luo, Cheng Yang, Mandy Yu ve Lei Han.

Kamera arkası ekibinde, Wan’a sıklıkla işbirliği yaptığı bir ekip eşlik ediyor; görüntü yönetmeni Don Burgess ve editör Kirk Morri (“Aquaman,” “The Conjuring 2”), yapım tasarımcısı Desma Murphy (“Aquaman,”in sanat yönetmeni “Furious 7”), ve kostüm tasarımcısı Lisa Norcia (“Insidious: The Last Key”).  

Filmin müzikleri “The Conjuring” evreninin yedi filminin de orijinal şarkılarını besteleyen Joseph Bishara’ya ait.



New Line Cinema Sunar, Starlight Media Inc. ve My Entertainment Inc. işbirliği ile, Bir Atomic Monster yapımı, bir James Wan Filmi, “Habis/Malignant,” Warner Bros. Pictures dağıtımı ile 3 Eylül’de sinemalarda gösterime girdi..


Filmin mmknmrtb notu:   5   /10



Yönetmen James Wan ile sohbet


İlham


“Conjuring/Korku Seansı” Evreni gibi dev seriler yarattıktan sonra seni bağımsız sinema tarzı korku gerilim köklerine geri götüren şey neydi?


Cüretkar korku-gerilim türünü seviyorum; yıllar sonra bağımsız köklerime, “Saw” ve “Death Sentence”ın daha sert korku gerilimlerine dönme zamanının geldiğini hissettim. “Aquaman”den sonra, “Conjuring/Korku Seansı” Evreni filmleri ile “Insidious/Ruhlar Bölgesi” filmleri arasında, farklı bir şeyler denemek için damağımı temizlemem ve süper kahraman ve hayalet arenalarından çıkmam gerektiğini hissettim. Bu benim için çok önemliydi; yani özgün bir şey yapmak, cüretkar bir şey. “Malignant/Habis” severek büyüdüğüm türdeki filmlerden fazlasıyla ilham alıyor. Büyük korku ustaları Dario Argento, Brian De Palma, Wes Craven, David Cronenberg tarafından yapılan, 80'ler ve 90'ların başlarındaki tarzda korku-gerilim filmlerine sevgi dolu bir geri dönüş bu. Ama kendi yöntemimle yaptım. Ve bu fırsatı daha önce yapmadığım şeyleri denemek için kullandım; örneğin, yeni temalar ve hikayeler irdelerken, farklı estetiklerle denemeler yapmak gibi. Kim bilir tekrar ne zaman böyle bir şeyi deneme fırsatı bulurum? 


Bu filmle ilgili ayrıntıları uzun süre gizli tutmayı başardın ki bu hiç de kolay bir iş değil! Büyük bir gizem söz konusu, kimse film hakkında bir şey bilmiyor. Şimdi neleri açık etmeye hazırsın?


Hikayemiz bir “tür-karıştırıcı”; aslında doğru terim tür-bükücü. Fakat bir yandan da, psikolojik gerilimden tutun da İtalyan Giallo korku filmlerine ve bilim kurgu tonlarına kadar, sevdiğim bir sürü farklı türleri harmanlaması açısından da bir tür-karıştırıcı.  



Hikaye Anlatımı


Hikaye, Annabelle Wallis'in oynadığı Madison adlı bir kadını merkez alıyor. Madison'ın kocası evlerine gizlice giren biri tarafından öldürülüyor ve Madison da ölüme terk ediliyor. O sırada hamile ve bu olayda bebeğini kaybediyor. Olanlardan ötürü son derece travmatik duygular yaşıyor ve saldırganıyla psişik bir bağlantı geliştiriyor. Böylece saldırganın ve onun cani eylemlerinin vizyonlarını görmeye başlıyor. Şimdi polisin bu katili yakalamasına yardımcı olurken, bir yandan neden katille bağlantılı olduğunun gizemini çözmeye, bir yandan da bu süreçte kendini öldürtmemeye çalışıyor. Bu benim “Katilin gözünden görme” alt türü yorumum. 


Bilmeyen hayranların için Giallo tarzının ne olduğunu ve bunun filmi nasıl etkilediğini anlatabilir misin?


Giallo'nun İtalyancada tam olarak kelime anlamı “Sarı”dır ve başlı başına bir tür haline gelmiş, korkunç dedektif-suç romanlarını tanımlamak için kullanılır. Demode olmuş bir tarzı alıp kendi sinema anlayışlarıyla yeniden icat eden Mario Bava, Dario Argento gibi birçok İtalyan sinemacı tarafından filmlerle popüler hale getirilen bir cinayet gizemi türü. Buna olan sevgimin tonlarını “Saw”da görebilirsiniz ve “Malignant/Habis” temelde benim Giallo türüne bakışım.  



Hikayenin ilhamı ortak yazar-yönetici yapımcı Ingrid Bisu’dan geldi. 


Evet. Bunu İngrid buldu... [GÜLER] Bunu çaktırmadan konuşmanın en iyi yolunu düşünmeye çalışıyorum! Aslında İngrid bana kötü adamın yaratımını sağlayan ve hakkında konuşmak istemediğim bir şey sundu. Bana hikayeler anlattığında, onlara hemen bir korku filmi yapımcısının bakış açısından bakar ve “Vaay, bu gerçekten harika ve çılgın, feci bir gerilim filmi olabilir!” diye düşünürüm. İşte böylece, Ingrid'le birlikte bu fikri geliştirmeye başladık ve sonra fikir kendi başına bir hayat kazandı. İlk başta birlikte çalışırken sadece eğleniyorduk, sonra tam bir hikaye haline geldi. Daha önce hiç bu şekilde birlikte çalışmamıştık; birlikte çılgın fikirler ve set parçaları hayal etmek gerçekten harikaydı.


Hikayeyi geliştirme süreci ve ortak yazar Akela Cooper’la çalışmak nasıl?


Önce sadece İngrid'le hikaye örgüsünü yaratmaya ve karakterleri yazmaya başladık. Ben potansiyel set parçalarını ve potansiyel özel efekt anlarını öylesine yazmaya, irdelemeye başladım. Sonunda, bir noktada, hikayeyi bir üst seviyeye taşımamıza yardım etmesi için Akela'ya teklif götürdük. Akela, Atomic Monster'da bizim için “M3GAN” adlı çok sevdiğim bir senaryo yazmıştı. Orada müthiş bir iş çıkardığını düşünmüştüm. Akela korkunun karanlık yönünden açıkça hoşlanıyor; deyim yerindeyse, insan ruhunun karanlık köşelerini kazımaktan, oraya dalmaktan korkmuyor. Elimizdeki hikayenin de böyle birine ihtiyacı olduğunu hissettim; bir şeylerin derinliklerine inme riskinden korkmayan birine. Tabii benim de o yönüm var ve biliyor musun, insanlar benimle tanıştıklarında şaşırıyorlar ve aslında çok neşeli bir insan olduğumu görüyorlar; ama bunun nedeni korku filmlerimde şeytanlarımı kovabildiğim için gerçek hayatta hiç de korkutucu ya da karanlık olmak zorunda olmamam!



Oyuncular


Annabelle Wallis'ten bahsetsene. James Wan'ın dünyasına ilk kez girmiyor, “Annabelle”de de rol aldı. Onu Madison için doğru yapan neydi?


İlk “Annabelle” filminde yapımcısı olarak kendisiyle çalıştıktan sonra, ondan gerçekten çok hoşlandım. Bence o hem çok yetenekli hem de en tatlı, en sevimli biri. “Malignant/Habis”e başlarken, arkadaşlarımla, sevdiğim insanlarla çalışmak istediğimi biliyordum. Annabelle de listemin başındaki kişilerden biriydi. Ona senaryoyu ilettik ve kendisi hem senaryoyu hem de karakteri sevdi. Onun nasıl çok kadınsı bir niteliğe sahip olduğunu –çünkü başlangıç fikri İngrid'den, senaryo Akela'nın elinden çıkmıştı– konuştuk.


Film çok agresif olsada, hikayenin olaylara kadın bakış açısıyla baktığını ve Annabelle'i filme çeken şeyin bu olduğunu düşünüyorum. Potansiyel olarak bir anneyi oynama, anneliğin yitirilişini oynama fikrini sevdi... Aynı zamanda, Annabelle Wallis'in karakteri ile Maddie Hasson'ın canlandırdığı Sydney karakteri arasında da bir kardeş hikayesi var. 


Benim için bu, gerçekten de iki kız kardeş ve ilişkilerinin hikayesi. Bence Annabelle'i gerçekten etkileyen, hem tüm bu farklı şeyleri hem de karakterin farklı tonlarını oynama fırsatını elde etmekti. Madison savunmasız ve korkmuş ama aynı zamanda hayatta kalmaya ve katilin önünde olmaya çalışmak için yeterli gücü bulması gereken bir karakter. Annabelle'in her şeye hevesli bir yaklaşımı var. Ve inan bana, ona en çılgın şeylerden bazılarını yaptırırdım ve o yine de bunları oynamaktan zevk aldı. O tam bir görev insanıydı; birlikte çalışmak çok keyifliydi. 



Peki dedektifleri oynayan aktörler... Bize Kekoa Shaw rolündeki George Young ve Regina Moss rolündeki Michole Briana White hakkında neler söyleyebilirsin?


Bu bir cinayet gizemi hikayesi olduğu için, doğal olarak, polis gücünü de işin içine katmamız gerekiyordu ve kendimizi George Young ile Michole Briana White'ın oynadığı bu iki dedektifi yaratırken bulduk. Filmdeki genel temalar ve konu, ve hatta görseller bile çok karanlık olduğu için, biraz hafifliğe ihtiyacımız olduğunu hissettiğimizden dolayı bu polisler aracılığıyla filme soğuk ve alaycı bir mizah anlayışı kattık. Bence bu, filmde olmasını istediğimiz çok önemli bir şeydi, sırf daha karanlık unsurları dengelemek için.


George müthiş biri. Michole de harika, tek kelime etmeden bile bir bakışla çok şey söyleyebiliyor. Bu ikili seyircinin özdeşleşebileceği önemli karakterleri canlandırıyorlar çünkü Madison'ın anlattığı hikayeyi duyduklarında bunu akıl almaz buluyorlar. Sağlıklı bir şüphecilik duygusuna sahip olmanın iyi bir şey olduğunu düşünüyorum, çünkü bu, filmin daha aşırı yönlerini dengeliyor.



Resimler ve Görüntüler


Ocak ayında kendi sosyal medya kanallarında bir resim yayınladın. İlk görüntü, filmin tonunu ayarlamada her zaman çok önemlidir, özellikle de o sıralar filmle ilgili ayrıntıları bu kadar gizli tutman gerektiği için belki daha da önemliydi. O resimde ne gördüğümüzden ve neden ilk olarak bunu paylaşmayı seçtiğinden bahseder misin?


O ilk resmi —trençkotlu birinin eldivenli elinde kesici bir alet tutarken çekilmiş görüntüsünü— yayınladım çünkü aslında alenen söylemeden, Giallo türünün ne olduğunu bilen ve bu resmi görünce aradaki bağlantıyı hemen kuracak olan korku türü hayranlarına bir mesaj vermek istedim. Türe aşina olmayan insanlar için de sorun yok; yavaş yavaş keşfedebilirler, kısa süre önce yayınlanan fragmanla olduğu gibi. Ama bu ilk görüntü, kariyerime başladığım cesur, içgüdüsel korku-gerilim türlerine geri döndüğümü ve bu filmi korku türünün koyu hayranları için yaptığımı söyleme şeklimdi.  


Bu filmin görünümünü ve verdiği hissi yaratmaktan ve onu yaratmana yardımcı olan ekipten, neden bu sanatçıları seçtiğinden de biraz söz eder misin?


Bir süredir film çekiyorum ve birçok yetenekli insanla çalıştım. Sonuçta ulaştığınız nokta, harika sanatçılar koleksiyonu oluşturmak ve tekrar tekrar çalışmak isteyeceğiniz iyi insanlar toplamaktır. Ne şanslıyım ki bu insanlar aynı zamanda kendi uzmanlık alanlarında çok büyük sanatçılar, çok büyük zanaatkarlar. Bu vizyonumu hayata geçirmek adına onlarla işbirliği yapmak gerçekten önemliydi. Lisa'nın fantastik kostüm tasarımından Desma'nın muhteşem yapım tasarımına ve ardından bunu Michael Burgess'in merceğinden görmeye kadar... hepsinin önlerinde çok parlak gelecekleri olan yükselen yetenekler olduklarını düşünüyorum. Ekibin büyük çoğunluğu geçmişte benimle çeşitli ölçülerde birlikte çalışmış kişilerden oluşuyordu. Michael Burgess, diğer filmlerimde benim için kamera çalıştırdı ve ardından “La Llorona”yla onu görüntü yönetmenliğine yükselttik. Bu, Desma'nın sinemada ilk yapım tasarımıydı. Uzun yıllar sanat yönetmenliği yaptı. Doğal olarak hepsi yükselmek istiyor ve “Malign/Habis”in bu sanatçıların birçoğunun zanaatlarını bir sonraki seviyeye taşıması için harika bir platform olduğunu hissettim. Onlara filme gelip bizim adımıza harika bir iş çıkarabilecekleri bu fırsatı verebildiğim için çok onur duyuyorum.



Geri dönüp, “Saw”, “Dead Silence” ve “Insidious” ile yaptığım gibi, mevcut herhangi bir Fikri Mülkiyete dayanmayan bir şey yapmak için kendime meydan okumak istedim. Eski tarz özel efektler ve makyaj efektleriyle oynamama izin verecek özgün bir hikaye oluşturmak benim için önemliydi. Fractured FX ve Spectral Motion'daki muhteşem sanatçılarla yakın bir şekilde çalışma fırsatı buldum. Tekrar kanlı efektlerle oynamak ve karmaşık animatroniklerle uğraşmak çok keyifliydi. 


Bu filmde set parçalarına hayat vermek için zekice görsel efektlere de ihtiyacım vardı. ILM, Madison'ın halüsinasyon şeklindeki vizyonlarını oluşturmak ve “katili” şekillendirmeye yardımcı olmakta harika bir iş çıkardı. ILM'in muhteşem çalışmaları ile gerçek efektler ekibi arasında, her iki dünyanın en iyilerini bir araya getirip mümkün olan en iyi hikayeyi anlatmayı başardık.


Bir film yapımcısı olarak hayranların seninle ilgili sevdiği şeylerden biri de korkunun basitleştirilmesi, damıtılması, korkuyu neyin yarattığını ve ona neyin neden olduğunu keşfetmek. Bir James Wan filminde o küçük ayrıntılar karmaşık değil, ancak etkilidirler.


Püf noktası her zaman küçük şeylerdir. Yaptığım doğaüstü hayalet filmlerinin bu yüzden işe yaradığını düşünüyorum çünkü sanırım bizi korkutan basit, ilkel şeyleri anlıyorum; mesela, bir kapının gıcırtısı, kendi kendine hareket eden bir sandalye. Birinin tüylerini ürpertmek için yapmanız gereken tek şey bu. Ayağa kalkıp bıçakla sizi kovalamaya başlamasına gerek yok, gerçi o da farklı bir korku türü. Sanırım “Saw” gibi daha kanlı, daha şok edici ya da “Insidious” ve “Conjuring” gibi daha ürkütücü filmlerimde olduğu gibi, farklı korku derecelerini tanıdığımı hissediyorum. Eğlencenin bir kısmı, bu korku seviyeleri arasında geçiş yapmaktır ve işin anahtarı, onları yeni ve benzersiz bir şekilde sunmaktır. “Malignant/Habis” ile yapmaya çalıştığım şey buydu: Tanıdık bir yapıyla izleyicileri yatıştırın ve sonra tuhaf, benzersiz, çılgın ve harika bir şeyle onları sarsın.



Korku Gerçekleri


Yapım aşamasında, yazar-yönetmen-yapımcı James Wan, Annabelle Wallis'e “Malignant/Habis”in çekimleri başlamadan önce izlenmesi gereken filmlerin bir listesini gönderdi: Bunların arasında Irvin Kershner imzalı “Eyes of Laura Mars”, Wolfgang Petersen imzalı “Shattered”, Dario Argento imzalı “Deep Red” (orijinal adı Profondo Rosso) ve Brian de Palma imzalı “Blow Out” bulunuyordu.


Ön yapım sırasında filmin "kod adı", filmde yer alan Silvercup Apartmanı adlı binaya istinaden "Silvercup" idi.


Filmin çekimleri, “Annabelle: Creation”ın son çekim günündeki aynı yerde, Los Angeles şehir merkezinin yakınındaki Clark Residence'ta başladı.


Yapım ekibi, Batı Hollywood'daki eski Warner Hollywood platolarında Plato 2'de iki katlı bir ev inşa etti. Plato 1 ise hastanenin iç mekanlarına ve bir çatı katına ev sahipliği yaptı. Plato 6'da dublör provaları ve taktik dövüş eğitimleri gerçekleştirildi.


Film Seattle'da geçse de, Los Angeles bölgesinde ve çevresinde çekildi:

Madison'ın evi, ünlü Norton Simon Sanat Müzesi'nden çok uzak olmayan Pasadena'da gerçek bir mekandı.

Dr. Weaver karakterinin evi yakındaki Altadena'daydı ve o şehrin Mountainview Mozolesi'nde bir morg sahnesi çekildi.

Polis karakolu, 1930'larda Hudson otomobil bayisi olan, şehir merkezindeki Hudson Loft’ta çekildi.

Gerçek bir yer olan Seattle metrosu, Willow Stüdyoları'nın yeraltı platosunda yeniden yaratıldı ve bir bölümü ise Los Angeles'ın Sanat Bölgesi'ndeki eski Paradise Spice Co.'da çekildi.

Bazı sahneler de Pomona'daki RSI Tesisleri'nde çekildi.



“Annabelle Comes Home”da Judy Warren'ı canlandıran aktris Mckenna Grace, bu filmde genç Madison'ı oynadı.


Kostüm tasarımcısı Lisa Norcia, Aerosmith gitaristi Joe Perry için özel olarak yapılmış bir çizmeyi karakterlerden biri için uyarladı. Tabanlar daha kalın hale getirilmek için değiştirildi.


Norcia'nın film için tasarladığı bir çift eldivenin ilham kaynağı, Dario Argento'nun klasik Giallo filmi “Deep Red”deki katilin eldivenleriydi.


Özellikle ürkütücü bir sekans, Spidercam (Örümcek Kamera) adı verilen, bir kablo sistemi boyunca hem yatay hem de dikey hareket edebilen robotik bir kamera kullanılarak, tepeden izleme çekimiyle görüntülendi. Bu kamera türü konser ve spor etkinlikleri çekimlerinde yaygın olarak kullanılır.


Yapımcıların ve ekip üyelerinin birçoğunun gerçek isimleri, filmdeki çeşitli arka plan polis memurlarının isimliklerinde kullanıldı. Bunlardan biri de Wan'ın tüm “Conjuring” ve “Aquaman” filmlerinde yapımcı ortağı olan Peter Safran'a istinaden “P. Safran”dı.