31.10.26

tırıvırı :: Yürüyelim Arkadaşlar (11)



Farkındaysanız, hâlâ yürüyoruz arkadaşlar..


Nasıl yürümeyelim ki?

Eğer iki bacağınız var ve yürüme kabiliyetiniz de varsa eğer, bir insanın şu fani hayatta en çok yapmak zorunda olduğu hareket, yürümektir..

Evin içindeysek yürürüz, dışındaysak zaten yürürüz; velhasıl, herhangi bir şey yapabilmek için öncelikle ama öncelikle yürümek zorundayız..


Kimselerin düşünmediği bu gerçeği düşündüğüm ve üstelik de buraya yazdığım için kendimi hararetle kutluyor; ve de 'tuhaf' bir ara başlıkla mevzuya dalıyorum..


Bir yere gitmek için yürürken o yolun yanlış olduğunu anlamak ama geri dönmekte zorlanmak


Başlığın tuhaflığı, bazılarınız -büyük ihtimal de çoğunuz- için geçerli olsa gerek..  

Evet -garip ama gerçek- böyle bir davranış biçimi var ve bu benim için hiç de tuhaf değil..


Çoğu zaman yaşadığım bu vaziyetin kaynağı utangaçlık olmalı..

Aslında -bir bakıma utangaçlığımı da yaratan- asıl sorun, çevredeki insanların -yapacağım hareketler başta olmak üzere- beni yargılamak üzere izlediklerini hayal etmemdir..  


'Hayal etmek' derken bunu bilinçli ve etkin bir davranış olarak görmeyin, zaten doğuştan beri hep var olan, tamamen edilgin oluşan bir ruh hali olarak düşünün..


Öte yandan, dünyanın kendi etrafımızda döndüğünü ya da herkesin ve olan biten her şeyin bi şekilde bizimle ilintili olduğunu sanma abukluğunun da bunda rolü olmalı..   


Ya da, "De get lan ne uzatıyon, bal gibi de ruh hastası bir psikopatın tekisin işte" deyin.. 



Neyse işte.. diyelim ki yine yanlış bir sokağa girdim ve bir müddet sonra olaya uyandım; bak işte yine belirdi o lavuklar, kimi sağımdan solumdan geçiyorlar, hatta kimileri sokağı çevreleyen evlerin pencelerinden pürdikkat beni izliyorlar..

Belli ki, yanlışımı anladıkları an, aralarında beni çekiştirmeye, dalga geçmeye başlayacak, resmen zorbalayacaklar..


Bu 'korkunç' yanlıştan en az 'zarar'la, acaba nasıl çıkarım felaha..


Eee.. bu yaşa kadar biz de boş durmadık, geliştirdik bazı 'sinsice' çözümler..

Maksat, hassas durumumu çaktırmamak, şu gıybetçi zalimlere yakalanmamak..


Çözüm 1: Burada amaç, açığımı yakalamak için beni izleyen tiplerin dikkatini dağıtarak, girdiğim yanlış yoldan bir an önce geri çıkmaktır..


Yürüme hızımı yavaşlatırken ayağıma doğru bakar, ayakkabı bağcığımın gevşemiş olduğunu -yüzümde oluşturduğum hafif hüzünlü bir ifadeyle- fark eder, müsait bir yerde dururum.. 

Yüksekçe bir yere koyduğum ayakkabıma eğilerek, mümkün olduğu kadar yavaş bir biçimde bağcıkları sıkılaştırırım.. 

Dikkat dağıtacak yeterlikte bir zaman geçmemişse eğer, çaktırmadan bağcıkları çözer ve yeniden bağlarım..


İki ayakkabının işlemleri de sonuçlandığında, gayet kıvrak bir hareketle, yönümü ters tarafa çevirmişimdir bile..

Doğrulur ve hiçbir şey olmamış gibi (sanki bi şey olmuştu da!) girdiğim o sokaktan geri çıkarım..



Çözüm 2: Buradaki amaç, potansiyel gıybetçilerin dikkatini dağıtmaktan ziyade, geriye dönmek için oldukça önemli nedenlerimin oluştuğuna, onları ikna etmektir.. 

Ben elimden geleni yaparım, ikna olmaları ya da olmamaları onların sorunudur!


Yapmayı unuttuğum önemli bir şeyi birden hatırlamış gibi yaparak, yavaşlarım, 'tüh be!' dercesine yüzümü ekşitir, başımı geriye doğru hafifçe çevirdikten sonra düzelir gibi yaparken hemen akabinde hızla geriye dönerek, az öncekinden daha süratli bir hızla, sözde unuttuğum işi yapmak üzere o 'yanlış sokağı' terk ederim..  



Çözüm 3: Bunu en son yazdım ama aslında tüm çözümlerin en zahmetsizce yapılanı ve muhataplarımızı en ikna edici olanı bu yöntemdir bence..


'Telefon' dersem eğer, neyi kast ettiğimi anlamış olmalısınız..

Evet evet -sözde- telefonla aranmak..


Bizi uzaktan izleyenler için bu husus önemli değil ama, yakınımızda bulunduğundan ve 'müzevir' olduklarından emin olduğumuz tipler için 'sessize alınmış' olan telefonumuz çalmıştır..

Acı acı çaldığına emin olduğum telefonu hemen kulağıma dayar, ben dahil kimsenin duymadığı ama içeriği oldukça önemli 'çağrı'yı cankulağıyla dinlerim..

Bu haber karşısında hafiften telaşlanmışımdır, telefonu kapatır kapatmaz geri döner, aceleci adımlarla o 'lanet' sokaktan ve etrafımı sarmış olan 'hayali tekinsizler'den hızla uzaklaşırım..   


Takdir edersiniz ki, cep telefonları icat edilmeden önce böyle bir yöntemimiz bulunmuyordu..

Diğerlerine göre oldukça yeni yürürlüğe giren bu yöntem için, teknolojiye şükranlarımı sunuyorum..

 

Son olarak, "Allah başka dert vermesin ama yine de yanlış yollara saptırmasın, amin!" diyerek huzurlarınızdan ayrılıyorum..



Meraklısı için 10. Yazı