13.07.2021

Space Jam: A New Legacy / Space Jam Yeni Efsane


Hoş geldiniz, burası Space Jam!  

NBA şampiyonu ve global ikon LeBron James, efsanevi Tune elemanı Bugs Bunny ile, animasyon/canlı-aksiyon Space Jam: A New Legacy / Space Jam Yeni Efsane filminde, epik bir maceraya atılıyor. 

Animasyon—canlı aksiyon türündeki, Malcolm D. Lee'nin yönettiği film, Ryan Coogler ve Maverick Carter'ın da aralarında bulunduğu yenilikçi bir film yapım ekibinin imzasını taşıyor. 

Bazı ebeveynlerin çocuklarıyla bağ kurmak için ne kadar ileri gidebileceklerini açığa çıkaran bu dönüşümsel yolculuk iki dünyanın manik bir karışımı. 

Yoldan çıkmış bir yapay zeka tarafından küçük oğlu Dom’la birlikte dijital bir alana hapsedilen LeBron’un kendilerini sağ salim eve götürebilmek için yapması gereken şey, Bugs, Lola Bunny ve disiplinsizlikleriyle ünlü bütün Looney Tunes çetesine önderlik ederek sahada yapay zekanın dijitalleştirilmiş şampiyonlarına —daha önce hiç görmediğiniz profesyonel basketbol yıldızlarından oluşan süper güçlü bir kadroya— karşı onları zafere taşımaktır. 




Oğluyla bağını yeniden tanımlayacak ve kendimiz olmanın gücüne ışık tutacak olan, LeBron’un hayatının bu en önemli mücadelesinde Tunes'a karşı Goons. 

Aksiyona hazır Tunes’lar gelenekleri ezip geçiyor, benzersiz yeteneklerini süperşarjlıyor ve oyunu kendi yöntemleriyle oynayarak "Kral" James'i bile şaşırtıyorlar.

LeBron James filmin başrollerini Oscar adayı Don Cheadle (“Yenilmezler” filmleri, “Hotel Rwanda”), Khris Davis (“Judas and the Black Messiah”, TV dizisi “Atlanta”), Sonequa Martin—Green (TV dizisi “The Walking Dead”, “Star Trek: Discovery”), yeni oyuncu Cedric Joe, Jeff Bergman (“Looney Tunes Cartoons”), Eric Bauza (“Looney Tunes Cartoons”) ve Zendaya’yla (yakında gelecek “Dune”, “Malcolm & Marie”) paylaşıyor.

Malcolm D. Lee’nin (“Girls Trip”, “Night School”) yönettiği, senaryosunu Juel Taylor, Tony Rettenmaier, Keenan Coogler, Terence Nance, Jesse Gordon ve Celeste Ballard'ın yazdığı filmin hikayesi Juel Taylor, Tony Rettenmaier, Keenan Coogler ve Terence Nance’e ait. 

Film Leo Benvenuti, Steve Rudnick ile Timothy Harris ve Herschel Weingrod tarafından yazılan “Space Jam”e dayanmakta. 



Filmin yapımcıları Ryan Coogler, LeBron James, Maverick Carter ve Duncan Henderson; yönetici yapımcıları ise Sev Ohanian, Zinzi Coogler, Allison Abbate, Jesse Ehrman, Jamal Henderson, Spencer Beighley, Justin Lin, Terence Nance ve Ivan Reitman.

Yönetmenin kamera arkası yaratıcı ekibi; görüntü yönetmeni Salvatore Totino (“Spider—Man: Homecoming”), animasyon yapımcısı Troy Nethercott (“Wonder Park”), yapım tasarımcıları Clint Wallace (yaklaşan “Eternals”) ve Akin McKenzie (Netflix yapımı “When They See Us”), kurgu ustası Bob Ducsay (“Godzilla: King of the Monsters”, “Star Wars Episode VIII – The Last Jedi”) ve kostüm tasarımcısı Melissa Bruning’den (“Rampage”, “War for the Planet of the Apes”) oluşuyor. 

Filmin müziği Kris Bowers'ın ("Greenbook", Netflix'in "Bridgerton") imzasını taşıyor.



Warner Bros. Pictures, bir Proximity—The SpringHill Company yapımı olan Malcolm D. Lee Filmi, “Space Jam Yeni Efsane”yi sunar. 

Dünya çapında dağıtımı Warner Bros. Pictures tarafından gerçekleştirilecek olan film, 16 Temmuz 2021'den itibaren sinemalarda gösterime girdi.



SPACE JAM'A HOŞ GELDİNİZ!

Muhteşem olmak sıkı çalışma, özveri ve adeta fanatik bağlılık gerektirir. Dünyadaki hiç kimse bu duyguyu dört kez şampiyon olan LeBron James'ten daha fazla anlayamaz. "Space Jam Yeni Efsane"nin açılış kısmındaki kısa ve içgörülü hikayeden öğrendiğimiz kadarıyla, diğer tüm çocuklar eğlenirken ve video oyunları oynarken, James’in çocukken bile odağı bir noktaya yönelmiş ve hep orada sabitlenmişti: Tüm zamanların en iyi basketbolcusu olmak.

Şimdi, profesyonel başarısının zirvesinde olan —ikonun bizzat kendisinin canlandırdığı— LeBron’u sahada şaşırtabilecek çok az engel olabilir. Hepsini görmüş geçirmiştir. Fakat konu iki genç erkek çocuğu yetiştirmeye gelince, hâlâ öğrenmesi gereken birkaç şey vardır. Örneğin, küçük oğlu Dom (Cedric Joe) basketbol yerine video oyunu tasarımı için bir kampa katılmayı tercih ettiğini itiraf ettiğinde, babası onu sahada mükemmel olmak için çabalamaya zorlar. Dom’un buna yanıtı, “Asla kendim olmama.... izin vermiyorsun” olur.

LeBron, Dom'la daha fazla bağ kurma amacıyla, onu Warner Bros. platolarındaki bir toplantıya getirir. 

Stüdyo yöneticileri burada kendisine Warner 3000 isimli, basketbolcuyu sayısız film ve TV dizisine dijital olarak dahil edebilen devrim niteliğinde yeni bir teknoloji projesini sunmaktan heyecan duyarlar. Ama LeBron basketbol kariyerini eğlencenin önüne koymayı seçerek teklifi geri çevirir.

Kendisinin bilmediği şey ise, bu kararın Warner'ın "Serververse"ün merkezindeki şeytani algoritma olan, Don Cheadle’ın canlandırdığı egomanyak dijital kötü karakter Al G. Rhythm tarafından hoş karşılanmayacağıdır. 

Al G., LeBron ve Dom'u kandırarak sunucu odasına çeker, burada onları dijital alanına sokarak resmen kaçırır ve asrın basketbol karşılaşmasında maç  yapmaya zorlar. 

LeBron, Rhythm'ın modernize edilmiş ve tamamen güçlendirilmiş Goon Squad'ını yenip ailesini Serververse’ün sonsuzluğundan kurtarabilecek midir? 

Belki, ama önce biraz eğlenmeyi ve daha da önemlisi başkalarının kendileri olmalarına izin vermeyi öğrenmesi gerekecektir. Ona bu dersi Bugs Bunny ve Tune Squad'dan daha iyi kim verebilir?

Gerçek LeBron James, “Space Jam”le her zaman özel bir bağ hissetmiş olduğunu belirtiyor. 

“12 yaşındayken, büyüdüğüm yerde ilhama ihtiyacım vardı. Michael Jordan ve anne bana ilham veren kişilerdi. Her zaman sevdiğim Bugs Bunny ve Looney Tunes'a bir de büyürken en sevdiğim ilham kaynaklarından biri olan Michael Jordan'ı eklediğinizde, ‘Space Jam' bana cennetten çıkma bir eşleşme gibi gelmişti”.



Orijinal filmin yayınlanmasından bu yana geçen 25 yıl içinde, James sahada oyununun zirvesine çıktı. Şimdiyse kendini, meşalesini taşımaktan gurur duyduğu bu mirası sürdürmek üzere, kameranın önünde bulduğunu dile getiriyor: "'Space Jam' dünyasının bir parçası olmak, onu bugünün çocuklarına tanıtabilmek ve Looney Tunes'un ne kadar inanılmaz, basketbol sporumuzun da ne kadar harika olduğunu gösterebilmek benim için bir onur". 

Ve ilk filmde olduğu gibi, diyor basketbolcu, "Bu filmde de birçok insanı hazırlıksız yakalayacak şeyler var. Heyecan verici olan yanı da bu".

Bu muazzam sinema yapımının yönetmenliğini üstlenmek, konsepti 1996'da bildiğimizden çok daha farklı bir dünya için yeniden hayal etme fırsatına kucak açan Malcolm D. Lee'ye düştü. 

Yönetmen heyecanla, “Bu, 'Space Jam'den daha fazlası, bu Siber 'Space Jam' gibi" diyor ve ekliyor: “Bildiğiniz gibi, her şeyin dijital, elektronik ve web üzerinde olduğu bir çağdayız. Her şey video oyunları ve sanal gerçeklikle ilgili ve bu yüzden karakterlerimiz —LeBron James ve oğlu— bir video oyununa giriyor. Bu, tüm zamanların en iyi basketbolculardan birinin yardımıyla, Looney Tunes'u beyaz perdeye yeniden kazandırmanın harika bir yolu".

Yapımcı Ryan Coogler da aynı görüşte olduğunu şu sözlerle ifade ediyor: “Bu, öngöremeyeceğiniz badireler içeren çok kapsamlı bir hikaye. Film eğlencenin inanılmaz bir şekilde kesiştiği bir noktada yer alıyor. Ama nihayetinde aile konulu bir hikaye. Bu bir baba-oğul hikayesi”.

Aktör Don Cheadle eğlence alanındaki bu modern kesişmenin bir parçası olma fırsatının tadına vardığını belirtiyor: “Birçok unsurun bir araya geldiği, gerçekten ilginç bir konsept: Hadi ama! Aile var, basketbol var, tüm Warner Bros. teknolojisi var, görülmesi gereken muhteşem bir dünya var. Üstelik tüm bunların içinde, gerçek, insani duygusal iniş çıkışlar yaşayan gerçek karakterler var. Tüm bunların bir parçası olmak oldukça eğlenceli olur, diye düşündüm.”

Klasik ile bilgisayar yapımı animasyonun girift bir bileşimi oluşuyla, yüksek konseptli hikayesiyle ve sektör değiştiren yıldız gücüyle, “Space Jam: Yeni Efsane” eğlence sinemasında ses getiren yeni bir tarzı temsil ediyor. Bunu daha da kayda değer kılan şey, söz konusu tarzın yetenekli siyahi sanatçılardan oluşan bir derlemeyle gelmesi; bu, ana akım Hollywood sinemacılığı adına güçlü bir olumlu adım. Lee şunu aktarıyor: “Filmde, LeBron James ve sevdiklerini canlandıran oyuncuların temsil ettikleri tamamen Amerikan tarzı bir aile var. Bu geleneksel bir aile; her ne kadar geleneksel olarak izleyiciler onları kahverengi tenlerinden dolayı böyle görmeseler bile. Fakat herkes aileyle özdeşleşir — babalar ve oğullar veya genel olarak sadece ebeveynler ve çocuklar. Bence bu sonsuz ölçü de özdeşleşilebilir bir hikaye”.

Tüm dünyada gerçek ailelerin nasıl göründüğü ve nasıl davrandığını yansıtmaya gelince, James aynı görüşte olduğunu belirtiyor ve şunu ekliyor: “Bence bu film her yaş grubundan aileleri cezbedecek çünkü bir çocuk iki yaşında olabilir ve ona bakan 60'lı 70'li yaşlarında büyükannesi olabilir ama o da Looney Tunes çizgi filmlerini izlediği dönemleri hatırlayarak filmin tadını çıkarabilir ve yeniden neşe hissedebilir”.

Elbette, filmin başka bir evrensel unsuru daha var: James'in mutlak bir şekilde minnettar olduğu bu unsur basketbol. “Basketbol bence dünyanın en büyük sporu ve biz dünyanın her yerindeyiz. Profesyonel liglere baktığınızda sadece Amerika'dan değil her yerden insanlar var. Basketbol pek çok farklı eve giriyor çünkü bu oyun dünyadaki pek çok insana hitap ediyor. Buna bir de bu klasik çizgi film karakterlerini ve onların mizahını eklediğinizde… Demek istediğim, buradaki her şey gülmek için, mutlu olmak ve birlikte eğlenmek için. Bunlar başarının bileşenleridir” diyor LeBron.

“Bu da ne? Çizgi karakter miyim?!” ~LeBron James

“Şey, n’aber, canım?” ~Bugs Bunny



OYUNCU KADROSU & KARAKTER TANITIMLARI


LeBron James

Süperstar LeBron James'i sahada hiçbir şey şaşırtmaz. Ama o ve oğlu Dom aniden dijitalleşip, Al G Rhythm adında yoldan çıkmış bir yapay zeka tarafından Warner 3000 eğlencesi “Serververse”e çekilince, basketbolcu kendini kuralları olmayan ve tek çıkış yolunun Looney Tunes'u sanal bir basketbol mücadelesinde Al G'nin Goon Squad’ına karşı zafere taşımak olduğu yepyeni bir dünyada bulur. Her şeyden önce bir baba olan LeBron, eve dönmek için şimdi Dom'un yardımına ihtiyacı olacağını bilmektedir ama önce oğlunun benzersiz teknik becerilerini tanıması ve Tune'ların en iyi yaptıkları şeyi yapmalarına izin vererek, nihai zaferin kendi özüne sadık olmakla geleceğini öğrenmesi gerekmektedir.


Al G Rhythm

Umutsuzca şöhret peşindeki BYG bir humanoid (insansı) olan AI G Rhythm, kendini Warner 3000 eğlencesi “Serververse”ün hükümdarı ilan etmiştir. LeBron'un büyüklüğünü sunucuya hapsetmek için yapmayacağı şey yoktur. Looney Tunes'u küçümseyen, bu çok güçlü Al; Goon Squad'a karşı mücadele etmek için LeBron ile Tune’lar el ele verdiklerinde ev sahibi avantajını korumak istiyor.


Dom James

LeBron'un küçük oğlu Dom, babasının tüm coşkusunu paylaşmaktadır; sorun şudur ki, Dom’un coşku duyduğu şey basketbol değildir. Video oyunu tasarımcısı olmayı hayal eden Dom, yaklaşmakta olan bir oyun kongresi ile basketbol kampı aynı hafta sonuna denk gelince gerçek tutkusunun peşinden gitmek konusunu babasıyla konuşmakta zorlanır çünkü onu hayal kırıklığına uğratmaktan korkar. Fakat Warner 3000 “Serververse”ün içine çekildiklerinde, çıkış yolunu bulmaları için her ikisinin de kendi eşsiz becerilerini kullanmaları gerekecektir.


Kamiyah James

LeBron'un karısı ve üç çocuk annesi Kamiyah, bir yandan büyük oğlu Darius'un babasının 50'lik ayak numarasının peşinden gitme arzusunu, diğer yandan Dom’un sahada gerçek basketbol oynamaktansa video oyunu oyuncusu olmaya odaklanmasını dengelemeye çalışmaktadır. Ailenin bel kemiği olan Kamiyah, LeBron'u Dom'un yeteneğini fark etmeye ve sonunda küçük oğlunun gerçekte kim olduğunu görmeye tatlı tatlı ikna etmeye çalışır.



TUNE SQUAD:


Bugs Bunny

Her zaman bir espri ya da özlü sözle hazır cevap bu radikal tavşan, düşündüğünü söylemesiyle ünlüdür… bu ona pahalıya patlasa bile. Zamana meydan okuyan baş belası Bugs, bu kez, Tune World’ü içinde barındıran, Warner 3000 eğlencesini “Serververse”ün kontrolünü elinde tutan yoldan çıkmış yapay zeka Al G Rhythm'e ağzına geleni söyleyince, kendini spot ışıklarının asla parlamadığı dış alanlara sürgün edilmiş bulur. Ve yalnız olmak onu daha da kaçık yapar. LeBron James, Al G'yi yenmek üzere rüya gibi bir basketbol takımı kurmak için yardıma geldiğinde, Bugs çeteyi tekrar bir araya getirmeye hazırdır —böylece, bireyselliğinizi feda etmeden de takım oyuncusu olabileceğinizi kanıtlar.

 

Lola Bunny

Looney Tunes'un halka şekeri gerçek basketbol halkasından (çemberinden) ayırt edebilen tek üyesi olan Lola, halihazırda hakiki bazı basketbol becerilerine sahiptir ve LeBron James'in koçluğu sayesinde gerçek bir saha yıldızının özelliklerine ulaşmıştır. Kısa süre önce gruptan ayrılma hamlesini yapan Lola, bağımsızlığına değer vermektedir ve Tune Squad üyeleriyle tekrar içli dışlı olmaya isteksizdir; özellikle de, herkesten iyi anladığı Bugs'la. Ama onlar ailedir. Bu yüzden, LeBron, Tune World'de bir takım kurmaya girişip ona en iyi oyuncusu olduğunu hatırlattığında, formasını giymeye ve gereken desteği vermeye hazırdır.  

 

Marslı Marvin

Hiçbir şey bu küçücük, haşin ET'yi onun Mars’a ait olduğunu iddia ettiği şeyleri çalmaya çalışan biri kadar kızdıramaz. Bu, elbette, Bugs Bunny'nin onun bam teline basıp uzay gemisini kaçırması için yeterli bir davetiyedir — ki bunu her fırsatta yapar ve Marvin bir şekilde buna her seferinde kanar. Marvin'in her fizik kuralına meydan okuyan eski tür bu uzay gemisi, Bugs ve LeBron James'in Warner 3000 Entertainment’ın "Serververse"ünde dolaşıp rüya takımlarını aramaları için mükemmel bir araçtır.


Daffy Duck

Ona boşuna Daffy demiyorlar. Tune Squad'ın koçu olabilir, ancak bu kuşun bir numaralı işi her zaman kendi reklamı olmuştur. Bunun nedeni, şimdiye kadar çizilmiş en zeki, en yakışıklı ve en yetenekli karakter olması. İnanmıyorsanız, kendisine sorun! Her zaman sevimli bir fırsatçı olan Daffy, hep ya bir şeyin peşindedir ya da ilgi odağı ve kazanan takımda olma fırsatı kollar… hangi taraf olursa olsun. Bu yüzden, çabası için ona 10 puan, kişiliği için de bonus puanı verin. Sonra yolundan çekilin çünkü bu manyak yeşilbaşın bir sonraki adımda ne yapacağını asla bilemezsiniz.

 

Tweety

Klasik Kedi Sylvester ile Kuş Tweety kovalamacası arasında kalan Tweety, her şey sarpa sarıp kontrolden çıkmaya başlasa bile Tune Squad’a dur durak bilmeden tezahürat yapmaya devam eder. Gerçek bir takım oyuncusu olan Tweety, Tune Squad adına smaç zaferine hazırlanıyor.


Road Runner

Arada duyulan o klasik "Bip Bip" sesiyle Roadrunner oyuna doğru sprint atarken bile Coyote'den hızla kaçmayı başaracak. Yüksek oktan hızı ve kurnazlığıyla, Roadrunner oyunu değiştirmede önemli bir yardımcıdır.


Coyote

Her zaman ele avuca sığmaz Road Runner'ın peşinde olan Wile E. Coyote, —sahada olsun, uçurum kenarında olsun— atlamadan önce bakmayı bir türlü öğrenemedi. Neyse ki bu kurnaz köpek dokuz canlı ve de eski haline dönme yeteneğine sahip gibi.


Taz

Her daim harekete geçmeye hazır olan Taz, Tune Squad'ın joker kartıdır. Her şey olabilir ama öngörülebilir asla değildir. Taz takımın etrafında pervasızca kendinden geçebildiği gibi, kelimenin tam anlamıyla oyunu ve hatta sahayı bile değiştirebilir!


Hızlı Gonzales

Bira bardağı büyüklüğündeki bu kemirgen koştuğu kadar da hızlı konuşur. Goon Squad’ın yanından saatte 35 km hızla vınlar ve sadece topu pas vermek... ya da espri yapmak için yeterince yavaşlar.


Kedi Sylvester 

Sufferin' succotash! Bu peltek pisi pisinin o ve Tunes’daki takım arkadaşları diddi derecede tortutucu (ciddi derecede korkutucu) Goon Squad ile yüzleşirken en az bir gözünü toptan ayırmaması gerekecek.


Domuz Porky

Herkesin dostu olan Domuz Porky, Bugs ve LeBron tarafından Tune Squad'a katılmaları için davet alana kadar Daffy Duck'ın süper kahraman olma hayalini gerçekleştirmesine yardım etmekle zaman geçirir, daha sonra Porky'nin dediği gibi, he-he-hepsi bu, millet!



Büyükanne

Bu yaşlı kadını huzur evine göndermeyin; kendisi sahada büyük skorlara imza atmaya, bir sıçrama ve bir smaç uzakta. Yürüteci ve devre arası martinisiyle silahlanmış olan Büyükanne’nin zamanı durduracak ve Goon Squad'ın ona yetişmesini önleyecek Matrix tarzı hareketleri var.


Yosemite Sam

Yosemite Sam, Toon World'de fildişi gıdıklamadığı zamanlarda, basketbol oynayabilir —marifetli parmaklarıyla topu çalabilir, çevirebilir ve Goon Squad'a karşı çembere birkaç sayı atabilir.


Gossamer

Gossamer'ın adı (İncecik) cüssesini yalanlamakta —kırmızı-turuncu renkli, kalp şeklindeki bu büyük canavar, istediği zaman tehditkar olabilir; üstelik, ileri hücum etmek ve sahanın merkezinde olmak için gereken her şeye de sahip. Ayrıca, bazı Tunes arkadaşları kadar söyleyecek çok şeyi olmasa da, neyse ki bu canavar sayesinde kadrodaki en ilginç oyuncularla tanışıyorsunuz.


Foghorn Leghorn

Diyorum ki, durun diyorum, eşleşmeden bu horozu saymayın. LeBron'un yanında, bu küstah kuşun sahada boy avantajı var; ve çekişi yavaş olsa da tavuk gibi koşmuyor... şaka değil bu, evlat!


Elmer Fudd

Saf bakışları haylaz tavşana ya da hınzır ördeğe sabitlenmediğinde, Tune Squad kadrosunun bir parçası olarak sahada birkaç sayı atabilecek bu tecrübeli avcı için basketbol sezonu açıldı.



GOON SQUAD:


Kara Kaş

Basketbol yıldızı Anthony Davis, diğer adıyla Kara Kaş, Al G Rhythm adındaki yoldan çıkmış bir yapay zeka tarafından Warner 3000 Entertainment "Serververse"ün içine çekildiğinde kendisinin süper geliştirilmiş dijital bir versiyonu haline gelir. Artık Al G'nin Goon Squad üyesi olan Kaş, yalnızca ekstra hız ve güce sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda sahadaki rakiplerinin üzerine çıkmasını sağlayacak 9 metrelik parlak mavi kanatlara da sahiptir.


Wet Fire

Basketbolun yıldızı Klay Thompson, Al G Rhythm adındaki yoldan çıkmış bir yapay zeka tarafından Warner 3000 Entertainment "Serververse"ün içine çekildiğinde kendisinin süper geliştirilmiş dijital bir versiyonu olan Wet Fire’a dönüşür. Al G'nin Goon Squad'ının bir üyesi olarak, Wet Fire alevler fırlatma veya rakip takımın yoluna su dalgaları sıçratma yeteneği ile sahada kendi meteorolojik tehditlerini yaratır.


Arachnneka

Basketbol yıldızı Nneka Ogwumike, Al G Rhythm adındaki yoldan çıkmış bir yapay zeka tarafından Warner 3000 Entertainment "Serververse"ün içine çekildiğinde, Arachnneka adlı kendisinin süper geliştirilmiş dijital bir versiyonu haline gelir. Al G'nin Goon Squad'ında, efsanevi hızına ve çevikliğine bir eklembacaklının gücünü ekleyerek, kişinin altı ekstra kolu olduğunda pas, şut ve çoklu smaç yapmanın daha kolay olduğunu keşfeder.


Beyaz Mamba

Beyaz Mamba olarak bilinen basketbol yıldızı Diana Taurasi, Al G Rhythm adındaki yoldan çıkmış bir yapay zeka tarafından Warner 3000 Entertainment "Serververse"ün içine çekildiğinde, kendisinin süper geliştirilmiş bir dijital versiyonu haline gelir. Al G'nin Goon Squad'ının bir parçası olarak, Beyaz Mamba'nın vücudu gerçek bir ölümcül mambaya dönüşerek onun daha önce hiç olmadığı gibi kaymasını, kıvrılmasını ve saldırmasını sağlar.

 

Cronos

Basketbol yıldızı Damian Lillard, Al G Rhythm adındaki yoldan çıkmış bir yapay zeka tarafından Warner 3000 Entertainment "Serververse"ün içine çekildiğinde, Cronos adlı, kendisinin altın kaplamalı süper geliştirilmiş dijital versiyonu haline gelir. Al G'nin Goon Squad'ının ikinci çeyrek sürprizi olan Kronos’un görünüşü Dame Time'ı (Dame Zamanı) tetikler ve kendisi rakip takımın etrafında daireler çizerken onları ağır çekime kilitler.



ANİMASYON-TASARIM-MÜZİK


“Space Jam: Yeni Efsane”, yalnızca yüksek konseptli hikayesi ve yeniden canlandırılan karakter kadrosuyla değil, aynı zamanda yapımcıların Tunes'u modern dünyaya taşımak için kullandıkları animasyon teknikleriyle de klasik Tune’lar ile Goon’lar hesaplaşmasına yeni bir çağ yorumu sunuyor.

James, "Her şeye sahibiz" diyor ve ekliyor: "Burada canlı aksiyon var, orada BYG var, şu sekansta 2D var... Filmde çok fazla şey oluyor. İzleyecek çocukları ve ailelerini hazırlıksız yakalayacağını düşünüyorum. Bence bu, tüm filmin en harika yönlerinden biri”.

Coogler da buna katıldığını belirtiyor: "Malcolm ve tüm ekip, en son sinema teknolojisinin tamamından yararlanıyor gerçekten. LeBron'un dediği gibi, hareket yakalamamız var, geleneksel 2D animasyonumuz var ve bu film için geliştirilmesi gerekmiş olan sahiden çok çılgın bazı teknikler var".

Film yapımcıları klasik çizgi film kadrosuna karşı belirli bir sorumluluk hissettiler ve dinamik canlandırma ile orijinal karakterlere saygı arasında bir denge kurmak için özenle çalıştılar. 

Pratik setler ağırlıklı olarak Warner Bros. Stüdyoları’nda oluşturulup görüntülenirken, bu animasyon devini (Warner 3000 Serververse ve kapsadığı çok sayıda içerik) hayata geçirme zorlu görevi deneyimli animasyon amirleri Spike Brandt ve Devin Crane'e düştü. İkili filmde hem ortak animasyon amiri hem de animasyon yapım tasarımcısı olarak görev yaptılar.

Crane, “Bu Tunes karakterlerinden her birinin özünü yakalamanın bizim için önemli olduğunu düşünüyorum” dedikten sonra şöyle devam ediyor: "Bu karakterler uzun süredir oradalar; bazıları 80 yıldan fazla bir süredir varlar. Dolayısıyla, adeta bu karakterlerin elçisi olarak, mirası desteklediğimizden emin olmak benim için önemliydi. Küçük bir çocukken tüm bu karakterlerle büyüdüm. Tarihi hissedebildiğinizden emin olmak benim için değerliydi”.

Crane, bu nostaljik güncellemeyi başarmanın “tonlarca araştırma” gerektirdiğini belirtiyor ve şunları söylüyor: “Araştırmanızda derinleşmeye ve bazı şeyler hakkında spesifik olmaya başlıyorsunuz. Her zaman yeni bir şeyler arıyorsunuz, daha önce yapılmamış şeyleri bulmaya çalışıyorsunuz. Bence en eğlenceli kısmı bu. Neyin ilginç, neyin yeni olabileceğini görmek üzere resimler yapmaya, sanat ekiplerinizle birlikte çalışmaya ve fikirler ortaya atmaya başlıyorsunuz. Çekimlere bakıp, Looney Tunes tarihinden ve H&B’nin [Hanna Barbera] miras olan tüm bu Paskalya yumurtalarını ve eğlenceli karakterleri daha da tatlandırmayı hedefledik. Ayrıca, daha önce hiç çalışma fırsatı bulamadığımız şeyler vardı: King Kong, Iron Giant, Gremlinler, Çakmaktaşlar gibi… Bu, her şeyi daha da eğlenceli kıldı”.

Modern BY görüntüleme teknolojisi ve elle çizilmiş 2D animasyonun bir kombinasyonunu kullanan gerçek animasyon sayesinde, yapım ekibi hem klasik hem de son teknoloji hissi veren bir dünya yaratmayı başardı. 

Crane, "Gerçekten tutkulu olduğumuz tek şey bu Tune'ları gerçek hissettirmekti" diyor ve ekliyor: “Bence tüm bu Tune karakterleri bizim için gerçek. İzleyiciler bu karakterlerle büyümüştür; Bugs Bunny ve Daffy ve Porky... onların kim olduğunu bilirsiniz. Bence buradaki ağır sorumluluk, bu kişilikleri kaybetmediğinizden emin olmaktır: Nasıl davrandıkları, nasıl durdukları, nasıl hareket ettikleri... Ve sonra bunların sadece birer BYG veya 2D karakterler olmadığını bilerek, birbirlerinde gerçek oldukları hissini uyandırmalısınız. Onlar birbirleri için gerçekler ve yaşıyorlar”.

Animatörler için belki de en büyük zorluk, —Lee'nin tüm zamanların en çılgın ve destansı basketbol oyunu olarak hayal ettiği— Goon’lar ile Tune’lar arasındaki destansı maçtı. LeBron'un ezik Tune Squad'ı ile Al G'nin müthiş ötesi derlenmiş Goon Squad'ı arasındaki Server—verse hesaplaşması, çok sayıda saha içi aksiyonun yanı sıra, Warner IP kütüphanesinin her köşesinden Tune Dünyası karakter yelpazesini sergiledi.

Saha içinin ve çevresinin gerektirdiği çarpıcı görsel manzarayı yaratmak için, görsel efektler amiri Grady Cofer ve ekibi, yapım tasarımcıları Clint Wallace ve Akin McKenzie’yle birlikte çalışarak, devasa bir saha inşa edip etrafını yeşil perdeyle kapladılar. Sonrasında asrın maçı için, 100'den fazla kameranın kurulu olduğu yaklaşık 3.400 metreküp büyüklüğünde devasa bir Mocap (Hareket Yakalama) ortamı yarattılar. O sahada gerçekleşen tüm aksiyonu filme alırken, aynı zamanda, başta filmin yıldızı LeBron James olmak üzere tüm karakterlerin, tüm oyuncuların hareketlerini de yüklediler.

Orijinal “Space Jam” filminin en unutulmaz unsurlarından biri, filmin ilk çıkışından bu yana basketbol maçlarında ve spor etkinliklerinde temel unsur haline gelen ikonik Tune Squad üniformalarıydı. Yapım ekibi, Tune Squad'ın yeni üniformasını tasarlarken, aynı ölçüde kalıcı bir şey yaratmak istiyorlarsa özel bir şeye ihtiyaçları olduğunu biliyorlardı.

Ve şimdi yıl 2021 olabilir ama basketbolda ayakkabılar hâlâ büyük önem taşıyor. Bu, Bruning'in filmin kostüm tasarım aşaması boyunca aklında tuttuğu bir konuydu. Tasarımcı, “Çizme ya da Rönesans ayakkabısı yapabilirim ama spor ayakkabı yapamam” diyor şakayla ve ekliyor: "Nike ile ilişkimiz çok önemliydi. Tüm bu All—Star’lar için, dublörlerimiz için, LeBron için ve Mocap sanatçılarımız için ayakkabılara ihtiyacımız vardı. Bunlar Mocap için uygun kumaşla kaplı olmalıydı. Hepsi Nike tarafından sağlandı. Bizimle yakın işbirliği içinde oldular. Bu işbirliği olmasaydı... 50, 51, 52, 53 numara spor ayakkabısı olan çok fazla mağaza bilmiyorum!”



Yapım ekibinin “Space Jam: Yeni Efsane”de orijinal filmin başarısından öykündüğü bir diğer unsur müzikti. 

Orijinal Tune Squad forması gibi, orijinal film müziği de 1996'da gösterime giren filmle birlikte kendi başına bir hayat kazandı. Yapımcılar, filmin bu modern versiyonu için, orijinal tınılarla uyumlu ama bir yandan da çağdaş genç izleyicilerin de kendilerine yakın bulacakları bir ‘sound’a ihtiyaçları olduğunu biliyorlardı. Malcom D. Lee, “Soundtrack muhteşem olmak zorundaydı” diyor ve ekliyor: "Fantastik oldu. Filmin başından sonuna harika bir müzik var”.

Filmin müzik süpervizörleri Keir Lehman ve Morgan Rhodes, önlerindeki zorluğun gayet farkındaydılar. Rhodes, “Bence bu güzel bir meydan okumaydı” dedikten sonra, şöyle devam ediyor: “Bana kalırsa, işin zor kısmı, sinemaseverler için ilk filmdeki kadar harika bir ses deneyimi yaratmaktı. İlk filmin şarkıları çok akılda kalıcıydı; insanlar onları sevdi, sürekli olarak onlar hakkında konuştu. Dolayısıyla, biz de aynı çizgiyi yakalamak istedik; insanların sinema salonundan, 'Bu şarkıyı hatırlıyorum, bu şarkıyı da hatırlıyorum' diyerek ayrılmasını istedik. Ve sanırım bunu başardık. İnsanların uzun süre hakkında konuşacağı, gerçekten unutulmaz bir şey başardığımızı düşünüyorum”.

Rhodes ve Lehman, orijinal filmdeki türde bir unutulmazlık yakalayacak şarkılar ararken, yeni müzisyenler ve taze soluklu seslerin yanı sıra birkaç deneyimli sanatçıdan, klasik ve çağdaşın gerçek bir karışımından yararlandılar.

Lehman bu konuda şunları söylüyor: “Bununla çok eğlendik çünkü şu anda pek çok sanatçı 'Space Jam' ile büyümüş ve onunla aralarında gerçek bir bağ —duygusal bir bağ— var. Elbette, ilk filmdeki klasiklere selam veren, ama yine de günümüzün gerçekten popüler sound’larıyla, daha güncel sesler ve yeni sanatçılarla çalışmamız da mümkün oldu”.

Lehman, bu modern seslerin "çok fazla hip-hop ve R&B, pop müzik —modern ama aynı zamanda zamandan bağımsız hissettiren şeyler" demek olduğunu belirtiyor. “Filmimizde şu anda patlayan ve gençlere hitap eden harika müzikler yapan 24kGoldn var; maçlar sırasında arenalarda ve stadyumlarda çalınan bir klasik olan 'Pump Up The Jam'e muhteşem bir yeni yorum getirip, şarkıyı başka bir seviyeye taşıyan Lil Uzi Vert var”.

Rhodes, “Kirk Franklin ve Lil Baby'nin We Win adlı şarkısı beni gerçekten heyecanlandırdı. Sahiden organik şekilde bir araya geldi” diyor.

Lehman, filmde duyulan Big Freedia şarkısının harika bir keşif olduğunu, parçanın filmin çok önemli bir kısmında, yani büyük maç sırasında çalındığını belirtiyor: “Harika bir şarkı ve Tunes geriye düştüğünde çalıyor. Good Squad'a karşı kazanmak istiyorlarsa, beraberce nasıl takım oyunu oynayacaklarını bulmaları gerekiyor. Şarkının ihtiyaç duydukları enerji artışını yansıtması şarttı”.

Filmin müzik tuvali tema şarkısının yanı sıra, besteci Kris Bowers tarafından daha özel anlar için özel olarak bestelenmiş parçalar içeriyordu. Rhodes şöyle diyor: "Sürükleyici dramatik anlar, incelik ve küçük süslemeler içeren bu güzel tınılarla filmin anlatımına gerçekten yardımcı olan Kris'e çok şey borçluyum... Kris'le çalışmak bu ton değişimlerini sağlamakta gerçekten yardımcı oldu".

Bowers bir film müziği yaparken çizerken önce hikayenin “kalbi” dediği şeyi aradığını, “Space Jam: Yeni Efsane”de bunu, filmin anlatısının merkezinde baba-oğul hikayesinde bulduğunu ifade ediyor: "Burada o nokta, LeBron ve Dom'un bağlantısıyla kurmak istediğimiz bu baba-oğul temasıydı. Bu yüzden, filmi izlerken ilişkilerine gerçekten girebileceğim bir sahne bulmam gerekiyordu; aralarındaki kimyaya ve dinamiğe gerçekten duygusal olarak çekildiğim bir an. Bunu bulduktan sonra, temayı neredeyse ekmek kırıntıları gibi kullanmaya başladım ve filmin geri kalanında temayı deşmeye devam ettim”.

Lee sözlerini şöyle noktalıyor: “Sinemacılar ve eğlendiriciler olarak, bu film için umduğumuz şey, gerek Warner Bros.’un Tunes ve diğerleri gibi mihenk taşlarını barındırması, gerek eklediğimiz eğlenceli unsurlar ve gerek sonsuz derecede özdeşleşilebilir olması nedeniyle dünya çapında çok geniş bir izleyici kitlesine hitap etmesi. Filmimiz LeBron James gibi efsanevi bir spor ikonuna, herkesin ilişki kurabileceği evrensel temalara sahip ve özünde bir aile filmi. Herkesin bir ailesi var ve herkes aile içindeki uyuşmazlıklarla mücadele ediyor ama nihayetinde sevgi, ilgi ve kabul var".


Filmin mmknmrtb notu:   6   /10