3.10.2020

Trolls World Tour / Troller Dünya Turu

 

"DreamWorks Animasyon’un 2016 yılındaki müzikal filminin devamı olan Trolls World Tour / Troller Dünya Turu'yla Troller geri dönüyor. 

Poppy ve Branch kendilerini daha önce bildiklerinin ötesindeki bir dünyaya götürecek olan bir macerada altı diyara dağılmış ve Funk, Country, Tekno, Klasik, Pop ve Rock olmak üzere altı farklı müzik türüne adanmış bir değil tam altı farklı Trol kabilesi olduklarını keşfediyorlar. 

Dünyaları çok daha büyük ve çok daha gürültülü bir hal almak üzere.

Hard rock kraliyet üyesi olan Kraliçe Barb, babası Thrash Kralı’nın yardımıyla Rock müziğinin egemenliğini sağlamak amacıyla diğer tüm müzik türlerini yok etmek ister. 

Poppy ve Branch de arkadaşları Biggie, Kaşmir, Saten, Cooper ve Elmas Adam ile birlikte bütün Trolleri hepsini hiçe saymak isteyen Barb’a karşı bir araya getirmek üzere diğer tüm diyarları ziyaret etmek ister.



Troller Dünya Turu’nun yönetmeni, Troller filminde ortak yönetmen olan Walt Dohrn, yapımcısı yine Gina Shay. 

Filmin ortak yönetmeni David P. Smith ile ortak yapımcısı Kelly Cooney Cilella'nın her ikisi de ilk Troller filminde görev almış. 

Troller Dünya Turu filminin orijinal müziği de 2016’daki Troller filmi için yaptığı şarkısı Can’t Stop the Feeling!  ile Oscar ®  adayı olan Justin Timberlake’e ait; bestesi ise Theodore Shapiro’dan (2016 yılı Hayalet Avcıları, Şeytan Marka Giyer)."




Trolls World Tour / Troller Dünya Turu, gelmiş ama geçmemiş tüm müzik türlerinin izini süren sevgili ve sevimli Troller'imizin gözünden, müziğin evrenselliğine, bazen ayrıştıran ama son tahlilde ve de çoğunlukla birleştiren 'barışçı' gücüne dair 'çok renkli' -haliyle de- müzikle dolu bir animasyon..

Hemen her müzik türünden motifler içerdiği ve şu bizim Troller'e de en çok yakışan tür olduğu için sanırım; Pop müziğini ve onun baş temsilcileri/karakterleri olan Poppy ile Branch'ın dünyasını/ülkesini merkezine alan film -sadece Smooth Jazz'a bi güzel giydirerek- diğer müzik türlerini içselleştiren her ülkeye de  gereken ilgiyi gösterecektir.. 


Tüm dünyayı tek bir müziğin ve stilin hakimiyeti altına almayı amaçlayan Rockçı Queen Barb'ın yanılgısı öylesine gerçek ve evrenseldir ki; sizi bilmem ama, herkesin aynı müziği yaptığı ve dinlediği, herkesin aynı biçimde giyinip göründüğü bir dünyanın sıkıcılığını hayal etmek bile bence bir kâbus gibidir..   

Öte yandan, zannedildiği gibi müzik, çaldığımız enstrümanlardan çıkan seslerle değil; kalbimizin ritmik atışından ve içimizin derinliklerinden yükselerek doğar ve de diğer insanlara ancak o zaman, tam manasıyla ulaşır..



Her 'müzik ülkesi'nin kendi bakış açısından yazdığı ve çocuklarına öğrettiği müzik tarihinin birbirlerinden çok farklı olması; her ülkenin, tarihteki olayları/gerçekleri, mümkün olduğu kadar kendine yontarak yazdığı 'resmi tarih'leri aklımıza getirir.. ki finalde, Poppy'nin sayesinde, tarafsız bir müzik tarihinin yazılması mümkün olur.. 

Filmin, müziği bir 'metafor' olarak kullanma ihtimali de oldukça yüksektir..

Müziğin yerine, dini, siyaseti hatta futbolu koyabilir; tutuculuğun, fanatizmin, Faşizm'e kadar varabilecek tehlikeli ve karanlık gücünü hissedebilirsiniz..

Sonuçta yapılması gereken şey çok basittir; konu müzikse eğer, kendi favori türün elbette olacaktır, ancak diğer türleri -sana uzak da gelse- diğer tüm sesleri de ön yargısız dinlemelisin..



Bunu gerçekleştirmen sana belki de fayda getirecek, üretiminde ilham verici olacak, seni daha güçlü kılacaktır..

Son tahlilde çok seslilik, çok renklilik toplumları güçlü kılar; ve 'uyum', tek başına değil, hep birlikte olarak sağlanabilecek bir sonuçtur.. 

..der ve tüm fanatizmimle haykırırım: Hard Rock rules!!


 /10