22.11.2019

Frozen II / Karlar Ülkesi II


Neden Elsa sihirli güçleri ile doğdu?
Bu sorunun yanıtı onu çağırınca ve krallığını tehdit edince Elsa, Anna, Kristoff, Olaf ve Sven ile birlikte tehlikeli ama olağanüstü bir yolculuğa çıkıyor.

Frozen / Karlar Ülkesi’nde Elsa, güçlerinin bu dünya için çok fazla olduğundan korkuyordu.
Şimdi Karlar Ülkesi II’de ise gücünün yetmesini umut etmek zorunda.

Akademi® ödüllü yönetmenler Chris Buck, Jennifer Lee ve yapımcı Peter Del Vecho’nun imzasını taşıyan, Oscar® ödüllü şarkı sözü yazarları Kristen Anderson-Lopez ve Robert Lopez’in müziğiyle, Walt Disney Animasyon Stüdyoları’ndan Frozen II / Karlar Ülkesi II, 20 Kasım 2019’da vizyona girdi.




YAPIM NOTLARI

Meçhule doğru ilerlerken, Elsa gibi güçlü bir kraliçe bile cesaret, tutku, kararlılık, hayal gücü ve biraz sihre ihtiyaç duyar.

Elsa’nın bir yeteneği var; buz ve kar yaratma gücü. Sihri kontrol edebilmeyi öğreneli çok olmadı.
Farklı olmasından dolayı zulme uğramaktan korktuğu için güçlerini yıllarca saklı tutmasının ardından yakın bir geçmişte açıklığa kavuşturdu.
Yönetmen Chris Buck: “Elsa, doğanın gücünden yararlanma yeteneğinden dolayı büyüleyici bir karakter” diyor. “Doğayla arasında her zaman bir bağ var. Ama sebebi hakkında hiçbir fikri yok.”

Böylece, Elsa sonunda güçlerini kabullenebildiği ve kız kardeşi Anna’yla, arkadaşlarıyla ve Arendelle halkıyla birlikte olduğu için her ne kadar mutlu olsa da kendini huzursuz hissediyor.
Aynı zamanda senaryoyu da kaleme alan yönetmen Jennifer Lee şöyle diyor: “Elsa hiç kimsenin duyamadığı bir sesin çağrısını duyuyor. Engel olmaya çalışıyor ama sesler durmuyor. Ona geçmişinden kesitler gösteriyor. Böyle olmasının sebebiyle ilgili yanıtlar vaadediyor, bu yüzden bu hem destansı hem de gizemli ve Elsa o sesi bulma zorunluluğu hissediyor.” 

Çağıran sesin vaadettiği yanıtlar, aralarındaki bağ da dahil olmak üzere, kraliyet, Elsa ve Anna’nın her zaman istediği her şey için bir tehdit. Bu yüzden, Elsa meçhule, sihirli ormanlara ve Arendelle’in ötesindeki karanlık denizlere doğru tehlikeli bir yolculukla yüzleşince Anna; Kristoff, Olaf ve Sven eşliğinde ablasıyla birlikte gitmek, onun yanında olmak ve gizemi açığa çıkarmasına yardım etmek konusunda kararlılık gösteriyor. “Karlar Ülkesi”nde Elsa güçlerinin dünya için fazla güçlü olmasından korkuyordu. “Karlar Ülkesi 2”deyse yeterince güçlü olmalarını umuyor.




Yapımcı Peter Del Vecho’ya göre kahramanlar, film yapımcıları için kahramanların ötesine geçeli çok uzun süre oldu. “Aile gibiler” diyor. “O kusurlu ve istekli halleriyle kendilerini sevdiriyorlar ve öyküleri bu kadarla sınırlı kalmıyor. Ve bir baktık ki birçok öykücü gibi onları aklımızdan çıkaramıyoruz. Daha fazlasını bilmek, iki kız kardeş arasındaki ilişkiyi keşfetmek adına daha derinlere inmek istiyoruz.”

“’Karlar Ülkesi’ ‘Sonsuza kadar mutlu yaşadılar’ denilen gün ise, ‘Karlar Ülkesi 2’ o sonsuza kadar mutlu yaşadıkları günün ertesi günü. Hayat karşınıza zorluklar çıkarır. Sizi gafil avlar. Yani bu film, dünyada bir yer edinme mücadelesini öğrenmekle, doğru olanı yapmakla, yetişkinlerin yerine getirmesi gerekenlerle ilgili. İçinde hâlâ eğlence ve mizah olsa da, nasıl birisi olmanız gerektiğini bulmak hakkındaki son derece duygusal bir öykü.”

Buck’a göre “Karlar Ülkesi”nde kahramanlar için hayat henüz yeni başlıyor. “Kim olduklarını anlamaya çalışıyorlardı” diyor. “Ama artık birer üniversite mezunu gibiler. Hayatlarına çeki düzen vermeye başlıyorlar. Ama gelecekte onları daha da fazla bilinmeyen bekliyor. Her biri için bunun ne anlama geldiğini öğrenmek istedik.”
Buck şöyle devam ediyor: “Dünya, kahramanlarımız için biraz daha pürüzlü hal alıyor, biraz daha zorlaşıyor. Filmde bir çok değişim söz konusu. Bu, öykünün içinde, hattâ filmin görsellerinde görebileceğiniz bir tema. Sonbahar, kahramanlarımızda gördüğümüz olgunluğu yansıtıyor. Ve mevsim değişimi, daha önceden hiç tanıklık etmediğimiz zengin sonbahar renklerinden oluşan güzel, yeni bir renk skalasını beraberinde getiriyor. ‘Karlar Ülkesi’nin tek bir karesine bile baksanız, sadece renkler sayesinde ‘Karlar Ülkesi’ olduğunu anlarsınız. Ama şimdi aynısı ‘Karlar Ülkesi 2’ için de geçerli.”

“Karlar Ülkesi” 2013 yılında sinemalara gelerek, seyirciyi ilgi uyandırıcı bir çift kız kardeş, cazibeli bir dağ adamı ve yaza bayılan, akıllara kazınan bir kardan adamla tanıştırdı. Dünya çapında gişe rekorları kıran bir animasyon filmi haline geldi. Yılın en iyi uzun animasyon filmiyle Academi ödülü kazandı. Filmin simge haline gelen şarkısı, bestesi ve sözleri Kristen Anderson-Lopez ve Robert Lopez’e ait “Aldırma”, en iyi orijinal şarkı dalında Oscar® kazandı.

Lopezler ‘Karlar Ülkesi 2’ için dönüş yaparak, filmdeki duyguyu, eğlenceyi ve merakı yakalayan, ilgi çekici ve sonsuza dek dillerden düşmeyecek nitelikte, hepsi tamamen yeni 7 adet şarkı yazdı.
İlk filmdeki bir çok müziğe ilham verdiği için kızlarına kapanış jeneriğinde yer verdiler ve görünen o ki bazı şeyler hiç değişmiyor. Anderson-Lopez: “Anna ve Elsa büyüyor.” diyor. “Ve bizim kızlarımız da büyüyor. Kızlarımız, Jennifer Lee’nin kızıyla aşağı yukarı aynı yaşta. Onları ‘Karlar Ülkesi’nde yaptığımız seçimlerden haberdar etmişlerdi, şimdi de ‘Karlar Ülkesi 2’de birlikte yaptığımız seçimlerden haberdar ettiler. Kızlarımızın gitgide daha bağımsız hale gelmeleri, kendi yollarını belirlemeleri, onları korumak üzere yanlarında olmadığımız zamanlarda kriz anlarıyla yüzleşmek zorunda kalmaları, ebeveynlikte bizim için yeni bir dönem başlatarak filme de dahil oldu.”

Lopez şöyle ekliyor: “Bana bütün şarkılarımız büyüme temasına meyilliymiş gibi geliyor. Ve Jennifer ve Chris’in hazırladığı yeni film setinin destansı havası, en başından beri yakalamayı istediğimiz bir şeydi.”



Hans Christian Andersen’in 1845 tarihli masalından esinlenilen ilk film “Karlar Kraliçesi”nde olduğu gibi, ‘Karlar Ülkesi 2’ peri masalları sakinlerini ve sıklıkla anlaşılması güç olanı açıklamak amacıyla anlatılan efsanelerin içindeki öykülere kucak açıyor. Filmin tamamıyla yeni öyküsü, ilk filmin sonuçlanmasının 3 yıl ardından gerçekleşiyor: Kraliçe Elsa ve Anna sevdikleri herkesle; Elsa, Kristoff, Olaf ve Sven’le tek bir çatı altında, birlikte oldukları için mutlu. Kardeşler arasındaki çok güçlü bir bağ var ve bu, öykünün temelini oluşturuyor.
Ama film yapımcılarına göre, bütün bunların arkasında yatan huzursuzluk ve öfke en sonunda bu karakterler hakkında bildiğimiz her şeyi netliğe kavuşturacak büyük bir maceranın önünü açıyor.
Buck: “‘Karlar Ülkesi 2’ ilk filmden daha muazzam ve daha destansı” diyor. “Ama en önemlisi, ‘Karlar Ülkesi’ ve ‘Karlar Ülkesi 2’ tek bir öykü oluşturmak için en sonunda el ele veriyor.”

Kristen Bell (“The Good Place” “Veronica Mars”), Idina Menzel (Broadway müzikali “Rent” ve “Wicked” “Uncut Gems”), Josh Gad (Broadway müzikali “The Book of Mormon” “Little Monsters”) ve Jonathan Groff (Broadway müzikali “Spring Awakening” ve “Hamilton” “Mindhunter”) Anna, Elsa, Olaf ve Kristoff’a seslendirerek, yazılış sırasına göre Arendelle’e geri dönüyor.

Evan Rachel Wood (“Westworld” “Mildred Pierce” “The Wrestler”) Anna ve Elsa’nın annesi Kraliçe Iduna rolüyle oyuncu kadrosuna katılıyor.
Sterling K. Brown ise (“Waves” “Black Panther” “This Is Us”) Teğmen Destin Mattias’ı seslendiriyor.
Filmin yönetmenliğini Chris Buck (“Karlar Ülkesi” “Tarzan” “Surfs Up”) ve Jennifer Lee (Walt Disney Animasyon Stüdyoları’nın baş yaratım direktörü, “Karlar Ülkesi”nin yazarı ve yönetmeni, Broadway “Karlar Ülkesi”nin yazarı, “A Wrinkle in Time”ın senaristi).
Filmin senaryosunu yine Lee yazdı.
Filmin yapımcısı Peter Del Vecho (“Karlar Ülkesi” “The Princess and the Frog”) ve yapım yönetmeni Byron Howard (“Zootropolis: Hayvanlar Şehri”).
Besteci Kristen Anderson-Lopez (“Karlar Ülkesi” Filmi/Broadway Müzikali, Off-Broadway müzikali “In Transit”) ve Robert Lopez (“Karlar Ülkesi” filmi/Broadway müzikali, Broadway müzikali “The Book of Mormon”) film için tamamen yeni 7 adet şarkı yazdı ve fon müziklerini, “Karlar Ülkesi”nin de fon müziklerini yapan Christophe Beck yaptı.
Aksiyon dolu bir macerada cesareti ve mizahı birleştiren Walt Disney Animasyon Stüdyoları’nın Frozen 2 / Karlar Ülkesi 2 filmi 22 Kasım 2019’da A.B.D.’de sinemalarda.




EFSANELERİ VE PERİ MASALLARINI KAVRAMAK 

Film Yapımcıları Karakterlerle İlişkilerini Derinleştirdiği Sırada Öykü Gözler Önüne Seriliyor

Film Yapımcıları ‘Karlar Ülkesi’nin sonunda havada kalmış soruların yanıtlarını açığa çıkarma çabasıyla, ana karakterleri daha derin bir biçimde anlamak üzere yola çıktı. Bir baktılar ki kendilerini hem peri masallarının hem de efsanelerin içinde kaybetmişler.
Yapımcı Peter Del Vecho şöyle diyor: “İlk fimde aynı zamanda süre gelen bir efsane ve peri masalı olduğunun farkına vardık. Elsa kesinlikle efsanevi bir karakterdi; omuzlarının üstünde ağır bir sorumluluk taşıyor ve diğerlerinin yapamadığı şeyler yapıyordu. Onlar genellikle trajik bir kaderin acısını çeker ve Anna olmasaydı bu, ilk filmde Elsa’nın başına gelebilirdi.”

Yönetmen Jennifer Lee, Anna’nın peri masalı kahramanı olduğunu söylüyor. “O bir iyimser. Bu kahramanlar sadece insan. Sihirli olmasalar da sıklıkla sihir dünyasının tehlikeleriyle karşılaşırlar. Canavar tarafından yutulur, zorluklar yaşar, kayıplardan dolayı büyük mücadeleler verir, yine de zafer kazanırlar.”

Sıra “Karlar Ülkesi 2”nin kahramanlarını tasarlamaya geldiğinde, film yapımcıları doğal olarak ilk filmdeki görsellerden yola çıktılar. Kahramanların sanat yönetmeni Bill Schwab şöyle diyor: “İlk filmin tasarım tarzına sadık kalmaya çalıştık. Hâlâ aynı dünyada olduğumuz hissini uyandırmalıydı ama bununla birlikte, yeni kostümler ve öyküye destek olacak yeni karakterler yaratarak buna yeni bir boyut katmak istedik.”
Schwab şöyle devam ediyor: “Film, ‘Karlar Ülkesi’nden 3 yıl sonrasını konu alıyor, bu nedenle de kahramanlarımızın yaşını biraz büyüttük. Ayırt edilmesi çok güç ama bütün karakterler kesinlikle olgunluk kazandı. Yaşları daha büyük ve daha deneyimliler. Bunu kostümlerle ve hatta saç stilleriyle güçlendirdik.”

Filmin 2013 yılında piyasaya sürülmesinden beri, “Karlar Ülkesi”ndeki karakterlerin oynatılmasını sağlayan teknoloji öyle büyük ölçüde ilerledi ki, Anna ve Elsa gibi var olan karakterlere hayat vermekten sorumlu sanatçıların ve teknisyenlerin her şeye sıfırdan başlaması gerekti. Karakter görsel tasarım uzmanı Alexander Alvarado: “Orijinal görünüme sadık kalmalıydık ama teknik anlamda daha iyisini yapabilecek durumdaydık” diyor.

“KARLAR ÜLKESİ 2” KAHRAMANLARI

ELSA mükemmel bir efsane kahramanı; sihirli ve gerçeküstü. Kraliyetin onu artık kabullenmiş olmasından dolayı minnettar, iyi bir kraliçe olmak için çok çabalıyor. Ama derinlerde bir yerde, o güçlerle doğmuş olmasının sebebini merak etmekten kendini alamıyor. Bu gizem, geçmiş hakkında gömülü kalmış gerçeği açığa çıkarma yolculuğunun önünü açıyor. Elsa, güçlerinin sonuna kadar test edildiği, keşfedilmemiş ve gizemli bir diyarın derinliklerine doğru tehlikeye atılıyor. Yolculuğu sırasında, yaşaması gereken hayatı keşfedecek ama bunu yaparak, her şeyi, hatta kendini bile kaybetme riskine giriyor.
Yönetmen Chris şöyle açıklıyor: “Elsa her zaman hayran bırakan bir kahramandı, ama bu kez onun doğayla olan bağını keşfetme şansını yakalıyoruz. Sadece bağı olmakla kalmıyor, buz güçleri sayesinde doğanın gücünü de kullanabiliyor. Ama doğa ruhları: rüzgâr, ateş, toprak ve suyla başa çıkmakta zorlandığı sırada bunun bu kadarla sınırlı kalmadığını öğreniyoruz.”

Elsa “Karlar Ülkesi”nde sihir kullanmayı öğrendiği sırada, sihri de onunla birlikte olgunlaşıyor.
Efekt animasyonu şefi Dale Mayeda şöyle diyor: “Sihriyle duyguları arasında hâlâ bir bağlantı var. Sihrinin çoğunluğu bizlere tanıdık gelecek. Özellikle de mutlu olduğunda. Bunu S şeklinde kıvrımlar ve kendine has sarmallar çizerek ifade ediyor.”

Ama Elsa onu uzaklardan bir sesin çağırdığını hissettiğinde her şey değişmeye başlıyor. Aldırmamaya çalışıyor ama çağrı çok güçlü ve orijinal şarkı “Meçhule Doğru”nun akışı sırasında karşı konuşamaz hale geliyor.
Jennifer Lee: “Elsa çağrıyı duymaya başladığında, görmezden gelmek istiyor.” diyor. “Ama çağrı durmuyor ve ona geçmişinden kesitler ve sihrinin ulaşabileceği düzeyi gösteriyor.”

Elsa’nın sesi olarak projeye geri dönüş yapan Idina Menzel: “Ses peşini bırakmıyor. İlk başlarda onu sinirlendiriyor. Kim olduğunu anlaması ve neden güçleri olduğunu anlaması gerek. Yüreğinin derinliklerde, meçhule doğru gider ve bu gizemli sesi takip ederse bu sorulara yanıt bulabileceğini biliyor.”
Şarkı ilerledikçe Elsa onu gelecekte bekleyen olaylara dair imgeler görmeye başlıyor -  hepsi, kendi sihrinin içinde betimleniyor.
Mayeda şöyle diyor: “Buz imgelemleri ilk başta çok zayıf. Parçacıklardan oluşuyor. Ve Elsa’nın sihri olmalarına rağmen, bu buzdan imgelemler tarafından ele geçirilmiş gibi. Elsa’nın onları kontrol etmesine gerek yok. Güçlendikçe, dantel gibi daha somut bir hal alıyorlar. Sonrasında Elsa’nın sihri, ona yolculuğu sırasında gelişmeye devam eden farklı kahramanlara dair imgelemler gösteriyor. Sihri de onunla birlikte gelişiyor ama doğanın karşısına zorluklar çıkaracağını öğreniyor.”




Lee: “Efsane kahramanları sihirlidir” diye ekliyor. “Ama bu, istek uyandıracak türden değil. Yüzleştiğimiz zorlu yanıtlar ve gerçeklerle ilgili.”

Menzel şöyle diyor: “Elsa’nın temsil ettiği şeyi seviyorum. Dayanıklılığını ve güçlerini benimseyen bir kadının canlandırıldığını seyredebildiğimiz her an çok güzel. Sinir gücünden dolayı artık özür dilemiyor. Kabulleniyor ve ondan dolayı gurur duyuyor.”

Buck şöyle ekliyor: “Gücü ve doğayla olan bağı zamanla su yüzüne çıkıyor. Örneğin Olaf’ın, suyun hafızası olduğuna dair teorisine daha sıcak bakıyor. Belirli nesnelerdeki suyu çıkarabilme ve anıları açığa çıkarma yetisine sahip ve bunu önceden hiç yapamamıştı.”

Doğayla olan bu bağlantı giysilerine de yansıyor. Görsel geliştirme sanatçısı Brittney Lee’ye göre Elsa’nın dolabı gerçek dünya kumaşlarıyla sınırlı değil. Lee: “Sihri sayesinde buzdan giysiler yaratabiliyor.” diyor. “Bu yüzden de Elsa’yı o zamanlarda Norveç’te var olan malzemelerle sınırlı tutma gereğini duymadık. Dünyevi olmayan, daha şeffaf kumaşlar giyiyor.”

Yapım tasarımı uzmanı Michael Giaimo şöyle diyor: “Anahtar kelime; olgunluk. Ve bu kez bir yolculuğa çıkıyorlar. Elsa’nın orada, sihirli ormandayken ne giyeceğine karar vermemiz gerekiyordu. Yere değen bir elbise giyemez. Anna da öyle. Akla uygun olmaları gerektiği için her ikisi de pantolon giyiyor – at binerken giyilebilen bir şey.”

Brittney Lee, Elsa’nın giysilerinin renk skalasının soğuk renklerde olmayı sürdürdüğünü ekliyor. “Çok sıcak renkler kullanırsak, doğal olarak bize doğru olmayan bir şeyler var gibi gelir.”

ANNA mükemmel bir peri masalı kahramanı; soğuk kanlı ve her zaman iyimser. Anna, ailesiyle birlikte olduğu, Arendelle’de güvende olduğu ve bir daha asla yalnız kalmak zorunda kalmayacağı sürece mutlu. Bu olumlu ruhu, Olaf’ın dünyanın kendi etrafında döndüğü belirsizliğine son verme çabasıyla başlıyor. Anna, Kristoff, Elsa ve Olaf’ın yer aldığı “Bazı Şeyler Aynı Kalır” şarkısı öyküye değişim fikrini dahil ediyor ve şarkı ismi aksini söylese de ufukta değişim olduğu sözünü veriyor.




Yani, hayat Anna’ya günlük güneşlik ve değişmez gibi gelirken, Arendelle tehdit altında kalıyor ve Elsa geçmişle ilgili tehlikeli bir gizemi çözmek üzere çağrılıyor: Ailelerinin geçmişiyle ilgili yer yüzüne çıkmamış bir gerçek var mı? Buck: “Anna’nın ilk filmde kaybedeceği hiçbir şey yok.” diyor. “Ama şimdi her şeyi kaybedebilir çünkü istediği her şeye sahip. Elsa’nın yanıt bulmak için yanıp tutuştuğu sırada, Anna herkese ve her şeye sımsıkı tutunmaya çalışıyor. Neden mutlu olamadıklarını ve hayatlarının geri kalanında kalede birlikte yaşayamayacaklarını merak ediyor. Ama gerçek hayat böyle değil, öyle değil mi?”

Kristen Bell bir kez daha Anna’nın sesi oluyor. “Anna her zamanki gibi azimli.” diyor Bell. “Ablasıyla birlikte oluşturduğu bir aile kurumuna sahip olmaktan dolayı aşırı heyecanlı.”

Anna’nın gerçekten de büyük bir yüreği var ve ablasına sadık. Bu yüzden de Elsa meçhule doğru yola çıkması gerektiğini ilan ettiğinde, Anna attığı her adımda onunla birlikte gitme konusunda kararlı davranıyor.

Anna, Kristoff, Olaf ve Sven’in yanı sıra, Elsa’yla birlikte Arendelle’in ötesindeki sihirli ormanlara doğru yolculuk ederken, bir zamanlar sahip oldukları mutluluğa yeniden kavuşup kavuşamayacaklarını merak ediyor.
Öykünün baş yazarı Normand Lemay: “Anna, o sesin ablasını uzaklaştırdığını fark ediyor ve bu onu dehşete düşürüyor.” diyor. “Bu, Anna için yeni bir durum, çünkü her şeye her zaman olumlu yanından bakıyor. Ona, Elsa’ya sıkıca, sımsıkı bir şekilde sarılmaya çalışıyor.”

Kaçınılmaz olarak Anna “Karlar Ülkesi 2”de “Doğru Şey Uğruna” şarkısında da paylaşıldığı üzere yolculuğunda çok kötü bir noktaya gelerek sorunlarla boğuşuyor.
Bell: “Bu aslında anksiyeteye kapıldığımda veya bunalıma girdiğimde kendi hayatımda başvurduğum bir motivasyon sözü. Yapabileceğiniz tek şey budur: doğru olanı yapmak.” diyor.  “Bu, zorluklar yaşayan veya sendeleyerek yere düşen ve kendi başına kalkamayacağını düşünen herkesin başvurabileceği küçük adımlardır.”

Lemay ekliyor: “Anna, kendi kapasitesini ancak en dibe vurduğu anda fark ediyor.”




Görsel geliştirme sanatçısı Griselda Sastrawinata-Lemay: “Anna’nın daha olgun bir görünüşü var ama ilk filmde belirlenen tarza bağlı kalacak şekilde.” diyor. “Anna söz konusu olunca her şey Arendelle’le ilgili. İlk elbisesisi için Anna’ya özgü olan fistoları göstermek çok önemliydi. Daha açık renkler, kişiliğindeki sadeliği gösteriyor. Film başladığında çok mutlu. Ama yolculuk giysisi için daha koyu renkler; yolculuğunda karşılaşacağı karanlığı önceden bildiren koyu kızılcık, fuşya, altın ve siyah renklerini kullandık.”

Karakter ve teknik animasyon danışmanı Gregory Smith şöyle ekliyor: “Anna’nın, ilk filmde olduğu gibi başlangıçta hareketli, çift saç örgüleri vardı. Ama saç stili filmin çoğunluğunda çok daha olgun bir görünüme sahip.”

Teknik animasyon danışmanı Christopher Evart’a göre Anna’nın saçı “Moana”da öğrenilenler üzerine kurulu. Evart: “Moana’nın saçında çok sık bukleler vardı.” diyor. “Ama Anna’nın saçı düzgünce şekillendirilmiş olduğu için harekete uyumlu bukleler korumak zorunda kaldık. Bu kesinlikle bambaşka bir zorluk.”

“Karlar Ülkesi 2” yeni bir tescilli yazılım olan, Beast adındaki bir saç çözme simülasyonundan yararlanan ilk uzun film. Evart: ‘Moana’dakinden çok daha hızlı tamamladık.” diyor. “Bu da aynı sürede kare başına daha çok saç canlandırabileceğimiz anlamına geliyor.”

Sven’den başka hiç kimseye söylememiş olsa da KRISTOFF Anna’yla olan ilişkisini bir sonraki aşamaya taşıyarak evlilik teklifi etmeye hazır.
Yapımcı Peter Del Vecho şöyle diyor: “Karlar Ülkesi 2”de ilişkilerinin ne yöne doğru evrileceğini izleme şansını yakalayacağız.”

Del Vecho’ya göre Kristof’un evlenme teklifinde bulunma çabaları ters gidiyor – sıklıkla da Anna’nın Elsa’nın başına gelenlerden dolayı dikkati dağınık olduğu için. Anna, Kristoff’a sırılsıklam aşık olsa da gelecek planlarından tamamen bihaber. Ve Arendelle tehditle karşılaştığında Kristoff, buz üstünde çok yer gezmiş bir gezgin olmasına rağmen hiç görmemiş olduğu gizemli topraklara doğru yaptıkları yolculuk sırasında Anna ve Elsa’nın yanında olma konusunda hiç tereddüt etmiyor.




Jonathan Groff, sesiyle Kristoff’a bir kez daha can veriyor. Groff: “İlk günkü kayda gittiğim sırada kalbim pır pır ediyordu.” diyor. “Kristoff’u nasıl seslendirdiğimi hatırlayamadım. Kayda girdiğimde Jenn, Chris ve Peter oradaydı. Hepsi de ilk filmdeki aynı isimler. Hepimizin arasında bir aile bağı var. Birlikte büyüdük. İkinci film için kayıt yapma şansını yakaladığım gün bayram günü gibiydi ve kendimi ilk film sırasında hissettiğimden daha özgür ve daha yaratıcı hissettim.”

Groff’a “Karlar Ülkesi 2”de “Kayboldum Ormanda” adlı şarkıyı söyleme görevi verildi. Animasyon şefi Tony Smeed: “O bir power ballad.” diyor. “Biz power balladlarla büyüdük ve Jonathan Groff şarkıya 80’ler havası kattı. Yine de çok içten, samimi ve beni her seferinde etkiliyor. Animasyonun içinde dram ve samimiyet arasında iyi bir denge kurmayı çok istedik.”

Teknik animasyon danışmanı Christopher Evart’a göre Kristoff’un, “Kayboldum Ormanda” şarkısına 80’lerdeki müzik videosu havası katılmış. “Tüm çekim boyunca hali hazırda bir vantilatör vardı.” diyor. “ Müzik videosu rüzgârını, o olmazsa olmaz romantik esintiyi ne zaman vereceğimize karar verebilmek için tüm şarkıyı gözden geçirdik.”

Elsa, OLAF’ı yaratalı 3 yılın biraz üstünde süre geçti ve Olaf, Elsa’nın sihri sayesinde kavuştuğu yeni, donmuş tabakasından dolayı yazın tadını çıkarabiliyor. Ailesi Elsa, Kristoff ve Sven’le olan bağı her zamankinden de güçlü. Hayatın çeşitli harikalarına son derecede hayran kalıyor: “Erkeklerin üzerine yıldırım düşme ihtimalinin kadınlardan 6 kat daha fazla olduğunu biliyor muydunuz? Ve suyun hafızası olduğunu biliyor muydunuz?” Bilgiye olan bu yeni merakı ve hayata karşı “durup çiçekleri koklama” yaklaşımı nedeniyle Olaf, karanlık zamanlarda tam bir umut kaynağı.

Elsa kraliçe olduğundan beri bütün kahramanlar yaşça olgunlaştı ve Olaf da buna dahil. Öykü yönetmeni Marc E. Smith: “Üç yaşına girdi ve artık okuyabiliyor.” diyor. “Etrafındaki yetişkinlere: ‘Vay canına, bu dünya çok kafa karıştırıcı’ dermişçesine bakıyor. Ve herkesin kavradığı üzere, inancı tam ve bu körü körüne bir inanç.

Yönetmen Jennifer Lee: “Zihni sorularla dolu” diye ekliyor. “Herhangi bir çocuğun da yapabileceği gibi hayat, ölüm ve varoluş üzerine düşünüyor. Ama bunu kendi tarzında yapıyor.”




Destansı macera başladığında ve kahramanlar kendilerini sihirli ormanda bulduklarında Olaf, “Yaşlanınca” şarkısında resmedilen, anlaşılması güç bir dizi olayla karşılaşıyor. Animasyon şefi Tony Smeed: “Kahramanların geri kalanından ayrı düşüyor ve tüm ruhlarla: toprak, rüzgâr, ateş ve suyla temasa geçiyor:” diyor. “Buna anlam veremiyor. Gizeme ve gözünün önünde gerçekleşen tehlikeli gerçeklere rağmen, sevimli kardanadam bir gün her şeyi anlayacağına dair inancı tam.”

Josh Gad bir kez daha Olaf’a ses veriyor. Gad: “Sevimli ve harika bulduğum şey, filme katkıda bulunmama izin veren takım ruhu.” diyor. “Yönetmenler diyalogları, fikirleri konusunda asla gereksiz bir titizlik göstermiyor. Sanatçıların öykünün içine girip, fikirlerin üzerinden geçerek onları tamamen keşfetmesini istiyorlar. Tavsiye almaya ve asla azla yetinmemeye çabaladıkları sırada neyin işe yarayacağına bakmaya karşı her zaman istekliler. Bu, sık rastlayamayacağınız bir lüks.”

Gad, Kristen Anderson-Lopez ve Robert Lopez’in, dünyanın dört bir yanında müzikleriyle tanınan bir filmin devam filmi için şarkı yazma zorluğuyla karşı karşıya geldiklerini söylüyor. “‘Karlar Ülkesi 2’nin müziklerini bu kadar özel yapan, ‘Karlar Ülkesi’ olmaya çalışmaması. Kendi yolunda ilerleyerek zaten inanılmaz olan zengin bir müzik dokusuna yenilerini ekliyor.” 

“Şimdiden özür dilemek istiyorum, çünkü bu şarkıların bir çoğu akıllara kazınacak.” Gad şöyle devam ediyor: “Onları bir iki kez kendi evimde çaldım ve çocuklarımın ağızlarından düşmedi. Bu inanılmaz şarkıları söyleyenler sayesinde YouTube’da çığır açacak bu temiz sayfayı dört gözle bekliyorum.”

Güvenilir geyik SVEN, Kristoff’un en iyi dostu olmayı sürdürüyor. Kristoff’un hayatının aşkı Anna’ya rağmen, hâlâ en iyi dost ve sırdaş olarak Sven’e güvendiğini görüyor. Özellikle de Kristoff’un evlilik tekliflerinin ters gitmesinden dolayı.
Yapımcı Peter Del Vecho: “Sven, Kristoff’un sağ kolu” diyor. “Kristoff’a planlarını nasıl en iyi şekilde gerçekleştireceğini söylemeye çalışıyor ve onu bu olaya yaklaşımının yanlış olduğuna dair sık sık ikna ediyor.”




Jonathan Groff bu güvenilir geyiğe hayat verilmesine yardımcı oluyor. Groff: “Sven, Kristoff’un ahlaki ve duygusal pusulası.” diyor.  “Kristoff, Sven’in hissettiğine inandığı duyguları ifade etmek için şu çılgınca, psikotik sesi kullanıyor. Bazen hissediyor da. Ama bana öyle geliyor ki Sven neler olduğunun daha çok farkında ve belki de ayakları Kristoff’tan bile fazla yere basıyor ve her şeyin daha farkında. Özellikle de Kristoff’un duygusal zekâsı söz konusu olduğunda.”

Anna’nın ve Elsa’nın annesi, Kral Agnarr’ın eşi KRALİÇE IDUNA kızlarını seviyor ve onları ne pahasına olursa olsun korumak istiyor; özellikle de geçmişlerindeki sırlardan. Ama genç Elsa’nın güçleri ve soruları artarken, kendi geçmişinin ailesine dair yanıtları barındırıp barındırmadığını merak etmeye başlıyor. Ne yazık ki bu, kızları adına çıkabileceği bir yolculuk değil, büyüdüklerinde ve kaderleriyle yüzleşmeye hazır olduklarında kendi başlarına çıkmaları gereken bir yolculuk.

Kraliçe Iduna’yı seslendirme rolü Evan Rachel Wood’a verildi. Del Vecho: “Evan’ın sesinde dikkatimizi çeken bir nokta vardı.” diyor. “Sesi, ardında başka bir şeyler yatıyormuş, geçmişe dair bir şeyler gizliymiş hissiyatı uyandırıyor.”

Lee ekliyor: “Şarkı söyleme sesi, Kristen Bell ve Idina Menzel’in seslerinin arasında çok güzel duruyor ve bu inanılmaz bir keşifti.”

Wood’a göre seyirciler Iduna’yı ikinci filmde daha çok tanıma fırsatını yakalayacak ve kızlarına ne tür bir ilham verdiğini öğrenecek. “Anna ve Elsa’nın şarkı söylemeyi neden bu kadar sevdiğini anlayabiliyorsunuz.” diyor. “Söylediği ninni çok güzel. Ona bayılıyorum çünkü kızları üzerinde büyük bir etki bırakıyor. Onlardan çok erken ayrılmasına rağmen, hâlâ kalplerinde ve ruhlarında yaşamayı sürdürüyor. Bence hâlâ yanlarında olmasının sebebi onlara rehberlik etmek.”

Iduna’nın söylediği akıllara kazınan ninni “Tüm Yanıtlar”; tüm yanıtları bünyesinde barındıran bir nehirle ilgili. Öykünün baş yazarı Normand Lemay: “O güzel ninni, öykünün nereye doğru gittiğiyle ilgili bütün ipuçlarını, metaforları ve büyük fikirleri içeriyor.” diyor.

Teğmen Destin MATTIAS, vatanı Arandelle’i yıllar boyunca düşmanları Northuldra’ya karşı sadık bir biçimde korudu. Ama 30 yılı aşkın süredir içinde bulunduğu sihirli bir sis tarafından mahsur kalmış durumda. Arendelle’in huzurunda, yerine getirmeye yemin ettiği görevini asla unutmadı ama Kraliçe Elsa’nın gelişi ve sihirli güçleri olduğunu keşfetmesi uzun süreli inançları karşısında yüzleştiği en büyük zorluklardan yalnızca ilki.




Film yapımcıları, Mattias’ı “Karlar Ülkesi 2”de seslendirmesi için Sterling K. Brown’ı çağırdı. Chris Buck şöyle diyor: “Sterling olağanüstü. Kendini kahramanına ve öyküde çıktığı yolculuğa tamamen adamış durumda. Sterling’in Teğmen Mattias’a çok büyük katkısı oldu.”

Brown’a göre filmde herkese göre bir şeyler var. “Film aksiyonla dolup taşıyor – çok hareketli.” diyor. “Gülme konusundaki beklentilerinizi karşılıyor ve bir Disney filminde her zaman yakaladığınız ruhu yakalıyorsunuz. Ama bu, ağırlıklı olarak bir macera filmi ve bunu çok takdir ediyorum. Ve senaryoda, genç veya yaşlı herkesin filmi beğenmesini sağlayan bir olgunluk var.”

Kahraman animasyonu ve teknik animasyon danışmanı Gregory Smith ekliyor: “Askerlerin hepsi 30 yıldır aynı üniformaları giyiyor. Ama asker oldukları için üniformalarına özen gösteriyorlar. Bu yüzden de Mattias’ın üniforması çok fazla aşınmış olsa da yırtık pırtık veya kirli değil.”

Efsanevi su ruhu NOKK, damızlık atlardan sorumlu okyanusun gücüyle at biçimini alıyor. Nokk bir savaşçı ve ormanın sırlarına azimle bekçilik ediyor. Nokk’u geçebilmek için, kişinin buna layık olduğunu kanıtlayarak onun saygısızını kazanması şart ve bu neredeyse imkânsız bir görev.

Chris Buck: “Nokk, İskandinavya folklorunun bir parçası” diyor. “Çok güzel ve harika olabilir, ama beklentileri karşıyalayamadığınızda korkunç, tehlikeli ve çok güçlü de olabilir. Doğanın güçlerini ve kontrol edilmesinin güçlüğünü ele aldık. Ama Elsa onlarla iletişim kurabileceğini öğreniyor.”

Ortak yapım tasarım uzmanı Lisa Keene’ye göre, Nokk için doğru görünümü bulmak çok zorluydu. “Bir su atı tam olarak nasıl görünür?” diye soruyor. “O bir efsane. Bir mit. Gökyüzü ve deniz siyahtı ve bu su atının göze çarpmasını istiyorduk. Bu nedenle içi hacimli ve koyu renk arka planın önünde pırıltıları görülebilen Nokk’umuzu bulabilmek adına çok fazla sanat çalışması yaptık.”

Görsel efekt tasarım uzmanı Steve Goldberg, Nokk’un görünümünün ve hareketlendirilmesinin çok sayıdaki departmanın, sanatçının ve teknisyenin ortak çalışması olduğunu söylüyor. “Bu grupların hepsini bir araya getirdik” diyor. “Kendimize bir başlangıç noktası seçtik, sonra da sadeleştirdik. Sonra en başa dönerek bunu yineledik. Bu muhtemelen 8 ay süren bir test etme ve yineleme süreci. Stüdyonun güzelliği de burada; keşfe çok zaman ayırabiliyoruz.”




Animasyon şefi Rebecca Wilson Bresee’ye göre Nokk’un hareketleri büyük ölçüde atlara dayanıyor. Bresee: “Animatörlerimizin bazıları at binme dersleri aldı, birçoğu da at yetiştiricisiyle tanıştı.” diyor. “Kulak seğirmesi gibi hareketlerin nasıl aktarılabileceğini ve Elsa’nın Nokk’un gücünü hissedebilmesi için onu kaç kilo yapmamız gerektiğini öğrendik.”

Nokk’un katı bir hacmi yok, bununla birlikte ata benziyor. Sudan oluşuyor. Ama film yapımcıları ona “Moana”da olduğu gibi, okyanusunkinden daha fazla bir hacim katmak istedi. Efekt danışmanı Erin Ramos: “Hatları belirgin bir silüete su efektleri eklemeye karar verdiler.” diyor. “Efekt ekibi Nokk’a sıvıymış hissini uyandıran bir yüzey niteliği kazandırmaktan sorumluydu. Nokk’un güçlü ve asi bir canlı olduğu hissini uyandırmak adına yelesine ve kuyruğuna kıyıya vuran sisli, köpüklü, fışkıran dalgaları taklit eden özellikler verdik.”

KRAL AGNARR, Kral Runeard’ın oğlu, Kraliçe Iduna’yla evli, Anna ve Elsa’nın babası. King Agnarr ailesini seviyor ve kızlarının sağlıklı ve güvende olmalarını sağlamak için yapamayacağı şey yok. Kral Agnarr’ı Alfred Molina seslendiriyor.

BRUNI, sihirli ormanda yaşayan meraklı ve şirin bir semender. İlk başta utangaç olsa da Bruni, kendisini Elsa’nın buzdan sihrine kaptırmanın önüne geçemiyor ve Elsa’nın yarattığı serin kar atıştırmalıklarının tadını çıkarıyor. Animasyon şefi Rebecca Wilson Bresee’ye göre Bruni ve Elsa arasında özel bir bağ var. Bresee: “Yanlış anlaşılan birisi” diyor. “Elsa bunu kendiyle bağdaşlaştırabiliyor.”

YELANA, Northuldra’nın adı anılmayan lideri. Ailesini ve toplumunu azimle koruyor ama halk doğayı ve yaşadıkları çevreye karşı anlayış gösterdiğinde yumuşamasıyla ünlü. Animasyon şefi Tony Smeed’e göre Yelana’nın performansı toplumdaki yaşça büyük ve kıdemli konumunu yansıtıyor. Smeed: “O, tahammüllü ve bilge” diyor.

Yelana’ya hayat vermek üzere göreve Martha Plimpton çağırıldı.




Northuldra’nın bir üyesi olan HONEYMAREN gerçek, özgür bir ruh ve sihirli ormana barış getirmekten başka hiçbir isteği yok. Gözü pek ve cesur, doğanın sihrine saygı duyuyor. Karakterlerin sanat yönetmeni Bill Schwab’a göre doğayla olan bu bağlantı, Honeymaren ve tüm Northuldralılar için hazırlanan kostümlere yansıtılmış.
Schwab: “Arendelle’le tezat oluşturmasını çok arzuladık.” diyor. “Northuldra kendine yetemiyor. Bu yüzden de giysileri doğadan elde edilen maddelerden yapılıyor.”

Honeymaren’i Rachel Matthews seslendiriyor.

Honeymaren’in hevesli ve eğlenceli kardeşi RYDER, iyimserlikle hayatı kucaklıyor. Ryder’ın geyik sevgisi, Kristoff’unkiyle rakip olabilir ama Kristoff’un aksine Ryder sihirli ormanın dışındaki engin ovalarda hiç dolaşmamış. Dünyayı kucaklamaya ve sihirli sisin ötesinde maceralara atılmaya hasret.

Ryder’ı Jason Ritter seslendiriyor.

Rüzgar ruhu GALE’in görülmesi zor olsa da varlığını göstermek onun için hiç sorun değil. Gale meraklı ve oyuncu olabiliyor veya bir kasırga gibi hiddetlenebiliyor. Teknik animasyon danışmanı Christopher Evart’a göre, Gale için yapılan bir takım testler sonrasında film yapımcıları belirli bir yaklaşım üzerinde karar kıldı. “Gale ne kadar sade olursa o kadar iyi olacağını gördük” diyor. “Seyircinin Gale’in nerede olduğunu anlaması için her şeyi beraberine sürüklemesi gerektiğini düşünmüştük, ama sonradan Gale’i kahramanların giysileri ve saçıyla etkileşime sokarak çok şey anlatabileceğimizi fark ettik.”

Efekt animasyonu şefi Marlon West ekliyor: “Kimi zaman Gale tamamen görünmez, ama daha sonra bir çalının içinden geçiyor veya yaprakları, birisinin saçlarını hareket ettirerek veya toz kaldırarak bir kahramana doğru yürüyor.” diyor. “En sonunda karakter animasyonuna, küçük bir kuyruklu yıldızı andıran görünmez bir düzenekle birlikte çalışan aletler ekledik. Böylece Gale’nin hızını belirterek, performansını gösterebilmeyi başardık ve daha sonraki simülasyon efektlerini bundan yola çıkarak yaptık. Ayrıca yaprakların ve enkazların Gale’i temsil etmesini sağlamak için eski usül bir anahtar çerçeve kullandık.”




West devam ediyor: “Gale’in zengin bir kişiliği var. Gale sinirleniyor. Kaprisli. Yardımcı da olabiliyor. Tek bir yöne doğru esen rüzgardan ibaret değil. Keskin bir odağı var. Gale’in dev bir toz canavarı olduğu sekansta, Sven de dahil, 5 ana kahramanımızı havaya kaldırabilecek ve döndürebilecek kadar güçlü.

Teknik Animasyon danışmanı David J. Suroviec bunun kolay elde edilmediğini söylüyor. “Karakterlerimiz dönmekte olan bir kasırgaya yakalandığında, kostümleri ve saçları aynı şekilde korumanın yanı sıra, performanslarının anlaşılmaya devam etmesini sağlamamız gerekiyordu.

Toprak ruhları olan TOPRAK DEVLERİ, yeryüzünün meydana getirdiği devasa yaratıklardır. Uyudukları sırada taşlı nehir yataklarını oluştururlar ama uyandırıldıklarında istekleri doğrultusunda ağaçları sökerek ve onları kızdıranlara devasa kayalar fırlatarak şiddetli bir yıkıma yol açabilirler. Toprak devleri hem karakter, hem de ortam olduğu için ortak çalışmayı gerektirir. Bazıları yerleşiktir ve nehir yatağı boyunca uyur, diğerlerine ise sihirli ormanda ilerledikleri sırada tamamen can verilir.

Animasyon şefi Tony Smeed: “İlerleme biçimleri son derecede karmaşık” diyor. Taştan oluştukları için hareketleri çok kısıtlı. Karakterleri hareket ettiğimizde sert taşların, diğer sert taşların içine geçmediğinden emin olmamızı gerektiren uzun bir düzenek süreci yaşadık. Çarpışmalı, durmalı veya parçalanmalıydılar. Hareket kısıtlaması bunu daha da eğlenceli hale getirdi.Çabucak hareket edemiyorlar, çünkü çok ağır ve iriler.”

Efekt animasyonu şefi Marlon West ekliyor: “Efekt departmanındaki görevimiz, hareket ettikleri sırada eklemlerden dökülen taşlar yaratmaktı. Taşların dikkat dağıtmaması konusunda dikkatli olmamız gerekiyordu. Ayrıca ormanın içinden geçtikleri sırada ağaçları sallamamız gerekiyordu. Ama doğa ruhları oldukları için geride tahrip olmuş bir yol bırakmıyorlar.”

ATEŞ RUHU, ormanı saniyeler içinde kasıp kavuran minik, hızlı hareket eden bir alev. Görsel efekt tasarım uzmanı Steve Goldberg: “Çabucak ilerleyen bir alev topu gibi” diyor.

Sinematografi yönetmeni Mohit Kallianpur, ateş ruhunu yakabilmek için efekt ekibiyle el ele verdi. “O, başkası tarafından meydana getirilen sihirli bir ateş” diyor. “Kızılımsı mor ve mavi renginde. Renkleri alışılagelmiş ateşle aynı olmasa da yine de ateş olduğunun anında anlaşılması gerekiyordu.”

Rüzgâr ruhu gibi ateş ruhu da o elementin ne kadar büyük veya tehlikeli hale geleceğini etkileyen bir dizi duygu besliyor. West şöyle diyor: “Meraklı ve oyuncu ateş, inanılmaz derecede kızgın hale dönüşerek etrafı saran alevlere dönüşüyor. Ama o sihirli bir ateş: ısı yayıyor. Bunu gösterebilmek amacıyla ısı bozunumu ekliyoruz. Ama duman çıkarmıyor. Ormanı tutuştursa da onu kömür haline getirmiyor veya yok etmiyor.”

MEÇHULE DOĞRU YOLA ÇIKMAK

Film yapımcıları İlham Toplamak İçin Norveç, Finlandiya ve İzlanda’ya Seyahat Ediyor

Walt Disney Animasyon Stüdyoları film yapımcıları “Zootropolis: Hayvanlar Şehri” dünyasını yerleşim bölgesi haline getirmeye yardımcı olması için Afrika’ya gitti; “Moana” için ilham toplamak için Pasifik adaları boyunca seyahat etti ve “Ralph Breaks The Internet”teki Slaughter Race’in devam filminin haberini vermek için yarış  pistine eğitim gezisi düzenledi. Her öykünün temelinde araştırma yatar.

“Karlar Ülkesi”nin yapımının arkasındaki birçok film yapımcısı Norveç’e giderek fiyortları, mimariyi ve diğer bölgelerdeki giysileri inceledi. Ama “Karlar Ülkesi 2” öyküyü Elsa, Anna, Kristoff, Olaf ve Sven’i Arendelle’den çok uzaklara götürerek devam ettirdiği için film yapımcılarının geri dönmesi gerekti. Ve 2016’nin Eylül ayında bunu gerçekleştirerek Norveç, İzlanda ve Finlandiya’ya iki haftalık bir seyahate çıktılar. Yapımcı Peter Del Vecho: “Bu yerlerin güzelliğinden son derecede ilham aldık” diyor. “O araştırma gezisinin, Norveç ve Finlandiya’nın sonbahar renklerinin, şelalelerin, İzlanda’nın ıssız güzelliğinin ne kadarının ‘Karlar Ülkesi 2’ye yansıtıldğını görmek kendi açımdan çok şaşırtıcı.”

Film yapımcıları, eski İskandinav Mitolojisi’ni ve Kuzey toprakları boyunca rastlanılan folkloru kaynak olarak kullanarak, sonradan öyküleri haline gelen doğayla olan bağları keşfetti. Ama öykülerinin asıl odak noktasını –en azından kısmen- o destansı yolculukta keşfettiler. Yönetmen Jennifer Lee, “Karlar Ülkesi 2”nin nihayetinde yuva, aile, kendini keşfetme, cesaret ve asla vazgememe gücü hakkında destansı bir peri masalı olduğunu söylüyor.

“Mitolojiye karşı peri masalı” fikrinin kökleri Norveç ve İzlanda arasında bir yerde atıldı. Yönetmen Chris Buck: “Norveç ve Finlandiya ormanları güzel bir peri masalı hissini veriyordu” diyor. “İzlanda farklıydı. Tehlikeli ve efsanevi bir havası vardı. Orada kendimizi küçük hissettik. İzlanda’da kesinlikle kontrol doğanın elindeydi.”

Öykünün başka bir anateması olan değişim, filmin sonbahar sahneleriyle betimleniyor. Bu yüzden seyahat ettikleri Eylül ayı, film yapımcılarının etrafını Anna ve Elsa’nın maceraları sırasında rastlayabilecekleri eşsiz yapraklarla kuşatması açısından stratejikti.




NORVEÇ

Film yapımcıları kültürel araştırma ve o bölgenin tarih uzmanlarıyla tanıştıkları Oslo’da zaman geçirdi. İskandinavya folklorundan büyük ölçüde ilham alan film yapımcıları, troller de dahil olmak üzere geleneksel öykü anlatılımına yapılan göndermelere rastladı.

Kuzeydeki Karasjok ve çevre bölgelerinde, film yapımcıları Sámi etnograflarıyla, kültürel pratisyenlerle ve geleneksel joik şarkıcılarıyla tanıştı. Film yapımcıları Sámi tarihi, kültürü ve sanatını öğrendi. Norveç Sámi Parlamentosu’nu ve bir Sámi  müzesi olan RiddoDuottarMuseat’ı ziyaret etti ve geleneksel bir geyik köyünü ziyaret etti. Del Vecho: “Sámilerle vatanlarında geçirdiğimiz zaman bizi derinden etkiledi.” diyor. Yapım sırasında film yapımcıları, ziyaretleri sırasında ilham aldıkları ve filmin içinde yer alan unsurlara dair Verddet adı verilen Sámi çalışma gurubuna danışmaya devam etti.  Del Vecho: “Sámilerin devam eden işbirliğinden dolayı minnettarız” diyor.

Kuzey Norveç’in peyzajı görsel tasarım uzmanı Michael Giaimo’ya ilham verdi. “Kuzey Norçev boyunca çok güzel sonbahar yaprakları gördük.” diyor. “Ağaçların boyu inanılmazdı ve temelde düşeyliğe dayanan ‘Karlar Ülkesi’nin tarzına çok güzel bir uyum sağladı. Gerçekten çok çarpıcıydı.”

Buck’a göre çarpıcı renkleri ön plana çıkan tek şey ağaçlar değildi. “Yer örtüsü çok güzeldi ve hiç böylesini beklemiyorduk. Gerçekten çok özeldi ve bu, filme de yansıtıldı.”

Film yapımcıları Tromsø’yu da ziyaret etti. Botanik bahçelerinde zaman geçirerek, o yöreye ait bitkileri incelediler ve bunun sihirli ormanı doldurma sırasında ne kadar değerli olduğu kanıtlandı. Lotofen Adaları’na da seyahat ettiler.




FİNLANDİYA

Ekip, Finlandiya’daki kutsal Sámi adası Ukonkivi’den geçerek Inari Gölü’nü keşfetti. Film yapımcıları ayrıca Sámi Siida Müzesi’ni ziyaret etti ve Sámi bilginleri ve öykücüleriyle sohbet etti.

Ayrıca Finlandiya ormanlarında, Pielpajärvi Bakir Alan Kilisesi’ne 13 kilometrelik can alıcı bir tırmanış yaptılar. Bu, sonradan filmin sihirli orman sahnelerine, karakterlere ve ormanda yaşayacak ruhlara dönüşecek ilhamlar açısından değerli bir kaynak oluşturan bir deneyimdi. Öykü yönetmeni Mark E. Smith: “İlk izlenimim ne kadar sessiz sakin olduğuydu.” diyor. “Kuşların çoğu Güneye göç etmişti, bu yüzden de adımlarımız dışında çıt çıkmıyordu. Ormanın derinlerine daldıkça, meditasyon yapıyormuşuz hissi bir o kadar arttı. Ama sessizce izlendiğimiz hissine kapılmadan edemedim.”

Lee ekliyor: “Orman yaşıyormuş gibiydi. Gördüğümüz dev kayalar orada eğreti duruyordu. Haklarında çok şey duyduğumuz devler tarafından fırlatılmış gibiydiler.”

Film yapımcıları, ormandaki doğa ruhları hakkında öyküler dinledi. Lee: “Beni sevmişe benzemedikleri hakkında şakalar yaptık.” diyor. “Düştüm ve pantolonumu yırttım. Chris hoplaya zıplaya yürürken, benim için her şey ters gitti.”

Buck şöyle diyor: “Harika zaman geçirdim. Norveç ve Finlandiya bana bir peri masalını andırdı. Sıcacık, samimi ve harikaydı.”

İZLANDA

İzlanda, film yapımcıları farklı bir açıdan etkiledi. Buck’a göre Norveç ve Finlandiya’nın İzlanda’ya olan zıtlığı film yapımcılarının gözüne çarparak, peri masala ve mit konseptinin filizlenmesine ayak oldu. Buck: “Norveç ve Finlandiya’daki peri masalı ortamının Anna’ya uygun olduğunu, kendini orada evinde gibi hissedeceğini fark ettik.” diyor. “Öte yandan Elsa tuhaf bir biçimde, kendini karanlık ve efsanevi İzlanda’da evinde gibi hissetti.”

Lee kendini Elsa’yla bağdaştırmış. “Evimde gibi hissettim” diyor. “Beni korkutması gerekenlere karşı tamamen sakindim. ‘Volkan’ın içine gideceğim’ dedim. ‘Şu buzulun üstünde yürüyeceğim’. Kayıp, buzul yarığına düşerek ölebileceğimin farkındaydım. Ama endişeli değildim.”

Smith’e göre İzlanda’daki en kilit öğretilerden birisi doğanın kestirilemez oluşuydu. “Seljalandsfoss şelalesini gördüğümüzde hava çok kısa bir süre içinde birkaç dağınık buluttan yağmur seline ve doluya dönüştü.” diyor. “Gizli bir şelale olan Gljufrabui’de, şelaleye ulaşabilmek için ayakkabılarımızı çıkarmak ve buz gibi akarsuyun içinde yürümek zorunda kaldık. Keskin kayalara basabilir ve bunu anlamayabilirdik, çünkü ayaklarımız buz kesmişti. Elsa’nın aksine soğuğa hiç katlanamıyorum!”

Film yapımcıları, Elsa’nın karanlık denizlere vardığı o muazzam giriş noktasına referans görevi üstlenecek olan İzlanda’nın güney sahilindeki siyah kumlu sahil Reynisfjara’yı da ziyaret etti. Smith şöyle diyor: “Ortamın ne kadar dramatik olduğunu, Elsa’nın muazzam güçleri olmasına rağmen doğanın belki de daha güçlü olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum.”

Smith, İzlanda’nın güneyinde, Katla ve Eyjafjallajökull yanardağları arasında yer alan bir buzul olan Sólheimajökull’a yaptıkları yürüyüşün doğanın gücünü anlamasını sağladığını söylüyor.

Buck için İzlanda’nın ezici bir gücü vardı. “Maceraları severim ama sıcak, peri masalı mekanlarını tercih ederim” diyor.




SONBAHARI KUCAKLAMAK

Sonbahar Arka Perdesi Önünde Yeni Bir Öykü Gözler Önüne Seriliyor

“Karlar Ülkesi” 2013 yılında ilk defa çıktığında, yaz mevsiminde gerçekleşmesine rağmen “Karlar Ülkesi”ne geniş ölçüde eşlik eden buzlu fikirleri; soğuk tonları, karı ve buzu yansıtıyordu. Ama “Karlar Ülkesi 2” öykünün temelini değişim oluşturduğu için yapım tasarımı uzmanı Michael Giaimo bu fikri benimsedi. Giamo: “Anna ve Elsa ‘Karlar Ülkesi 2’de belirli yolculuklara çıkıyor ve bu süreçte büyüyor ve olgunlaşıyor.” diyor. “Arka katmanları azar azar kaldırıyorlar ve karakterlerinin gitgide daha da derinleştiği ve boyut kazandığı ortaya çıkıyor. Bana göre bunun anlamı bu kar katmanlarını kaldırarak yeryüzüne yaklaşmaktı.”

Giamo’ya göre “Karlar Ülkesi 2”deki yeni renk skalası değişimin sembolü olan sonbaharın renklerini benimsedi. Ama geleneksel renkler “Karlar Ülkesi” dünyasına zıt düşüyor gibiydi. Giamo: “Sonbahar renk skalası; inanılmaz derecede göze çarpan renkler taşıyan canlı renkli bir ortam anlamına gelir.  İlk başta ilgiyi kahramanlarımızın üzerinden başka bir yöne çekmekten veya yeni bir yer veya zaman olarak algılanmasından endişe duydum.” diyor. “Ama sonbaharın serinlik hissini veren bir “Karlar Ülkesi” versiyonunu yaratmayı başardık. Sarı tonlarını azaltarak, turuncu, turuncu-kırmızı ve kırmızı-lila tonları kullandık. Bu, dünyamızın ayırıcı bir özelliği.”

“Karlar Ülkesi 2” bizleri aynı zamanda çağrıyla bağlıymış gibi görünen dört elementle; ateş, rüzgâr, su ve toprakla tanıştırıyor.
Her element film boyunca bir renkle ilişkili. Yardımcı yapımcı tasarımcı Lisa Keene şöyle diyor: “Ateş: sıcak tondaki kızılımsı morla, su: yeşilimsi mavi veya camgöbeği rengiyle, toprak daha koyu bir morumsu mavi renk tonuyla, hava ve rüzgâr ise daha açık maviyle betimleniyor. Renk doygunluğu gerektiği ölçüde artırılıyor veya azaltılıyor.”

(Ateş, hava, su ve toprak! Filmde bu dört elementten bahsedildiğinde, aklıma beşinci element tahtayı getirterek -hem de filmin en olmadık yerinde- kahkahayla gülmeme neden olan Cem Yılmaz'a sevgi, saygı ve teessüfler.. n.s.)

Keene’ye göre elementlerin betimlenmesi elmas motifini de içeriyor. ‘Meçhule Doğru’nun sonunda içinde element simgeleri bulunan elmas şeklindeki buz kristalleri görüyoruz.”diyor. “Elmas motifi, sihirli ormanın girişinin yanı sıra, Kraliçe Iduna’nın şalında da yer alıyor.”

Öykü, Elsa’nın onu çağıran; onu Anna, Kristoff, Olaf ve Sven eşliğinde gizemli sihirli orman, kara kumlu sahil ve Kraliçe Iduna’nın ninnisinde değinilen bir doruk noktası mekanı olan  karanlık deniz de dahil olmak üzere, yeni yerlere doğru maceraya atılmaya mecbur eden sesi duyduğu Arandelle’de başlıyor.

ARENDELLE

Sanat ve ortam yönetmeni David Womersley daha çok kış ortamlarına uygun biçimde tasarlandığı için ekibinin Arendelle’in sonbaharda iyi görünmesini sağladığından emin olması gerektiğini söylüyor. “Binalar karla kaplı olduğunda ona belli bir canlı görünümü kazandırıyor.” diyor. “Binalardan bazıları temelde karda ve buzda iyi görünecek şekilde tasarlandı. Yeniden kullanmak istediğimiz binalardan bu karları kaldırmak zorunda kalmadık, sadece ağaçları ve yaprakları değil, sonbahar dekorasyonlarını da kapsayan yeni bir fonun önünde iyi görünmeleri için birçok binayı yeni renklerle ve detaylarla geliştirmemiz gerekti.”

Arandelle toplumu ufak yenilemelerden geçti. Binalar taze bir renk skalasına kavuştu, sonbahar mevsimini kutlamak için flamalar yerleştirildi, normalde karların olması gerektiği yerler çatı detaylarıyla dolduruldu. Ama gerçek yükseltmeler bilgisayarda gerçekleşti. Womersley: “İlk filmden bu yana teknoloji o kadar çok gelişti ki birçok şeyi yeniden inşa etmemiz gerekti. Bazı binaları daha yakın plandan gördüğümüz için onların olabildiğince iyi görünmelerini istedik.”

Kalabalık görsel danışmanı Yasser Hamed ve ekibi, Arandelle sakinlerinden sorumlu. “Anna, Arendelle’de yürüyor ve kalabalıklarla etkileşim içinde olduğu için çok mutlu.” diyor. “Kalabalığın canlı ve sık görünmesi gerek. Ve artık Arendelle’in kapıları açık olduğu için  dünyanın dört bir yanından insan orada yaşıyor.”

BÜYÜLÜ ORMAN

Film büyük ölçüde, yapraklarla kaplı ve sihrin ağırlıkta olduğu sihirli ormanda geçiyor. Yönetmen Jennifer Lee: “Sihirli Ormanlar hakkında bilginiz var mı bilmiyorum ama onlar dönüşüm mekanlarıdır. Sevseniz de sevmeseniz de. İlişkiler sınanır. Bildiğinizi sandığınız her şeyin yanlış olduğu ortaya çıkar. Dünya için fazlasıyla güçlü güçler birden bire yetersiz kalır. Kaybolmak çok kolaydır.” diyor.

Giaimo’ya göre bu ormanın sihirli olmasının ormanın görüntüsü üzerinde büyük ölçüde etkisi olmuş. “Tamamen sis duvarlarıyla çevrili çok güzel bir yer.” diyor. “Sihirli ormandaki sonbaharı dışardaki sonbahardan farklı yaptık. Sihirli ormanda mavi gökyüzü yok. Ve sis duvarı olduğu için gizemlerle dolu, çok katmanlı ortamlar var.”

Sean Jenkins: “Sanatçılar 1950’li yıllarda Disney Animasyonu’nun tanınmış bir ismi olan, “Uyuyan Güzel”in göksel arka planlarının ve renk seçimlerinin arkasındaki sanatçı Eyvind Earle’den ilham aldı.” diyor. “Bu çalışmaya baktığınızda tamamen silüetlerden, şekillerden ve negatif alanlardan oluştuğunu görüyorsunuz. Ama bu 3 boyutta nasıl anlaşılır?”

Keene ekliyor: “Yarattığı peyzajlarda ağaçları kümeleme biçimi ilgi uyandırıcıydı ve dikey çizgilerine bayıldık. Ayrıca, yeni yüzyılın başlangıcı Rus ressamlarının yarattıkları peyzajlardaki ışığı tasvir etme biçimine bayıldım. Eserleri çok güzel. Burada, Güney Kaliforniya’da olmayan bir renk skalasına sahip. O resimlerde çok daha fazla ortam var.

Womersley’e göre sanatçılar sihirli ormanların otantik bitki örtüsünden oluştuğundan emin olmak amacıyla Oslo – Norveçli bir bitki bilimciye danışmış. 10 çeşit ağaç arasında, filmde ağırlıklı olarak yer alan “titrek kavak” yer alıyor. “Sihirli ormanımız çoğu insanın beklediğinden farklı. ‘Pamuk Prenses’teki her şeyin kıvrımlı ve bükümlü olduğu meşe ağacı ormanından farklı. Çünkü titrek kavağın gövdeleri düzdür.”

Keene ekliyor: “Sonbahar aynı zamanda zemindedir. Aslında, ağaçtakilere oranla yerde çok daha fazlası vardır. Çünkü ağaçlar çok uzun. Zemin, sohbaharın tonunu gerçek anlamda değiştiren güzel bir örtüyle kaplıdır. Buna ağaçları da ekleyince bir renk patlaması yakalamış olduk. Bu sırada karakterlerin geri planda kalmadığından emin olmak için gözlem yapmayı sürdürdük.”

Yer örtülerinin örnekleri ayı üzümünü, karga üzümünü ve eğrelti otunu kapsıyor. Keene: “Bir diğeriyse yakı otuydu.” diyor. “Yakı otu çok güzel bir bitkidir. Dikeydir. Baharda yeşil yapraklıdır ve üstünde minik mor çiçekler vardır. Sonbaharda bu çiçekler, karahindiba gibi tohumlar saçar ve geride parlak bir kızılcık kırmızısı kalır. Çok dekoratif olduğu için onu çok kullandık.”

Jenkins’e göre sanatçılar özgünlük yakalayabilme adına ormanın içindeki dokuları da keşfetti. “Ormana yerleştirdiğimiz nesnelere hayat vermeyi çok istedik.” diyor. “Kaya yüzlerin tarihi var. Su onların arasından akıyor, toprak birikintilerin ve bütün bunların üstüne dökülmüş yaprakların üzerinde organik maddeler büyüyor.”

Sihirli orman 30 yıl önce, ormanda yaşayan ve Arendell askerleri ve Northuldra arasında yapılan şiddetli muharebenin sonucunda sinirlenen ruhların ürünü olan gizemli bir sisle örtülmüş. O zamandan beri, girilmesi imkansız bir kubbenin içinde yaşıyorlar. Efekt danışmanı Erin Ramos: “Orası canlı gibi, çünkü durmadan yer değiştiriyor.” diyor. “Şekli sürekli evrimleşiyor ve bu bizim için büyük bir zorluktu. Işığa tepki verme şekli büyüleyici ve havalı görünüyor.”

Tasarımı gereği sis, içinde ışıltılar barındıran bir kütle. Amaç, elementlerin renklerinin yanı sıra sisin sihrini gözler önüne sermek. Efekt animasyonu şefi Marlon West: “Hem yumuşak hem de sis gibi görünmesi gerekiyordu ama içinden geçilemez olduğuna da inandırmalıydı.” diyor. “Elsa ve Anna vardığında açılıyor ve kapanıyor. Ama girdiklerinde gökyüzü, etraflarını sihirli bir ormanın kapladığını göstermek amacıyla değişikliğe uğruyor.”

Sinematografi ışığı yönetmeni Mohit Kallianpur, sis dağılacak olsa, ekibinin orman dekoru için tamamen farklı bir görünüm yaratması gerektiğini söylüyor. “Sıcaklık hissini yaratmak için güzel ışık değnekleri, güzel açık gökyüzü ve ağaçların etrafında sürekli yer değiştiren ve yaprakların içinden geçen çok sayıda ışık yarattık.”

KARA-KUM SAHİLİ & KARANLIK DENİZ

Kara-kum sahilinden ve İzlanda’nın güney kıyısında yer alan Reynisfjara’daki bazalt taşı uçurumlarından ilham alınan bu kıyı şeridi, Elsa’nın yolculuğunun en zorlu bölümlerinden birisinin başlangıç noktası. Keene’ye göre set, renkten kaçınılacak şekilde tasarlandı. “Bu bir geçiş” diyor. “İlerlemek için birçok şeyi ardında bırakıyor ve bunu ilerde kendisini nelerin beklediğini bilmeden yapıyor.”

Womersley’e göre orası yoğun sahneler için çok uygun düşen volkanik bir sahil. “Mekanın çok kasvetli olması gerekiyordu.” diyor. “Onu siyah beyaz bir filme benzetme kararı aldık. Sahildeki tek renk kendisi ve daha sonra karşımıza çıkan Karanlık Deniz’deki renkli olan tek şey sadece Elsa ve Nokk.”

Sinematografi düzeni yönetmeni Scott Beattie’ye göre kamera öykü anlatımında bütünleyici bir bölüm. “Sahne dramatik ve dinamik görünmeliydi.” diyor. “Kameraya enerji katmak istedik. Çoğu sahne, el kamerası hissi uyandırıyor.”

Çok fazla karanlık içeren şimşek sahneleri Kallianpur’un ekibinin karşısına birkaç zorluk çıkarmış. “Görevimiz Elsa’nın o aşamadaki duygusal yolculuğuna destek olmaktı.”  diyor. “Arkaplanı sönük ve gri yapmak istedik. Ama Elsa’nın göze çarpmasını sağladık. Su üstünde koştuğu sırada, karede ne kadar küçük görünürse görünsün, etrafına biraz renk getirdik.  Üstüne bastığı şeyler sihri sayesinde olsun olmasın, buz kristalleri veya Elsa’nın giysisi ışık üretiyor. Ne kadar hareketli bir sahne olursa olsun Elsa kolaylıkla seçilebiliyor. Ve çok fazla hareket var.”

Elsa’nın sihri Karanlık Deniz’de etkisi azalan bir forma bürünüyor. Efekt danışmanı Erin Ramos: “Nokk ve okyanusla savaşa tutuşuyor” diyor. “Çok güçlü. İlk filmde devasa bir kale inşa etti. Şimdiki durumdaysa doğa güçleriyle mücadele ediyor. Sınırları zorlanıyor.”

Efekt animasyonu şefi Dale Mayeda ekliyor: “İlk filmde fiyortu geçtiğinde Zemin, ayaklarının altındaki kartaneleri sayesinde istikrarlıydı. Bu kez tamamen istikrarlı değil. Bazen düşüyor. Bu sahnedeki sihri geriye yönelik. Kendini kurtarması için son çare olarak başvurduğu çabalar. Şekil dili sivri ve pürüzlü. İçinde Elsa’nın o meşhur kartanesi şekillerini hâlâ görebiliyoruz. Ama buna ‘hayatta kalma sihri’ denebilir.”

MAĞARA

Anna ve Elsa ayrı düştüğünde, Anna kendini çıkış yolu olmayan karanlık bir mağarada buluyor. Keene’ye göre deyim yerindeyse Anna’nın kendi yolculuğuna ışık tutuyor. “Bu da bir dönüşüm” diyor Keene. “Aslında, çok büyük zorluklara katlanıyor. Duygusal anlamda karanlıkta kalıyor ve etrafındaki her şey karanlık – ki bu hiç kolay değil.”

Beattie ve ekibi bu ruh halini yakalayacak bir sahne düzeni kullanmış. “Bu sahneye geldiğimizde her şeyin rahatsızlık hissi yaratmasını istedik.” diyor. “Sonrasındaysa, olan bitenlere yükseklik ve duygu katmak için göze çarpmayan müdahaleler ve hareketlere başvurduk. Boşluk duygusunu vermesi ve Anna’nın daha yalnız ve çaresiz hissetmesi için her şey için geniş açı kullandık.”

Kallianpur’a göre ekibinin, ana karakterin çoğunlukla koyu renk giydiği karanlık bir ortama ışık tutarken bu şartlara uygun davranması gerekiyordu. Işık kaynağının belli belirsiz olduğunu ekleyen Kallianpur: “Anna’nın görünebildiğinden ve oyunculuğunun anlaşılacağından emin olmak istedik.” diyor. “Elverişsiz bir ışık kaynağından gelse de  inandırıcı gelmesini istedik. Ama öykü açısından bakıldığında bu sahne, öykünün en durgun olduğu noktalardan birisiydi.”

Kallianpur, mağaradaki sahneye yaklaşıldığı sırada film yapımcılarının rengi yavaş yavaş azalttığını söylüyor. “Karanlık Deniz’in dışında, orası muhtemelen en gri ve kesinlikle en karanlık sahnemiz.” Ama aslında hem karanlık hem de umutlu bir taraf var. Bu sahnede Anna’yla yüz yüze geldiğinizde ekran ışığının çok koyu olduğunu göreceksiniz. Ekranın sol tarafındaysa biraz ışık var ve bu umudu temsil ediyor. Anna ayağa kalktığında ve doğru olanı yapması gerektiğini fark ettiğinde, yavaş yavaş biraz daha renk katıyoruz.”




AHTOHALLAN

"Poyraz esen kıyıda, bir nehir var dolu anıyla, uyu yavrum güvenle, yanıtların bu nehirde." Kraliçe Iduna’nın küçük Anna ve Elsa’ya söylediği ninninin sözleri gizemli ve göksel olsa da özverili annelerinin Elsa’nın bir gün peşine düşeceğini bildiği yanıtlara ipuçları sunuyor. “Karlar Ülkesi 2”de Elsa nereye gitmesi gerektiğini keşfediyor. Ama orada nelerle karşılacağı konusunda hiçbir fikri yok.

En sonunda “Çık Ortaya” adlı şarkının büyük ölçüde eşlik ettiği sahnede büyüleyici bir ortam ve bir sürü aydınlanma gözler önüne seriliyor. Ama bu doruk noktası sahneyi tasarlamak ve yerine getirmekten sorumlu öykü anlatıcılar, sanatçılar ve teknisyenler için bu çok karmaşıktı. Giaimo: “Tüm filmin en can alıcı noktası.” diyor. Ama açıklayacakları şimdilik bundan ibaret.

Doğru sesi yakalamak


"Karlar Ülkesi 2" Kristen Anderson-Lopez & Robert Lopez’in 7 Orjinal Şarkısını
Christophe Beck’in Fon Müziğini Yayınlıyor, Ayrıca Kapanış Jeneriğinde Panic! At The Disco, Kacey Musgraves ve Weezer Yer Alıyor

Chris Buck: “Lopezlerin ve Christophe Beck’in müzikleri ‘Karlar Ülkesi’nin DNA’sında var.” diyor. “‘Karlar Ülkesi 2’ni yaparken onlarsız yapamazdık. Dünyaya ve kahramanlara zengin, duygusal bir anlam katıyorlar ve öyküyü derinleştirmeyi ve genişletmeyi onların olağanüstü müzikleri sayesinde başardık.”

Senaryoyu kaleme aldığı sırada Buck’un ve Lopezler’in yanıbaşında çalışan Yönetmen Jennifer Lee: “‘Karlar Ülkesi 2’nin şarkıları ve fon müzikleri kahramanlarının gelişimlerini ve öykülerinin derinleşmesini yansıtıyor.” diye ekliyor. “Müzik eğlenceli ama duygusal, kişisel ama güçlü, samimi ama destansı. Kristen, Bobby ve Christophe kesinlikle kendilerini aştı ve müzikleri cesur, bambaşka bir boyuta taşıdı.”

KRISTEN ANDERSON-LOPEZ & ROBERT LOPEZ’İN ORİJİNAL ŞARKILARI

“Karlar Ülkesi 2” için 7 adet yepyeni orijinal şarkı yazıldı. Anderson Lopez: “Jennifer Lee, Chris Buck ve Peter Del Vecho’yla yaptığımız ortak çalışmanın başından beri yarattığımız her şey büyük soruları da beraberinde getiriyor: ‘Biz sanatçıların bireysel veya ortaklaşa olarak anlatması gereken öykü nedir?’”diyor. “Bobby’yle öyküye yaklaşımımız sırasında, öykümüzün hangi anlarda en büyük duygulara yol açtığı ve karakterlerimizin konuşamayacak hale gelip, şarkı söyleme gereği duyacak ölçüde yoğun hislere kapıldığını dikkate aldık.”

Lopez ekliyor: “Şarkı yazma geleneğimiz, şarkıların taptaze ve şaşırtıcı bir biçimde öyküyü sürekli olarak ilerletmesi gerektiği müzikal sahnesine dayanıyor. Her şarkı, kahramanları yolculuğa çıkarmalı.”



ORİJİNAL ŞARKILAR – ŞARKI LİSTESİ

Evan Rachel Wood’un seslendirdiği “Tüm Yanıtlar”

Lopez: “O, kılık değiştirmiş destansı bir melodi” diyor. “Kraliçe Iduana’nın Elsa’ya gizli mesajı ve öykünün mitolojisine giden yol haritası görevi görüyor.”
Anderson-Lopez ekliyor: “Evan Rachel Wood’un sesinde bir sıcaklık var. Bu yüzden de bu gizemli ve samimi şarkıyı ona vermek harika.”
Şarkı ve verdiği mesaj öykü için o kadar önemli ki tema, Iduana’nın kızlarıyla olan ilişkisinin hatırlatıcısı gibi kritik anlarda orkestral olarak yineleniyor.

“Doğru Şey Uğruna” – Söyleyenler: Kristen Bell, Idina Menzel, Josh Gad ve Jonathan Groff

Sonunda tam olarak olmak istediği yerde olan Anna şarkıda Olaf’a her şeyin değişmek zorunda olmadığı güvencesini veriyor. Bunun bir sebebi kalbinin derinliklerinde böyle bir isteği olması. Elsa da dahil, ailesi bir arada ve şarkıda söylediği gibi: “Olurum yanında”

Buck’a göre başlık yanıltıcı. “Ekibimiz ‘Karlar Ülkesi 2’de değişimle yüz yüze geliyor.” diyor. “Sonunda hiçbir şey aynı kalmayacak.”

“Meçhule Doğru” – Söyleyen: Idina Menzel (Norveçli şarkıcı AURORA eşliğinde)

Şarkı, Elsa’nın kendine bazı önemli sorular sormaya zorluyor. “Gerçekte nereye ait? Amacı ne?” Yolculuğunun doğası destansı ve bu şarkılara da yansıyor. Anderson-Lopez: “Elsa’yı kendine çeken, neredeyse baştan çıkaran bir şeyler var” diyor. “Bu, yalnızca Elsa’nın duyabileceği bir ses”

Lee ekliyor: “Şarkıya ‘Duyuyorum. Gidemem’ sözleriyle başlıyor. Ama kendine engel olamıyor. Bu, şiddetli bir mücadele ve Elsa uçurumun kenarına ulaştığında teslim olmasıyla sonuçlanıyor. Onu değişime zorluyor.”
Del Vecho katılıyor. “Şarkı Elsa’nın Arendelle’in ötesine yaptığı kişisel yolculukla başlıyor. O, oyun-kesen ve bütün öyküyü ilerleten bir şarkı.”

Menzel şarkı yazarlarından ilham almış. Anderson-Lopez: “O ilham perimiz” diyor. “Sesi alçak bir tondan heyecan dolu ve tutkulu bir hale geçebiliyor. Bu çok heyecan verici. Ve o ‘Meçhule Doğru’ şarkısında savunmasız. Bu, Elsa’nın henüz duymamış olduğunuz, daha olgun, sorgulayan bir yanı. Onunla birlikte keşfe çıkmak çok eğlenceliydi.”




“Yaşlanınca” – söyleyen Josh Gad

Lopez: “‘Yaşlanınca şarkısı iki görev birden üstleniyor. “Olaf’taki değişimi görme ve filmin büyük bir bölümünde hakim olan sihirli ormanın daha fazlasını keşfetme şansını yakalıyoruz.”

Anderson-Lopez ekliyor: “Olaf ormanda yalnız ama bu orman şimdiye dek gördüğü ormanların hiçbirine benzemiyor. Bir şeyler alev alıyor, rüzgâr onu gezdiriyor, dev ayak izleri var ve sudan kendisine doğru bakan gözler görüyor.”
Elbette Olaf, büyüdüğünde her şeyin anlam kazanacağına inanan bir iyimser.
Andersen-Lopez şöyle diyor: “Şarkı geçişinde önemli bir tema var: ‘Büyümek uyum sağlamak, dünyayı ve dünyadaki yerinizi çözmek demektir.’ Filmde tüm kahramanların yaptığı da bu.”

“Geyikler İnsandan İyidir” – söyleyen: Jonathan Groff

Groff, Kristoff’un bunca zamandır neler yaşadığını yansıtmak amacıyla “Karlar Ülkesi”nde etkileyici bir biçimde söylediği kısa şarkıyı yeniden seslendiriyor.

“Kayboldum Ormanda” – söyleyen: Jonathan Groff

Şarkı 80’lerin glam rock şarkılarını yansıtarak Kristoff’un Anna’yla olan ilişkisini bir üst düzeye taşıma konusunda karşılaştığı zorlukları betimliyor. Jennifer Lee: “Şarkı çok komik çünkü Kristoff’un aşka olan bakış açısını temsil ediyor. Ayrıca, ona şarkı söyleyen bir geyik eşlik ediyor – ki bu çok mantıklı çünkü bu Kristoff’un fantazisi. Çok da içten. Anna’ya olan aşkını dile getiriyor.”

Anderson-Lopez şöyle diyor: “Gerçek aşkı, Kristoff’un ne yaptığını çalıştığını anlamadığı için bir tür krizle karşı karşıya kalıyor. 1980’ler erkeklerin bu power balladları söylemesine, bunu yaparken de kendisini hassas hissetmesine izin veren kısa bir dönemdi.”

Groff bütün geyikleri de seslendiriyor. Animasyon şefi Rebecca Wilson Bresee: “Sven’e büyük bir geyik ekibi katılıyor.” diyor. “Hem de avaz avaz şarkı söylüyorlar.”

Kalabalık görsel danışmanı Yasser Hamed ve ekibi geyik gruplarının animasyonundan sorumluydu. “Daha önce hiç dörtlü bir şekilde animasyonu yapılmış hayvan karakterimiz olmamıştı.” diyor. “‘Zootropolis’te hayvan karakterler iki ayaklıydı. O yüzden bu bizim için yeni. Üstelik şarkı da söylüyorlar.”

“Çık Ortaya – söyleyenler: Idina Menzel ve Evan Rachel Wood

Bu şarkı Elsa’nın gerçek amacını bulduğu ana işaret ediyor. Anderson-Lopez: “Elsa kendisini çağıran sesin ardındaki sırları keşfediyor.” diyor.

Menzel ekliyor: “Elsa için her şey bu şarkı sırasında sonuçlanıyor. Nokk’u evcilleştiriyor ve su atına binerek Ahtohallan’a gidiyor. Bu efsanevi, ruhani ve harika bir an. Ve Elsa kendisini gerçek anlamda sevmeye başlıyor.”

“Doğru Şey Uğruna” – söyleyen: Kristen Bell

Bu çok duygusal şarkı, filmin son şarkısı. Lopez: “Anna’nın çaresizlik yerine iyimserliği seçmesi gerekiyor. İlk filmden tamamen farklı bir ton.”

Anderson-Lopez ekliyor: “Yakın zamanda, yakınlarımızın akla hayale gelmeyecek şeyler yaşadığına tanıklık ettim. Şarkı sözü yazarı ve anne olarak, güçlerine ve cesaretlerine bakarak böyle bir şeyi atlatmak için ne gibi özellikler gerektirdiğini anlamak için analiz ettim. Hepimiz karanlığı gördük. Peki ya bu, iyimser Anna’mızın başına geldiğinde, ne yapması gerekir? Bunu, bir sonraki nefese ve adıma kadar ayrıntılandırıyorsunuz.”




JENERİK ŞARKISI GÖREVİ PANIC! AT THE DISCO, KACEY MUSGRAVES & WEEZER’E VERİLİYOR

“Karlar Ülkesi” film müziğiyle GRAMMY kazanan yardımcı müzik yapımcısı Tom MacDougall’a göre “Karlar Ülkesi 2” film müziği geniş kapsamlı şarkılar ve jenerik şarkısı versiyonlarını icra eden seçme sanatçılardan oluşuyor.

Panic! At The Disco “Meçhule Doğru”yu icra etti, Kacey Musgraves “Tüm Yanıtlar”ı söyledi ve Weezer “Kayboldum Ormanda”nın farklı bir versiyonunu yaptı.

“Dünyanın bu şarkıları duyması için sabırsızlansak da, jenerik müziklerini icra eden sanatçıların işi kabul etme hızları düşünüldüğünde nasıl bir tepki alacağımızı önceden kestirebiliyoruz.” diyor. “‘Karlar Ülkesi’ dünyasına karşı duydukları heyecan ve bu şarkılar, kendilerine has yaratıcılıklarıyla yorumladıkları şarkıların her birinde ifade ediliyor.”

CHRISTOPHE BECK TARAFINDAN BESTELENEN ORİJİNAL FON MÜZİĞİ

“Karlar Ülkesi” fon müziklerinin arkasındaki isim Beck, Arendelle’e “Karlar Ülkesi 2.”
için geri döndü. Orijinal şarkılarından aldığı öğeleri harmanlayarak, birbiriyle uyumlu bir müzikal çizgiyi film boyunca korudu. Beck, filmdeki sihirli ama gerçek geleneklere dayanan eşsiz ortamı sergileyebilmek adına kayıtlarının Norveç’te yapıldığı, Norveçli kadın korosu Cantus’un yanı sıra, bir kez daha geleneksel Norveç enstrümanlarından faydalandı.

Besteciye göre yeni fon müzikleri kahramanların geçirdiği evrimi yansıtıyor. “Nasıl Elsa ve Anna son filmden bu yana büyüdüyse, yeni fon müzikleri de benzer şekilde olgunlaştı ve daha sofistike müzikal içerikler ve tematik öğeler tanıtıyor.” diyor. “Öykünün duygu eğrisi ilk filme göre daha karmaşık ve yoğun, o yüzden fon müziklerinin temalarının ve enstümanlarının suite eşlik etmesini istedim. Uç noktalardaki dinamik tezatları, armonik karmaşıklığı, canlı renklerdeki çapraşık dokuları ve son derece dışavurumcu melodik anları keşfetmekten keyif aldım.”

Beck “Karlar Ülkesi 2”de Elsa için, kendini keşfetme yolculuğunun ve güçlerini anlamakta gösterdiği kararlılığın altını çizen yeni bir tema şarkısı yarattı. Anna ve Elsa arasındaki bağına övgü amacıyla yazdığı özel tema şarkısının yanı sıra, Northuldra halkı ve dört element için de tema şarkısı yazan Beck: “Elsa’nın tema şarkısı, gösterdiği büyük azim eşliğindeki özlem duygusunu ve sihirli elementlerle etkileşime girdikçe daha soyut ve yoğun hale gelişini yansıtıyor.” diyor. “Yeni tema şarkısı, bir arada olduklarında ne kadar güçlü ve hassas olduklarını, aynı zamanda da ayrı kaldıklarında hissettikleri melankoliyi ve uyumsuzluğu kapsıyor.”

Beck’e göre, Los Angeles’ın önde gelen 91 ismiyle birlikte kaydettiği fon müziğindeki kadro, şimdiye dek birlikte kayıt yaptığı en kalabalık kadro.  “Birlikte neler çalabilerine dair sınırları zorlamak istedim.” diyor. “Bu destansı sesi yaratma konusunda müthiş bir virtüözlük ve teknik açıdan emek isteyen bir performans gösterdiler.”

Beck: “Bu fon müziğinde özellikle tahta nefesli enstrümanlara yer vermek istedim. Çünkü orkestraya binbir renk ve zenginlik katıyorlar.” diye devam ediyor. “Onlara çağdaş film fon müziklerinde fazla yer verilmiyor, bu yüzden özel, dışa vurumcu özelliklerini vurgulayabildiğim için mutluyum.”




“Karlar Ülkesi 2” Dijital delüks film müzikleri

1. Tanıtım – Christophe Beck ve Frode Fjellheim
2. Northuldra – Christophe Beck
3. Kız Kardeşler – Christophe Beck
4. Exodus – Christophe Beck
5. Sis – Christophe Beck
6. Rüzgâr – Christophe Beck
7. Iduna’nın Atkısı– Christophe Beck ve Frode Fjellheim
8. Ateş ve Buz – Christophe Beck
9. Toprak Devleri – Christophe Beck
10. Gemi – Christophe Beck
11. Nehre Kapıl – Christophe Beck
12. Karanlık Deniz – Christophe Beck
13. Arendelle’in Geçmişindeki Hayaletler – Christophe Beck
14. Fazla Öteye Gitmek – Christophe Beck
15. Büyük Yanılsama – Christophe Beck
16. Sel – Christophe Beck
17. Yeniden Özgür – Christophe Beck ve Frode Fjellheim
18. Bir Araya Geliş – Christophe Beck
19. Son Söz – Christophe Beck ve Frode Fjellheim

Beck’e göre, fon müzikleri dramın, duygunun ve aksiyonun altını çizse de, aynı zamanda eğlenceli de. “Daha huzurlu, komik anlara yöneliyor ve öykünün duygu derinliğini ve yoğunluğunu dengeleyebilmek adına yeni bir soluk getiriyor.” diyor. “Özellikle de Olaf’ın performansını müzikle dikkatli bir şekilde kuşatarak, espri anlayışını pekiştirmek istedim. Örneğin uzun ve komik monologlarından birisi sırasında, Carl Stalling’in kitabından bir sayfa alarak, ekranda o an gerçekleşen aksiyonun müziğini yaptım, kısa müzikal referanslar arasında müziği keserek ve ilk filmdeki kısa parçaları geri getirerek tam anlamıyla Mickey Farelik yaptım!”

“Karlar Ülkesi 2” film müziği 15 Kasım 2019’dan itibaren Walt Disney Records üzerinden piyasaya sürüldü. “Karlar Ülkesi 2” vinil plak film müzikleri ve besteci Christophe Beck’in fon müziklerini de içeren “Karlar Ülkesi 2” dijital delüks film müzikleri de 15 Kasım’dan itibaren piyasalarda. 




SESLENDİRME KADROSU HAKKINDA

KRISTEN BELL (Anna’nın sesi)
NBC’de yayınlanan, dördüncü ve son sezonunu yapan “The Good Place”de Ted Danson’la birlikte oynuyor. Hulu’da yeniden sahneye koyulan popüler dizi “Veronica Mars”ta dizinin adını taşıyan karakteri bir kez daha canlandırdı. Ek olarak Bell, Disney’in yayın akışı platformu Disney+’da 2019’da yayınlanacak olan “Encore!”un ikinci sezonunda yardımcı yapımcılık ve oyunculuk yapıyor. Bell yakın zamanda Mila Kunis ve Kathryn Hahn’la birlikte “A Bad Moms Christmas”ta oynadı. 2016 yılına ait film, ülke içinde 100 milyon doların üzerinde hasılat yapan ilk STX filmi “Bad Moms”ın devam filmi.

Bell, 2016’da Don Cheadle’la birlikte Jeannie Van Der Hooven rolünde Showtime yapımı “House of Lies”ta boy gösterdi. 2014’te Bell, Warner Bros. Filmi “Veronica Mars”ta filmle aynı adı taşıyan karakteri bir kez daha canlandırdı. Film, Kickstarter’da 11 saatten az sürede 2 milyon dolar topladı ve 1 milyon ve 2 milyon dolara en hızlı ulaşan proje olarak rekor kırdı. NBC’nin popüler dizisi “Parks & Recreation”da konuk oyuncu olarak ekranlarda boy gösterdi ve galasını 2013 Sundance Film Festivali’nde yapan bağımsız film “The Lifeguard”da baş rol oynadı.

Diğer filmleri arasında: “PANDAS” “Karlar Ülkesi: Olaf’ın Macerası” “Teen Titans Go! to the Movies” “Like Father” “CHIPS” “How to Be a Latin Lover” “The Lifeguard” “The Boss” "Hit & Run” “Movie 43” “Some Girl(s)” “Writers”  “Big Miracle” “You Again” “Burlesque” “When in Rome” “Couples Retreat” “Forgetting Sarah Marshall” “Pulse”  “Serious Moonlight” ve David Mamet’in “Spartan.”ı yer almaktadır. Televizyondaki rollerinin arasında: “Veronica Mars” “Parks and Recreation” “Unsupervised” “Deadwood” “Heroes” ve “Party Down.” bulunmaktadır.

Broadway’de oynadığı roller arasında: “The Adventures of Tom Sawyer” ve Liam Neeson’la ve Laura Linney’le birlikte oynadığı “The Crucible”, Off-Broadway’de oynadığı roller arasında: “Reefer Madness” ve “A Little Night Music.” bulunmaktadır.

IDINA MENZEL (Elsa’nın sesi)
Bir yetenek abidesi: şarkıcı, film ve televizyon oyuncusu, şarkı yazarı, Broadway yıldızı ve hayırsever. Popüler Broadway müzikali “Rent”teki Maureen rolüyle üne kavuştu ve “Wicked” müzikalindeki rolü Batının Kötü Cadısı Elphaba’yla Tony® Ödülü kazandığında kariyerinde büyük bir atılım yaptı. Menzel son zamanlarda Joshua Harmon’ın “Skintight” adlı eserinin Batı Yakasındaki galasında oynadı. Bu şov, Roundabout Theatre Company’de eleştri yazılarında övgü olan Off-Broadway performansının devam niteliğindedir.  Buna ek olarak, Sadfie Kardeşler’in A24 filmi “Uncut Gems”de Adam Sandler, Eric Bogonsian, Lakeith Stanfield ve Judd Hirsch’e katıldı

Yenekli bir şarkı yazarı olan Menzel’in bereketli kayıt kariyerine çok sayıda oyuncu albümleri ve “Still I Can’t Be Still” “Here” “I Stand” solo albümleri ve Warner Bros. “Idina” Menzel’in 2008 sonrasında çıkan ilk orijinal stüdyo albümüdür ve ilk iki singılı “I See You” ve “Queen of Swords” artık her yerden temin edilebiliyor. Albümün yapımcılığını Eric Rosse (Tori Amos, Sara Bareilles) ve Greg Wells (Katy Perry, OneRepublic) yaptı. “Idina” Menzel’in Ekim 2014’de piyasaya sürülen, yapımcılığını GRAMMY® ödüllü Walter Afanasieff’in (Barbra Streisand, Celine Dion, Mariah Carey) yaptığı bir Noel albümü olan “Holiday Wishes”ten sonra çıkan ilk albümü. Albüm övgü dolu eleştriler alarak, Menzel’in Billboard’un en iyi 200 albümü listesinin en iyi 10’uncu sırasına oturmasını sağladı. Menzel, Billboard’un her yıl düzenlediği Women in Music etkinliğinde Yılın En İyi Çıkış Yapan Sanatçısı ödülünü aldı ve yakın zamanda, Asya, Birleşik Krallık ve Kuzey Amerika da dahil olmak üzere dünya çapında yaptığı turu tamamladı. Menzel ayrıca Super Bowl XLIX’de Ulusal Marş söyledi.




Ocak 2017‘de Menzel, Bette Midler’ı ünlü yapan rol olan CC’yi canlandırdığı Lifetime yapımı “Beaches“in yeni çekiminde boy gösterdi. Diğer filmleri arasında Susan Sarandon, Patrick Dempsey ve Amy Adams’la birlikte rol aldığı Disney’in “Manhattan’da Sihir”, Chris Columbus’un film versiyonu “Rent”te Maureen’i ve Salma Hayek ve Colin Farrell ile birlikte Robert Towne’nin “Aşka Sor” adlı filminde oynadı. Menzel, televizyonda ise Fox’daki “Glee”de Rachel’ın biyolojik annesi Shelby Corcoran rolüyle ekranların karşısına çıktı.

Menzel, Broadway’in orijinal yapımı, Richard Rodger Theatre’da Mart 2015’e kadar devam eden ve sonrasında Melzel ve birçok oyuncuyla birlikte yurt çapında tura çıkan “If/Then”de oynadı ve bu rolüyle üçüncü Tony Ödülleri’nde aday gösterildi. Melzel ayrıca bir “Hair” yapımı “Encores!”da Sheila ve Broadway’in “Aida”sında Amneris rolünü oynadı.

Londra’nın Batı Ucu’nda Broadway’in popüler müzikali “Wicked”in ilk gösteriminde oynadı ve en iyi kadın müzikal oyuncusu dalında “Theatregoers’ Choice Award” ödülünü kazandı. Ayrıca, Ted Sperling’in Halk Tiyatrosu’nda yönettiği Michael John LaChiusa’nın imzasını taşıyan “See What I Wanna See” müzikalinde oynadı. Oynadığı diğer Off-Broadway roller arasında eski bir Broadway yapımı olan “Rent” ve “The Vagina Monologues” yer almaktadır.

Menzel güçlü ama duygulu canlı performansları nedeniyle sürekli olarak övgüler almaktadır. Menzel, dünyaca ünlü senfoniler eşliğinde kapalı gişe yapan sahnelerde şarkı söylemiş ve kendi zamanının en iyi sahne sanatçılarından birisi olmasının sebebini ispat etmiştir. Mart 2012’de Menzel, Kraliyet Konservatuvarı’nın Toronto, Kanada’daki Koerner Sahnesi’nde çekilen, efsanevi besteci/orchestra şefi Marvin Hamlisch’in  yönettiği bir orkestranın eşlik ettiği canlı konserin “Idina Menzel Live: Barefoot at the Symphony” adı taşıyan bir CD ve DVD’sini piyasa sürmüştür. Bu konser aynı zamanda ülke çapında, PBS kanallarında yayınlandı.

Son derecede başarılı uluslararası konser turuna, Carnegie Salonu ve Radio City Music Hall’da kapalı gişe yapan performansları ve Walt Disney Konser Salonu’nda gerçekleşen 2012 Noel Arifesi performansı da dahildir.

2012 yılında BroaderWay Kuruluşu’nun ortak kurucusu olan Menzel için yardımseverlik de çok önemlidir. Bu organizasyon, yetersiz hizmet alan toplumlarda yaşayan kızlara sanat odaklı programlar aracılığıyla kendini ifade etme ve yaratıcılık kazandırmaya kendini adamıştır. Özsaygı oluşturma, liderlik vasıfları edinme ve kişisel ve sosyal başarılar elde etme üzerinde vurgu yapmaktadır. 2014’te Menzel, organizasyonla birlikte yaptığı çalışmalardan ötürü Variety Dergisi’nin Kadının Gücü şeref ödülünü alarak takdirini kazanmıştır.

JOSH GAD (Olaf’ın sesi)
Yaz sever bir kardanadamdan, kaçık bir Mormon misyonerine kadar oynadığı tüm rollere kıvrak zeka, mizah ve derinlik katmaktadır.

2019 Sundance Film Festivali’nde Gad’ın filmi “Little Monsters”ın ilk gösterimi yapıldı. Filmde ayrıca Lupida Nyong’o ve Alexander England da oynuyor ve Neon tarafından dağıtılacaktır.

Son projeleri arasında, Jason Sudeikis ve Bill Hader’ın da oynadığı Sony’nin animasyon filmi “The Angry Birds Movie 2” ve Judi Dench’in de oynadığı ve Kenneth Branagh’ın yönettiği Disney’in “Artemis Fowl”u yer almaktadır. HBO’da yayınlanan, Armando Lannucci’nin elinden çıkan “Avenue 5”in yapımı yakın bir zamanda sona erdi.




Apple’ın animasyon müzikal komedisi “Central Park”da ses sanatçılığı yapmıştır. Dizide Central Park’ta yaşayan ve çalışan bekçilerden oluşan bir ailenin parkı kurtarması öyküsü anlatılıyor. Rol arkadaşları arasında Leslie Odom Jr., Kristen Bell, Stanley Tucci ve Daveed Diggs yer almaktadır.

Gad’ın son filmleri arasında Universal Stüdyoları’nın “A Dog’s Journey”si, Open Road’un “Marshall”ı, Fox’un “Murder on the Orient Express”i ve Disney’in “Güzel ve Çirkin” bulunmaktadır. Rol aldığı diğer yapımlar arasında Adam Sandler ve Peter Dinklage’yle birlikte rol aldığı Sony’nin “Pixels”i, Kevin Hart’la birlikte rol aldığı “The Wedding Ringer”, Zach Braff’in bağımsız projesi “Wish I Was Here”, Disney’in ödüllü animasyon filmi Karlar Ülkesi”ndeki Olaf rolü, “Angry Birds” ve Steve Jobs’un biyografisi “Jobs.” yer almaktadır. Diğer işleri arasında Gwyneth Paltrow, Mark Ruffalo ve Tim Robbins’le birlikte oynadığı “Thanks for Sharing”, Vince Vaughn ve Owen Wilson’la birlikte oynadığı Shawn Levy’nin “The Internship”i, Jake Gyllenhaal, Anne Hathaway ve Hank Azaria birlikte oynadığı Ed Zwick yapımı “Love & Other Drugs”, Rainn Wilson’la birlikte oynadığı Shawn Levy yapımı “The Rocker”, Kate Bosworth, Laurence Fishburne ve Kevin Spacey’le birlikte oynadığı “21” ve Harrison Ford, Sean Penn, Ray Liotta ve Ashley Judd’la birlikte oynadığı “Crossing Over” yer alır. Diğer seslendirme işleri arasında: Ray Romano, Queen Latifah, Jennifer Lopez ve John Leguizamo’yla birlikte rol aldığı “Ice Age: Continental Drift” bulunur.

2015’te Gad, Billy Crystal’la birlikte, gecenin geç saatlerinde bir komedi skeçi şovunda daha genç ve asi bir gençle eşleştirilen deneyimli vir komedyeni konu alan FX’in programı “The Comedians”ta oynadı. 2012’de yardımcı yapımcılığı ve yardımcı yaratıcılığı görevini üstlendi ve NBC’nin aile komedisi “1600 Penn”de oynadı. Başkan’ın (Bill Pullman) içtenlikle, doğru olanı yapma girişimleri sık sık başarısızlıkla sonlanan sakar en büyük oğlu Skip Gilchrist’i oynadı. Gad MTV’nin animasyon dizisi “Good Vibes”ta bir karakter seslendirdi ve BBC Worldwide’da yayınlanan “Gigi: Almost American”da diziyle aynı adı taşıyan Gigi rolünü oynadı. “New Girl” ve “Modern Family” gibi popüler dizilerde konuk oyuncu olarak rol aldı.

Gad, Broadway’de Tony® Ödülleri’ni kazanan komedi müzikali “Mormon Kitabı”nda Yaşlı Cunningham rolüyle Broadway’i kasıp kavurdu. Gad, Tony, Drama League ve Astaire Ödülleri’ne aday gösterildi ve Outer Critics Circle Ödülü kazandı. Broadway’de ilk kez sahneye çıkışını Tony ödülü kazanan yapım “The 25th Annual Putnam County Spelling Bee”yle yaptı.

Carnegie Mellon Oyunculuk Okulu’ndan mezun olmasının ardından Gad tiyatro kariyerine başladı. Sonradan odağını komediye, kendi şirketi The Lost Nomads komedi topluluğu kurucu ortaklığını yapmaya çevirdi.



JONATHAN GROFF (Kristoff’un sesi)
2016’da Broadway’de oynanan “Spring Awakening”deki ödül kazandıran, yıldızının parladığı performansından beri tiyatroda, filmlerde ve televizyonda hatırlara kazınan performanslar sergiledi. (Theatre World Ödülü kazananı, Tony Ödülleri ®, Drama Desk Ödülleri, Drama League Ödülleri adayı)

Groff, David Fincher’ın Ağustos’ta Netflix’e geri dönen ve geniş ölçüde takdir gören dizisi “Mindhunter”ın ikinci sezonundaki rolüne kaldığı yerden devam ediyor. Baş yapımcılığını Charlize Theron’un yaptığı ve öykülerini John E. Douglas’ın gerçek suç kitabından alan dizide Groff devam etmekte olan suçları çözmek amacıyla hapsedilmiş seri katilleri sorguya çeken FBI ajanı Holden Ford’u oynuyor.

Groff sahneye Christian Borle ve Tammy Blanchard’la birlikte rol aldığı Westside Tiyatrosu’nun Off-Broadway yapımı “Little Shop of Horrors”ta Seymour Krelborn olarak dönüyor.

Oynadığı filmler arasında “C.O.G.”, “The Conspirator” ve “Taking Woodstock”un yanı sıra, Akademi Ödülleri® adayı “American Sniper” yer almaktadır.

Groff, televizyonda HBO’nun iki sezon sonrasında sona eren çok sevilen dizisi “Looking” ve devam niteliğindeki television filmi “Looking: The Movie”de oynadı. Groff ayrıca Emmy® ve Altın Küre® ödüllü, yaratıcılığını ve yapımcılığını Ryan Murphy’nin yaptığı dizi “Glee”de “Jesse St. James” rolünü oynadı. Oynadığı diğer televizyon  yapımları arasında “Boss”, “The Good Wife” ve “The Normal Heart” yer alır.

Groff, Broadway’in Pulitzer Ödülü kazanan yapımı “Hamilton”daki Kral Üçüncü George rolünü canlandırarak, bu performansından dolayı Tony Ödülleri’ne aday gösterildi. Lin-Manuel Miranda tarafından yazılan müzikal, en iyi müzikal da dahil olmak üzere 11 Tony Ödülü kazandı. Ayrıca en iyi müzikal tiyatrosu albümüyle en orijinal sahne kaydıyla GRAMMY ödülü kazandı.

Groff’un yer aldığı tiyatro eserleri arasında: “The Bobby Darin Story” (92Y), “Encores! Off-Center: A New Brain” (City Center), “The Bacchae” (Delacorte Tiyatrosu); “Hair” (Devlet Tiyatrosu); “The Submission” (MCC Tiyatrosu); Craig Lucas’ın “The Singing Forest”ı (Devlet Tiyatrosu) ve “Prayer for My Enemy” (ona Obie ödülü kazandıran Playwrights Horizons), “Deathtrap” (Batı Ucu) and “Red” (Mark Taper Forum, Los Angeles) yer almaktadır.

New York City’de yaşamaktadır.




İki kez Emmy® ödülü kazanan aktör STERLING K. BROWN (Mattias’ın sesi)
NBC’nin Emmy®  ve Altın Küre® ödüllerine aday gösterilen dram dizisi “This Is Us”da oynamaktadır. Randall Pearson rolüyle Brown, bu dram dizisinde üstün performans gösterek oynadığı başrol sayesinde Altın Küre®’nin yanı sıra Emmy®  ödülü kazanarak ödül töreninin 75 yıllık tarihinde o dalda ödül alan ilk Afrikalı-Amerikalı aktör oldu. Buna ek olarak Brown dram dizisinde oynadığı rolden dolayı ilk SAG Ödülü@ kazanan ilk Afrikalı-Amerikalı aktör haline gelerek tarihe geçti. Ayrıca, bir drama dizisinde, sergilediği olağanüstü performans nedeniyle diğer oyuncu kadrosuyla birlikte iki SAG ödülü aldı. 2018’de Brown, dünyanın en etkili 100 kişisi listesinde yer aldı.
Brown, Sony animasyonu “Angry Birds 2”de ve Blake Lively ve Jude Law’la birlikte Paramount’un casus gerilim filmi “The Rhythm Section” (22 Kasım)da oynamaktadır. Buna ek olarak, A24’ün aile dramı “Waves”de oynayacak. Emmy® ödüllü Amazon dizisi “The Marvelous Mrs. Maisel”in üçüncü sezonunun yapımında yer almaktadır ve diziye konuk oyuncu olarak da katılacaktır.

2018’de Brown, 20th Century Fox’la anlaşma imzalayarak Indian Meadows Productions’ı kurdu. Şirketin ana şartı; radyo, kablolu televizyon ve internet yayını yapmak üzere eğlendirici, öğretici ve iyi ahlak aşılayan projeler ürettiği sırada farklılığı savunmak. Indian Meadows, 20. Yüzyıl Fox Televizyonu için yapılan, yazar Esi Edugyan’ın ödüllü romanı “Washington Black”in sınırlı seri uyarlamasının yapım yönetmenliğini yapıyor.

Ayrıca 2018’de Brown Marvel Stüdyoları’nın Akademi Ödüllü filmi “Black Panther”de oynadı. Büyük etkiler yaratan film, sinemalara gelir gelmez dünyanın dört bir yanında gişe rekorları kırarak Brown’a, oyuncuların tümünün yanı sıra SAG Ödülü kazandırdı. Brown ayrıca Fox’un bilim kurgu gerilimi “The Predator” oyunclarına öncülük etti ve Jodie Foster ve Brian Tyree Henry’yle birlikte “Hotel Artemis” adlı aksiyon filminde oynadı. Brown, 2017 yılında “Marshall” adlı dramda oynayarak, bu performansıyla NAACP Image Ödülleri’ne aday gösterildi. 2016’da Paramount’un “Whiskey Tango Foxtrot” adlı filminde Tina Fey’le birlikte oynadı. Yer aldığı diğer filmler arasında: “Our Idiot Brother”, “The Suspect” “Righteous Kill” “Trust the Man” ve “Spaceman” yer almaktadır.

2018’deki televizyon yapıtıyla Brown, konuk oyuncu olduğu “Brooklyn Nine-Nine”daki komedi rolünün yanı sıra “This Is Us”taki rolünden dolayı Emmy’e tekrar aday gösterildi.
Aldığı Emmy’e ek olarak, “This is Us”taki performansından ötürü Altın Küre ve SAG Ödülleri aldı. Brown ayrıca NAACP Image Ödülü ve Eleştirmenlerin Seçimi Ödülü aldı ve BET, TCA ve Teen Choice Ödüllerine aday gösterildi. Brown 2016’da FX’in büyük ilgi gören ödüllü televizyon olayları dizisi “The People v. O.J. Simpson: American Crime Story”de savcı Christopher Darden’ı canlandırdı. Bu rolüyle Emmy ve Eleştirmenlerin Seçimi Ödüllerini kazandı ve Altın Küre, SAG Ödülleri ve NAACP Image Ödülleri’ne aday gösterildi.

Brown yedi yıl boyunca olumlu eleştirilen alan Lifetime dizisi “Army Wives”ta Doktor Roland Burton’u canlandırdı. Buna ek olarak rol aldığı diğer televizyon yapımları arasında: “Saturday Night Live” sunuculuğu (2018), “Insecure” “Supernatural” “Person of Interest” “Masters of Sex” “The Mentalist” “Castle” ve “Criminal Minds” bulunmaktadır.

Bir tiyatro sever olan Brown, NAACP Tiyatro Ödülü’nü kazandığı ve Ovation Ödülü’ne aday gösterildiği “Father Comes Hume from the Wars”ın (1’inci, 2’inci, 3’üncü kısım) New York ve Los Angeles yapımları da dahil olmak üzere çeşitli sahne gösterilerinde performans gösterildi. Sahne aldığı diğer yapımlar arasında: “Macbeth”, “The Brother/Sister Plays” ve Al Pacino’yla birlikte rol aldığı “The Resistible Rise of Arturo Ui” yer almaktadır.

Brown, New York Üniversitesi Tisch Sanat Okulu’nda güzel sanatlar masterını tamamlamasının öncesinde, Standford Üniversite’si Oyunculuk Bölümü’nden mezun oldu. Eşi ve 2 çocuğuyla birlikte Los Angeles’da yaşıyor.




EVAN RACHEL WOOD (Queen Iduna’nın sesi)
Zamanının en yetenekli aktrislerinden birisi. HBO’nun popüler dizisi “West World” adlı dram dizisinde oynadığı Dolores rolüyle olumlu eleştiriler alarak hem 2017, hem de 2018’de Emmy®’e aday gösterildi. Ayrıca Dram dizisindeki en iyi kadın oyuncu dalında Eleştirmenlerin Seçimi Ödülü aldı ve televizyon dram dizisindeki en iyi kadın oyuncu performansıyla Altın Küre®’ye ve yalnızca West World’deki olağanüstü performansından dolayı SAG® Ödülleri’ne aday gösterildi. Üçüncü sezonu yenilenen, yapımcılığını Jerry Weintraub ve J.J. Abrams’ın yaptığı dizi, yapay bilinçlerin uyanışı ve günahın geleceği hakkında.

Wood, HBO’nun kısa dizisi “Mildred Pierce”da Veda Pierce’i canlandırdığı olağanüstü yardımcı oyunculuğuyla Altın Küre ve Emmy adaylığına gösterildi. Ayrıca, Darren Aronofsky’nin 2008 filmi “The Wrestler”daki Mickey Rourke’un yabancılaşmış kızı Stephanie rolündeki güçlü performansıyla büyük övgüler aldı.

5 yaşından beri oyunculuk yapan Wood, asıl çıkışını Cathrine Hardwicke’nin tartışmalı bağımsız filmi “Thirteen”deki (2003) rolüyle yaptı ve bu rolüyle SAG Ödülleri’nde en iyi kadın oyuncu adaylığının yanı sıra, Altın Küre Ödülleri’nde en iyi dram kadın oyuncusu dalında aday gösterildi.

Dram dizisi “Profiler”da bir sezon oynamasının ardından Wood ödüllü dizi “Once and Again”in ana kadrosuna seçilerek dizide 4 sezon boyunca oynadı. Ekranda oynadığı ilk büyük rol, Kevin Bacon’la birlikte oynadığı “Digging to China” filmiydi ve bunu Sandra Bullock ve Nicole Kidman’la birlikte oynadığı “Practical Magic” takip etti. 2002’de “Little Secrets”da ilk başrolünü oynadı ve Al Pacino’yla birlikte bilim kurgu dramı “S1m0ne”da yardımcı rol oynadı. Sonraki yıl “Thirteen”deki rolüne ek olarak Wood, Ron Howard’ın “Missing” adlı filminde Cate Blanchett ve Tommy Lee Jones’un kaçırılan kızını oynadı.

Sonraki filmleri arasında: “The Upside of Anger”, “Pretty Persuasion” (2005 Sundance Büyük Jüri Ödülü kazananı), “Down in the Valley”, “Running with Scissors” ve “King of California” yer almaktadır. Julie Taymor’un Beatles’ın şarkılarına sahne olan 2007 filmi “Across the Universe”deki Lucy rolüyle şarkı hünerlerini gösterdi. Sonrasında “Battle for Terra”da bir uzaylı rolünü seslendirdi ve “The Westler”ın  öncesinde Uma Thurman’la birlikte “The Life Before Her Eyes”da  oynadı. Bunun yanı sıra, Woody Allen’ın “Whatever Works” adlı filminde Melody’i canlandırdı.

Wood, 2010’da James McAvoy ve Robin Wright’la birlikte oynadığı Robert Redford’ın “The Conspirator” adlı filminde boy gösterdi. Ayrıca çok olumlu eleştirilen alan HBO dizisi “True Blood”da Kraliçe Sophie-Ann’i canlandırdı. Wood, George Clooney’in yönettiği ve oynadığı “The Ides of March”da oynadı. Oyuncular arasında Ryan Gosling, Marisa Tomei, Paul Giamatti ve Philip Seymour Hoffman da bulunmaktadır. Ayrıca, Justin Long’la birlikte oynadığı “A Case of You”, Shia LaBeouf ve Mads Mikkelsen’le birlikte “Charlie Countryman”in yanı sıra Scott Speedman’la birlikte Andrew Fleming’in “Barefoot” adlı yapımında oynadı.

2015’te, Jean Hegland’in vahşi doğada hayatta kalma mücadelesi veren iki kız kardeşi konu alan kıyamet sonrası romanına dayanan “Into the Forest”da Ellen Page’le birlikte rol aldı.  Oynadığı filmler arasında Joe Berlinger’ın Bob Rowe’un gerçek bir suç öyküsüne dayanan uyarlama “Facing the Wind”de ve Dakota Fanning ve Zoe Kravitz’le birlikte Gerardo Naranjo’nun “Viena and the Fantomes” adlı filminde yer aldı. Ayrıca Gary Rydstrom’un “Strange Magic” adlı filminde bir karakteri seslendirdi ve Carlos ve Jason Sanchez’in yönettiği, 2017 yılında Toronto Uluslararası Film Festivali’nde ilk gösterimi yapılan “Allure” filminde oynadı.

Wood, haklarını savunmasından dolayı LGBTQ topluluğu adına 2017’de İnsan Hakları Kampanyası Görüş Ödülü’nü aldı. Aynı yıl Forbes’un 20’yi aşkın farklı endüstrideki yenilikçileri ve çığır açan isimleri onurlandırdığı her yıl düzenlenen 30 Under 30 listesinde anıldı.

Şubat 2018’de Wood, cinsel saldırıya uğrayan olayzedeler için 50 eyaletin tümünde insan hakları beyannamesine yasa eklenmesini savunmak amacıyla kongre önünde ifade vermek üzere Capitol Hill’e gitti. Nisan 2019’da aile içi şiddet yasaları raporlarındaki sınırlamalar yasasını genişletmek için Kaliforniya Senatosu karşısında konuştu ve Phoenix Yasası’nın eyalette geçerli olmasını sağladı.

Wood Gina Rodriguez’le birlikte oynadığı Annapurna filmi “Kajillionaire”nin çekimlerini yakın bir zamanda tamamladı. Ayrıca, Jim Sturgess ve Shinobu Terajima’yla birlikte “One Thousand Paper Cranes” filminde oynayacak.




FİLM YAPIMCILARI HAKKINDA

CHRIS BUCK (Yönetmen/Öykü Yazarı) ve Jennifer Lee, 1.27 milyar doları aşkın bir rakamla Dünya gişelerinde en yüksek hasılat yapan uzun metrajlı animasyon filmini yönetti. Film, 2 Akademi Ödülü®, Altın Küre®, BAFTA® Ödülü, PGA Ödülü, 5 Annie Awards ve 2 GRAMMY® Ödülü de dahil olmak üzere birçok ödül aldı. Filmin dijital ve Blu-ray/DVD sürümü son on yılın en büyük ev eğlencesi başarılarından biriydi ve ABD tarihindeki en popüler Blu-ray oldu. Oscar ödüllü “Aldırma” şarkısını da içeren “Karlar Ülkesinin” üçlü platinum sertifikası kazanan film müziği, 33 hafta boyunca Billboard’un en popüler 200 şarkı listesinin ilk 5'inde kaldı. Buck, 2015 yılında Lee'nin yanındaki yönetmen koltuğuna tiyatral kısa film “Karlar Ülkesi: Ateş” ile geri döndü. Buck, Lee ve yapımcı Peter Del Vecho, 22 Kasım 2019’da sinemalara gelmesi kararlaştırılan “Karlar Ülkesi 2” için tekrar bir araya geldi.

Buck yönetmen koltuğuna ilk kez 1999 Disney animasyon filmi “Tarzan”da oturdu ve Walt Disney Animasyon Studios'un yeni 2013 animasyon macerası için Yönetmen Jennifer Lee’yle birlikte yönetmenlik yapmak üzere geri döndü. Buck, profesyonel kariyerine 1978 yılında Disney’le başladı ve animatör, animasyon danışmanı, karakter tasarım uzmanı ve yönetmen olarak çok önemli katkılarda bulundu. Yönetmenliğini yaptığı diğer uzun film, 2007’de Oscar'a aday gösterilen Sony Pictures Animasyon filmi “Surf's Up”tır.

Wichita – Kansas’da doğan Buck, Disney’deki kariyerine 1981 yılı “Fox and Hound” adlı uzun animasyon filminde animatör olarak başlamadan önce, CalArts’ta 2 yıl boyunca karakter animasyonu eğitimi aldı. “Fun with Mr. Future” adlı kısa filmde animasyon çalışmaları yaptı ve “Who Framed Roger Rabit”de bazı deneysel çalışmalar yaptı.

Buck 1984-92 yılları arasında, Disney için yaptığı çok sayıda çalışma da dahil, çeşitli serbest görevler üzerinde çalıştı. Buck, yaratıcılık gücünü yönetmen Tim Burton’la birleştirerek Disney'in 1984 yapımı kısa metrajlı canlı aksiyon filmi “Frankenweenie”nin resimli taslaklarının yapımına yardım etti. “Film Fair”, “Kurtz & Friends” ve “Duck Soup” gibi Los-Angeles kökenli yapımların reklam animasyonlarını yapmaya devam etti. Tekrar Burton’la ekip olarak, Brad Bird’ün yönettiği, Steven Spielberg’ün “Amazing Stories” adlı yapımının 1993 yılına ait “Family Dog” bölümünde animator yönetmeni olarak görev yaptı.

Buck, bu animasyon dizisinin sonraki 13 adet yarım saatlik bölümünün yönetmenliğini yaptı. Buck, Disney'in 1989 animasyon filmi “Küçük Deniz Kızı” için karakter tasarımına yardım etti ve “The Rescuers Down Under” için deneysel animasyonlar yapmasının yanı sıra, buna benzer görevler yaptı. Bunu, birçok filmin geliştirilmesine yardım ettiği ve “Bebe's Kids” filminde animasyon yönetmenliği yaptığı Hyperion Pictures'daki görevi takip etti.




JENNIFER LEE (Yönetmen/Senarist/Öykü yazarı) Walt Disney Animasyon Stüdyoları’nın (WDAS) baş yaratım direktörü ve Chris Buck’la birlikte yönettiği “Karlar Ülkesi 2”nin yazarıdır. Lee, yönetmenlik görevlerini Chris Buck’la paylaştığı WDAS’nin “Karlar Ülkesi” filminin yazarı ve yönetmenidir. Film

Film 1.27 milyar doları aşkın bir rakamla Dünya gişelerinde en yüksek hasılat yapan animasyon filmi oldu ve Lee en yüksek hasılat yapan kadın film yönetmeni haline geldi. “Karlar Ülkesi” iki Akademi Ödülü®, Altın Küre®, BAFTA Ödülü, PGA Ödülü, beş Annie Ödülü ve iki GRAMMY® Ödülü kazandı. Filmin dijital ve Blu-ray/DVD sürümü son on yılın en büyük ev eğlencesi başarılarından biriydi ve ABD tarihindeki en popüler Blu-ray oldu.

Lee’nin Walt Disney Animasyon Stüdyoları’ndaki kariyerine Mart 2011’de, Oscar®’a aday gösterilen, deli dolu arcade macerası “Oyunbozan Ralph”in baş yazarı olduğunda başladı. Filmin senaryosu için Phil Johnston’la birlikte Annie Ödülü aldı. Daha sonra “Karlar Ülkesi”nin senaryosunu kaleme aldı ve Buck’la birlikte filmi yönetmeye başladı. 2014’te “Karlar Ülkesi”ndeki çalışmalarından dolayı Lee’ye Crystal ve Lucy Ödülleri’nde Women In Film’in (Filmlerdeki Kadınlar) Dorothy Arzner Yönetmen Ödülü verildi.
Aynı yıl New Hampshire Üniversitesi lisans eğitimini tamamlayarak diploma töreninle unutulmaz bir konuşma yaptı ve fahri doktora diplomasıyla ödüllendirildi.

2016’da Lee, Akademi Ödüllü uzun film “Zootropolis”in (2016) öykü yazarlarından birisiydi ve “Ralph ve İnternet” (2018) filminin yapım yönetmenliğini yaptı. Ayrıca yakın zamanda “Karlar Ülkesi: Broadway Müzikali” kitabını yazdı. Bu eseriyle, Tony® Ödüllerine aday gösterilmesinin yanı sıra Disney’in canlı aksiyon filmi “A Wrinkle in Time”ın öykü uyarlamasını yaptı.

Walt Disney Animasyon Stüdyoları’na katılmadan önce Lee, 2001 yılında Columbia Üniversite’sinin Film Yüksek Lisans Programı’na girerek senaryo yazımına yönelmeden önce kitap yayımcılığı kariyeri yaptı. Burada senaryo yazımındaki üstün başarısından dolayı William Goldman Ödülü ve ilk uzun metrajlı film senaryosu “Hinged on Stars”la Columbia Üniversitesi Film Festivali’nde ödül aldı. 2005’te Güzel sanatlar yüksek lisansıyla sinema bölümünden mezun oldu.

Lee, ailesiyle birlikte Los Angeles’ta yaşıyor.




PETER DEL VECHO (Yapımcı) Walt Disney Animason Stüdyoları’nın yapım departmanında kıdemli başkan yardımcısı görevi yapmaktadır. Del Vecho’nun rolü WDAS’nin tüm uzun metrajlı filmlerinin yapımlarını gözetleyip denetlemek. 

Del Vecho 2013 yılında 1.27 milyar doları aşkın bir rakamla Dünya gişelerinde en yüksek hasılat yapan uzun metrajlı animasyon filmi olan “Karlar Ülkesi”nin yapımcılığını yaptı. Del Vecho bu çabalarından dolayı Oscar® ve PGA Ödülü kazandı. Film, Akademi Ödülleri®, Altın Küre®, BAFTA Ödülü, PGA Ödülü, beş Annie Ödülü ve iki GRAMMY® Ödülü de dahil olmak üzere çok sayıda onur ödülü aldı. Filmin dijital ve Blu-ray/DVD sürümü son on yılın en büyük ev eğlencesi başarılarından biriydi ve ABD tarihindeki en popüler Blu-ray oldu. Oscar ödüllü “Aldırma” şarkısını da içeren “Karlar Ülkesinin” üçlü platinum sertifikası kazanan film müziği, 33 hafta boyunca Billboard’un en popüler 200 şarkı listesinin ilk 5'inde kaldı.

Del Vecho 1995 yılında Walk Disney Animasyon Stüdyoları’na katıldı ve engin yapımcılık deneyimlerini stüdyoya taşımış oldu. New York’ta ve Doğu Yakası’nda çok sayıda tiyatroda çalışmış olan Del Vecho en sonunda 1995 yılında görevinden ayrılarak meşhur Guthrie Tiyatro’suna katıldı. Onu Disney’e getiren, sanat ortamında ortaklaşa çalışma tutkusuydu.

“Herkül”ün yapım menejeri Del Vecho 300 sanatçıdan oluşan bir yapımcı ekibe önderlik etmekten sorumluydu. En iyi uzun metrajlı animasyon filmi dalında Oscar®’a aday gösterilen 2002 yılı animasyon filmi “Treasure Planet”da ortak yapımcı görevi yaptı.

2005 yılı animasyon macerası “Chicken Little”ın ortak yapımcısı olan Del Velcho, stüdyonun ilk uzun metrajlı 3D animasyon filminin üretimine yaratıcı fikirleriyle dahil oldu.

Del Vecho, 2009 yılında sinemalara gelen ve en iyi animasyon filmi de dahil olmak üzere Oscar®’a 3 kez aday gösterilen animasyon müzikal komedi “Prenses ve Kurbağa”nın yapımcılığını üstlendi. Ayrıca

Ayrıca, sinema macerası “Winnie the Pooh”un yapımcısı olarak WDAS’nin Yüz Hektar Ormanı’na dönmesi için ona yol gösterdi.

KRISTEN ANDERSON-LOPEZ ve ROBERT LOPEZ Oscar® ve Grammy® ödüllü,
Walt Disney Animasyon Stüdyoları’nın “Karlar Ülkesi 2” filminin ardındaki şarkı yazarı evli çifttir. Orijinal “Karlar Ülkesi” için yazdıkları “Aldırma” şarkısıyla iyi orijinal şarkı dalında Oscar kazandılar.  Bunun yanı sıra, Disney’in ve Pixar’ın “Coco” filminde yer alan, en iyi orijinal şarkı dalında Oscar kazanan “Remember Me”yi yazdılar ve “Karlar Ülkesi”ni Broadway sahnesi için uyarladılar.

Lopez, her ikisinin de ona Tony Ödülleri kazandırdığı popüler “Avenue Q” and “The Book of Mormon” müzikallerini başka birisiyle birlikte ortaklaşa tasarladı ve yazdı.
Off-Broadway gösterimi sonrası Drama Desk, Drama League ve Lucille Lortel Ödülleri’nde beğeni toplamasının ardından Anderson-Lopez’in “In Transit” adlı gösterisi Broadway’de oynanan ilk alcapella müzikali olarak tarihe geçti.

Lopez ve Anderson-Lopez, “Kayıp Balık Nemo Müzikal”i, iki Emmy Ödülü kazanan “The Wonder Pets” ve “Winnie the Pooh” animasyon filmi de dahil olmak üzere televizyon, sinema ve sahne için şarkılar yazdı. Orijinal müzikalleri “Up Here” ilk gösterimini La Jolla Playhoouse’da yaptı.

Yale Üniversitesi ve Williams Yüksek Okulu’ndan mezun olan Lopez ve Anderson-Lopez iki kızlarıyla birlikte Brooklyn New York’ta yaşamaktadır.

Ödüllü besteci CHRISTOPHE BECK’in (Orijinal fon müziği bestecisi) müzik türleri arasında köprü kuran ve hak ettiği alkışları toplayan bir kariyeri vardır. Beck’in müziğinin kapsadığı menzil Marvel Stüdyoları’nın aksiyon-macera “Ant-Man” filminin fon müziklerinden, Fox'un Charles Schulz'un sevilen çizgi filmi “Peanuts” çizgiromanının uyarlamasına kadar uzanmaktadır. Son projeleri arasında Netflix belgeseli “Watson” “Christmas Chronicles” ve Marvel Stüdyoları’nın “Ant-Man and the Wasp” yer almaktadır.

Üretken besteci, Oscar® ve GRAMMY ödülleri kazanan animasyon filmi “Karlar Ülkesi”nin (Film müziği albümü 3 milyon kopyayı aşkın satın yapmıştır) fon müziğini yapmıştır. Beck, şu yapımlar da dahil olmak üzere son on yılın ikonik komedilerinin müzikal sesidir: “Felekten Bir Gece” “Amerikan Pastası” “Hot Tub Time Machine” ve “Pitch Perfect”; Jennifer Anniston’ın oynadığı “Cake” ve gerçek suç hikayelerini konu alan “We Are Marshall” gibi dokunaklı filmler; “Red Army” ve ödüllü “Waiting for Superman” gibi belgeseller; “Under the Tuscan Sun” ve “Crazy, Stupid, Love” gibi romantik komediler; “Year of the Dog” ve Tom Cruse ile Emily Blunt’ın oynadığı, Doug Liman’ın yönettiği Edge of Tomorrow” gibi bilim kurgu - aksiyon gerilim filmleri ve drama/suç filmi “American Made.” Beck, başarısının dönüm noktasına, besteleriyle Emmy® ödülü kazandığı televizyon dizisi “Buffy the Vampire Slayer”ın müziklerini bestelediğinde ulaşmıştır.

Beck, her türde müzik üretebilme becerisine sahip olmasıyla eşsizdir. Müziği, gerilim yaratmak için karmaşık dinamiklerin ustaca kullanılmasıyla, geniş bir duygu yelpazesinin aktarılmasını bir araya getiriyor. Beck’in fon müzikleri her filme derinlik, ilgi çekicilik, mizah ve duygusallık katarak, bu filmlerin estetiklerine güçlü bir katkıda bulunuyor.

Beck, 5 yaşındayken piyano çalmaya başladı. Daha sonraları Yale’de müzik eğitimi aldı ve efsanevi besteci Jerry Goldsmith’in öğretim verdiği USC film müzikleri programına katıldı. Disney’in müzik efsanesi Budyd Baker’ın kişisel tavsiyesi üzerine televizyon için besteler yapmaya başladı.




MARC E. SMITH (Öykü Yönetmeni/Yazarı) öykü ekibinin geri kalanıyla birlikte ekrana aktarılacak öyküye yönetmen bakış açısı katmaktan sorumludur. Öykünün oluşturulmasına yardım ederek, resimli öykü ekibini yönetmektedir.

Smith, Disney’e 1993 yılında Walt Disney World’de stajyer olarak katıldı. Walt Disney Animasyon Stüdyoları’na katıldığından beri, “Treasure Planet”de animasyon yönetmeni, “Karmakarışık” ve “Karlar Ülkesi”nin öykü departmanında ve “6 Süper Kahraman” ve “Zootropolis”de baş öykücü olarak çalıştı.

Annesinden esinlenen Smith, 18 yaşında animasyon kariyeri yapmak istediğine karar verdi. Kaliforniya Sanat Enstitüsü’ne (CalArts) gitti.

Smith, 19 yıldır evli olduğu eşiyle ve 14 yaşındaki oğlu, 11 yaşındaki kızıyla Santa Monica - Kaliforniya’da yaşamaktadır.

BYRON HOWARD (Yapım Yönetmeni) Walt Disney Animasyon Stüdyüsu’nun Oscar kazanan uzun metrajlı filmi “Zootropolis”i yönetti.

Çocukluğunda Howard’ın en sevdiği Disney animasyon filmleri arasında “Robin Hood” “Sindrella” ve “Uyuyan Güzel” yer alıyordu. Aynı zamanda Chuck Jones, Ronald Searle ve Bill Watterson gibi sanatçılardan ilham aldı ve tomar tomar bilgisayar kağıdını kendi yarattığı karakterlerle doldurdu. Sanata ve animasyona olan sevgisi lise ve üniversite yılları boyunca devam etti.

Howard, Washington’daki Evergreen Devlet Üniversitesi’nde sanat diploması aldı. Burada sinematografi, sanat ve edebiyat okuyarak film yapımına olan ilgisinin peşinden gitti. 1991 yılı itibarıyla Howard, Florida’daki Walt Disney Animasyon Stüdyoları’na “Pocahontas” filmiyle ara ve son kare ressamı olarak resmi olarak katıldı. Kısa süre içinde “Mulan”ın animatörü oldu ve “Lilo ve Stitch” ve “Ayı Kardeş” filmlerinin karakter tasarımlarını yapmasının yanı sıra bu filmlerin animasyon denetmenliğini yaptı.

Howard daha sonra Kaliforniya’ya taşınarak burada sinamatografi derslerine ve Walt Disney Animasyon Stüdyoları’nın öykü ressamı ve karakter tasarımcısı olarak çizimler yapmaya devam etti. 2006 yılında yönetmen oldu. Walt Disney Animasyon Stüdyoları’nın Oscar®’a aday gösterilen 2008 yılı yapımı “Bolt”, Howard’ın yönetmenliği yaptığı ilk uzun metrajlı filmdir. (Chris Williams’la birlikte) Howard ayı zamanda bu filmin bazı karakterlerini de tasarlamıştır. 2010’ında Nathan Greno’yla birlikte dünya çapında bir üne kavuşan “Karmakarışık” filmini yönetti. Filmde Oscar®’a aday gösterilen ve GRAMMY® kazanan şarkı “I See the Light” yer almaktadır. Howard ve Greno 2012’de “Tangled Ever After” adlı kısa film için yeniden bir araya geldiler.

Howard’ın hayat boyu süren animasyon tutkusu ve son 20 yılı aşkın süredir devam eden kariyerine ek olarak, ilgi alanları arasında sanat, müzik, tiyatro, seyahat ve hayvanlara olan büyük sevgisi yer almaktadır. (İki adet sevimli, tuhaf davranışlı kedisi var) Güneşli Los Angeles Kaliforniya’daki sessiz bir tepede, yüzyıl ortası mimarisine sahip minik bir çiftlik evinde yaşamaktadır.




İLGİNÇ GERÇEKLER

UYUYAN GÜZEL – Büyülü ormanın yaratımının arkasındaki sanatçılar 1950’li yıllarda Disney Animasyonu’nun tanınmış bir ismi olan, “Uyuyan Güzel”in göksel arka planlarının ve renk seçimlerinin arkasındaki sanatçı Eyvind Earle’den ilham almıştır.
Film yapımcıları, özellikle de Earle’nin ağaç kümelerinden ve dikey çizgilerinden ilham aldı.
Film yapımcılarına, çalışmalarındaki manzaralarda ilgi çekici ışık kullanımına yer veren yeni yüzyılın başlangıcı Rus ressamları da ilham verdi.

GÖRÜNMEZ ANİMASYON – İş, rüzgâr ruhu Gale’yi canlandırmaya geldiğinde, film yapımcıları temelde görünmez olan bir karakteri yaratma zorluğuyla karşılaştılar. En sonunda, Gale’nin hareketlerini sergilemek için yapraklar ve enkazdan, başka karakterlerin giysileri veya saçlarına kadar, etkilediği her şeyi kullanmaya karar verdiler. Böylece Walt Disney Animasyon Stüdyoları’nda Gale’ye hayat verilmesini sağlayan yeni bir teknoloji bir çırpıda yaratılmış oldu.

SUDA YÜRÜME – Nokk olarak bilinen Su ruhu, sanatçıların ve teknisyenlerin karşısına başka bir zorluk daha çıkardı. Nokk sadece sudan oluşmakla kalmıyor, suyun içinde ve üstünde performans sergilemesi de gerekiyor. Buna bir de Karanlık Deniz’de gece gerçekleşen tanıtım sahnesini ekleyin. Film yapımcıları, bu karaktere karanlık arka plan önünde hafif pırıltılar, at hareketleri, yelesine ve kuyruğuna su efektleri vererek yoğunluk kazandırdı.

Okyanusun gücüyle at biçimini alan Nokk için İskandinav folklorundan ilham alınmıştır.

ÇÖZÜM YOLU – “Karlar Ülkesi 2”, Anna’nın gerçeğe uygun buklelerini, Kristoff’un rüzgarda uçuşan saç tutamlarını ve Elsa için yeni bir saç stili yaratmalarına yardım eden, yeni bir tescilli yazılım olan Beast adındaki bir saç çözme simülasyonundan ilk kez faydalanan uzun filmdir.

KÖKLÜ BİR ARAŞTIRMA – Film yapımcıları, büyülü ormanların otantik bitki örtüsünden oluşmasını garantilemek amacıyla Oslo - Norveçli bir bitki bilimciye danıştı. 10 çeşit ağaç arasında, filmde ağırlıklı olarak yer alan “titrek kavak” yer almaktadır. Ayrıca, büyülü ormanın belirli renk skalasına katkıda bulunan niteliklerinden dolayı seçilen ayıüzümü, karga üzümü, eğrelti otu ve yakı otu da dâhil olmak üzere, çeşitli yerörtücü bitkiler de yer almaktadır.

Semender Bruni, yapım sırasında Sally olarak biliniyordu.

KAYDA DEĞER KARDAN ADAM – Eşi Kristen Anderson-Lopez’le birlikte yedi orijinal şarkı yazan besteci Robert Lopez, Olaf’ın sesi Josh Gad’la o kadar uzun süre birlikte çalıştı ki yıldızın sesi ve konuşma tarzına son derecede hakim oldu. Öyle ki, film yapımcıları, Olaf’ın şarkılarını ve hatta bazı diyaloglarını da içeren bazı ön kayıtlar için Lopez’i seçti.
Gad, Broadway’de “The Book of Mormon”da (Trey Parker, Matt Stone ve Lopez’in yazdığı kitap ve müzikal) Mart 2011-2012 arasında rol aldı.

TAŞ KALPLİLER –  Toprak devleri yeryüzünün meydana getirdiği devasa yaratıklardır. Uyudukları sırada taşlı nehir yataklarını oluştururlar ama uyandırıldıklarında istekleri doğrultusunda ağaçları sökerek ve onları kızdıranlara devasa kayalar fırlatarak şiddetli bir yıkıma yol açabilirler.
Toprak devleri “Karlar Ülkesi 2”de hem karakter hem de ortam olduğu için yaratımlarında her iki ekibin de parmağı vardır.

SAYILAR VE MÜZİK – “Karlar Ülkesi 2” film müziğinde Kristen Anderson-Lopez ve Robert Lopez’in orijinal şarkıları ve Christophe Beck’in orijinal bir fon müziği yer alıyor.
Film müziğinde 7 adet, hepsi yeni orijinal şarkılar yer alıyor.
Fon müziği 19 müzik parçasından oluşuyor.
2 adet müzik albümü piyasaya sürülüyor: 15 Kasım 2019 itibarıyla Walt Disney Records’tan çıkacak “Karlar Ülkesi 2” film müziği. Ayrıca, “Karlar Ülkesi 2” oyuncu şarkılarından oluşan vinil plak ve besteci Christophe Beck’in fon müziğini içeren “Karlar Ülkesi 2” dijital delüks film müziği 17 Kasım’da piyasalarda.
3 adet kapanış jeneriği sanatçısı, film için şarkıların eşsiz versiyonlarını kaydetti: Panik! At The Disco, Kacey Musgraves ve Weezer.
Müzikal, Los Angeles’in önde gelen 91 oyuncusuyla kaydedildi. Bu, Beck’in şimdiye dek birlikte kayıt yaptığı en kalabalık kadro.
Kristoff’un şarkısı “Kayboldum Ormanda” 80’lerin glam rock şarkılarından ilham almıştır. (Hatta saçı bile rüzgarda dalgalanıyor)

17 MİNİK GEYİK – “Karlar Ülkesi 2”de Jonathan Groff, Anna’ya olan hislerini ifade etmekte zorlanan dağ adamı Kristoff’u seslendiriyor. Karakterin duyguları, Groff’un sadece Kristoff’u değil, Sven’i ve bir düzineden fazla “figüran” geyiği de seslendirdiği yeni orijinal şarkı “Kayboldum Ormanda”da ilgi odağı haline geliyor.

Filmin mmknmrtb notu:   6,5   /10