21.11.2020

Saçmalama :: Bir Başkadır Sinan

 

Merhaba!.

Bundan dokuz yıl önce -nerden estiyse artık- 'kişisel blogger' olduğumu hatırlayıp, gözüme, kulağıma çarpan, aklıma düşen şeyler hakkında ve SaçmaSapan başlığı altında bir şeyler karalamaya başlamış; fakat -mutad olduğu üzre- bir kaç denemeden sonra bu 'kutsal' misyonumu da unutup gitmiştim..

Hepinize müjdeler olsun ki bunu yeniden hatırladım..

Lâkin bu sefer de SaçmaSapan gözüme battı ve başlığımız Saçmalama oldu!.

Öyleyse.. yeniden unutana kadar, buyrunuz efenim!. 

Bir Başkadır Sinan

Bir Netflix Orijinal Dizisi olan Bir Başkadır hakkında -ilgili ilgisiz- ileri-geri tek laf etmeyen kişi ben olunca, dayanamadım; 'lan oğlum senin elalemden neyin eksik, ne susuyon!' deyu resmen kendime çıkıştım..



Ben de ne yapayım, 'bir anda ortaya çıkan milyonlarca dizi eleştirmeninden farklı ne söyleyebilirim ki' mealinde düşünürken, doğrusu pek beğendiğim bu dizi özelinde en çok küçümsenerek dalga geçilen -Alican Yücesoy'un başarıyla canlandırdığı- karakter olan şu 'karaktersiz!' Sinan'ı gözüme kestirdim..

Yalnız şunu bilin.. şimdi bizzat yazdım belki ama- yukarıdaki 'karaktersiz ünlemi' benden kaynaklanmıyor; sağdan soldan seslerini yükselten, kadınlı-erkekli büyük bir güruhun ortak kararı yüzünden, 'zavallı' Sinan'ın adının önüne bunu yapıştırma ihtiyacı hissettim..

Yâni ben Sinan hakkında hiç de böyle düşünmüyorum..

Hadi kadınları -bir yere kadar- anlıyorum; zira onlar erkekleri -sandıkları kadar- iyi tanımıyorlar, ya da kendilerince bir nedenle, erkeklerin -aslında kabak gibi sırıtan- o gerçek yüzlerini görmezden geliyor, onlarla olan ilişkilerinin -çoğu romantik filmlerde olduğu gibi- buğulu bir arzuyla sarmalanmış bir muhabbetle gelişmesinin hayaliyle, kendilerini kandırıyorlar..

Tamam kadınların durumu bu da, cümle er kişilerin Sinan'a karşı olan, düşmana yüklenircesine coştukları şu halleri ne allasen!.

Siz de farkındasınızdır, durum çok net aslında: Yakışıklılığının ve zenginliğinin ona verdiği konforu göz ardı etmeden söylersek- kadınlar karşısında rol yapmayı aklından bile geçirmeyen, bu haliyle belki de dünyanın en 'saf' erkeği olan Sinan Efendi, çok büyük 'yanlış' yaparak, erkek milletinin yüzüne yüzüne ayna tutmuş -hedefe ulaşana kadar- büründükleri o 'romantik pelerin'in yaldızlarını tamamen döküvermiş, maskelerini çıkarıp atmış, foyalarını ortaya çıkarmış ve hepsini öyle dımdızlak ortada bırakıvermiştir..

Resmen ipliği pazara çıkarılmış erkeklerimiz Sinan'a değil de bana mı hücum etsinler!

Dostlar.. hemen sonuca bağlıyorum: Son tahlilde 'varoluşunun dürtüsünde, hormonlarının emrinde' debelenen şu erkek denen mahluk -aşağı yukarı- tam da böyle bir şeydir; başlangıçta böyle görünmese dahi, önünde sonunda dönüşeceği kişi Sinan'ın ta kendisidir.. 

Velhasılı kelam; Sinanlara acıyınız, ama lütfen onlarla alay etmeyiniz!.  




Bu Saçmalama'nın Doğru Sözü:

"Karımı aldatıyorum diye linç ediliyorum; ama evlilik, insan doğasına aykırı." - Fedon