27.04.2020

Bir Emre Akay filmi: Av


Polis memuru Sedat, genç bir çiftin yaşadığı, terk edilmiş bir apartman dairesini basar.
Çıkan arbedede Fırat ölür, Ayşe kaçar.
Ailesinin çiftlik evinden para ve araba çalıp, bir daha dönmemek üzere yola düşer.

Fakat peşinde Sedat ve yanına aldığı üç erkek vardır.
Belirsiz bir Anadolu kentinin kenar mahallesinde başlayan Av, giderek ıssızlaşan vahşi doğaya uzanır.

Hızlı temposu, sade anlatımı ve sert tarzıyla Av, genç bir kadının erkek-egemen bir toplumda hayatta kalma mücadelesi verirken, bir şiddet girdabının içine çekilmesini anlatan, gerçekçi bir gerilim filmidir.



Yönetmen: Emre Akay
Senaryo: Emre Akay & Deniz Cuylan
Oyuncular: Billur Melis Koç, Ahmet Rıfat Şungar, Yağız Can Konyalı, Baki Rıdvan Kaymaz, Yılmaz Bayraktar ve Kenan Acar





Yapımcılar: Emre Akay, Tolga Topçu, Diloy Gülün
Görüntü Yönetmeni: Barış Özbiçer
Sanat Yönetmeni: Sıla Karaca, Seda Saçlı
Kurgu: Taner Sarf, Emre Akay
Ses ve Müzik: Deniz Cuylan, Brian Bender
Miks: Marcello Dubaz
Süre: 87 dk.
Dil: Türkçe
Yıl: 2020
Prodüksiyon Şirketleri: JaguarProjects, Darlingo Pictures, Karma Films
Türkiye Dağıtımı: Bir Film
Dünya Satış Ajansı: WTFilms (Fransa)




Emre Akay ile filmine dair röportaj


AV FİLMİ NASIL BAŞLADI?

Fikir aslında neredeyse on yıl öncesine dayanıyor. İlk olarak 2010 ya da 11 sularında dört kişi yazmaya çalıştık. O zaman yine benzer bir hikayeydi fakat Western olsun istiyordum. Yani fikir en baştan töre veya namus konusunu bir tür içinde ele almaktı. Fakat tam bir senaryo çıkmadı o gruptan. Bir iki fona başvurduk, para da çıkmayınca proje rafa kalktı. Ama bazı görsel öğeler kaldı Western türünden: geniş manzaralar, anamorfik lensler ve az diyalog sanırım buralardan geliyor. Daha sonra o ilk gruptan Deniz Cuylan’la bir iki senaryo girişimimiz daha oldu fakat yine ya bitiremedik ya fon bulamadık. Kısa film yazıp çektik ve sonra daha küçük bütçeli, basit bir şey yazmaya karar verdik. Ben tekrar töre konusunu ele almayı ama bu sefer bir gerilim filmi yapmayı önerdim. Hiç öyle olmadı gerçi, beklediğimizden çok daha zor ve finansmanı zor bir proje çıktı ortaya.

YAŞANAN SÜREÇ ALIŞILDIKTAN UZUN GÖRÜNÜYOR

Doğru. En başta para bulmak çok zordu. Gerçi bu belki senaryoyu daha çok geliştirmemizi sağladı, ama bir yerden sonra sinir harbi. Mekanları bulmak da çok zordu. 2016’da çekmek istiyorduk, o yıl fonlar durdu vs. Bir yıl erteledik. Ertesi yıl, bazı prodüksiyonel belirsizliklere hava muhalefeti de eklenince çekimlere 3-4 gün kala her şeyi iptal etmek zorunda kaldık. O an artık hiç çekilmeyecek sanıyordum ve ümidim tükenmişti.




PROJENİN HAYATA GERİ DÖNÜŞÜ NASIL OLDU?

Antalya Film Fonu’ndan destek çıktı, ve filme Karma Films’in sahibi Diloy Gülün katıldı, Fransız şirket WTFilms de biraz avans verince nihayet 2018 yazı çekimlere başlayabildik.

SENARYO SÜRECİ NASIL GEÇTİ? NASIL ZORLUKLAR YAŞADINIZ?

İki erkek olarak bir kadın hikayesi ya da en azından kadın karakter yazmak sanırım en zor kısmıydı. Bu yüzden hep kadınlara okuttuk senaryoyu. Daha fazla erkeğin fikrine ihtiyacımız yoktu sanırım. Bir senaryo doktoruyla da çalıştık. Bence bunların çok faydasını gördük ama izleyenler karar verecek sanırım. Bizim yaptığımız birkaç ufak önizlemede kadınların filmden etkilendiği gördüm ama.

SİZİ ETKİLEYEN TEMALAR NEYDİ?

Yazarken de aslında hep, bir kadın bu durumda ne yapardan ziyade, ben ne yaparım ya da herhangi bir insan ne yapar diye düşünerek yazdık. Çünkü esas derdimiz durumun toplumsal boyutu değildi. O sadece arka plandı. Biz durumun daha ilkel ve içgüdüsel tarafına bakıyorduk. Bu yüzden bir nevi doğaya dönüş hikayesi olarak da ele alınabilir. “Uygarlık” denen şey mi, vahşi doğa mı? Ya ikisi de size karşıysa?



FİLMDE SES ve MÜZİĞE ÇÖK ÖNEM VERİLMİŞ GİBİ?

Senaryoyu Deniz’le beraber yazdığımızdan, ses ve müzik baştan beraber tasarlanan bir şeydi. Brian Bender ile gerçekten filme ruh katan bir ses ve müzik tasarladılar. Miksi yapan Marcello Dubaz’ın da hakkını yememek lazım. Aslında diyalog az olduğundan filmi anlatımını bir ölçüde ses ve müzik de taşıyor. Hep öyle olsun istedik. Çok konuşan, karakterlerin duygularını anlattığı bir film olmasını istemiyorduk.

HAZIRLIK SÜRECİNİ ANLATIR MISINIZ?

Her şeyden önce başrol oyuncumuz Melis çok önemli bir destekti. Baştan onun oynayacağı belli olmuştu ve umudunu kaybetmeden hazırlanmaya ve gelişmeye devam etti. En önemli unsurlardan biri mekandı. Eğer bu bir doğaya dönüş hikayesi ise, doğa çok ihtişamlı olmalı dedik. Mekanları bulmak bir buçuk yıl sürdü. Çünkü bulmak yetmiyor, lojistiğini de çözmek lazım. Birbirine yakın olmaları vs. Türkiye’de tırmanmadığımız çok az mağara ve kanyon kaldı. Oyuncularla prova yaptık bol bol. Özellikle hareket ile ilgili. Yani kavgalar ya da uzun tek plan olan sahneler için. Bazı sahneleri senaryoda tam çözememiştik, onları oyuncularla sete girmeden masa başı epey zaman harcayarak çözdük. Çünkü sette bunları yapacak vaktim olmayacaktı. Yine burada asistanım Resmiye’ye teşekkür borçluyum.




ÇEKİMLERDEN BİRAZ BAHSEDER MİSİNİZ?

Çekimler çoğunluka Antalya’da yapıldı. Nallıhan, İstanbul, ve Ankara civarında da çekim yaptık. Çok az vaktimiz olması bizi en çok zorlayan şeydi. Reji ekibimin (Resmiye Emir, Efe Can Yıldız) ve görüntü yönetmenim Barış Özbiçer olmasa mümkün olmazdı. Mekanların bazıları ilk defa bu film için çekilen yerler. Dünyanın en büyük kanyonları, mağaraları ve şelaleri arasında Türkiye’den çok alternatif var. Buralarda çekim yapmak, ulaşmak, güneşle, böceklerle ve sineklerle mücadele etmek gerçekten zordu.  Hem ekibin uyumu hem de prodüksiyonun aksamaması çok önemliydi. Güvenlik ve ekibin mümkün olduğunca mutlu olması ön plandaydı. JaguarProjects’in deneyimi çok faydalı oldu.

KURGU SÜRECİ NASIL GEÇTİ?

Önce filmi Taner Sarf ile iki kişi ayrı ayrı kurguladık. Bu hep denemek istediğim bir şeydi. Çok da ilginç oldu. Sonra yaptıklarımızı birleştirmeye başladık. Çekimde kaba kurgunun sonrasına ertelediğimiz birkaç sahne vardı. Kasım’da onları çektik. Yani aslında çekimler teknik olarak 2018 sonu bitti. Kurguyu Ocak gibi bitirdik.




POST SÜRECİ NASILDI?

Kurgu bitince ben 2 hafta ses ve müzik için Los Angeles’a, Deniz’in yanına gittim. Döndükten sonra VFX süreci başladı. Öyle görünmese de filmdeki yaklaşık 1400 plandan 400’ünde özel efekt var. Sesi, rengi ve benim evimi de sayarsak 5 ayrı şirkete yayılmış vaziyetteydik. Filmin postu yaklaşık bir yıl sürdü ve nihayet 2019 sonunda film teknik olarak tamamlandı. Ocaktan itibaren festival başvuruları başladı. Bir yandan başvuru süreçlerini bekliyoruz bir yandan da Türkiye ve yurtdışı dağıtımını planlıyoruz.

SİZİ EN ÇOK ETKİLEYEN AN?

Beni Kocaini mağarası çok etkiledi. Hem filmin en zor sahnelerinden birini çektik orada, hem süremiz çok kısıtlıydı, hem de mekan büyüleyiciydi. Rivayete göre 30 milyon yıllık. İçinde Roma ve antik dönemlerden kalıntılar, kilise kalıntıları ve sarnıç var. Mağaranın yarısı soğuk yarısı sıcak, görünmez bir çizgiyle ikiye ayrılmış gibi. İki adımda yaz-kış farkı yaşıyorsunuz. Sanırım böyle zor ve doğal mekanlarda film çekmiş olmaktan biraz gurur duyuyorum.