2.03.2020

The Invisible Man / Görünmez Adam


Göremediğiniz şey size zarar verebilir.

Emmy ödüllü Elisabeth Moss (Biz, Hulu’da Damızlık Kızın Öyküsü) Universal’ın klasik canavar karakterinden esinlenen dehşet dolu modern hikayede rol alıyor.

Zengin ve akıllı bilim adamıyla şiddet dolu ve denetleyici bir ilişkide kısılıp kalan Cecilia Kass (Moss), bir gece kaçar.

Kız kardeşi (Harriet Dyer, NBC’de The InBetween), çocukluk arkadaşları (Aldis Hodge, Straight Outta Compton) ve onun genç kızının (Storm Reid, HBO’da Euphoria) yardımlarıyla saklanarak ortadan kaybolur.

Ama Cecilia’nın tacizkâr eski kocası (Oliver Jackson-Cohen, Netflix’de Tepedeki Ev) intihar edip engin servetinin büyük bir bölümünü kendisine miras bıraktığında Cecilia ölümünün bir aldatmaca olduğundan şüphe eder.




Bir dizi tuhaf tesadüf ölümcül bir hal alıp sevdiklerinin hayatını tehdit ettiğinde Cecilia, umutsuzca kimsenin göremediği biri tarafından takip edildiğini umutsuzca kanıtlamaya çalışırken kendi akıl sağlığı bozulmaya başlar.

Korku türünün günümüzdeki ustası Jason Blum, Görünmez Adam’ı Blumhouse Productions adına yapıyor.
Görünmez Adam’ın yazarı, yönetmeni ve idari yapımcısı Testere serisinin orijinal tasarımcılarından biri olan ve yakın dönemde Upgrade ile Ruhlar Bölgesi bölüm:3 filmlerini yöneten Leigh Whannell.




Filmin diğer yapımcısı Goalpost Pictures adına Kylie du Fresne (Upgrade, The Sapphires).
İdari yapımcılar; Whannell, Beatriz Sequeira, Charles Layton, Rosemary Blight, Ben Grant, Couper Samuelson ve Jeanette Volturno.

Görünmez Adam, Universal Pictures için Nervous Tick iş birliğiyle bir Goalpost Pictures Avustralya ile Blumhouse Productions ortak yapımıdır.

Whannell ve yapımcılara kamera arkasında yetenekli bir yaratıcı ekip eşlik ediyor.
Görüntü yönetmeni Stefan Duscio (Upgrade, Jungle), yapım tasarımcı Alex Holmes (The Babadook, The Nightingale), editör Andy Canny (Upgrade, Cut Snake), kostüm tasarımcı Emily Seresin (Top of the Lake, I Am Woman), Oscar adayı SFX süpervizörü Dan Oliver (Mad Max: Fury Road, Alien: Covenant), VFX süpervizörü Jonathan Dearing (Upgrade, The Water Diviner) ve besteci Benjamin Wallfisch (Blade Runner 2049, Hidden Figures).





The Invisible Man / Görünmez Adam, 28 Şubat’ta vizyona girdi..

Yazar ve Yönetmen: Leigh Whannell
Oyuncular: Elisabeth Moss, Aldis Hodge, Storm Reid, Harriet Dyer, Oliver Jackson-Cohen
Yapımcılar: Jason Blum, Kylie du Fresne
İdari Yapımcılar: Leigh Whannell, Beatriz Sequeira, Charles Layton, Rosemary Blight, Ben Grant, Couper Samuelson, Jeanette Volturno
Tür: Gerilim

Universal Canavarlar : Yeni Bir Dönem Başlıyor


Görünmez Adam’ın karakteri Universal Pictures ailesinin klasik filmi Canavarlar’ın bir parçası. Filmde Drakula, Kurt Adam, Frankenstein’ın Canavarı, Frankenstein’ın gelini ve Kara Gölün Canavarı da yer alıyor. Bu ünlü karakterlerin bu kadar kalıcı olmalarının nedeni, zamansız olmaları ve çok geniş kültürel korkuları ve endişeleri, bilimsel keşifle zamansız sevgi ve kaybın kesişimini temsil etmeleri. Hangi zamanda yaşıyor olurlarsa olsunlar uyum sağlıyorlar.
Görünmez Adam, bu klasik karakterleri anmak için taze ve yeni bir yön sunuyor. Bu yeni yön, yapımcı yönetiminde, bu karakterler için orijinal, cesur fikirleri olan ve hikayeler geliştirip sunacak yenilikçi hikayecileri davet ediyor.

Bu film, o sürecin nasıl işlediğine dair bir örnek. Yazar/Yönetmen Leigh Whannell, bu karakter için heyecanlı, yeni ve dehşet verici bir fikre sahipmiş ve stüdyoda bu yeni görüşle onunla birlikte çalışacakları için heyecan duymuş. İleride Universal Canavar filmleri, hiçbir bütçe, izlenme oranı ve tür kısıtlaması olmadan korku türüne yer alacak. Ortak, birbirine geçmiş bir evrenin parçası olmak yerine her biri ayrı olacak.

İlk bölümün başında Blumhouse Productions’dan gişe rekortmeni yapımcı Jason Blum yer alıyor. “Universal Canavar filmlerinin yeni neslinde ilkiz. Universal birçok film üzerinde çalışıyor. Ama bizimki ilk film. O yüzden biraz heyecan verici ama çok keyifli.”

Universal’in Arınma gecesi serisinin tüm filmlerinin ve Parçalanmış’dan Glass’a ve Kapan’a kadar stüdyonun gişe rekortmeni filmlerinin de yapımcısı Canavarlar’ın kendisine hep yakın olduğunu söylüyor. “Şirketimiz uzun zamandır stüdyoda yer alıyor. Universal’in 30’ların ve 40’ların canavar filmleri dolayısıyla uzun bir korku filmi geçmişine sahip. Bu da stüdyoya büyük bir tecrübe kazandırmış. Yönetim Kurulu başkanı Donna LAngley ile bir toplantım vardı ve Canavarlar’ın çok sık deneyimlediği bir tarzı yeniden canlandırmak istedi. Biz de stüdyoda çok fazla korku yaptığımız için Universal’in o dönemiyle kıyaslandığımızdan dolayı çok uygun göründü.”
Blum şöyle devam ediyor; “O Canavar filmleri bana çok yakındı ve çok seviyordum. Bu yüzden bunu da yapmak istedim. Konseptimiz günümüze uygun hikayeler yapmaktı. Leigh de Görünmez Adam’da bunu yaptı.”




Klasik Bir Karakter, Yeni Bir Fırsat : Leigh Whannell Korkuyu yeniden Düşünüyor


Yazar/yönetmen Leigh Whannell için H.G. Wells’in Görünmez Adam karakteri, TV’de Universal’in Canavar filmlerini izlemek için okulu ektiği günlerden beri aklının bir kenarındaymış. Kötü karakterin sevdiği yanı diğer birçok ikonik hikayeden farklı olarak hikayenin tekrar tekrar yeniden yapılmamış olmasıymış.
Şunları söylüyor; “Dünya çapında çok sevilen bir karakterle ilgili bir film yaptığınızda tehlikeyle dans ediyorsunuzdur. Star Wars filmi yapmış olanlara öyle ikonik ve sevilen bir şeyin sorumluluk altında hissettikleri baskıyı sorun. Görünmez Adam’da özgür bir yan olduğunu düşündüm. Tabii ki insanlar karakteri biliyor ama ben korku karakterleri arasında biraz ezilmiş olduğunu düşünüyorum. Bu karakterle yapabileceklerimi ve biraz esnetebileceğimi düşünmek heyecan vericiydi.”

Whannell, kariyerine 2003 yılında kısa Testere filmiyle başlamış ve daha sonraki uzun metrajlı devam filmi milyar dolarlık bir seriye dönüştüğünde oyunculuğa başlamış ve hala da devam ediyor. The Matrix Reloaded gibi filmlerden Insidious serisine kadar çeşitli filmlerde rol alan Whannell, kamera önünde oyuncularının yaptıklarını ve kendilerini aşmak istediklerindeki sınırlarını her zaman takdir etmiş.
Bu türde birkaç giriş yazdığı düşünüldüğünde gerilim ve korku, yapımcının çok değer verdiği bir tür olmuş.
“Ben büyük bir korku hayranıyım. Korku filmlerinin parçası olmaktan keyif alıyorum.”
Yine de son yönetmenlik deneyiminden sonra türe olan ilgisini yeniden değerlendirmeye başlamış. “Upgrade’i yaptıktan sonra aksiyon filmlerinin tadını almış oldum. Bir film setinde bulunup bir araba kovalamaca ya da dövüş sahnesini yönetmek çok bağımlılık yapan bir şey. Filmi bitirir bitirmez “Bunu bir daha ne zaman yapacağım?” diye düşündüm. Bir sonraki filmimde daha etkileyici bir aksiyon filmi yapmayı planladım.”

Şans, hazırlıklı olandan yanadır. Görünmez Adam tam da o dönemde Whannell’in hayatına girmiş. Blumhouse Productions geliştirme ekibiyle potansiyel projelerini görüşmek üzere davet aldığında Universal’in Canavarları’ndan birini yeniden yapma fırsatı olduğunu aklına getirmemiş. Blumhouse’la yapılan sıradan bir sohbet hayatını değiştiren bir fırsata dönüşmüş.




Yeni Bir Bakış Açısı : Whannell Görünmezi Yeniden Canlandırıyor


Wells’in orijinal karakteri, deliliğe varan bir bilim adamıyken Whannell, daha çok karakterin takıntılı olduğu nesnelerle ilgilenmiş. Blumhouse toplantısı sırasında odağın değişmesi gerektiğini fark etmiş. “Bir anda aklıma gelen içgüdüsel olarak gelen bir fikirdi. Eğer Görünmez Adam filmi yapıyorsan kurbanının bakış açısından yapman gerek. Mesela, gecenin ortasında tacizkâr partnerinden kaçan, daha sonra öldüğünü öğrenen ama özellikle gizemli olaylar yaşanmaya başlandığında pek de inanmayan bir kadın olabilir, dedim.”

Toplantıdan sonra Whannell’in ilham anı fikri aklında yer etmiş ve bir daha da çıkmamış. “O filmden sahneleri gözümde canlandırmadan ve nasıl çekeceğimi düşünmeden duramıyordum. O beni seçti, ben onu değil. Sonunda teslim oldum ve bu film aklımda çok fazla yer kaplıyor. Kira da vermiyor. Onu çıkaracağım. Bunu yapmam gerekiyor, dedim. Kendimi verebileceğim benzersiz bir şey olmasaydı yapmazdım.”

Yapımcı, Universal’in klasik Canavarlar’ından birini hayata geçirirken hayal gücünde sınır tanımamış. “Neyle uğraştığımı biliyordum. Zor olan, karakterin etrafında yepyeni bir hikaye inşa etmek ve hikayenin kimin bakış açısıyla anlatılacağını çözmekti. Her türlü araştırma, benim elimde kalem ve defterle oturup yeni fikirler bulmaya çalışmama dönüşüyordu.  Bu, muhteşem bir fırsattı. Çünkü bunun tekrar tekrar işlenmemiş bir karakter olduğunu düşünüyordum. Çok fazla dokunulmamıştı.”

Takıntıyı konu alan dehşet verici, modern bir hikaye oluştururken hikayeyi, saldırgan, tacizkâr ve güçlü erkek arkadaşı Adrian Griffin tarafından hapsedilen, San Francisco'lu zeki, yetenekli bir mimar olan Cecilia Kass'ın bakış açısından hayal etmiş. Zeki mucit ve ışık bilimi öncüsünden kaçtığında, saklanmak için ailesinden ve arkadaşlarından yardım ister. Ama eski sevgilisi intihar edince Cecilia, onun gerçekten ölmediğinden, kendisine işkence etmek üzere çığır açan icadını kullanarak 'görünmez adam' olduğundan şüphelenir. Sorun, teorinin kulağa deli ve parayonak gibi gelmesidir. Kendisini akıl sağlığını sorgularken ve kendini ve sevdiklerini korumaya çalışırken bulur.

Whannell şunları söylüyor; “Bu hikayenin 10 farklı versiyonunda gezinip durmadım. Kurbanın Görünmez Adam tarafından gizlice izlendiği bir yolculuk olarak neredeyse tam olarak biçimlenmiş bir şekilde ortaya çıktı. Bana daha iyi bir şeyler bulma arayışıyla haftalarca dolaşma ihtiyacı duymamayı öğretti. Senaryoya dönüp baktığımda kadının kurban olduğu ya da kendisine inanılmadığı, birinin başına kötü bir şeyler geldiğini kanıtlamaya çalıştığı ama kimseyi bir türlü inandıramadığı birçok tema görebiliyorum. Ama çok fazla açmak istemiyorum çünkü bence film yapımının en eğlenceli yanlarından biri de diğer insanların yorumlamasını izlemektir.”




Kadına İnan : Günümüze Göre Bir Hikaye


Bu yolculukta Whannell’e sık sık birlikte çalıştığı iki isim eşlik ediyor; “yapımcılar, Blumhouse Productions’ın mimari ve müdürü Jason Blum ile Avustralyalı yapım evi GoalPost Pictures’dan Kylie du Fresne. Du Fresne’in ekibi ve Blumhouse, Whannell ile Upgrade’de, Blumhouse ve Whannell ile de Insidious serisinde birlikte çalışmışlar. Deneyimlerden sonra her iki taraf da sonraki adımların neler olacağı konusunda heyecanlanmışlar.

Avustralya televizyonu ve sineması için 25 yıldan fazla çalışmış olan Du Fresne, Whannell’In kahramanın hikayesini işleyişini ilginç bulmuş. “Leigh, güçlü kadınları nasıl yazacağını çok iyi biliyor. Insidious serisinde bunu başardı. Bu güçlü kadın kahramanları yazma konusunda bir yeteneği var.  O yüzden Görünmez Adam’ı kadın bakış açısıyla yazmış olması beni hiç şaşırtmadı. Görünmez Adam’ı yapmaktan söz ettiğinizde insanlar hemen baş karakterin ve filmin yıldızının o olacağını sanıyor. Oysa baş karakter Cecilia ve Elisabeth Moss. Bu da heyecanlı ve orijinal bakış açısının bir parçası. Odak noktasını ve bu karakterin perspektifini güçlü bir kadın olarak değiştirdi ve onu çok güzel yazdı.”

Yapımcı, bu uygulamanın ev içi şiddeti ve kadınların medyadaki algısını anlatan güncel bir hikaye sağladığını düşünmüş. Du Fresne şunları söylüyor; “Cecilia’nın modern çağımızda yaşadığını, kadın hakları anlamında da olanları deneyimlediğini düşündüm. Leigh, bu temaları ve mekanları filmin alt metninde ayrıştırıyor ve tematik olarak ince ince film boyunca işliyor. Kadınlara nasıl acı çektirildiğinden, bir dönem bir erkek tarafından nasıl kontrol edildiklerinden, gerçeklik algısını kaybettiklerini düşündüklerinden ve toplumun onları nasıl “isterik” ve “bunların hepsi senin kafanda olan şeyler” diyerek yargıladığından bahsediyor. Bu doğru değil. Şu anda bunu çok yaşıyoruz ve bu film de bu konuya beyaz perdede pek de görmediğim bir şekilde ışık tutuyor.”

Yapımcı, Whannell’in Cecilia’nın yolculuğunu filmde oyunculardan ve ekipten gördüğü saygıdan dolayı çok güçlü bir şekilde yakaladığını düşünüyor. Sidney, Avustralya’da geçen yapım Avustralyalı olan (Melbourne’den) Whannell’a vatandaşlarıyla çalışma fırsatı vermiş. Du Fresne şunları söylüyor; “Leigh’in yaratıcı ilişkilerinin uzun ömürlü olması kendisi için önemli. Bu da sonunda beyaz perdeye aktardıklarında çok etkili oluyor. İnsanlar onun için ekstra çaba gösteriyor. Melbourne’de bir başarı hikayesine sahip. Testere’de James Wan ile birlikte çok başarılı bir seriye imza attı. O yüzden filmlerini yapmak için buraya geri geldiğinde insanlar ona çok şey vermek istiyor. Başarılarıyla gurur duyuyorlar.  Anlattığı hikayelerde çok benzersiz, önemli bir sinema vizyonu var. Onları gerçekleştirdiğini görmek heyecan verici.”

Blum da Whannell’in izleyicileri korkutmak için yenilikçi fikirlerinden etkilenmiş. “Leigh, korkuyu işlemekte en iyilerden biri. Dünyamızda yapabileceğiniz çok fazla korku yok. Ama Görünmez Adam’da heyecan duyduğu şeylerden biri de kullanabileceği farklı korku türleri ve negatif alanın kullanımı oldu.”

Elisabeth Moss şunları söylüyor; Film, klasik korku filmi unsurlarını kullanıyor. İlaç dolabı açılıp kapanınca arkada birinin olmasını bekliyorsunuz. Aynı şey buzdolabının kapısı açıldığında da oluyor. Bu gerilimi inşa etmek bizim için çok keyifliydi. Bunun gibi şeylerle ayrıca karanlık bir odada ışığı açarak köşedeki o şeyin aslında bir palto askısı olduğunu ortaya çıkarmak gibi şeyler de var.”




KARAKTERLER 

Cecilia Kass : Elisabeth Moss


Cecilia, zeki ve güçlü bir kadın ama inanılmayacak bir şekilde travma yaşatılmış. İlişkisi, kendine ve dünyaya bakışını etkilemiş. Tedirgin, paranoyak ve korku dolu. Bu yüzden de Adrian’In kendisini gizlice takip ettiğinden şüphelenince ailesi ve arkadaşları olayları yorumlamasından şüphe duyarlar. Kız kardeşi Emily’yle, en iyi arkadaşı James ve kızı Sydney’le güçlü bir ilişkisi var. Yine de Cecilia, çözülür ve o ilişkinin bağları da sınanır. Bilmediğimiz şey ise Adrian’ın hayatta olduğuna dair inancı gerçek mi yoksa hayal gücü mü olduğudur.”

Leigh Whannell, Cecilia’yı güçlü ve yetenekli bir kahraman olarak resmetmiş. Whannell şunları söylüyor; “Cecilia’nın önünde uzun bir hayat olmasını istedim. Ama bir anda toksik bir ilişkiyle kısalıyor. Yanlış yola girince hayatı duraksıyor. Cecilia kendisini bu kontrolcü durumda buluyor. Bir insan olarak bastırılıyor ve hiçbir şey yapamıyor. Partneri tarafından boğuluyor. Kaçarken gücünü bulmasını istedim.”
Whannell için tümüyle çözülen bir ana karakter yaratmak önemliymiş. “Film yazmakla ilgili şu eski deyişi severim; “Baş kahramanınızı alıp bir ağaca koyup üstüne taşlar atmalısınız. Başroldekilerin yüzlerinde ne kadar çok sıkıntı görülürse o kadar büyük bir çelişki olur. Cecilia’nın şansının kötü gitmesini istedim ve ona karşı olan güçler de aşılmaz olmalıydı. İzleyici, “Bu durumdan nasıl çıkacak?” diye düşünmeli.”

Whannell senaryoyu tamamladığında Cecilia’yı başarıyla oynayacak olağanüstü bir oyuncuya ihtiyacı olduğunu biliyordu. “Uçurumdan düşen bir karakteriniz varsa oyunculuk için tehlikeli bir bölgedir. Zirveye çıkmak ya da fazla teatral olmak kolaydır. Benim gerçekçi bir şekilde aklını kaçıran birine ihtiyacım vardı.”
Baş kahramanını 2 Altın Küre ödüllü Elisabeth Moss’ta bulmuş. Oyuncu Mad Men’deki rolünde ve tabii ki şu an The Handmaid’s Tale’deki Offred rolünde acımasız bir özgünlük sergiliyor. Whannell şunları söylüyor; “O dizinin asıl odağı ve yükseltilmiş bir durumda sizi farklı bir gerçekliğe inandırması gerekiyor. Baş karaktere inanmazsanız dizi dağılmaya başlar. Bu rolü oynayabileceğini ve bir bütünlük getireceğini biliyordum. Lizzie, doğruluğun bekçisi. Bir sahnenin gerçek olmadığını ya da biraz abartılı olduğunu düşünürse ona direnç gösteriyordu. Bu da bizi iyi bir ekip yaptı.”




Moss ve Whannell birlikte filmde ve rolünde bir vizyonda birleşmişler. Whannell şunları söylüyor; “Lizzie diyaloğu ve senaryoyu incelemeye devam etmem için beni zorlardı. Ben de onun daha fiziksel olması için zorlardım. Oldukça zavallı olan birçok şey yapıyordu.”
Bunlara kışın ortasında, sabahım üçünde, yağmur makineleriyle çekim yapmak da dahilmiş. Diğer herkes kalın ceketlerle, çadırların altındayken Moss, sırılsıklam oluyormuş. Whannell şöyle anlatıyor; “İkimiz de birbirimizi zorladık. Bu işte gerçek birer ortaktık. Kamera dendiğinde Lizzie kendini tamamen verir.”

Moss, kariyerinin en zorlayıcı rolü olduğunu düşünüyor. “Leigh’in bakış açısını ve bu filmin ne kadar modern ve uygun olacağını anlamam 10 dakika sürdü. Görünmez Adam fikrini altüst etme şekline bayıldım. Okuyup “Keşke bunu ben düşünmüş olsaydım” dediğiniz senaryolardan biri. Çok güzel bir metafor ve günümüze tamamen uygun. Aynı zamanda toplumda bir kadın olarak benim zamanıma da öyle.”
Ayrıca, Moss genelde sahneler boyunca ekranda tek başına, göremediği birinin karşısında oynuyor. Şunları söylüyor; “Filmde karşımda kimsenin olmadığı büyük bir bölüm vardı. Leigh’ye dönüp “Nerede olduğunu düşünüyorsun?” diyordum. Karakterim Görünmez Adam’ın yerini bilip bilmemesi sahneye bağlı olarak değişiyordu. Bazen Adrian’ın orada olduğundan hiç haberim yokken, bazen bir varlık hissediyor, bir ses duyuyor ve dönüyordum.”

Moss devam ediyor; “Cecilia’nın Adrian’ın sürekli odada olduğuna inandığı bir nokta var. Adeta nerede olduğuna dair altıncı his geliştirmiş gibiydim. Ama orada hiçbir şey yoktu. Biz uyduruyorduk. Köşede ya da şu odadan çıkıyor diyorduk. Bu işi 30 yıldır yapıyorum ama daha önce bunun mümkün olduğu bir konumda bulunmadım. Yine de kimsenin göremediği bir şeyi görme fikri benim ekmek param. Hayatımı her gün böyle kazanıyorum.”
Görünmez Adam’ın çekimleri Moss’un tacizkâr ya da toksik ilişkiler üzerine düşünmesine olanak vermiş. “Leigh ve benim için sadece fiziksel olarak değil duygusal ve psikolojik olarak da tacizkâr olan bir ilişki için alana yaratmak önemliydi. O tür ilişkiler de aynı şekilde zarar verici olabilir. Umarım bu film bunları yaşamış olanların sesi olur ve onlara güç verir. Kadınlar olarak bu konuşan jenerasyondan olduğmuz için bir güç duygusu olduğunu düşünüyoruz. Ama bence bazen kalmamaları gereken ilişkilerde kalanları yine de yargılıyoruz.”
Şöyle devam ediyor; “Bence kadınlara zayıf olmaları için alan vermek de önemlidir. Aynı zamanda hem güçlü hem de korkmuş olabilirsiniz. Aynı zamanda hem güçlü hem de zayıf da olabilirsiniz. Feminist olup yine de sesinizi yitirebilirsiniz. Bunu hatırlamak ve görebilmek önemlidir.”




Adrian Griffin : Oliver Jackson-Cohen


Son derece zengin ve zeki bir bilim adamı olan Cobalt CEO’su Adrian Griffin, şiddetli bir tacizci olduğu kadar yakışıklı ve çekiççi biridir. Cecilia’ya takıntılıdır ve onu kontrol etmektedir ve onu geri almak için hiçbir engel tanımaz.
Başta sadece Cecilia’nın vaktini, kiminle konuştuğunu, evden ne zaman çıktığını kontrol ederken daha sonra söylediği her şeyi kontrol etmiş. Sonra tüm düşüncelerini kontrol etmiş. Düşündüğünü sandığı şey hoşuna gitmezse ceza veriyormuş.
Adrian çok başarılı olmuş ve bununla onaylanmış.
Whannell şunları söylüyor; “Modern dünyada bu başarılar için çok fazla beğeni toplarsınız. Kimse oraya nasıl geldiğinizi sormaz. Ben onda başarıya götüren narsistliği ve sosyopatlığı göstermek istedim. Cecilia’nın onu terk edecek olması, birinin ona bu şekilde meydan okuması onu öldürüyor. Onu kontrol etmek için güçlü ve patolojik bir ihtiyaç duyuyor ve bu onu harekete geçiriyor.”
Oliver Jackson-Cohen, ilişki dinamiklerini işlemek üzere çekirdek ekibin prova odasında günlerce oturduğunu söylüyor. “Sadece Lizzie, Leigh ve ben oluyorduk. Bu ilişkilerin döngüsünü, insanların doğruyu bilseler de bu ilişkilere nasıl tekrar döndüğünü göstermek istedik.  Bu insanların yaptıklarının çekimiyle ilgili. Özellikle Cecilia’yı geride tutmak ve onu kendi ihtiyacı olan yere çekmek için Adrian’ın yaptıkları gibi. Adrian, istediğini tam olarak alıyor. Cecilia’nın acı çektiğini ve karamsarlığa kapıldığını görüyor.”




Emily Kass : Harriet Dyer


Emily, Cecilia’nın küçük kız kardeşi. Sadık, sevecen ve en yakın arkadaşına yardım etmek istiyor. Ama ilişkilerinde bir gerginlik var. Cecilia, Emily’nin sabrını deniyor. Cecilia’nın yıllar içinde Emily’den daha çok dikkat çektiği anlayışı hakim ve bundan dolayı da ilişkilerinin temelinde bir içerleme var.
Adrian’dan sonra tanıdığımız Cecilia’nın bir planı olsa da ve bir süre için Emily’in kendisini kontrol etmesine ihtiyacı olmasa da Emily, akli dengesi her an zayıflayan kardeşinin kontrolünü kaybetmesi ve ilaç tedavisi olması gerektiği konusunda endişe duyuyor. Cecilia, kız kardeşini sadece zor durumda olduğunda ihtiyaç duyduğu ama daha iyiyken korktuğu bir polise benzetiyor.
Emily ve Cecilia’nın ilişkisi ne olursa olsun kız kardeşin sana ihtiyacı olduğunu söylediğinde yanına gittiğin türden bir ilişki. Harriet Dyer şöyle anlatıyor; “Bunu tam bir sadakatle yapıyorsun. Daha önce ne tartışmaları ya da gerilimleri olursa olsun Emily yanına gidiyor ve Cecilia’nın beyaz atlı prensi oluyor. Dahası Emily Cecilian’ın yaşadıklarına insansa da inanmasa da birlikte çalışmak zorundalar. Ayrıca Cecilia’nın iletişim eksikliği karşısında sabırlı olması gerekiyor. Sonunda Emily’nin, Cecilia’nın güvenebileceği tek büyük kaynak olduğu ortaya çıkıyor.”
Cecilia, uzun süre boyunca Adrian’la çok tehlikeli durumlarda kalmış ama Emily, Cecilia’nın Adrian’a olan ilişkisinden dolayı tehlikede. Bütün kartlar masaya yatırılmış. Moss şunları söylüyor; “Adrian, Cecilia’nın sevdiklerinin, özelikle de kız kardeşinin peşine düştüğünde işler çok ileri gidiyor. İşte o zaman Cecilia’nın mücadele etmesi gerekiyor ve Adrian’ın ölümüne de olsa durdurulması gerektiğine karar veriyor.”




James Lanier : Aldis Hodge  


Cecilia ile Emily’nin çocukluk arkadaşı olan James, San Francisco polis memuru. Ergenlik yaşındaki kızı Syndey’i tek başına yetiştiriyor. Adrian’ın yanından kaçan Cecilia’nın yanlarında kalmasına izin veriyor. Ama Cecilia gerçeklik duygusunu kaybetmiş görünürken James’in arkadaşına yardım etmekle kızının güvende kalmasını sağlamak arasında bir seçim yapması gerekecek. James, Cecilia’ya samimiyetle şöyle diyor; “Adrian’ın aklından çıkmamasına izin verirsen çıkmayacak. Ona izin verme.”

Whannell, James Lanier karakterini yazarken sadece bir sırdaştan daha fazlası olmasını istemiş. “Bu filmde bir karşıtlık istedim. Cecilia korkunç olaylar yaşıyor, aklını kaçırdığını düşünüyor. Filmi normal bir bakış açısıyla gören bir izleyici temsilcisine ihtiyacım vardı.”
Whannell, başından itibaren James’i Aldis Hodge’un oynamasını istediğinden çok eminmiş. Du Fresne şunları söylüyor; “Aldis, bu rol için başından beri aklında olan oyuncuydu. Cecilia için o kontrolden çıkarken ve gerçekliğini kaybettiğini düşünürken James onun için çok iyi. Geceleyin durağan bir gemi gibi. Aldis, role bunu büyük ölçüde getiriyor. Cecilia için güçlü bir duygusal yankılama. Ayrıca çok hafif bir dokunuşu var. Tek bir cümleyle gerilimi azaltabiliyor.”

Hodge senaryoyu okuyunca onu hikayede etkileyen şey hızı ve karakterleriyle empatiye karşı olan becerikliliği olmuş. Şunları söylüyor; “Nasıl çekeceklerini bilmiyordum ama oradaki tehlikenin derinliğiyle Leigh’nin şiddete dalmaktan korkmamasına bayıldım. Agresif bir bakış açısıyla değil de gerekli ve stratejik bir bakış açısıyla. Bu da Cecilia’nın karşısındaki tehlikeyi detaylandırıyor.”
Cecilia’ya göre James ve Sydney güvenliği temsil ediyor. Moss şunları söylüyor; “James ve Sydney’in evleri karakterim için güvenli bir alan. Orası tacizkâr ilişkisinden iyileşeceği bir yer. Ne yazık ki sonunda kendi içinde bir kabusa dönüşüyor.”




Sydney Lanier : Storm Reid          

 
Sydney yaşına göre olgun ve babasına bilmesi gerekmeyen şeyleri söylemese de iyi bir ilişkisi var. Akıllı, komik ve cesur bir moda anlayışı var. Üniversitede Parson’s Moda Okulu’na gitmek istiyor. Cecilia’nın havalı bir hala olduğunu düşünüyor ve sık sık tavsiye istiyor.
Cecilia ise çözülmeye başlıyor ve bu da Sydney’i rahatsız ediyor.
Whannell şunları söylüyor; “James’in kızı Sydney’i de korumaya çalışıyor. Onun ailesi gibiler ve bu ailenin bakış açısına ve kim olduğuna yer vermek önemliydi.”
Storm Reid filmin, bastırılmış kadınların ekranda canlandırabileceği rol türlerini nasıl genişlettiğinden etkilenmiş. Reid şunları söylüyor; “Evet, filminizde ve televizyon dizinizde bir kadın olabilir ama aynı zamanda tipik bir rolü de canlandırabilir. Burada Cecilia, farklı düşünüyor, kendine güveniyor ve kendini koruyor. Bu çok önemli. Kadınları dahil etmek ve sonra da hikayelerimizi ve deneyimlerimizi anlatmak çok önemli.”




Tom Griffin : Michael Dorman


Tom Griffin, Adrian’ın avukat kardeşi ve Cecilia’ya Adrian’ın intihar ettiğini ve belirli şartlar altında kendisine servetinin büyük bir bölümünü bıraktığını bildiren Michael Dorman’ı canlandırıyor. Dışarıdan bakınca Adrian’ı açık bir şekilde gören iyi bir erkek kardeş ve sadakati tam. Bir noktada Tom, Cecilia’ya Adrian’ın dehasının insanların kafasına girdiğini ve onlara içeriden işkence yaptığını söylüyor. Tom ona “Onu hayata geri getirerek kazanmasına izin verme.” Diyor.
Dorman, Tom’u canlandırmak için Tom ve Adrian’ın kardeş olarak geçmişlerini araştırmış. Şunları söylüyor; “Adrian, kuklacı, Tom da kuklasıymış. Küçük çocukların böceklere ya da hayvanlara zarar vermesi fikri aklıma geliyor. Tom da Adrian için öyleymiş. Onu korkutmuş. Şimdi büyümüşler ve aynı şeyi yapıyorlar.”




YAPIM TASARIMI VE MEKANLAR

Modern Korku, Gerçek Anlamda Dehşet Parlak ve Temiz bir Görünüme Bürünüyor


Blum şunları söylüyor; ““Leigh Whannell’in Görünmez Adamı’nın görünüşü modern, temiz, tüm canavar filmlerinden çok farklı. Ürkütücü hiçbir şey yok. Örümcek ağları yok.” Yapım tasarımı birçok açıdan yapım tasarımcı Alex Holmes’un yönetiminde türün içine giriyor ve izleyicinin beklentilerini yıkıyor. Holmes şunları söylüyor; “Estetik “korku” ifadelerini kullanmak istemedik. Gerçekçi bir gerilim gibi ele aldık. Bu da abartılı duvar kağıtları, renkler, yapay ürkütücü alanlar olmaması demekti. Leigh aynı zamanda ışıkları da açmak istedi.” Bu bir korku filmiydi o yüzden ortam ışığıyla dolu olacaktı. Bu da gölgelerde gizlenmiş bir şeyi konu almıyor. Orada olan ama olmayan birini konu alıyor. Bunu nasıl gösterirsiniz? Ortamı aydınlatarak.”

Tasarımcı için Görünmez Adam’ın zıt dünyaların dünyası olması, monoton, tek dünyalı bir film olmaması önemliymiş. Holmes şunları söylüyor; “Cecilia, güvenliği bulmak için aşırı zenginlik içeren bir dünyadan çok normal, orta sınıf gerçekliğine kaçıyor. Bilim kurgu teknolojisi laboratuvarlarından monoton mutfaklara, muazzam bir evden sıkıcı bir odaya gidiyoruz. Ama kapalı, ev alanlarında çok fazla bulunduğumuz için Leigh de evden ayrılıp dünyaya, San Francisco’nun sokaklarına, polis merkezine, restoranlara girdiğinde bir boyut algısı yakalamak konusunda katıydı. Restoranın tamamını ve içindeki insanları, polis merkezinin sadece bir köşesini değil, tamamını görmek istedik.”
Görünmez Adam San Francisco’da geçse de gerilim Sydney ve civarında çekilmiş. Yapımcı Kyle du Fresne şunları söylüyor; “Yapım açısından en büyük zorluklardan biri Sydney’de San Francisco’ya benzeyen şehir için mekanlar bulmaktı. Özellikle de Adrian’ın evi için bir mekan bulmak zor oldu. Mimari açıdan eşsiz olması ve Silikon Vadisi’nin eteklerindeymiş duygusunu vermesi gerekiyordu.”



Adrian’ın İni


Tasarım ekibi, bütçesel nedenlerle Adrian’ın malikanesinin bilim adamının takıntılı, hakim, ruhsuz kişiliğini yansıtacak bir mekan, bir ev olması gerektiğini biliyormuş. Bulmak için mekan sorumlusu Edward Donovan’a (Hacksaw Ridge) başvurmuşlar. Holmes şöyle anlatıyor; “Ed’e acımasız bir mimari tarzı olan, ağır, yekpare taştan, çekici olmayan, modern hapishane tarzı evlere bakmasını söyledik. Du Fresne şunları söylüyor; “Bu evi ararken birkaç ay geçirdik. Leigh, Adrian’ı anlatmasını, soğuk bir yanı olmasını istedi. Kapıyı açıp da burası çok sevgi dolu bir yer demeyeceğiniz bir ev.” Holmes da şöyle ekliyor; “Renksiz, neredeyse tümüyle siyahlar, griler ve beyazlar olmasını istedik. Böylece James’in evine geçtiğimizde daha sıcak, daha insani renkleriyle daha doğal bir alana geçtiğimiz için rahatlama hissettik.” 

Sonunda Adrian’ın evi dört ayrı mekanın birleşimi olarak yapılmış. İç mekanlar Sidney’in 2.5 saat kadar güney kıyısında Pebble Cove’da çekilmiş. Yapım, sahil kıyısındaki bu alanda çekim yapan ilk ekip olmuş. Beton bir yapı ve zemini muhteşem bir ahşaptan yapılmış. Windsor Şatosu’ndaki yangından kurtarılan kirişlerden yapılmış. Du Fresner şöyle diyor; “Her şey ısmarlamaydı. Yapımcı olarak böyle son derece modern bir evde çekim yapmak çok zordu. Vaktimin çoğunu insanların kazara bir şeyleri güzel bir şekilde cilalanmış Venedik alçısından duvarlara çarptırmasından korkarak geçirdim.”
Pebble Cove, Adrian’ın malikanesinin iç mekanını büyük oranda sağlamış olsa da başka bir muhteşem mülk olan Dovecote da dış mekanı sunmuş. Adrian’ın evi şehir dışında, okyanusa yakın, açık alanda, yüksek güvenlikli bir yer olarak düşünülmüş. Du Fresne şöyle diyor; “Neyse ki orayı Pebble Cove gibi hemen yakında bulduk. Çekimlere başlarken ev, Avustralya’da Yılın Evi ödülünü aldı.”




Whannell’ın aklında da evle ilgili belli bir coğrafi özellik varmış. Cecilia’yı içeride tutan duvarın arkasında büyük bir orman olmasını istiyormuş. Ekip, bu talimatı yerine getirmek için bu mekanın dışına betondan büyük bir duvar ve kapı inşa etmiş. Holmes şöyle diyor; “Avustralya’da kırsalda, evlerin dışında duvarlar olması çok yaygın değil. Ama ihtiyacımız olan buydu. Bu, Adrian’ın yüksek güvenlikli evinin girişiydi. O yüzden büyük, siyah, sürgülü bir elektronik kapı ve sahte beton duvarlar yaptık.”
Post prodüksiyon, evin etrafını sarıyorlarmış gibi göstermek için duvarları genişletmiş. Holmes şunları söylüyor; “Filmlerde yarattığınız eşiklerden biriydi. Ama ayrıca sonsuz okyanus manzaralarını da çok sevdik. Sınırsız özgürlüğe çok yakın olmasına rağmen Cecilia hapisteydi. Bu filmin başladığı güne kadar kaçmaya hiç cesaret etmemiş. Adrian’ın gücü hep üstündeydi.”

Üçüncü mekan, ekibin Adrian’ın laboratuvarını yarattığı başka bir ev olmuş. Du Fresne şunları söylüyor; “teknolojik ve antika arabaların bulunduğu muhteşem bir garajdı. Sanat departmanımız orayı son teknoloji bir laboratuvara dönüştürme konusunda olağanüstü bir iş çıkardı.”
Dördüncü ve son mekan Sidney’deki bir plaj olan Coogee’deki bir mekanmış. Du Fresne şunları söylüyor; “Giyinme odasını ve Adrian’ın banyosunu bu mekanın salonuna inşa ettik. Muazzam bir yapıydı. Bir açıdan bu dört farklı mekan pürüzsüzce uyumlu. Tek bir ev gibi. Tıpkı sinemanın kandırmacası gibi.”




Görünmez Adam Laboratuvarı 


Adrian’ın laboratuvarı için mekan ekibi uzunca bir süre araştırma yapmış. Holmes şöyle diyor; “Birden bir zenginin sekiz arabalık garajını bulduk. Muhteşem tavanlarda ve duvarlarda LED ışıkları vardı. Bilim kurgu gibi görünüyordu ama yine de çok gerçekti. Sonra güvenli odaları, iklim kontrollü laboratuvar alanlarını tasarlamaya başladım ve onları alana monte ettim. Aynı şekilde son teknoloji olması için de laboratuvar alanlarını parlak siyaha boyadım. Bu tasarımları gördüğüm üniversite laboratuvarlarına dayandırdım. Sonra da zenginlerin ısmarladığı versiyonlarını yaptım.”
Tasarımcı için kıyafetin asılı olduğu askı, en ilgi çekici obje olmuş. Holmes şunları söylüyor; “Göremediğiniz bir kıyafet için bir kıyafet askısı. Bilim kurgu gibi görünmesi gerekiyordu ama aynı zamanda çok fonksiyonel olmalıydı. Süper kahraman tarzı olmamalıydı. Fizik uzmanlarımdan birine danıştım ve Cecilia’nın kıyafetin olduğu odaya girince duvarda kendisini odaya girerken gördüğü bir ipad görmesinin çok hoş ve tuhaf olacağına karar verdik. Kendisini gerçek zamanda kayıt ediliyormuş gibi görüyor ama hiçbir yerde kamera göremiyor!” Burada tasarım sahneyi yeniden şekillendirmeye başlamış. “Leigh sahneyi yeni bulduğumuz fikre uyacak şekilde yeniden yazdı. Umarım filmde çok güzel bir an olur.”



James ile Sydney’in Evi


Ekip, James ile Sydney’in evinin Adrian’ınkinin zıttı olmasına karar vermiş. En başta bir stüdyoda inşa edilmiş tam bir ev olması gerektiğini düşünmüşler. Whannell’in bu evde hedeflediği tehlikeli sahneler olunca stüdyonun kontrolüne sahip olmaları gerekiyormuş. Sadece duvarları yıkabilmek, tavanları uçurmak ve eşyaları fırlatabilmek değil oyuncuları fırlatabilmeleri gerekiyormuş.
Holmes şunları söylüyor; “Estetik olarak Amerikan orta sınıf iç mekanlarına yakın hissediyordum. Ama aynı zamanda renk ve ton da önemliydi. James ve Syd’in evi için Gone Girl, Prisoner, Revolutionary Road ve The Girl on the Train gibi filmlere baktım. Çünkü bu filmlerde çok fazla ortalama iç mekan var ve renk paletleri de özellikle nötr, gerçek ve değiştirilmemiş.”
Tanıdık ve güvenli bir duygusu olan, sıradan bir orta sınıf Amerikan eviymiş. Holmes şunları söylüyor; “Bir açıdan bu normallik Cecilia’nın aklını kaçırıyor olabileceğine dair ürkütücü duyguya da katkıda bulunuyordu. Bu tekdüze oturma odasında görünmez bir adam mı? Buna kim inanır? Karanlık, kasvetli, tepedeki bir evde değil de rahatsız yatak odaları ve küçük bir tavan arası olan bej bir evde mi? Özellikle çoğu korku filminde olan ayakta durulabilen büyük bir tavan arasından kaçındık.”
Whannell, birçok ev sahibinde olan ama emeklemenin garip olduğu paniği artıran bir emekleme alanı olan türden bir tavan arasını tercih etmiş. Yapım tasarımcının ekibi de buna göre çok alçak tavanlı ama duvarları açılan bir tavan arası inşa etmiş. Holmes şöyle diyor; “Canavarların olabileceği mağara gibi alanlar yapmak yerine gerilimi artırmak için Cecilia’nın etrafındaki alanı azalttık. Tavan arası tümüyle bir setti. Çünkü gerçek bir tavan arasında çekim yapmak imkansız olacaktı. Aynı şekilde yatak odaları da normal ölçekte yapıldı. Klostrofobi duygusunu yaratan da Görünmez Adam’ın Cecilia’ya sürekli olarak o kadar yakın olması ihtimaliydi.”




Renk Paletini Kontrol Etmek


Yapım tasarımcı, renkleri orta tonlarda tutarak görüntü yönetmeninin gerekli ortam ışığını, karanlığa çok fazla gölge düşmeden yaratmasına olanak sağlamış. Holmes şunları söylüyor; “Işık gölge oyunu istemiyorduk. Bunun için de normal duvarlardan daha koyu renk duvarlara ihtiyaç vardır. Biz genelde kaçınılan normal duvar renklerine yöneldik. Setlerin ürkütücü olması için kasvetli olmasına gerek yoktur. Şeytan filmine bakın. Çok normal bir ev. Işıklandırmada özellikle korkutucu hiçbir şey yok. Sadece o korkunç çocuk var!”
Ekip ayrıca set giydirmesinin renk paletini ve tonlarını kontrol etmenin önemli olduğunu düşünmüş. Adrian’ın siyah ağırlıklı alanı dışında set giydirmesinde çok fazla kontrast ve renk olmasına izin vermemişler. Holmes şöyle diyor; “Parlak renkler görüntünün çok yoğun olmasına neden olacaktı. Görünmez Adam’ın görsel efektlerinde hafif bir parıltı yaptıklarını biliyordum. O yüzden desen, kontrastlık ve yoğun renklerle dolu arka planlar istemedik. Filmde eşit tonlanmış bir arka plan gerekiyordu.”

Akıl Hastanesi


Akıl hastanesinin ve Cecilia’nın kapatıldığı alanların tasarımının gerçekçi, bir kamu hastanesinde olduğu gibi kullanılmış ve eski bir havası olması gerekiyordu. Holmes şöyle diyor; “Duvarlara bant kalıntıları, eskiden kalma uyarıların kalıntılarını bile ekledik. Eski bir kozmetik fabrikası bulduk ve akıl hastanesine dönüştürdük. Floresan ışıkları ve kurumsal gri mavi renk paleti vardı ama yüksek güvenlikli bir akıl hastanesine dönüştürmek için çok fazla detay ekledik.”
Set, kapı kilitlerinden, intihara karşı korumalı mobilyalardan, Cecilia’nın Adrian’ı yakaladığı duş kabinine kadar yapım set dekoratörü Katie Sharrock’ın (Mad Max: Fury Road) zaferi olmuş. Holmes şöyle diyor; “Katie’nin detaylara verdiği önem olağanüstüydü. Dışarıda, Cecilia’nın sağanak yağmur altında görünmez Adrian’ı kovaladığı ve otoparkta yakaladığı sahne için floresan lambaları eklendi. Yağmur, o andaki kargaşayı güçlendirmek için önemliydi. Yağmurun Görünmez Adam’ın üstünden sekerek şeklinin belirlenmesine yardımcı olması Leigh’in senaryoda yazdığı çok sinematik fikirlerden biriydi.”


Yönetmenle

Çekimin Zor Yanları


Ekip, Sidney’de çekim yaptığı halde San Francisco’daymış gibi göstermeye çalışmak araç departmanının en büyük zorluklarından biri olmuş. Holmes şöyle anlatıyor; “Bu ülkede çekeceğimiz çok fazla soldan direksiyonlu araba yok. O yüzden arabalar konusunda çok fazla yaratıcılık gerekiyordu.” Sahte direksiyonlardan, arka plan arabalarda sağdan, ön plandakilerde sağdan direksiyonlu arabalar kullanılmış ve her açı düşünülmüş.
Holmes şöyle diyor, “Önceden kullandığımız arabaları vinille kaplayıp tekrar kullanmak zorundaydık. Başka bir zorluk da daha önemsiz mekanlar için gereken set giydirmelerinin büyüklüğüydü. San Francisco polis merkezi, restoranlar, akıl hastanesi koğuşları, şehrin sokakları gibi. Bunlar, giydirmek için çok fazla insan gücü gereken büyük, açık alanlardı.”




GÖRSEL EFEKTLER VE ÖZEL EFEKTLER

Gerçekçi Olmak : Özel Efektlere Uygulamalı Bir Yaklaşım


Cutting Edge’deki ana ekibin başında olan ve aynı zamanda son gerilim filminde Leigh Whannell’la birlikte çalışan görsel efektler süpervizörü Jonathan Dearing Görünmez Adam’da departmanın başına geçmiş. Şunları söylüyor; “Upgrade’de Leigh ile birlikte çalışmak görsel efektler konusundaki ortak anlayışımızı ortaya çıkardı. Özellikle ikimiz de görsel efektlerin görevinin mümkün olan her yerde kullanılan uygulamalı yaklaşımları desteklediğini düşünüyoruz.”
Bu durumda bir sahnede uygulamalı bir yaklaşım gerçekleştirilemiyorsa ortak stratejileri görsel efektleri gerçek dünyaya yerleştirerek sınırları deneyimlemek olmuş. Şunları söylüyor; “Tüm durumlarda parolamız aynıydı. Görsel efekt olabildiğince inanılır olmalı. Hayal ile gerçekliğin arasındaki çizgilerin bulanıklaştığı, bu dünyanın dışından bir şeyler yapılmamalıydı.”

Filmin mmknmrtb notu:   7   /10


The Invisible Man (1933) ile The Invisible Man (2020) arasındaki 7 fark!




Adsız dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş, emeğinize sağlık.