25.10.2018

Çirkin Kral Efsanesi


Türkiye ve dünya sinemasının efsanelerinden Yılmaz Güney’e saygı duruşu niteliğindeki Çirkin Kral Efsanesi, ailesi, çalışma arkadaşları ve dostlarıyla yapılan röportajlarla sanatçının dünya görüşü, sanat anlayışı ve zorluklarla dolu hayatına eğiliyor. 

Güney’in 1982 Cannes Film Festivali’nde Yol filmi ile kazandığı Altın Palmiye’den sonra Avrupa sinemasında bir efsaneye dönüşmesini tanıklıklarla sunan film, dünya prömiyerini Yılmaz Güney’in 33. ölüm yıl dönümünde Toronto Film Festivali’nde gerçekleştirdi. 

Hüseyin Tabak’ın yedi yılda tamamladığı Çirkin Kral’ın Efsanesi, Costa Gavras ve Michael Haneke gibi saygın yönetmenlerle söyleşiler de içeriyor.

Çirkin Kral Efsanesi, sanatçının dostları, ailesi ve yakın çevresindeki insanların samimi anlatımlarıyla Yılmaz Güney'in mücadelelerle dolu hayatına içeriden bir bakış açısı sunuyor. 

Yol, Umut, Duvar gibi unutulmaz filmlerinin arka planlarını nadir arşiv görüntüleriyle izleyiciyle buluşturacak olan Çirkin Kral Efsanesi / The Legend of the Ugly King, 26 Ekim'de vizyona çıkıyor.




Babası Siverekli bir Zaza, annesi Vartolu bir Kürt olarak, Adana'nın bir köyünde, sosyal tabakalaşmanın en dibinde bir yerde dünyaya gelen Yılmaz Pütün -zamanla- çok ünlü bir sinema oyuncusu, yönetmen, senarist, yazar ve tavizsiz bir Devrimci olan Yılmaz Güney'e ve de Çirkin Kral'a dönüşecektir..
Çirkin Kral Efsanesi, işte bu çok renkli, çok meşakkatli yaşam öyküsünü anlatan; kapsamı oldukça geniş, hem bilgilendirme, hem de sinemasal açıdan da son derece tatmin edici bir belgesel..

Azimli, kararlı, mükemmeliyetçi ve kesinlikle başarmaya odaklı, 'lider tabiatlı' bu adamın, doğru bildiği yolda ilerlerken hep 'iyi', hep 'doğru', hep 'güzel' şeyler yaptığını iddia etmeyen; kumarbazlığını -sonradan pişman olsa, özür dilese de- kadın dövüp, role girmesi için çocuk dahi tokatladığını, cinayet işlediğini falan gizlemeyerek, onu sevabıyla, günahıyla irdeleyen bu belgeselde, görüşleriyle ve bildikleriyle katılan tüm kişilerden alınan verim hem üst düzeyde, hem kendilerini de -bu arada- tanımamızı sağlayan bir samimiyet içinde..




Senarist-yönetmen Hüseyin Tabak -çok belli ki- yürekten inandığı, zorlu bir çalışmayla da yıllarını verdiği bu projenin doğrudan içinde yer alarak ve kameranın önünde müdahil olarak, belgeselin 'kuru' bir bilgi, belge geçidine dönüşmesini önlüyor..
Yalnıız!. bu filme olan tek itirazım da bu tercihin bir yönüyle ilgili; Güney'in 'Hücrem' adlı kitabından satırlar okuyarak öykünün gidişatına sık sık katılan Tabak'ın, ne söylendiği anlaşılmayan 'kötü' bir Türkçe'yle bunu yapması -biz Türkler için tabii- hem okunan metnin etkisini, hem de filmin akışını aksatıyor..




Demokratik ve Sosyalist bir devrimin -hem de- pek yakında gerçekleşeceğine iman etmiş, tüm hayatı boyunca bu uğurda çabalamış, her fırsatta Devrimci gruplara maddi ve manevi destekte bulunmuş, ömrünün büyük bir kısmını hapislerde çürütmüş, sağlığını bu yolda kaybetmiş; ama tüm bunları yaparken de aşklarından, alışkanlıklarından, zevklerinden, hayatı 'dolu dolu' yaşamaktan vazgeçmemiş bu 'güzel' adamı 'tarafsızca' tanımak ya da her yönüyle hatırlamak için, bu belgesel çok iyi bir fırsat..

8   /10







Yönetmen: Hüseyin Tabak
Senarist: Hüseyin Tabak
Yer Alanlar: Yılmaz Güney, Hüseyin Tabak, Michael Haneke, Costa Gavras, Gilles Jacob, Elif Güney Pütün, Fatoş Güney, Tarık Akan, Tuncel Kurtiz, Donat Keusch, Leyla Demirezen, Güllü Pütün, Jack Lang, Nebahat Çehre, Halil Ergün.
Görüntü Yönetmeni: Lukas Gnaiger
Kurgu: Christoph Loidl, Andrew Bird.
Yapım: Mitos Film
Ülke: Almanya-Avusturya
Yıl: 2017
Süre: 122 Dakika
Dil: Türkçe, İngilizce, Almanca