1.10.2017

The LEGO Ninjago Movie / LEGO Ninjago Filmi


Warner Bros. Pictures’ın LEGO® serisine yeni bir animasyon macera katıldı: LEGO Ninjago Filmi.
Bu NINJAGO sinema macerasında, NINJAGO şehri için verilen savaş, genç Yapı Ustası Lloyd’u, nam-ı diğer Yeşil Ninja’yı hepsi birer gizli ninja savaşçısı olan arkadaşlarıyla birlikte harekete çekmeye yöneltir.

Bilge olduğu kadar espritüel de olan Sensei Wu’nun liderliğindeki ninjaların kötü kalpli savaş lordu, Tüm Zamanların En Kötü Adamı ve aynı zamanda Lloyd’un babası olan Garmadon’u alt etmesi gerekmektedir.
Robotla robotu, baba ile oğlu karşı karşıya getiren bu destansı hesaplaşma, egolarını kontrol etmeyi ve iç güçlerini açığa çıkartmak için uyum içinde çalışmayı öğrenmesi gereken bu haşin ama disiplinsiz çağdaş ninja ekibini sınayacaktır.

LEGO Ninjago Filmi'ni Charlie Bean, Paul Fisher ve Bob Logan yönettiler.


Filmin senaryosu Bob Logan, Paul Fisher, William Wheeler, Tom Wheeler, Jared Stern ve John Whittington’a, hikayesi ise Hilary Winston, Bob Logan, Paul Fisher, William Wheeler, Tom Wheeler, Dan Hageman ve Kevin Hageman’a ait.
Hikaye LEGO Yapı Oyuncaklarına dayanıyor.
Yapımcılığını Dan Lin, Phil Lord, Christopher Miller, Maryann Garger, Roy Lee ve Chris McKay’in üstlendiği filmin yönetici yapımcıları ise Jill Wilfert, Keith Malone ve Seth Grahame-Smith.

LEGO Ninjago Filmi'nin yaratıcı ekibi, ayrıca, yapım tasarımcıları Kim Taylor ve Simon Whiteley ile müzisyen Mark Mothersbaugh’yu da içeriyor.
Filmin animasyonları Animal Logic tarafından gerçekleştirildi.

YAPIM HAKKINDA

İyi ile… Babanın Destansı Öyküsü   

Dünyanın dört bir yanında, her yaş grubundan izleyicilere keyifli anlar yaşatan gişe devi LEGO filmlerinin arkasındaki ekipten yepyeni bir sinema olayı: LEGO Ninjago Filmi..

İlk iki yapımı böylesine unutulmaz kılan aynı duygu, espri ve bastırılamaz eğlence anlayışına sahip film, bir başka sinematik dünyayı  —uzak diyarlardaki, fantastik NINJAGO adası— yeni karakterlerle ve kendiyle özdeşleşmiş tarzıyla sunmanın yanı sıra, son teknoloji ürünü dijital tuğla animasyonu yapımcısı Dan Lin’in “LEGO filmlerinin evriminin bir sonraki adımı” olarak nitelediği organik dünya öğeleriyle de birleştiriyor.

Yapım ekibinin kafalarında canlandırdıkları şey, bir çocuğun bahçede bir LEGO evreni yaratırkenki hayal gücünden ve el becerisinden doğmuş hissi veren, samimi bir aksiyon maceraydı. Yapım ekibinin bir diğer hayali de herkesin içindeki o Yapı Ustası heyecanını yeniden yakalamaktı.
Filmin yönetmenlerinden biri olan, koyu LEGO hayranı Charlie Bean, “Kungfu efsanesi Jackie Chan’in koreografisini yaptığı dövüş sahnelerimiz, dev robot savaşlarımız ve şehri yok etmeye girişmiş bir yaratığımız var. Çılgınca bir şey bu” diyor ve ekliyor: “Dövüş sanatları filmlerine bayılırım, robot ve canavar filmlerine de bayılırım. Eşsiz LEGO lensinden geçen bizim filmimiz her ikisine hitaben yazılmış bir aşk mektubu.”




Hikaye, aynı zamanda, hem bu filmlerin alamet-i farikası olmuş, hem de kuşaklar boyunca LEGO deneyiminin temelini oluşturmuş tema ve değerlere dokunuyor. Kendini NINJAGO şehrini korumaya adamış genç ninja Lloyd ile sürekli olarak şehre saldıran babası Garmadon arasındaki kilit çatışmaya vurgu yapan Bean şunları söylüyor: “Burada konu aile ve kendini keşfetme. Olaylar destansı boyutta gelişse de, merkezinde bir baba ile oğulun olduğu samimi bir hikaye bu. Birinin kahraman, diğerinin kötü adam olmasının da ötesinde birçok nedenden dolayı araları açık. Lloyd hayatında babasının olmamasının eksikliğini hissediyor. Maceraları sırasında ikisini de aşan zorluklarla karşılaşıyor ve birbirleriyle muhatap olmak zorunda kalıyorlar. Bu durum her ikisi için de diğerini keşfetme sürecini beraberinde getiriyor.”

Benzer şekilde, hikaye Lloyd ve ninja arkadaşlarının kendi güçlerini ve yeteneklerini, bir de iç huzurlarını bulmak için kendi özlerine bakmalarını işliyor.
Bean, “Bunlar zamane çocukları olarak teknolojiye takıntılılar, hepimiz gibi” diyor ve ekliyor: “Öğretmenleri Sensei Wu ninja olmanın gerçek anlamını onlara özümsetmeye çalışsa da, bu gençler parlak ve gürültülü robotlarını kullanarak savaşmayı tercih ediyorlar. Wu onlara robotların parçalanabildiğini, teknolojinin sizi yüzüstü bırakabileceğini öğretmeye çalışıyor. Özlerinde olan şeyin diğer her şeyden daha önemli olduğunu anlamaları gerekiyor.” 




Lloyd ve arkadaşları eyleme geçme çağrısına yanıt verirken, LEGO Ninjago Filmi dostluk ve ekip çalışması temalarının da altını çiziyor. NINJAGO şehrini Garmadon’dan korumak üzere gizli kimliklerini inek lise öğrencisi kılıfıyla gizlerlerken, bireysel güçler takdir görür. Fakat aksiyon ilerledikçe, bu yeteneklerin ahenk içinde daha iyi kullanılabileceği netleşir. Gerçek anlamda bir arada çalışmayı başarana kadar, heves ettikleri muhteşem güce asla kavuşamayacaktırlar. Bu, Garmadon’un kendisinin bile henüz öğrenmediği bir derstir.
İşleri zorlaştıran bir de sürpriz vardır. Garmadon, Lloyd’un kendi oğlu olduğunu bilmektedir. Dört kollu, kırmızı gözlü tiranın bilmediği şey ise, Lloyd’un aynı zamanda onun ezeli düşmanı Yeşil Ninja, yani onu ha bire pataklayan ve NINJAGO şehrini ele geçirmek için yaptığı planları her seferinde altüst eden Yeşil Ninja Ejder’in içindeki o fırlama olduğudur. 
Ama çok yakında öğrenecektir.




Garmadon bu kez şehri gerçek köpekbalıkları fırlatan, devasa bir köpekbalığı robotunun içinden ele geçirmeye çalıştığında, Lloyd Nihai Silah’la ona karşı hazırlıklıdır. Ne yazık ki, Nihai Silah ortaya her ikisinin de beklemediği —ve kontrol edemediği— bir tehdit çıkartır. Bu durum, baba ile oğulun ülkenin tehlikeli bölgelerinde işleri düzeltebilecek tek şeyi beraberce aramalarını gerektirecektir.
Lin şunu kaydediyor: “Lloyd’un şehri kurtarabilmeden önce ailesini kurtarması gerekiyor. Babasını sürekli olarak suçlamaya devam edemez; hikayeye yayılan bu yolculuk onun büyüme ve kendini bulma yolculuğu aslında.”

Tüm şapşal, çocuk dostu eğlencelerine, görsel şakaları ve güldürülerine rağmen, filmde yetişkinler için de çok şey var.
Yapımcı Chris McKay bunu şöyle ifade ediyor: “‘NINJAGO’yu hepimizin içindeki çocuk için yaptık. Kulağa klişe gelebilir ama doğru: Çocukken sahip olduğumuz türde büyülü hayal gücünü ve destan boyutta uçuk hayalleri yakalamaya çalıştık. Ama filmi bir yandan da Shaw kardeşler filmlerine ve canavar filmlerine sevgimizden dolayı yaptık. Dolayısıyla, bu türlerin hayranları için birçok gönderme var.”

Bean ise şunu ekliyor: “Orada olabilecek en komik şeyi bulmaya çalışıyoruz; her yaş grubuna, her cinsiyete, her kültüre hitap eden, en etkili mizahı hedefliyoruz.”




Örneğin, yetişkin sinemaseverlere Garmadon’un Lloyd’un annesi olan eski eşiyle etkileşimleri daha çok şey ifade edecektir. Uzun zaman önce, haklı nedenlerle ayrılmış olan  —en büyük toplum düşmanıyla evli olmak kolay değil— çiftin iletişimleri, en azından ikisinden birinin, hâlâ o eski güzel günlere dair hisler barındırdığına işaret etmektedir.

“Lloyd’un annesi” ya da “Garmadon’ın eski karısı” gibi ifadelerin Koko’yu tanımlamaya yeterli olmayışı kasıtlı bir seçimdir; çünkü Koko rolünün tam içeriği hem erkek hem de kız çocuklarına sunacak çok şeyi olan bir öykünün açılımlarından biridir. Benzer şekilde, Nya, yani Su Ninjası da, Lloyd’un ekibinin dört dörtlük bir savaşçısıdır. Bu rolü canlandıran Abbi Jacobson, “Nya motosiklete biniyor, deri ceket giyiyor ve dev bir robotu kumanda ediyor. O müthiş bir genç kız” diyor.




Gizli ninja gücünün diğer üyelerini Fred Armisen, Kumail Nanjiani, Michael Peña ve Zach Woods canlandırıyor.
“LEGO Filmi”ni yazıp yöneten, “LEGO Batman Filmi”nin ise yapımcılığını üstlenmiş olan Phil Lord ve Christopher Miller bu filme de yapımcı olarak imza atıyorlar.
Lord ve Miller her bir filmi hem daha geniş bir LEGO evrenine doğru bir ilerleme, hem de kendi başına ayakta duran bir film olarak görüyorlar. “Her birinin kendine ait sesi ve kişiliği var. İşte bu, kendi fikirlerini ve görsel tarzlarını yapıma katan sinemacılarla çalışmanın getirdiği faydalardan biri” diyor Miller.

Bu parlak plastik minyatürlerin büyük çaplı bir ortamda ne kadar ifadeli ve sevimli olabileceğini tüm dünyaya gösteren ilk filmle bir çığır açmış olan Lord ve Miller, mekanın daha büyük, aksiyonun ise daha yoğun olduğu yeni bir hikayeye hazırdılar. “Dövüş sanatları filmlerini her zaman sevmişizdir” diyor Lord ve ekliyor: “Bu tür filmler güç kazanmayı, en büyük korkunla yüzleşmeyi ve kendinin en üstün haline ulaşmayı işler. Kaldı ki, kendimiz yapmazsak, içinde devasa bir kedi olan bu tarz bir filmi asla göremeyeceğimizi fark ettik.”




Yapım ekibinin aksiyonu hedeflediği tarz ve çizgide gerçekleştirmesine katkıda bulunan Jackie Chan, hem Sensei Wu rolünü üstlendi, hem de dövüşlerin koreografilerini yapmaları için kendi müthiş dublör ekibini getirtti. Ortaya çıkan dövüşler aktörün tescilli hızını, müthiş ustaca gerçekleştirdiği hareketleri ve kesinlikle mizahi çizgisini taşıyordu. Animasyondaki tekme, takla ve atlamalar gerçek dünyadaki hareketlerle karşılaştırılabilir mi?
“Her türlü hareketi, her türlü imkansız şeyi yaratabilir ve animasyon sayesinde bunları 10 kat daha iyi ve eğlenceli hâle getirebilirsiniz” diyor dahi usta.
Üstüne üstlük, neredeyse aksiyon rolleriyle dolu hayatı kadar ünlü sakatlanmalarına gönderme yapan Chan gülerek ekliyor: “Bu sayede kendi dublörlüğümü yapmam gerekmiyor ve kimsenin canı yanmıyor.” 




Minyatür figürleri esnek olmayan eklemlerinde değişiklik yapmadan dövüştürmenin yeni bir sınav olduğu anlaşıldı. Her şeyin LEGO kurallarına uygun hareket etmesi zorunluydu.
Her üç LEGO filminde de animasyon ekibiyle omuz omuza çalışan McKay, “Bu mecrada daha çok kafa yormanız ve daha zeki olmanız, daha büyük ve cesur seçimler yapmanız gerekiyor. Bu anlamda, bana göre animasyonun daha saf bir hâli söz konusu” diyor.

Yapım ekibi bu kez de ödüllü efekt firması Animal Logic’le çalıştı ve beyin fırtınası yapmak, modelleri yaratmak ve test etmek için Danimarka’daki şirket merkezinden LEGO tasarımcılarını davet ettiler. Amaç, robotlardan mobil sosis standına, perdede görülen bütün LEGO yaratımların fiziksel olarak üretilebilmesiydi. Önceki iki filmde olduğu gibi, LEGO Ninjago Filmi de dijital tuğlalarla tek tek inşa edildi; her bir parça plastikten yapılmış gibi üretildi ve diğer parçalarla sanal olarak birleştirildi. Fakat kayda değer bir fark söz konusuydu. 




Lin, LEGO film serisinin ilk mimarlarından biri olarak, şunları söylüyor: “İlk filmde, Kragle vardı; ‘LEGO Batman’de ise duman ve su gibi efektlere yer verildi. Ama bu filmde gerçeklik çok büyük çaplı: Çimler, bitkiler, kum, ateş, akan su ve hatta bir bambu cangılı var.”
 Ve elbette patisini sallasa NINJAGO’yu yerle bir edebilecek, gerçek boyutlu bir kedi
-ufacık LEGO minyatür figürleri için canavarımsı bir yaratık.
“Karakterler bu fotogerçekçi dünyayla etkileştikçe, doğanın LEGO tuğlalarıyla nasıl karışabildiğini görüyorsunuz. Adeta canlı aksiyon bir filmmiş gibi, zengin ve renkli; görüntüsü eşsiz ve çok güzel” diyor Lin.

Daha geleneksel bir animasyona sahip NINJAGO televizyon dizisini değerlendiren Lin’e göre, “Bu karakterlerin öyle güçlü bir hayran kitlesi var ki diziyi ilham kaynağı olarak kullandık. Anafikir şuydu: Dizide sevdiğimiz şeyleri alıp onları genişletecek, daha büyük bir dünyaya oturtacak, bunlara beyaz perdeden bekleyeceğiniz türde bir etki katmak için animasyonu bir üst düzeye taşıyacaktık.”
Sinema formatı yapımcılara kendi hikayelerini anlatırken bu karakterlerin üzerine bir şeyler inşa etmeleri için yaratıcı izni de sağladı.




YOLCULUK

“Dert etme, Lloyd, kimsenin ebeveynleri mükemmel değildir.”
Lord Garmadon ve La-Loyd

NINJANGO şehri için yapılan şiddetli savaşta, çarpışan robotlar, havada uçuşan tuğlalar, bir yerlere sığınmaya çalışan şehir sakinleri ve gökyüzünü dolduran duman, tam merkezde ise bir türlü iletişim kuramayan bir baba oğul var.
Garmadon’un şehre saldırıları Lloyd’un tanıdığı hemen hemen herkesin evini ya da iş yerini yıktığı için, genç liselinin okuldaki sosyal statüsü sıfırın altına düşmüştür. Yeşil Ninja olarak gizli kimliğini bilen beş sadık arkadaşının haricinde, herkes ondan büyük ölçüde kaçınmaktadır.
Fakat bu gençle konuşmak kolay değildir. Öncelikle, her konuda haklı olmak zorundadır.. hatta olmadığında bile. Bu durum hikayenin tekrar eden esprilerinden birinde de kendini gösterir: Garmadon sürekli olarak oğlunun ismini yanlış telaffuz eder. Bean, Lloyd’un ismini iki “L” sesiyle telaffuz etme fikrinin Theroux’dan çıktığını söylüyor.
Ne baba ne de oğul aslında kavgayı devam ettirmek istememektedirler, ama Garmadon üstünlük kompleksini aşamazken ve Lloyd da kırgınlığını yenemezken, başka nasıl bir çözüm olabilir ki?




Koko: Eski Bayan Garmadon 

Lloyd eğer Garmadon’un niyetlerini kafa karıştırıcı buluyorsa bile, Koko için durum bu değildir. Aslında, kimse Garmadon’u eski karısından daha iyi tanıyamaz.
Koko, Garm’a aşık olduğunda megalomanyaklığın başındaki bu romantik adamın harika saçları ve dünyaya hakim olma hayalleri vardı. Şimdi, NINJAGO şehrinde Garmadon’un karşısına çıkıp, korkutucu yüzündeki ışıldayan kırmızı gözlerine bakıp onu güzelce azarlayabilecek tek kişi Koko’dur.  Özellikle de, oğullarının güvenliği söz konusuyken.

Garmadon’un Koko’nun ateşli mizacını hâlâ ateşli bulması Koko’nun suçu değildir.
Bekar, çalışan bir anne olarak, Koko sevgili Lloyd’una zorlu ergenlik döneminde rehberlik etmek ve onu yüreklendirmek için elinden gelenin en iyisini yaparken, onun aslında Yeşil Ninja olduğundan asla şüphelenmemektedir.




Garmadon ve Wu: Yalnızca İsmen Kardeşler 

Belli ki Garmadon, olabilecek en geçimsiz kimse. Ne oğluyla anlaşabiliyor, ne eski karısıyla. Hele hele ordudaki generalleriyle hiç anlaşamıyor ve en ufak bir anlaşmazlıkta, olur olmaz zamanlarda onları atıyor. Atmak derken, öyle işten atmak gibi değil; onları bir yanardağın tepesinden atıyor.
Garmadon saygıdeğer kardeşi Sensei Wu’yla bile geçinemiyor. Oysa Sensei Wu sakallı, beyaz cüppeli, flüt çalan bilge bir adam. Wu’nun zengin bir Zen deyimleri dağarcığı ve şaşırtıcı ölçüde keskin bir dili var. Lin onu “filmin ruhu ve duygusal çapası; Garmadon’un zıttı” olarak niteliyor.
Wu ve Garmadon’un uzun zamandır birikmekte olan düşmanlığı, sonunda gürül gürül akan bir nehrin üzerindeki ipten bir köprüde patlıyor. Chan bunun filmdeki en sevdiği dövüş olduğunu belirtiyor.

NINJAGO’nun Gizli Ninja Gücü

Sensei Wu, Lloyd’u Yeşil Ninja olarak sorumluluklarına hazırlamanın yanı sıra, Lloyd’un coşkulu, biraz odaklanma sorunu yaşayan, beş lise arkadaşına da yardım eder: Cole, Nya, Jay, Kai ve Zane.
Her birinin özel becerileri vardır ve söz konusu yetenekler kendi kişisel robotlarında ve bireysel stillerinde ifade bulur; ve eğer kazanırlarsa, bunlar nihayetinde onların element güçleri olarak ortaya çıkar: Toprak, su, yıldırım, ateş ve buz.

Anlık bir çağrıyla, her şeyi bırakmaları, evlerinden ya da sınıflarından sıvışıp ninja kıyafetlerini giymeleri ve Garmadon’un güçlerini püskürtmeleri gerekir. Bu onların pek ciddiye aldıkları bir iştir. Az ya da çok. Gerçek şu ki, her şeyle yüzleşecek kadar cesur, yeterince zeki ve (çoğunlukla) yeterince istekli oldukları halde, Lloyd ve arkadaşlarının ekip olarak çalışma ve kendilerinin tam potansiyeline ulaşma konularında hâlâ biraz yol almaları gerekmektedir. Wu’nun bilge tahminlerine göre, bu gençler, robotlarının ve teknolojilerinin onlar adına savaş kazanmasını ummaktan vazgeçmeli, hem birbirlerine hem de kendilerine daha çok güvenmelidirler.




COLE / TOPRAK
Siyah tanklı, tasasız bir genç olan Toprak Ninjası, müziğe büyük bir tutku beslemektedir.
Cole gümbür gümbür bir bas eşlik etmeden hiçbir yere gitmekten hoşlanmaz ve grupta Sensei Wu’nun flüt çalmasını takdir eden tek kişidir. Uygun şekilde adlandırılmış Sarsıcı Robotu esasen gömme pikap ve güçlü derin-bas hoparlörlerden oluşmuş bir müzik aletidir ve rakiplerine ses şok dalgaları gönderebilir.

NYA / SU
Gümüş rengi deri ceketli Su Ninjası, çevik Su Böceği’ni hem karada hem suda kullanabilmektedir. Nya’nın diğer favori aracı kendine örnek aldığı efsanevi Leydi Demir Ejder’in onuruna modifiye ettiği motosiklettir. Aslında, Nya, Kai’ın kız kardeşi olabilir, ama iş ninjalığa gelince, kimseden aşağı kalmaz. 

JAY / YILDIRIM
Yıldırım Ninjası giydiği mavi kıyafetle tezat oluşturan turuncu bir atkı takar  —hani olur da hava soğursa falan diye. Jay bir Yıldırım Jeti’yle uçan ve elektrik akımları yayan biri için aşırı tedbirli olabilir ama bu da onun farklılığın getirdiği cazibenin bir parçasıdır. Jay, kendi ekibiyleyken bile heyecanlı mizacı ve kendinden şüphe edişi yüzünden diğerlerinden biraz ayrılır; çünkü diğer herkes hadi hemen yapalım derken, Jay olumlu bir “belki” ile yetinir. Ama arkadaşları bilirler ki Jay yiğit biri gibi görünmese de, gerektiğinde kendine düşeni elektrikli bir cesaretle yapacaktır. Ah bir de bu cesareti Nya’ya pek de sır olmayan aşkını dile getirmekte kullanabilse.




KAİ / ATEŞ NİNJASI
İsmine yaraşır şekilde kırmızılara bürünmüş bu Ateş Ninjası çift namlulu Ateş Robotu’ndan alev fışkırtır. Kai bir gün, Sensei Wu’nun söz verdiği gibi, parmak uçlarından ateş çıkarabilmeyi ummaktadır. Çoğu zaman deli fişek olarak tanımlanan Kai, belki biraz sabırsız olabilir ama iyi tarafına bakacak olursanız, kendisi hararetli derecede sadık ve korumacıdır.  Savaşta ilk öne atılan olduğu gibi, arkadaşlarından biri moralsiz olduğunda ona kollarını ilk açan da yine Kai’dır. 

ZANE / BUZ NİNJASI
Ateşten buza; Zach Woods süper serinkanlı Buz Ninjası Zane’i canlandırıyor. Bu yarı insan yarı robot, eski bir buzdolabı gibi parlak beyaz bir kıyafet giyer. Zane büyük tekerlekli bir kutup traktörü gibi tasarlanmış olan robotu Buz Tankı’ndan buz şelalesi püskürtür.


Filmin mmknmrtb notu:  7  /10