6.8.23

Saçmalama :: Yürüyelim Arkadaşlar!

 


Yürümeyi severim, ister spor niyetine tempolu, ister gezme niyetine salınarak..

Aslında hep yapmak istediğim aktivite koşmaktı; çok denedim, ama koşmayı pek beceremedim, daha doğrusu zorlandım ve vazgeçip benim sporumun yürüyüş olduğunu kabullendim de rahatladım..

Günlük işlerimde acelem yoksa, rahatça yürünebilecek 3-4 kilometrelik yerlere gitmek için vasıta kullanmam, yürürüm..

Haftada iki kez de, 10'ar kilometreyi -belli bir rotada- 2'şer saatte ve tempolu bir şekilde yürürüm; ki bu yolculukta kulaklıkla müzik dinlemek, olmazsa olmazımdır..

Olur da, hava muhalefeti ya da hastalık gibi nedenlerle yürümemişsem eğer, aşırı rahatsız olurum ve ilk fırsatta da bunun acısını kesinlikle çıkarırım..

Yürüyüş fırsatlarını kaçırmamaya çalışırım; öyle ki, sırf bunun için İstanbul'dan Çorum'a dahi gitmişliğim vardır.. 

Kabul ediyorum, buradaki 'Sırf' sözcüğü biraz aşırı oldu, işin gerçeği önce yemek yemek, sonra da yürüyüştü; ne yapalım ki bu etkinliğin adı, Kızılırmak Havzası Gastronomi ve Yürüyüş Yolu idi..  




Aslında kendimden bahsetmeyi hiç sevmem; şimdi ne oldu da böyle saçmaladım, hiç bilmiyorum.. 

Adı üstünde, burası bir nevi 'saçmalama' köşesi olduğu için bunu yaptığımdan dolayı kendimi -izninizle- mazur görüyorum..

Yeri gelmişken küçük bir açıklama yapayım: Başlıktaki 'Saçmalama' sözcüğü kulakta bir emir gibi çınlıyor olsa da, daha çok bizzat kendimin bazı konulardaki saçmalamalarına işaret etmekte..

"Yok birader bence sen burada saçmalamıyorsun ki, gayet aklı başında şeyler yazıyorsun." demeyi düşünen güzel insanlar, sizleri çok seviyor ve iyi ki varsınız diyorum..


Yürüyüş yapmak -sanıldığının aksine- basit ve monoton bir aktivite değildir..

Yürürken yolda karşılaştığınız ilginç kişi ve olaylardan, o esnada kendiniz ya da yoldaki diğer kişiler hakkında aklınızdan geçen tuhaf ama gerçek düşüncelere kadar, gayet karmaşık, yaratıcı ve hatta sosyal bir hadisedir yürüyüş..

Ya da yine saçmalıyorumdur; bilemem..


İşte, tek başınıza yürürken, bir başkasıyla, o farkında bile değilken, kendiliğinden oluşan böylesine bir sosyalleşmeye güzel bir örnektir, arkanızdan gelip de sizi sollayan bir kişiyle kapışmak..

Hem eğlenceli hem de heyecanlı bir oyundur bu kapışma..

Evet oyundur, ancak rakibinizi hiç tanımadığınız gibi, aranızda "Hadi kardeş, gel de yarışalım" durumu da yoktur..

İşte bunun heyecanı da oradan gelir.. 

Belki de bir ihtimal o kişi, sizin niyetinizi anlamış da olabilir ama bu konuda asla emin olamazsınız.. 

Ne siz, ne o aslında yarışıyor gibi değilsinizdir, her zaman yaptığınız 'mutat' yürüyüş halindesinizdir canım.. 

Bir yandan da, "Tamam yürüyüşümde biraz zorlama, biraz yarışma hali göze çarpmaktadır, ama yanıldığınızı da söylemek zorundayım bayım.. Zira, acele yetişmem gereken bir randevum var ya da başka bir nedenle hızlı yürüyorum kardeşim.. Hem bundan sana ne!?" şeklinde düşüncelerin aklınızdan geçme olasılığı oldukça yüksektir..

Ve bir küçük tavsiye: Bu biraz bariz "kapışma" halini kamufle etmek ve fiili duruma normal bir gezinti havası vermek amacıyla, bir yandan hızla yürürken, diğer yandan da sağa-sola bakınmanız, rakibiniz üzerinde yıkıcı bir psikolojik etki bırakma açısından gayet yerinde bir davranış olur..

Haydi göreyim sizi!.


Konuyla İlgili Bir Anı:

Yine bir gün, sportif yürüyüş babından yaptığım Sahilden Kalamış-Bostancı parkuru yürüyüşlerimden birinde, hemen yanımdan 'pırr' diye geçen 60+ yaşlarında bir hanımın aynen peşine takılıp iki kilometre kadar ensesinde yürüdükten sonra, kadının beni farkettiği anda koşarak yoluna devam ettiğini ve bir süre sonra da gözden kaybolduğunu hiç unutamam..

Koşabilsem takip edecektim ama, bende bırakın koşmayı, yürüyecek hâl bile bırakmamıştı valla.. Kendisine buradan tekrar, 'Helâl olsun' demek istiyorum.. 

Bu arada beni, peşine düşmüş bir sapık sanmış ve bu yüzden korkutmuşsam eğer, kendisinden çok özür diliyorum..


Yazar  (temsili) *


Ve bir uyarı: 

Yürüyüş güzergâhını az çok öğrendiğiniz, yaz kış, yağmur kar falan demeden bu yolda haldır huldur yürüyen, ak saçlı sakallı, 'yaş almış' bu adamı lütfen sollamayınız..

Yok illaki sollayacaksanız, hemen dibinden değil de mümkün olduğu kadar açıktan geçiniz..

Aksi hâlde, bu hareketinizi kendisine bir 'meydan okuma', bir 'yarışa davet' olarak algılayan bu tuhaf adamı, uzunca bir süre peşinizde bulacaksınız; ki demedi demeyin.. 


* Neredeyse hiç fotoğraf çektirmeyen yazarı temsilen, nette bulduğumuz bu fotoyu mecburen kullandık.

İşbu modelin yazarımızla hiçbir ilgisi ve benzerliği yoktur; o çok daha genç ve çok daha yakışıklıdır. 

Müdüriyet