9.4.22

Saçmalama :: Sanat ve Zanaat Üzerine


Philipp Weber

Yeteneği zanaat değil de sanatsal bazda ele alarak diyorum ki: Hiçbir sanat, hatta üretilen ya da yaratılan hiçbir şey yeteneksizliği örtmez, örtemez; aksine kabak gibi ortaya koyar..

Bize gösterilen şey bir modern sanat örneği, soyut bir resim, bir deneysel sanat ya da klasik anlamda bir eser de olsa, eğer kötüyse kötüdür; bu gerçek göz boyayarak bize yutturulamaz. (Mekanın bir sanat galerisi olması da buna dahil!) 


Mark Rothko, No 5, Kompozisyon

Öteden beri, bu nevi eleştirilerin beni rahatsız eden yönü; sanki, yeteneksizlerin sadece modern (deneysel de olabilir) sanat yapıtlarının arkasına saklandıkları şeklinde bir önyargıyı taşımalarıdır..

İzleyicide bunu oluşturan şey; ortaya konan yapıtların pek az bir emekle yapılmış izlenimi vermesi olsa gerek, oysa bu hem haksızlık, hem de eksiklik..

Ortaya konan bir yaratının sanat değeri, ona verilen emekle ölçülemez..

Benim fotograf makinamla saniyenin binde birinde oluşturduğum bir görüntünün 'aynısını', günlerce çalışıp da bir tuvalde oluşturmaya çalışan bir ressamın gayreti ne kadar da boşunadır..

Ve sonra o tuvali sergilediğinde, izleyicilerin "Vay be ne şahane, fotoğraf gibin!" demesi -ressamı, yetenekli ve çalışkan bir zanaatkar göstermesi dışında- o resmi kesinkes bir sanat eseri yapmaz, yapamaz..

Bilmem, ne demek istediğimi anlatabildim mi?. 


Diderot


Bu Saçmalama'nın Doğru Sözü:


Diderot *, insanların sanat  yapanla zanaat yapana nasıl baktığını biraz da üzülerek şöyle değerlendiriyor: "Bizi mutlu olduğumuza inandırmaya çalışan insan, gerçekten mutlu olmamız için çalışan insandan daha değerli görülüyor" 

Haddim olmayarak ben burada da araya giriyor ve saçmalıyorum: Hal böyleyken, bizi mutsuz olduğumuza inandıran bir diğer insan ise, bu her ikisinden de daha değerli görülmekte..


* Denis Diderot  (Aydınlanma Çağı'nın en önemli kişiliklerinden biri olan Fransız yazar ve filozof)