10.09.2018

Baba Nerdesin Kayboldum :: Bir Yönetmenin Hezeyanları


Başlıkta yer alan ve Arapça kökenli güzide bir sözcüğümüz olan 'hezeyan'ın, saçmalama, sayıklama, sabuklanma gibi anlamları olduğunu hatırlattıktan sonra, sözkonusu 'sabuklayan' yönetmenden kasıt; hem bu filmin baş kahramanı olan yönetmen Aşkın, hem de filmin bizzat senarist-yönetmenidir.. bilgilerinize..

Bir filmin yardımcı yönetmenliğini yaptığı rivayeti ortalıkta dolaşan; bir süredir işsiz güçsüz takılıp, sonra da yeni rahmetli olmuş babasının memleketteki evine geri dönerek, ev hanımı annesi ve öğretmen kızkardeşiyle yaşamaya başlayan Aşkın Efendi, ne yapmak nereye varmak istemektedir!.

Gündüzleri sağda solda takılan, mahalle kahvesinde yancılık yapan, evli bir erkek arkadaşı, bir de -yavuklu adayı- iç mimar bir kız arkadaşıyla geyik yapan; ama en sık faaliyeti, akşamları evin balkonunda tek başına oturup şişe şişe bira götürmek olan bu 'gamsız' görünümlü oğlanın derdi nedir; daha ne kadar, namazında niyazında olan validesinin dırdırını çekecek, kendisine uyan evli arkadaşının karısından fırça yemeye devam edecektir?.



Filme dahi adını veren, etkisinin devasa olduğu vurgulanmaya çalışılan bu babanın 'gizemli' fonksiyonu nedir; bilmiyoruz..
Aşkın -yani oğlan- hayatı boyunca herhangi bir çocuğun babasıyla olan ilişkisinden öte, bu adamla ne yaşamış; eşşek kadar olduğu halde neden hâlâ sürekli babasını sayıklamakta, mecnun misali ortalıkta dolaşmaktadır; hiç bir bilgi alamıyoruz..




İsteği üzerine, elin at arabasına bindirdikleri küçücük kız çocuğunu yaya olarak takip eden, arabacının hızlanmasıyla da yerlere serilen Aşkın ve -hem de kızın babası olacak- bu arkadaşı, neden bu denli salaktırlar; bilemiyoruz..

Hiç bir şeye benzetemediğim bu meş'um sahnenin devamında  -korktuğum gibi bu bir 'metafor' değilse eğer- kaçırılan o zavallı kıza ne olmuş, başına ne gelmiştir?.
Senarist-yönetmen, neden bu kadar sabuklamakta; bu korkunç olayın hemen akabinde bu iki herif, nasıl oluyor da 'normal' yaşantılarına aynen devam edebilmektedirler?.




Yanıtsız kalmaya mahkum sorularıma burada ara veriyor ve film finale doğru giderken devreye sokulan iki adet 'şoke edici' gelişmeden ise değil bahsetmek, olanları hatırlamak dahi istemiyorum..
Çok merak ediyorsanız eğer; siz de izleyin bencileyin, siz de şoke olun!.

Baba Nerdesin Kayboldum; ilk filminde değinmek istediği bir yığın bireysel ve sosyal konuları ve de sorunları biriktirip de kendince kurguladığı senaryoya öylesine boca etmiş bir arkadaşın, oldukça başarısız bulduğumuz bir denemesinden ibaret..
Sinemamızda bir türlü önü alınamayan bu 'kronik' duruma, 'ilk film sorunsalı' diyebiliriz galiba; oysa, böylesine yoğun bir muhtevayı kullanarak başarılı olabilmiş o kadar az yönetmen ve filmle karşılaşıyoruz ki..




Çok şey anlatmaya çalışan, ama hiçbir şey söyleyemeyen bu türden işlerin tüm kusurlarını içeren; değişiklik olsun diye yapılmış, mevzuya asla hizmet etmeyen flashback'ler ve sürekli 'mesaj verme' çabalarıyla daha da tatsızlaşan filmin -nispeten- tek başarılı yönü, oyuncu yönetimi ve oyunculuklardı diyor ve ebeveynlere yönelik son bir notla huzurlarınızdan saygıyla ayrılıyorum: Lütfen çocuklarınıza, oğullarınıza Aşkın adını vermeyiniz; film başladıktan sonra bir süre kendi kendime, "Kadın, erkek, alakalı, alakasız herkes şu ekşimik suratlı adama ne diye 'aşkım aşkım' diye hitap ediyorlar?" diye söylenip durdum yahu!.

3   /10