6.08.2019

Fast & Furious Presents: Hobbs & Shaw / Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw


Hızlı ve Öfkeli serisi, tüm dünyada neredeyse 5 milyar dolar hasılat yapan sekiz filmden sonra şimdi de Dwayne Johnson ve Jason Statham’ın, Luke Hobbs ve Deckard Shaw rollerini yeniden canlandırdığı, seriden bağımsız ilk filmleri olan Fast & Furious Presents: Hobbs & Shaw / Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw’u sunuyor.

Amerikan Savunma Bakanlığı’nın sadık bir ajanı olan iri kıyım kanun adamı Hobbs (Johnson) ile eski bir İngiliz askeri elit ajanı olan ve kanunları hiçe sayan serseri Shaw (Statham), 2015 yılındaki Hızlı ve Öfkeli 7’deki ilk karşılaşmalarından beri şiddetli kavgalar ve ağız dalaşlarıyla birbirlerini yenmeye çalışmışlardır.
Ama siber genetik ile güçlendirilmiş anarşist Brixton Lorr (Idris Elba) insanlığı sonsuza dek değiştirebilecek kötü bir biyolojik tehdidin kontrolünü ele geçirdiğinde; aynı zamanda Shaw’un kız kardeşi olan korkusuz bir hain MI6 ajanı olan Hattie ile (The Crown’dan Vanessa Kirby) birlik olduğunda bu iki ezeli düşmanın kendilerinden daha kötü olabilecek tek adamı yenmek için birlikte çalışmaları gerekecektir.




Filmde ayrıca Cliff Curtis (The Meg, AMC’den Fear the Walking Dead) Luke’un kardeşi Jonah Hobbs rolünde, Oscar ödüllü Helen Mirren ise Deckard ve Hattie’nin annesi Queenie Shaw rolünde yer alıyor.

Hobbs ve Shaw, Los Angeles’tan Londra’ya, Çernobil’in zehirli çöplüğünden Samoa’nın verimli güzelliğine kadar evrenin dört bir yanına aksiyon taşırken Hızlı ve Öfkeli evreninde yepyeni bir kapıyı açıyor.

Yönetmenliğini David Leitch’in (Deadpool 2, Atomic Blonde) yaptığı, senaryosunu Hızlı ve Öfkeli hikayesinin mimari Chris Morgan ile Drew Pearce’ın (Mission: Impossible-Rogue Nation, Iron Man 3) yazdığı filmin yapımcıları Johnson, Statham, Morgan ve Hiram Garcia (Skyscraper, Rampage).
İdari Yapımcılar; Danny Garcia (Shazam!, Skyscraper), Kelly McCormick (Deadpool 2, Atomic Blonde), Ethan Smith (Deadpool 2, Atomic Blonde), Ainsley Davies (Bird Box) ve Steven Chasman (The Transporter, The Bank Job).

Jonathan Sela (Deadpool 2, John Wick) filmin görüntü yönetmeni, David Scheunemann (Deadpool 2, Atomic Blonde) yapım tasarımcı, Sarah Evelyn (FX’de American Horror Story, Showtime’das Ray Donovan) kostüm tasarımcı.
Hobbs ve Shaw’un editörü Oscar ödüllü Cristopher Rouse ACE (The Bourne Ultimatum, Captain Phillips), film müziği Tyler Bates’e (Deadpool 2, Atomic Blonde) ait.
Süpervizör dublör koordinatörü Chris O’Hara (Jurassic World, Venom), görsel efektler süpervizörü ise Dan Glass (Deadpool 2, Jupiter Ascending).




İki Alfa, Bir Film : Hobbs ve Shaw’a Giden Yol


Hızlı ve Öfkeli serisi 2001’deki ilk başlangıcından bu yana her yeni bölümde izleyicilerini ve gişe hasılatını artıran, hayranlarını görkemli, çığır açan aksiyonla ve her kültürden ve dilden insanları memnun eden ve bağ kuran karakterleriyle dünya çapında bir güç oldu.
Serinin ilk açılımı olan Fast & Furious Presents: Hobbs & Shaw / Hızlı ve Öfkeli Hobbs ve Shaw filmi, sivri dilli mizaha ve tehlikeli aksiyon sahnelerine her zamankinden daha fazla yer verirken, serinin favorileri Luke Hobbs ile Deckard Shaw geçmiş hikayelerine taze bir bakış sunarak beklenmedik bir ortaklık geliştiriyorlar.
Hobbs ve Shaw’un yazarı/yapımcısı ve serinin hikayesinin mimarı olan Chris Morgan seriye üçüncü bölüm olan ve seriyi yeniden enerji veren, yönetmen Justin Lin’in Hızlı ve Öfkeli Tokyo Yarışı filmiyle katılmış. Morgan, yeraltı sokak yarışçısı kovboyları uluslararası arenada tehlikeli soygunlar yapan zoraki kaçaklara dönüştürmüş. Sonra da bir sonraki seviyede patlamalar ve ölümcül yeni düşmanlarla kaliteyi daha da yükseltmiş.

Altı adet Hızlı ve Öfkeli tecrübesi olan Morgan, bu filmlere izleyicileri soluksuz bırakan cesur, şaşırtıcı anlarla beklenmedik, çoklu betimlemeli hikaye örgüleri eklemeye devam ediyor. Hızlı ve Öfkeli filmlerinde ayrıca izleyicilerin iki favori karakteri olan Luke Hobbs ve Deckard Shaw’ın odakta olduğu ayrı bir filmle Hızlı ve Öfkeli evrenini genişletme fikrine ilham veren çok sayıda değerli ve karizmatik karakter yer alıyor. Fakat bu genişletme fikir bir evrim olmuş. Başlangıçta Statham’ın Deckard Shaw karakteri ilk olarak 2013 yılının Hızlı ve Öfkeli 6 filmindeki yan rolde yer almış ve plan ayrı bir Hobbs filmi yapmakmış.
Dwayne Johnson’ın atılgan, tahrik edici konuşan Hobbs karakteri 2011’de Hızlı ve Öfkeli 5 filminde Dom (Vin Diesel), Brian (Paul Walker) ve Mia’yı (Jordana Brewster) yakalamakla görevlendirilen acımasız Savunma bakanlığı ajanı dinamik bir rakipti. Elbette Hobbs dört filmlik hikayesinin sonunda ekibin beklenmeyen bir dostu olacaktır. Hızlı ve Öfkeli 7’de Hobbs’un Samantha adında küçük bir kızı olduğunun ortaya çıkması geçmiş hikayesine dair ilk gerçek bilgi olmuştu.

Yavru bulldog köpeğine karakterinin adını veren Johnson, Hobbs’un ortaya çıkarılması gereken zengin bir maden olduğunu her zaman biliyormuş. “Hızlı ve Öfkeli 5’in başından itibaren Luke Hobbs karakteri sinema izleyicileriyle bir bağ kurdu. Ben de son dört filmimiz boyunca gidişatını çok beğendim. Fakat yaratıcı açıdan sonunda onu kendi hayatına ve ailesine döndürerek onu neyin mutlu ettiğini, neyin başarılı olmasına yol açtığını ve başarısızlıklar karşısında neler yaptığını görmemiz gerektiğini düşünüyordum. Hızlı ve Öfkeli’de olduğu gibi böyle büyük bir oyuncu kadrosu olduğunda bunu yapmak her zaman zordur. Ben bu karaktere gerçekten hakkını vermek istedim.”

Morgan, gerçek üstü kanun adamını yaratmaktan her zaman keyif almış. Hobbs’un rol aldığı hızlı ve Öfkeli filmlerinde Johnson’la ve Johnson’ın Seven Bucks Production şirketinin başkanı olan Hiram Garcia’yla birlikte çalışarak karakterini geliştirmiş. Üçlü genellikle başka klişe Hobbs deyişleri ve sözlü saldırılar bularak genelde çalışmalarını kahkahalarla bitirmiş. Bu süreç daha sonra Hobbs merkezli ayrı bir filmin gayri resmi beyin fırtınasına dönüşmüş.
Morgan şunları söylüyor; “Hızlı ve Öfkeli serisi boyunca bu büyük oyuncuların her biriyle çalışmak bütün filmlerin en keyifli yanı oldu. Potansiyel Hobbs filminde Dwayne, Hiram ve ben Hobbs’un yapacağı ve yapmayacağı şeylerden konuştuk. Sonunda gülerek ve çok eğlenerek bitirdik ve bence bu beyaz perdeye de yansıyor. Bu karakteri izlemesi bu yüzden çok eğlenceli.  Çünkü onlara yaptırdığımız her şeyin ardında neşe var.”

Johnson ve Garcia, Hobbs’un kişisel geçmişin beyaz perdede nasıl sunmak istediklerini biliyorlarmış. Bu yüzden Morgan’la uygulanabilir hikaye noktalarını görüşmeye başlamışlar.
Bu arada fanlar, Hobbs ile Statham’ın Shaw karakteri arasındaki dinamiğin gücünün tadını ilk kez ,2015’deki Hızlı ve Öfkeli 7 filminde Hobbs’un hastaneye yatmasıyla sonuçlanan efsanevi hesaplaşmalarında almışlardı. Ama filmin sonunda rezil olan ajan Shaw’u süper maksimum hapishaneye götürürken son sözü Hobbs söylemişti.

Sonraki bölüm olan 2017’nin Hızlı ve Öfkeli filminin hikayesi gözü kara bir kötü karakterin entrikalarıyla parçalanan ailenin hikayesini konu almıştı ama Hobbs ile Shaw arasında komik bir biçimde iğneleyici git geller, Statham’ın Shaw karakterinin kaçmaya çalışması, Hobbs’un da onu engellemeye çalışmasının yer aldığı, insanın aklını başından alan başka bir karşılaşmaya da zemin hazırlamıştı.
Bu sahneleri çekerken Johnson ve Statham, yarattıkları eşsiz sinematik ikiliyi de dikkat etmişler. Çarklar dönmeye başlamış. Johnson şunları söylüyor “Hızlı e Öfkeli 8’in çekimleri başladığında Jason ve ben bu kolay ritme girdik. Sadece sahnelerimize bu hoş enerjiyi yansıtmakla kalmadık. Ayrıca aramızda benzersiz bir elektrik de oluşmaya başlamıştı. Bu hemen fark ettiğimiz bir şeydi. Ama fark eden sadece biz değildik. Hiram ve Chris Morgan’ı kenara çektiğimi ve onların da bana katıldığını hatırlıyorum. Hobbs ve Shaw iki alfa karakter. Aralarında en ufak bir saygı varsa o da birbirlerinden nefret ettikleridir ve bu genellikle bir filmdeki en iyi itici güçtür.” Herkesin hemen fark ettiği şey, Luke Hobbs ve Deckard Shaw’un birlikte kendi filmlerinin olması gerektiği olmuş. Hobbs ve Shaw’un fikri böylece doğmuş.
İki karakter arasındaki rekabet ve gerilim, Morgan’a aynı zamanda Hızlı ve Öfkeli filmlerinde her zaman yer alan komedi unsurunu da öne çıkarma fırsatı vermiş. Johnson hemen gürültücü, aksiyon komedi potansiyeli görmüş. Şunları söylüyor; “Hızlı ve Öfkeli serisi daha çok bir aksiyon drama türüdür. Büyük, eğlenceli, heyecanlıdır. Hobbs ve Shaw’da hala Hızlı ve Öfkeli dünyasındayız ama önerme bizi aksiyon komedi dünyasına yaratıcı bir şekilde geçmemize olanak veriyor.”

Statham da Shaw’un geçmişine gitme fırsatını görmüş ve sadece Hobbs ve Shaw’da rol almayı değil aynı zamanda yapımcı olarak da görev yapmayı kabul etmiş. Shaw hala aynı kişi ama film ona bakış açımızı değiştiriyor. Statham şunları söylüyor; “Sonunda Shaw hakkında çok daha fazla şey öğreniyoruz. Onu her zaman güçlü prensipleri olan biri olarak görmüştüm. Ahlaki değerleri katı ve saygındır. Ne olursa olsun aileye değer verir. Shaw, kız kardeşi için her şeyi yapmayı göze alan ve ailesindeki çatlamayı gidermeye çalışan biridir. “Kötü adam” etiketi yanlış yerleştirilmiş.”



Aile Sorunları : Hobbs ve Shaw’u Birleştiren Bağlar


Dwayne Johnson ve Jason Statham oyuncu ve yapımcı olarak ekibe katılınca odak noktası senaryoyu geliştirmek olmuş. Hızlı ve Öfkeli evrenini oluşturan birleştirici unsurlardan biri her zaman aile teması olmuştur. Bu tema Hobbs ve Shaw’da da merkezde ve her iki baş rol oyuncusunun da kararlarını ve motivasyonlarını şekillendiriyor.
Luke Hobbs, değişmek ahlak kuralları olan zor bir adam ama aynı zamanda açıklamayacağı nedenlerden dolayı 20 yıl önce ailesiyle bağlarını koparmış biri. Kızı Samantha (Eliana Su’a, ilk sinema filmi) soyağacını merak ediyor ve Hobbs da sorularına kaçamak yanıtlar veriyor. Ama filmin olayları sonunda onu Samoa’daki köklerine götürerek geçmişiyle yüzleşmeye ve dört erkek kardeşiyle Jonah (Cliff Curtis), Kal (John Tui), Timo (Josh Mauga), Mateo (Joe Aoa’i) ve annesi Sefina’yla (Lori Tuiisano) barışmaya zorluyor.
Deckard Shaw’unda uğraşması gereken kendi aile sorunları var. Dört film boyunca kibar İngiliz ajanı düşmandan uzaktaki birine dönüştü ama bu dönüşüm çoğunlukla tehlikeli oldu.

İzleyiciler önce Hızlı ve Öfkeli 6’nın sonundaki şaşırtıcı bölümde Shaw’un varlığını, isimsiz olarak Han’ın (Sung Kang) ölümüyle bağlantılı olduğu ortaya çıktığında öğrendiler. Hızlı ve Öfkeli 7’de Shaw’un görülecek bir hesabı olan, soğukkanlı bir gizli operasyon suikastçısı olduğunu öğrendik. Shaw; Dom, Brian ve ekibe bir askeri hastanede yaşam mücadelesi veren küçük kardeşi Owen’ın (Luke Evans) intikamını almak için peşlerinde olduğunu haber verdi.
Hızlı ve Öfkeli 8’de Shaw, Dom’un oğlu Nico’yu da hayata dönen kardeşiyle birlikte kurtarıp koruduğunda ve yine yeraltı bağlantıları olan gizemli bir kadın olan annesi Queenie Shaw (Helen Mirren), Doğu Londralı bir annenin kendi çocuğunu nasıl koruyacağını gösterdiğinde izleyiciler gizli operasyon suikastçısının gerçek yüzünü biraz daha iyi anlamıştı.
Shaw’ın Queenie’yle sevgiyle profesyonel saygının karışımından oluşan bağları izleyicilere Shaw’un benzersiz ahlak ilkelerinin temellerini sunmuş ve dışından ölümcül görünen adamın öcünü ortaya çıkarmaya başlamıştı.

Aileye olan o derin bağları, Hobbs ve Shaw’da Shaw, Queenie’yi hapiste ziyaret ettiğinde daha da belirginleşmişti. Shaw’un ayrı düştüğü Hattie (Vanessa Kirby) adlı bir kız kardeşi olduğunu öğreniyoruz. Fakat bir MI6 ajanı olan Hattie, çok gizli bir biyolojik silahı geri almaya çalıştıktan sonra hain olduğunda Shaw onu bulmaya ve İngiliz ve Amerikan istihbarat güçlerinden ve Shaw’un kız kardeşi olduğunu bilmeden peşinden olan Hobbs’dan önce onu bulmaya çalışıyor.
Film boyunca Hobbs da Shaw da dünyanın daha önce görmediği bir tehdidi engellemeye çalışırken aile bağlarıyla da yüzleşmek ve onarmak zorunda kalıyorlar.


Atomik Vizyon : Yönetmen David Leitch’i Bulmak


Film yapımcıları artık dikkatlerini Hobbs ve Shaw’un muazzam ölçekli aksiyon, karakter detayı ve mizahını yönetmek için gerekli olan vizyona ve yeteneğe sahip olan bir yönetmeni bulmaya yöneltmişlerdi.
Yapımcılar, David Leitch’de bunların hepsini yapabilecek, çok yönlü bir yönetmen bulduklarını biliyorlardı. Leitch’in son gişe rekortmeni Deadpool 2, Focus Features’ın Sarışın Bomba ve John Wick (Chad Stahelski ile ortak yönetmen) filmleri farklı türleri yönetebildiğini ve filme aksiyon ve karakter odaklı yeni bir sinematik bakış açısını aktarabileceğini kanıtlamış. Bunlar bir yönetmen için ender bulunan özelliklerdir ama Leitch’in kendisi de ender bulunan biridir.
Deneyimli dublör, Bay ve Bayan Smith, Troy ve başka filmlerde Brad Pitt’in dublörlüğünü yapmış ve kariyerinde önce dublör koordinatörü (Torn Efsanesi), sonra ikinci ekip yönetmeni (Jurassic World ve Kaptan Amerika: İç Savaş) olarak kariyerinde ilerlemiş ve hikaye anlatımı konusundaki keskin gözleriyle her tür filme yenilikçi aksiyon sahnelerini entegre edebilme yeteneğini geliştirmiş. Leitch, kısa sürede aksiyon sahneleri için güçlü, maceraperest bir bakış açısına ihtiyaç duyan film yapımcılarının tercih ettiği biri olmuş. Bu şöhret kendisine Stahelski’yle birlikte 2014 yılında Keanu Reeves’in oynadığı John Wick filmindeki ilk yönetmenlik deneyimini getirmiş.

Hızlı ve Öfkeli serisinin hayranı olan Leitch için özgün ve beklenmedik bir şey yaratmak için yeni bir alana girmekten çok daha cazip gelmiş.
O yüzden Hızlı ve Öfkeli’nin devam filminin yapılacağı duyulduğunda Johnson sosyal medyadaki milyonlarca hayranına takılıyormuş ve yönetmen de kısa bir süre sonra bunu fark etmiş. Dünyanın en büyük aksiyon yıldızlarından ikisiyle birlikte çalışma ve milyar dolarlık dünya çapındaki bir serinin yeni uzantısına damga vuracak olma fırsatı görmezden gelinmeyecek kadar büyük bir fırsatmış. Ayrıca Leitch, Statham’la oyuncunun The Mechanic ve Parker filmlerinde birlikte uyumlu bir şekilde çalışmış. Leitch, 1980’lerin klasik arkadaş komedisini yüksek oktanlı Hızlı ve Öfkeli evrenine nasıl entegre edeceği hakkında bir fikre sahipmiş.

Leitch şunları söylüyor; “Dwayne ile Jason arasındaki elektrik son iki filmde çok özeldi ve bunu bulmak zordur. Bana göre 48 Saat ya da Cehennem Silahı filmlerindeki en iyi anları yansıttılar. Yani benim aksiyon deneyimimi bu iki karaktere taşıma fırsatına sahip olmak, geçmişleri hakkında bilgi edinmek ve o elektrik etrafında bir dünya inşa etmek benim için gerçekten heyecan vericiydi.”

Leitch’in filme yaklaşımını Johnson, Statham, Morgan, Hiram Garcia ve Universal Pictures’ın yöneticileri de benimsemiş. Johnson öyle anlatıyor; “David, Hobbs ve Shaw için, karakterimizi ve hikayeyi dengeleyen çok iyi bir vizyona sahipti. Ama aynı zamanda aksiyonu da filmin merkezine yerleştiriyor. Bu aksiyon da karakterleri ve hikayelerini ileri taşıyor. Kesinlikle Hollywood’un en iyi yönetmenlerinden biri. İşinde bir numara. İyi bir hikayeyi nasıl anlatacağını her yönden biliyor. Kamera kullanımıyla izleyicinin içgüdüsel bir tepki vermesini ve andan tümüyle keyif almasını sağlayacak bir yol buluyor. İstediğimiz de tam olarak buydu, Hızlı ve Öfkeli filmlerinin ruhunun hissedilmesini sağlamak ama aynı zamanda kendi DNA’mız, kimliğimiz ve sesimizin ön planda ve merkezde olduğundan emin olmak.”

Statham da en iyi dublör kardeşlerinden birinin kariyer basamaklarında ilerlediğini ve başarılı olduğunu görmekten ve Leitch’le tekrar birlikte çalışacakları için aynı derecede heyecan duymuş. Statham şunları söylüyor; “Büyük bir aksiyon filminde çok fazla etkileyici bölüm vardır. Benim için yönetmene güvenmek önemlidir. Bir aksiyon filmi çekmek için yetenekli bir el gerekir. Özellikle de Hobbs ve Shaw gibi fiziksel karakterlerde. Dave’le kişisel arkadaşlığım bir yana bence o yaptığı işte bir deha. Koreografi yapmayı ve büyük aksiyonları yönetmeyi bilen çok iyi bir dövüş sanatları sanatçısı. Bu konuda tecrübeli. Yönetmenliği çok iyi biliyor ve benim görmek istediğim de bu. Biri Hobbs ve Shaw gibi büyük bir aksiyon filmini yönetmek istiyor ve bana en iyi adamı getirin diyorsa o kişi David Leitch’dir.”

Leitch, başından itibaren Luke Hobbs ile Deckard Shaw’ı nasıl sunmak istediğini çok iyi biliyormuş. Film için çok özgün bir tarz hayal etmiş ama bu tarz Hızlı ve Öfkeli filmlerine özgü merkezdeki aile ve kardeşlik temalarını da koruyacakmış. Bunu serinin hayranlarının çok seveceği içgüdüsel, uygulamalı aksiyonla birleştirmeyi planlamış. Leitch’in çağdaş film yapım tarzı çok komik bir yönü olan yeni, taze ve tamamen farklı bir yolculuğu sergileyecekmiş.

Leitch şunları söylüyor; “Hobbs ve Shaw’a mizah katmak göründüğü kadar zor değil. birbirlerini rahatsız eden geçmişleri var ve bu dinamik o çelişkiyi görmek için onlarla daha fazla vakit geçirmek istemenize neden oluyor çünkü çok komik. Temelde bu fikri alıp iki saatte yaydık.” Bu komedi düzeyini iki saat boyunca korumak zor gibi görünebilir ama bunun için bir planı varmış. “Bu çocukların arasını bozuk tutup onları birlikte çalışmaya zorlayalım. Böylece bu komedi düzeyini film boyunca sürdürelim. Malzemede böyle bir mizahi yan olduğu için bizim Bu da bizim artırılmış komediyle bu seride beklediğimiz tarzda klasik komediyi birleştirdiğimiz anları yapmamıza olanak verdi.”

Film yapımcıları Leitch’in malzemede beklenmedik anlarda komedi parçaları yerleştirme yeteneğinden eminlermiş. Yapımcı Hiram Garcia şunları söylüyor; “Hobbs ve Shaw’da bundan dolayı artırılmış bir eğlence düzeyi var. Dave bu ikili arasındaki komik bir biçimde yaşana sert şakalaşmayı gerçekten iyi ele aldı. Idris Elba’nın Brixton karakteri gibi son derece güçlü bir kötü karakterle izleyici kesinlikle Hobbs ve Shaw için tehlikenin arttığını hissedecektir. Bununla birlikte bizim için yine de mizahı doğru anlarda bulmak önemliydi. Farklı türler birleştirme konusunda çok deneyimli olan Dave gibi bir yönetmenle bugüne kadar Hızlı ve Öfkeli serisinde gördüklerimize benzemeyen bir film ortaya çıktı.”




KARAKTERLER

Hobbs ve Shaw : Dwayne Johnson ve Jason Statham


Hızlı ve Öfkeli hayranları Hobbs ve Shaw’u önceden tanıyor olsa da David Leitch, onları kendilerinin anlatmasını ve hayatlarını Hızlı ve Öfkeli ekibinin geri kalanından uzakta kurmalarını istemiş. Filmin ilk sahnesi Hobbs’un California’daki rahat yaşamıyla Shaw’un Londra’daki abartılı yaşamı arasındaki zıtlığı, bölünmüş ekran kullanarak sadece iki kahramanın ne kadar zıt olduğunu vurgulayarak komik bir şekilde gösteriyor.
Statham şunları söylüyor; “Açılış sahnesi çok zekice ve filmin en sevdiğim küçük anlarından biri. Çok yerinde bir bölüm çünkü Hobbs ve Shaw çok farklı ama bir o kadar da benzer. Bence bu Dave’in film boyunca üzerinde çok iyi dolaştığı ince bir çizgi.”

Çekimler Londra’da başlarken Statham ve Johnson rollerine, arkadaşlıklarına ve yapımcılık görevlerine kolayca geri dönmüşler. İkisi de filmin yaratıcı öğelerine odaklanmış. Yapım boyunca Leitch, Chris Morgan, Hiram Garcia’yla yakın çalışarak komedi düzeyiyle hikaye ve aksiyon arasında denge kurulduğundan emin olmuşlar. Kamera önünde alaycı konuşmalarını tamamen farklı bir seviyeye taşımışlar. Leitch doğaçlamayı teşvik ederken setin tamamı yıldızların karizmatik enerjisinden etkilenmiş.

Hiram Garcia şunları söylüyor; “Dwayne ve Johnson arasında doğal bir elektrik var. Bu da ekrana çok güzel yansıyor. Onları kamera önüne koyduğunuz anda birbirlerine karşı hemen eğlenceli bir yaklaşımları oluyor. Gerçek kişilikleri arkadaşlıkları bu abartılı karakterlere yansıyor. Biz de bunun sayesinde tıpkı gerçek hayatta yapacakları gibi birbirlerinin damarlarına basacakları fırsatlar yarattık.”



Hattie Shaw : Vanessa Kirby


Hızlı ve Öfkeli serisinin kadınları da en az erkek meslektaşları kadar başarılı, özel ve dirençli olduklarını tekrar tekrar kanıtladılar ve güçlü kadın karakterlere olan bu bağlılık filmi hareketlendiren, son derece yetenekli olan ve görevine bağlılığı ve cesareti benzersiz olan sert MI-6 ajanı Hattie Shaw rolü için Vanessa Kirby’nin seçilmesiyle Hobbs ve Shaw filmi için de mihenk taşı olmuş.
Kendisiyle ilk tanıştığımızda Hattie, ölümcül bir virüsü içeren ve silaha dönüştürüldüğünde dünya nüfusunun yarısını yok edebilecek olan “Unicorn” adındaki gizemli bir şişeyi geri almak için gönderilen bir ekibin başındadır. Ama Hattie ve ekibi, sibernetik olarak güçlendirilmiş Brixton Lorr (İdris Elba) tarafından pusuya düşülür. Ekipten kurtulan tek kişi olan Hattie’nin Lorr’un virüsü alıp kendisini öldürmesine engel olamayacağı kesinleşince Hattie, virüsü kendisine enjekte eder.
Virüs bulaşmış ve vücudunda aktive olarak kendisini ve milyarlarca insanı öldürmesi için gereken süre işlemeye başladığında panzehir bulmak için kaçar. Ama Amerikan ve İngiliz istihbarat servisleri Hattie’nin hain olduğuna inanır. Hobbs ve Shaw da birbirlerinden habersiz bir şekilde ayrı ayrı Hattie’yi bulup teslim etmekle görevlendirilirler.

The Crown ve Görevimiz tehlike Yansımalar filmlerindeki rolleriyle bilinen oyuncu Kirby’de yapımcılar Hobbs ve Shaw arasındaki komediden ölümcül düzeye ulaşan tuhaflıkları destekleyecek ve kendisi ve dünya adına tehlikeyi gerçek anlamda üstlenecek bir oyuncu bulmuşlar. David Leich şunları söylüyor; “Vanessa Kirby muhteşem bir oyuncu. Onu antrenmanlarla geliştirip Hattie’nin fizikselliğini vurgulayabileceğimize hiç şüphem yoktu. Oyunculuğuna güçlü olma yeteneğini katarken bir yandan da hassas, metin ve duygusal olma özellikleri de katıyor ve hepsi özgün oluyor. Onun düzeyindeki bir oyuncu, daha hafif anlarımızın abartılı olmamasına, tehlike anlarında gerçekçi olmasına yardım ediyor.”

Kirby için Leitch hayalindeki yönetmenmiş. Hattie’nin de en az Hobbs ve Shaw kadar yetenekli olmasını istemiş. Kirby şunlar söylüyor; “Dave’in vizyonunun sevdiğim yanı, her zaman Hattie’nin de Hobbs ve Shaw kadar güçlü, sert ve iyi bir dövüşçü olduğu ve konusunda ısrarcı olmasıdır. Kurtarılmaya ihtiyacı yoktur. Erkeklerin arasına eşit şekilde katılır. Bence izleyiciler arasındaki genç kızların kadınların da dünyayı kurtarabildiğini görmeleri önemli. Bu yüzden Hattie’ye bu ek sertliği vermenin benim sorumluluğum olduğunu düşündüm.”

Hattie’nin kahramanlığı aynı zamanda uzun süredir ayrı olduğu kardeşi Deckard Shaw’la yeniden bir araya gelmeye ve sonunda barışmaya zorlayacaktır. İkisinin ilişkisi karmaşık ve gergindir. Hattie, Shaw’un ortadan kaybolmasından ve paralı asker olduğu dedikodularının çıkmasından sonra aralarına mesafe koymuştur. Şimdi anneleri hapishanededir ve kardeşler yıllardır konuşmamıştır.
Hobbs ve Shaw tarafından yakalandığında karşı koyar (nefes kesen yetenek ve hassasiyetler) ama durumunun ciddiyeti anlaşılmaya başladığında bir sonraki adımını belirleyinceye kadar iki rakiple birlikte kalmaktan başka seçeneği olmadığı sonucuna varır. Durum, Hattie ile Hobbs’un arasında gelişmeye başlayan çekimle ve Shaw’un bu konudaki hoşnutsuzluğuyla karmaşık bir hal alır. Ama Hattie ve Hobbs her yönden denk olduklarını anlarlar ve Hattie, Hobbs’u itiraf etmek istemese de çok iyi anlar.

Kirby şunları söylüyor; “İkisi de birbirlerini anlıyorlar çünkü ikisi de ailelerinden ayrı düşmüş ve onları birbirlerine bağlayan bu. Aslında sadece bir romantizm iması var ama bu birbirlerinden hoşlandıkları için değil. İkisi de yalnızlar, birbirleriyle bağ kuruyor ve birbirlerini anlıyorlar.”



Brixton Lorr : Idris Elba


Hızlı ve Öfkeli’nin her yeni filminde tehlike katlanarak artıyor ve kötüler de katlanarak durdurulamaz bir hal alıyor. Görünürde Hobbs da Shaw da çok azılı savaşçılar, ekip olarak da her tür düşmanı kolayca yenebilmeleri gerekiyor. Hobbs’un kas gücü varken Shaw da ölümcül bir inceliğe sahip. Kağıt üzerinde durdurulamaz olmaları gerekiyor. Bu yüzden yapımcıların serinin tarihinde görülmemiz, bu iki korkusuz kahramana yakışan ezber bozan yeni tür bir düşman yaratmaları gerekmiş.

Bricxton Lorr, yok edilemez bir asker ve küresel çaplı gizli bir operasyon olan ve siber genetik teknolojiyi mükemmelleştirmiş olan Eteon tarafından yapılmış, ilk siber ve mekanik olarak güçlendirilmiş prototiplerinden biri. Brixton yapay zekaya sahip bir makine değil. askeri eğitim geçmişi olan, gizli operasyonlarda yer almış, her şeyi herkesten daha iyi yapabilen başarılı bir adam. Daha da kötüsü sadece bir psikopat ya da hırslı bir paralı asker değil. Brixton küresel amaca gerçek inananlardan biri. Aşırı nüfuslu olduğunu düşündüğü kurtarma görevinde. Eteon’un nüfusun yarısını öldürme planı Brixton’ın zihninde birçok insanın iyiliği için.

Chris Morgan şunları söylüyor; “Brixton, tartışmasız Hızlı ve Öfkeli serisinin karşılaştığı en zorlu düşman. Çünkü özellikle durdurulamaz olmak için tasarlanmış. Her açıdan üstün ama onu asıl tehlikeli yapan şey hizmet ettiği amaca gerçekten inanması. Pes etmeyecek. Parayla ya da güçle motive olmuyor. Onu yanıldığına ikna etmenin bir yolu yok. Tam bir inanan ve ne yazık ki Hobbs ve Shaw’un onunla çarpışmaları gerekiyor.”

Eteon’un kaynaklarına ve silah olarak süper insan bedenine sahipken Hobbs ve Shaw’ı her adımda engellemek için her tür üstünlüğe sahip. Bu da onlara Hattie için zaman azalırken birbirlerine güvenmekten başka seçenek bırakmıyor.
Norgan şunları söylüyor; “Hobbs ve Shaw birbirlerine ihtiyaçları olmadığına inandıkları bir yerdeler. Brixton bile o yenilgi, acı ve başarısızlık dersini onlara tekrar tekrar veriyor. Yine de bu adamı yenmek için tek şanslarının ellerindeki her şeyi kullanmak olduğunun farkındalar ve bunu yapmak için hayatlarında ilk kez senkronize olmaları gerekecek.”

Lorr’un zekasını, ham gücünü, yoğunluğunu taşıyacak ve aynı zamanda beyaz perdede Dwayne Johnson’a ve Jason Statham’a çok büyük bir tehdit olacak bir oyuncu bulmak başta imkansız gibi görünmüş. Ama Elba (Thor: Ragnarok, Luther), imkansızı yapan biri olduğunu göstermiş.
David Leitch şöyle anlatıyor; “Idris geldiğinde gerçekten heyecanlandık. Her şeye sahip. Fiziki açıdan etkileyici, aksiyon yapabiliyor ayrıca oyunculuk yeteneği alışılmışın dışında. Karakteri hem korkunç hem de duygusal yaparken aynı zamanda etkileyici ve gerçekçi olacağını biliyorsunuz. Çok iyi bir kötü karakterde ihtiyacınız olan tüm özellikler bunlardır.”

Elba, anlaşmazlıkla dramı bir arada barındıran duygusal açıdan zorlayıcı rollere yönelen bir oyuncu olarak bilinir. Bu yüzden siber güçlendirilmiş bir süper askeri canlandırmanın karmaşıklığı ilgisini çekmiş. “Hızlı ve Öfkeli dünyası benim için süper heyecanlıdır. Sadece bugüne kadarki en başarılı serilerden biri olduğu için değil, yeni bir yön alan bir şeyin parçası olmayı ç ok istediğim için. David, Dwayne ve Jason gerçekten biraz farklı bir şey yapmak istediler ve ben de çok istedim. Brixton karakteri canlandırdığım karakterlerden biraz farklı bir tür. Bazı kötü karakterleri canlandırdığım oldu ama kesinlikle en karmaşıkları. Tam bir savaş makinesi, hiçbir engel tanımıyor.”

Brixton Lor, çok özel askeri geçmişiyle sert ve hızlı bir şekilde saldırıyor ve stratejik ve fiziksel açıdan her zaman Hobbs ve Shaw’dan iki adım önde. Ayrıca alfa erkeği hemcinslerine karşı üstünlüğe sahip olmaktan zevk alıyor ve şansın kendisinden yana olduğunu biliyor. Elba karaktere daha çok inceledikçe Morgan’la birlikte süper insan askerin geçmiş hikayesini de birleştirmeye başlamışlar. İçinde herhangi bir insanlık kalmış mıydı yoksa ikili kod hepsini yok etmiş miydi?

Elba şunları söylüyor; “Brixton şu anki kimliğinden ve zenginleştirilmelerinden kesinlikle çok memnun. Kendisinin daha iyi bir versiyonu olmakla övünüyor. Ama o hala içeride. Kişiliği sağlam ve çok şey yaşamış, bozulmuş bir adam. Gözlerinin arkasında bunu yansıtan bir karanlık var. Bütün deneylerde olduğu gibi o da yeteneklerinden dolayı bir anormal ve ürkütücü. İstediği şeyde kararlı ve elde etmek için hiçbir engel tanımıyor.”

Lorr, Hobbs ve Shaw için özellikle tehlikeli çünkü artık acımasız bir Terminatör’ün yeteneklerine sahip olan bir insanla karşı karşıyalar. Bu belirsizliğin, iç çatışmalarıyla birleşmesi düşüşleri demek olabilir ve Lorr’la ilk karşılaşmalarından sonra neredeyse bir yenilgi yaşanıyor. Hobbs ve Shaw birlikte Eteon’un dünya çapında bir yok edişi başlatmasını engelleyebilirler. Ama başlangıçta işi doğru yapabilmek için birbirlerine duydukları nefretin ötesini göremiyorlar. Lorr da bunu kendi lehine kullanmaktan mutluluk duyuyor.




Queenie Shaw : Helen Mirren


İzleyicilere ilk kez Hızlı ve Öfkeli 9’da Oscar ödüllü Helen Mirren’ın canlandırdığı annesi Queenie’nin tanıtımıyla Shaw’un geçmişiyle ilgili verilmişti. O filmdeki iki unutulmaz sahnede Mirren, Queenie’yi yeraltı dünyasıyla derin bağları olan, sokakları bilen bir anaerkil, zeki ve tehlikeli bir zekaya sahip olan, sevgi dolu ama vahşi bir kaplan anne olarak resmetmişti. Hayranlar kendisini hemen sevmişti. Mirren şunları söylüyor; “Hızlı ve Öfkeli 9’daki rolüme tepkiler çok hoştu. Özellikle de internette. Çok iyi vakit geçirdiğimi ve karakteri kesinlikle bir kez daha oynamak istediğimi söylemeliyim.”

Hobbs ve Shaw’da Queenie’yi donanımlı bir hapishane hücresinde cezasını çeken muhteşem biri olarak görüyoruz. Ama asıl anaç tavrıyla parçalanmış ailesinin durumunu dert ediyor ve Deckard’ın ayrı düştüğü kız kardeşiyle barışmasını istiyor. Anne Shaw hapishaneden bile müdahale ediyor. Mirren şunları söylüyor; “Queenie, nerede olursa olsun güç sahibi. İşlerini nasıl yapacağını bilen insanlardan biri.”

Queenie için, aile diğer tüm bağlardan daha önemli ve bu ilkeyi çocuklarına çok küçük bir yaştan itibaren vermiş. Hobbs ve Shaw’daki geriye dönüş sahnelerinde Queenie’yi sevgi dolu bir anne ve çocuklarına aile işinin tüm detaylarını ailenin önemini vurgulayarak öğreten Doğu Londralı bir dolandırıcı. Çocuklar sonunda hukukun farklı taraflarında yer almış olsalar da aile bağları devam ediyor.
Mirren şunları söylüyor; “Shaw ailesi bir Doğu Yakası ailesi. Yani aile birimi çok ama çok önemli. Aile en güçlü birim ve sadakatle bağlısınız. Shaw ailesinde biraz “Tüm dünyaya karşı biz” tarzı var. Daha fakir, işçi sınıfı durumları olan ailelerde bu çok sık görülür. İlk sadakatiniz ailenize karşıdır.”

Filmde hem Jason Statham’ın hem de Vanessa Kirby’nin, Mirren’le önemli sahneleri var. Kirby için Mirren’le çalışma fırsatını elde etmek çok keyifliymiş. “Helen’la çalışmak çok hoştu çünkü sette çok güzel bir kız gücü vardı ve o günlerden çok keyif aldım. Muhteşem biri. Çok büyük bir enerjiyle geldi. Sette sadece birkaç gün bulundu. Ama doğuştan yetenekli, çok hoş ve muhteşem biri. Onu çok sevdim.”




Madame M : Eiza González


Hobbs ve Shaw’un kadınları bir odaya nasıl hükmedeceklerini biliyorlar. Özellikle de Eiza Gonzalez’in (Baby Driver) canlandırdığı sadece Madam M olarak bilinen gizemli karakterin durumunda olduğu gibi.
Shaw, Hobbs ve Hattie, Moskova’ya doğru kaçarlarken Brixton Lorr kendilerine yaklaşmak üzereyken Shaw, eski bir “dostu”yla, acımasız ama göz alıcı bir gangster olan Madam M ile iletişim kurmak zorunda kalır. Madam M, kahramanlarımızın planlarını harekete geçirmek için ihtiyaç duydukları her şey için erişimi, parası ve bağlantıları olan biridir.
Madame M, otomatik silahlar omuzunun üstünden ateş ederken dişiliğini kullanan, pişmanlık duymayan bir doğal afettir. Hattie bile yürürken salınmasından büyülenir ve “büyüyünce onun gibi olmak istiyorum” der.
González için Madam M’yi canlandırmak çok eğlenceliymiş ve her saniyesinin tadını çıkarmış. Şunları söylüyor; “Rolü eğlenceli kılan şey tamamen korkusuz olması. Odadaki bütün gücün ve kontrolün sahibi olduğunu biliyor ama yine de işleri iyice karıştırıyor ve kendi lehine kullanıyor. Aynı derecede sert, kararlı ve yaramaz biri ama bir yandan da kışkırtıcı bir şekilde tehlikeli. Kadroya katılıp bunlarla oynayabilmek muhteşemdi. Canlandırması çok keyifli bir roldü.”

Profesör Andreiko : Eddie Marsan


Hattie’nin vücudundaki ölümcül virüsün panzehirini bulma yarışında Hobbs, Shaw ve Hattie’nin panzehiri yapabilecek olan tek kişiye ulaşması gerekir. Virüsü en başında yaratan adama.
Eddie Marsan’ın (Atomic Blonde, Deadpool 2), canlandırdığı Profesör Andreiko, ölümcül virüsü formüle eden, hain Eteon bilim adamı. Milyonların biyolojik olarak öldürülmesinde potansiyel suç ortağı olma rolüyle çatışmaya düşmüş ve inancını yitirmiş olan Rus bilim adamı virüsü kendisi çalmak istemiş ama başarısız olmuş ve şimdi saklanıyor.
Marsan şunları söylüyor; “Profesör Andreiko bir organizasyonun eline geçen bir ilaç geliştirmiş. İlacı yaparken dünyaya yardım ettiğini düşünmüş ama sonra bu organizasyonun bir parçası olması için kendisine şantaj yapılmış.”

Bu yüzden Hobbs ve Shaw kendisini bulduğunda Profesör, Hattie’nin kendi yarattığı şeyden dünyayı korumak için ödediği bedeli öğreniyor ve sonunda ona yardım etmek istiyor.
Marsan şunları söylüyor; “Hattie bu filmde müthiş bir erdem ve fedakarlık sergiliyor. Andreiko’nun içinde bulunduğu durumdan ötürü pasif olan kendi ahlakını sorgulamasına neden oluyor. Hattie ve Andreiko’nun hayatta kalmak için birbirlerine ihtiyaçları var.  Hattie, onun içindeki iyi adamı ortaya çıkarıyor.”

Marsan, David Leitch’in üç filminde rol almış. “Bence ben, başarısının gizli malzemesiyim.” Diyor gülerek. Ama bu kez yönetmen onu Idris Elba’yla aynı sahneye koyarak Marsan’ın yüreğini ağzına getirmiş. Sahnede Lorr, Andreiko’ya doğru alevler saçan bir alev makinesiyle tehditkar bir şekilde gelirken profesör tıpkı bir et parçası gibi bir kancada asılı durmaktadır. Bu sahneyi Elba’yla birlikte canlandırmak birçok yönden tehditkarmış. “Sete girdiğimde Idris’i gördüm ve ‘İşte bir film yıldızı böyle görünür’ dedim. Sanırım onunla çalıştığımız gün Yaşayan En Seksi Erkek unvanını almıştı. O öğleden sonra bana biraz destek vermesi için terapistimi aradım.”




Jonah Hobbs : Cliff Curtis


Dwayne Johnson için kendi mirasının merkezindeki bir parçanın Hobbs’un geçmiş hikayesiyle birleştirilmesi zorunluymuş. Dünyadaki güreş hayranlarının bildiği gibi Johnson, anne tarafından Samoa’lı bir güreşçi soyundan gelmektedir. Samoa’lı güreşçi Peter Maivia büyükbabası. Babası da eski, profesyonel güreşçi Rocky Johnson. O yüzden Johnson Hobbs ve Shaw’da Samoa’yı ve halkını vurgulamak ve kültürünü gerçekten onurlandıracak bir şey yaratmak istemiş.
Filmin üçüncü bölümünde Hobbs, Shaw ve Hattie, Hattie’nin virüsünün panzehirini yapacak bir makine bulmak konusunda umutsuzdurlar. Hobbs, kendilerine yardım edebilecek tek insan grubunu biliyordur, ailesi.
Fakat sorun şudur, Luke Hobbs uzun yıllardır Samoa’daki evine gitmemiştir ve bunun için geçerli nedenleri vardır. Babası yasa dışı bir iş yürütmekteymiş ve Hobbs da onu ele vermiş. Ailenin büyük çoğunluğu şindi Hobbs’un ağabeyi Jonah tarafından yönetilmektedir. Yeni Zelandalı oyuncu Cliff Curtis’in (The Meg, Training Day) canlandırdığı Jonah, Hobbs’u gördüğüne pek de sevinmemiştir.

Curtis şöyle anlatıyor; “Bu filmden 25 yıl önce Luke Hobbs büyük bir karar vermiş ve babasını ailesini kriminal eylemlere dahil etiği için hapse göndermiş. Jonah bunun affedilemez bir hareket olduğunu düşünüyor. Ama Luke 25 yıl ayrı kaldıktan sonra eve büyük bir sorunla döndüğünde kardeşler arasında bir gerilim oluyor. Kardeşlerin dünyayı kurtarmak için birlikte çalışabilmeleri için aralarındaki çatışmayı 24 saat içinde çözmeleri gerekmektedir.”

Hobbs’un Samoa’dan ayrı olduğu yıllarda Jonah aile işini babalarının bir zamanlar yaptığı yasa dışı korsan içki satışı işinden uluslararası bir ticarete dönüştürmüştür: “Hobbs Özel Sipariş Garajı.” Hobbs’a kırgındır ve güvenmez. Bu yüzden yeniden bir araya gelişleri tam olarak neşeli bir buluşma değildir.
Curtis şunları söylüyor; “Çok heyecanlı bir sahne. Jonah, birçok nedenden ötürü kardeşi tarafından ihanete uğradığını düşünüyor. Luke, 25 yıldır yokmuş ve şimdi geri geliyor. Ayrıca birlikte sorunlar da getiriyor. Bu filmde birçok ilginç katman var. Çok büyük kapsamlı “dünyayı kurtar yoksa herkes ölecek” bağlamının ortasında gergin bir aile dramı oynanıyor.”

İşleri daha da karıştıran, krizi çözmek için Jonah’ın yeteneklerine ihtiyaç duyulmasıdır. “Curtis şunları söylüyor; “Jonah, teknoloji konusunda yetenekli. Kendisini mühendislikle ve sorunları çözerek ifade ediyor. Diğer kardeşler dışarıda büyük, güçlü bir şekilde dolaşıp bir şeyleri fırlatırken o işlerin teknolojik yönüyle ilgileniyor.”
Maori kökenli Curtis için yerli halk portresine bir fark ve karmaşıklık katma fırsatını elde etmesi rolün bir başka faydasıymış. “Jonah gibi birinin böyle ücra bir yerde yaşaması ve aynı zamanda teknoloji konusunda bu kadar zeki olması çok eğlenceli bir fikir. Ayrıca kardeşinin suratına yumruk atınca çok mutlu olması da hoş bir kontrast.”



Hobbs Ailesi : Samoa Kültürünü Kutlamak


David Leitch ve yapımcılar, Hobbs ailesinin geri kalanı için Polinezyalı oyuncular seçmiş. WWE profesyonel güreşçisi Joe “Roman Reigns” Anoa’i, Hobbs kardeşlerin en küçüğü ve en irisi olan Mateo’yu canlandırıyor. Samoa’nın Anoa’i güreş soyundan geliyor ve filmde ilk oyunculuk denemesini gerçekleştiriyor. Aynı zamanda Dwayne Johnson’ın da kuzeni ve onunla aynı sahneyi paylaşmaktan heyecan duymuş. D.J’i işinde görmek ilham verici ve motive edici. Sete her gün tutku ve övünç getiriyor.”

Anoa’inin büyük ağabeyini canlandıran Cliff Curtis, eski bir güreşçi olan rol arkadaşından etkilenmiş. Curtis şunları söylüyor; “Güreşten gelen Joe, doğal bir oyuncuydu çünkü izleyicilerin önünde olmaya alışmış. Çok karizmatikti ve güreş geçmişinden oyunculuğa geçtiğini görmek çok güzeldi.”
Eski profesyonel Amerikan futbolu oyuncusu Josh Mauga da hobbs’un kardei Timo rolüyle ilk oyunculuk denemesini gerçekleştirmiş. Mauga Hobbs ve Shaw’daki işine ilginç bir şekilde Londra’da Johnson’In yedek dublörü olarak başladıktan sonra, Hobbs kardeşler için oyuncu seçimine başlayan Leitch’in ve idari yapımcı Kelly McCormick’in dikkatini çekmiş.
Hobbs kardeşler son olarak kardeşlerin yabani çocuğu olan Kal rolünü oynayan Yeni Zelandalı oyuncu John Tui’nin (Solo: A Star Wars Story and The Hobbit: The Battle of The Five Armies) seçilmesiyle tamamlanmış. Kardeşleri canlandıran oyuncular sette neredeyse hemen bağ kurmuş.
Anoa’i şunları söylüyor; “Josh, John, Cliff ve benim hemen bri arkadaşlık kurmamız inanılmaz. Kısa sürede kardeş gibi hissetmeye başladık. İnanılmaz bir deneyimdi.”

Ailenin merkezindeki anneleri Sefina’yı ise Hawaiili oyuncu Lori Tuisano oynuyor. Sefina, Hobbs’u evde kollarını açarak karşılayan ve onu affeden ilk kişi. Çocuklara önemli olan tek şeyin aile olduğunu hatırlatıyor ve hepsini barıştırmak için kapıyı açıyor. Aksiyon yüklü bir yaz filmi için böyle bir duygusal derinlik nadir olabilir ama Leitch, Chris Morgan ve yapımcıların bunu dahil etmelerinin sebebi de tam olarak buymuş. Curtis şunları söylüyor; “David, karakterler arasındaki daha hassas anlara gerçekten önem verdi. Her karakterin duygusal bağlarını ve çeşitli düzeylerdeki metaneti göstermemizi istedi.”

Kamera arkasında Curtis, Anoa’i ve Hobbs ailesinin üyelerini canlandırtan diğer oyuncular, grubun spor salonlarındaki antrenmanlarda, Hawaii’nin Kauai adasındaki otellerindeki akşam yemeklerinde ve tehlikeli sahnelerin provalarında kolayca bir aile olarak hissetmiş.
Hobbs ve Shaw izleyicilerin çoğuna Samoa kültürüne dair ilk görüntüleri sunacak. Yapımcılar doğru olduğundan emin olmak istemişler. Curtis şunları söylüyor; “Sette harika kültür danışmanlarımız vardı ve her şeyin özgün biçimde yapılmasını sağladılar.”

Özellikle bir büyüleyici sahnede Hobbs kardeşler, filmin en sert savaşına Siva Tau olarak bilinen geleneksel savaş çağrısını yaparak hazırlanıyorlar. İzleyiciler için de tıpkı oyuncular için olduğu gibi tüyler ürperten bir sahne. Curtis şunları söylüyor; “Ben Maori soyundan geliyorum. Bizim de haka denilen benzer bir geleneğimiz var. İçinde büyüdüğüm geleneklerin bir filmde ve popüler kültürde gösterildiğini görmek çok güzel.”




MEKANLAR

Londra veya Patlama : Serin Britanya Isınıyor


Hobbs ve Shaw’un ana sahneleri Hawaii’de ve Los Angeles’ta çekilmiş olsa da filmin büyük çoğunluğu, Londra’dan Glasgow’a, Doncaster yakınlarındaki bir enerji santralinden Güney Yorkshire’a kadar Birleşik Krallık’taki çeşitli mekanlarda çekilmiş.
Hızlı ve Öfkeli serisi Doğu Los Angeles’ın yeraltı sokak yarışları kültürüne doğrudan bir saygı olarak başlamıştı. Kısa süre içince uluslararası bir fenomene dönüşerek Japonya, Meksiko, Brezilya, Kanarya Adaları, Barents Denizi, Küba ve nihayet Dom ve ekibinin Owen Shaw’la karşı karşıya geldiği 2013’deki Hızlı ve Öfkeli 6’da Londra’ya ulaştı.

Londra, Hobbs ve Shaw zamanla yarışırken bir yandan da yetkililerden ve Brixton’dan kaçmaya çalışırken daha da önemli bir zemin oluyor. Bu, izleyicilerin hatırlayabileceği Londra değil.
Bu Deckard Shaw’un şehri ve her yönden filmin görsel zeminiyle birleştirilmiş. Filmin açılış sahnesinden itibaren Shaw’un sofistike İngiliz beyefendisinin etrafı gösterişli zenginlik süsleriyle donatılmış. Annesi ve kardeşleriyle birlikte yaşadığı derme çatma Doğu Londra’dan çok farklı.
Ama Shaw, Hobbs ve Hattie, şehrin bir yanından diğer yanına geçerlerken tuval genişliyor ve Doğu Londra’nın hip, modern versiyonundan Piccadily Circus’a, finans bölgesindeki Leadenhall’den St. Paul Katedrali’nin tarihi kubbesine, Millennium Köprüsü’nden Thames nehrine kadar şehrin daha birçok bölgesi dahil oluyor.

Oyuncuları ve ekibi gerçekten şaşırtan bir mekan da kubbesi Londra siluetinin simgesi olan St Paul Katedrali’nin önünde yapılan gece çekimi olmuş. Görüntü yönetmeni Johnathan Sela ve bölümü, tarihi kiliseyi Londra’da bir ilk olan, bir helikopterin indiği sahnenin zemini olarak ışıklandırmış. Sürükleyici sahnede Hattie ve taktiksel ekibi virüsü almak için gizli görevlerini başlatıyorlar.
Yapım ekibi, katedralin önüne askeri bir helikopterin iniş iznini almak için şehir yetkilileriyle aylar süren görüşmeler yapmış. Sonuç, Hattie’nin Brixton’ın kurduğu pusudan kaçması ve Millennium köprüsünden koşarak geçmesi ve geri dönüp St. Paul’e dramatik bir şekilde baktığı tarihi bir çekim olmuş.
Londra’nın ve İngiltere’nin çok yönlülüğü yapımcıların birkaç mekanı şehir ismi vermeden kullanmalarına olanak vermiş. İster şehre yakın bir mesafede olsun, ister Glasgow’a uçak yolculuğu olsun yapımın elinde çok fazla seçenek varmış.

Farnborough havaalanındaki boş bir hangar, Londra dışındaki özel bir tesis yapım tasarımcı David Scheunemann ve ekibinin Brixton Lorr’u Hattie’den biyolojik virüsü alma görevinin arkasındaki organizasyon olan Eteon’un genel merkezini inşa etmesini sağlamış. Muazzam alan oyuncular ve ekip için neredeyse iki hafta boyunca evi olmuş ve her tür askeri araçla, taşınabilir laboratuvar kapsülleriyle, silah eğitim ve test tesisleriyle dolmuş.
Londra’nın dışında, High Wycombe’daki el değmemiş yeşil bahçeleriyle güzel bir dönem malikanesi olan Batı Wycombe Evi, baştan çıkarıcı, silah tüccarı Madam M ve beraberindeki kadın gangsterlerin operasyon üssü olarak kullandıkları bir Rus malikanesine dönüştürülmüş.




YAPIM TASARIMI

Çernobil Sığınakları ve Samoa Uçurumları : Cesur Yeni Bir Dünya Tasarlamak


Yapım tasarımcı David Scheunemann’ın Londra’nın içinde ve çevresinde çalışabileceği birçok pratik şehir mekanı olsa da David Leich’in hayalini hayata geçirmek için birçok pahalı set de tasarlayıp inşa etmesi gerekmiş. Brixton ve Eteon’un gizlice çalıştığı terk edilmiş Çernobil bölgesinin altındaki mağara gibi sığınaktan, Brixton’ın Kara Şahin’inin düştüğü ve son gösterinin başladığı Samoa’daki uçurum kenarında bulunan derin vadiye kadar filmin önemli aksiyon sahneleri için gereken film setlerini hazırlamak için yüzlerce sanatçı gerekmiş.

Londra merkezli yapım şirketi olan Shepperton Stüdyoları, Shaw’un İngiliz ajanlarından oluşan bir ekiple karşı karşıya geldiği Hattie’nin güvenli evinden Hobbs’un benzersiz tarzıyla, tatlı sözlerle bilgi aldığı dövme salonuna kadar birçok film seti için alan sağlamış.
Fakat en dikkat çeken, Hobbs, Shaw ve Brixton’ın son, epik hesaplaşmasının geçtiği, yüksek bir şelalenin bulunduğu Samoa mağarası için yapılan çok katlı set olmuş. 2800 metre karelik bir stüdyoda yer alan sette su püskürtme, düşen Kara Şahin helikopterinin ateşli ve eğri büğrü kalıntıları ile bir Peterbill kamyonu yer alıyormuş ve şelaleye binlerce litre su sağlayan ve yangın ve duman efektlerinin yanı sıra yağmur da simule eden bir su sisteminin yaratmak için birçok departmanın bir araya gelmesi gerekmiş. Bu muhteşem sahnenin çekimi tam iki hafta sürmüş.

Yapım ekibi Londra’dan birkaç hafta ayrılarak çekim yapmak üzere Doncaster şehrinin birkaç saat kuzeyine, yakın dönemde çalışması durdurulan Eggborough enerji santraline gitmiş.
Sekiz kavun gövdeli soğutucu kulesi ile çok büyük olan tesis, kapatılan Çernobil santralinin mekanı olmuş. Eggborough’nun artık kullanılmayan kömürle çalışan güç istasyonundan izole alanlar Leitch’e, ikinci ekip yönetmeni Simon Crane’e (Rogue One: A Star Wars Story, Jason Bourne) ve deneyimli helikopter pilotu Fred North’un (Bumblebee, Hızlı ve Öfkeli 8) yönetimindeki bir hava ekibine birçok çekim seçeneği sunmuş. Brixton ve adamları, cesur bir kaçış denemesinde bulunan Hobbs , Shaw ve Hattie’nin peşinde Range Roverları ve motosikletleri tesisin içinde ve etrafında sürerken  farklı birimler birlikte  mümkün olan her açıdan görüntü yakalayabilmiş.

Kahramanlarımız, filmin Araba Süpervizörü Alex King (Justice League, Wonder Woman) tarafından tasarlanan iki özel yapım arabayla kaçmışlar; Arazi aracı Rock Crawler ve MAN kamyonu. Süpervizör dublör koordinatörü Chris O’Hara ve ekibi, Hollywood kovalamaca sahnesinin kendi yerçekimine meydan okuyan versiyonlarını tasarlamak ve çekmek için mekanın sunduğu bütün kuytulardan ve köşelerden yararlanmış.
O’Hara şunları söylüyor; “Eggborough enerji santrali, bizim için muhteşem bir set oldu. Görsel açıdan çok uygundu. Arazi ve çevre ihtiyaca göre uyarlayabildiğimiz çok hoş malzemelerle doluydu. Hem asıl ekip, hem de ikinci ekip orada Rock Crawler’larla, Range Rover’larla. Motosikletlerle ve MAN kamyonlarıyla yarıştık. Hepsini yok etmeden önce istediğimizi yapabileceğimiz olağanüstü bir oyun alanıydı. Tehlikeli sahne cennetindeydik.”



Evim, Güzel Evim : Bir Hawaii Şeker Fabrikası Hobbs’un Çiftlik Evi Oluyor


Samoa sahnesinin çekimleri Ocak 2019’da, Londra’daki çekimler Noel tatili için ara verdikten sonra başlamış. Leitch, Dwayne Johnson, Jason Statham, Idris Elba ve Vanessa Kirby’ye Amerika merkezli film ekibine Hawaii’nin Kauai adasında katılmak üzere Londra’nın soğuk ve gri havasından ayrıldığı için sevinen bir grup İngiliz ekip üyesi de eşlik etmiş.
Scheunemann’ın Leitch ile yapımcılarla yaptığı konuşmalara dayanarak bu yeni mekana yaklaşımı Londra’da tasarladığından tamamen farklı olmuş. Verimli, yeşil ada Londra’nın canlı haliymiş ve Hobbs’un yerleşkesi de merkezinde olacakmış.
Scheunemann, Kauai’nin güneyinde 16 hektarlık büyük bir arazinin üzerinde bulunan, orman gibi olmuş, metruk şeker fabrikasına rastlamadan önce Hawaii adasının her santimetre karesini dolaşmış.
Adanın göz alıcı okyanusuyla dağ manzaraları ve farklı topografisinin kombinasyonu Scheunemann ve sanat departmanıın senaryodaki öğelerin gerekliliklerini karşılamasını sağlamış. Bunlara Hobbs’un ailesinin çiftlik evi ile aile işinin yer aldığı yerleşke, hızlı sürüş aksiyonu, patlamalar ve diğer hikaye unsurları için toprak yollar de dahilmiş.

Scheunemann, Hobbs’un aile evi için geleneksel Samoa kulübesinin daha mimari versiyonunu tercih etmiş. Alışılmış oval biçimli yapıda ahşap kaplama ayakları ve duvarları varmış ama geleneksel sazdan çatı yerine metal kubbeli çatısı varmış.
Ev yıllar içinde Hobbs ailesinin her nesli tarafından inşa edilen nesilden nesle geçen bir kulübe olarak hayal etmiş. Bu da oluklu metalden katman katman yapılarak yansıtılmış. Orijinal daha küçük olan yapılar ve kulübeler evin arkasındaymış. Yeni eklenen bölümler ise ön tarafındaymış. Scheunemann ve ekibi çekim için kullanılmayacak alanlar için bile kulübenin her santimetre karesinin en ufak detayına kadar kamera için hazır olmasını sağlamış.

Arazideki diğer büyük yapı ise asıl şeker fabrikası bölümüymüş. Çürüyen, otlarla kaplı bina Scheunemann’ın hayal gücünü tetiklemiş. Şunları söylüyor; “Araziyi çok sevdim çünkü bir çürüme halindeydi ve Hobbs’un aile hikayesini anlatmak için mükemmeldi. Çok fazla temizlemek istemedim. Çürümeye saygı göstermek ve biraz daha fazla Samoa ve Polinez renk paletini eklemek istedik.”
Hobbs’un arazisindeki ilk izlenim çürüyen cephe, orman gibi olmuş çalılar, ağaçlar ve arazinin dört bir yanında dağılmış olan paslı arabalardan oluşan bir hurdalık oluyor. Ama arazide ilerlemeye başladığınızda kendinizi gerçek Hobbs ailesi mülkünde buluyorsunuz. Hobbs Özel Sipariş Garajı, ileri teknoloji otomotiv ekipmanlarıyla dolu ve özel yapımın çeşitli aşamalarında olan ve uluslararası gönderim yapılacak olan klasik arabalardan oluşan bir filo yer alıyor.
Hobbs Garajı’nın setinin kullanım alanı, Scheunemann’ın ekibinin hazırladığı setin alanını yansıtıyormuş. Daha sonra içeri filmin Araba Koordinatörü Dennis McCarthy (Avengers: Endgame, Captain Marvel) birkaç düzine klasik araba ve motosiklet yerleştirmiş.




KOSTÜMLER

Taze, Gösterişli bir Vizyon : Yeni Tasarımcı, Yeni Perspektif


Kostüm tasarımcı Sarah Evelyn (American Horror Story) Hızlı ve Öfkeli evreninde yeni ve Hobbs ve Shaw’daki farklı görünümlere taze bir perspektif getirmiş. Detaylara önem veren Evelyn, serinin her bölümünü birkaç izleyerek tasarımlarının konseptlerini oluşturmuş. Araştırması bu film için görünümleri farklı kesimlerle, renklerle, tarzlarla ve malzemelerle genişletmesine yardımcı olmuş. Ayrıca Leitch’in önceki filmlerini de izlemiş ve estetiğinin yapım ve kostüm tasarımı içine yerleştirilen hikayenin ve aksiyonun çok stilize, görsel bir karıması olduğunu görmüş. Yönetmenin sık sık görsel manzarayla doğal olarak uyuşan modaya uygun parçalara yöneldiğini fark etmiş.

Şunları söylüyor; “David’le konuşurken kısa sürede Hobbs ve Shaw için çok net bir estetik vizyonu olduğunu fark ettim. Biraz maceracı, keskin olmak ve Hobbs ve Shaw’da gardıroplarına da yansıtan beklenmedik bir şeyler yaratmak istiyordu.”
Deneyimli bir modacı olan Evelyn, kostüm tasarımlarında Errolson Hugh’nun ısmarlama tasarımlardan, Fransız lüks markası Maison Margiela’dan ve başka tasarımcılardan gösterişli, moda öncüsü etkileri kullanarak Johnson ve Statham için planladığı klasik Amerikan ve geleneksel İngiliz beyefendisi görünümlerini vurgulamış.
Johnson da Statham da sürece hep dahil olmuşlar ve karakterlerinin göreceli tarzlarını nasıl yorumladıkları hakkında fikirlerini paylaşmışlar. Evelyn’i kendileri için en uygun olan tarzlara ve kesimlere yöneltmişler.

Luke Hobbs : Gayretsiz Amerikan Tarzı


Luke Hobbs, Hızlı ve Öfkeli 5’ten Hızlı ve Öfkeli 8’e kadar daha çok Savunma bakanlığı ajanına devlet tarafından verilen kıyafetler giymiş. Bir ara da standart turuncu süper maksimum hapishane tulumunu kullanmış. Hobbs ve Shaw izleyicilerin Hobbs’un yeni ve beklenmedik şekillerdeki yeni hayatına girmesine olanak verdiği için Evelyn de onun yeni yönünü ev kişisel tarzını tanımlamak konusunda muazzam bir esnekliğe sahip olmuş. Filmdeki görünümü gayretsiz ama fonksiyonel tümüyle Amerikan tarzını yansıtan tişörtler ve kot pantolonlardan oluşuyor. Ama Evelyn’in yaşadığı en büyük zorluk onları Johnson’ın 1.95 boyundaki ve 118 kilodaki bedenine uyarlamak olmuş.

Evelyn şunları söylüyor; “Dwayne’in vücudu çok güzel ve oranları gerçekten çok hoş. Tişörtler ve kot pantolonlar üstünde çok güzel duruyor. Aslında birçok kıyafete sadece birkaç küçük değişiklikle girdi. En zor şey yeterince büyük olan güzel ayakkabılar bulmaktı. Sonra tek yapması gereken gülümsemek oluyor. Bir anda harika görünüyor. Aynı zamanda muhteşem bir iş birlikçi, karakteri için doğru olduğunu düşündüğü konularda fikir veriyor ve geri bildirimde bulunuyor.”



Deckard Shaw : Savile Row Zerafeti


Statham’ın Shaw karakteri Hızlı ve Öfkeli serisine ilk katıldığında genellikle karanlık karakterine uyan uğursuz siyah kıyafetler giyiyordu. Statham’ın Hızlı ve Öfkeli 7’de ve 8’de giydiği takım elbiseler Shaw’un estetiğinin moda temelini atmış. Ama Evelyn Shaw’un sofistike Savile Row yapımı gardırobunu daha da zarifleştirmeye karar vermiş.
Şunları söylüyor; “Deckard, Hobbs ve Shaw’da üst seviyeye çıkıyor. Jason’ın çok güzel bir zevki var ve onunla çalışmak çok güzel. Daha üst seviyedeki Deckard’ı bulmak çok kolay oldu. Jason’ın Savile Row’daki terzisine gidip özel takımlar alarak başladık. Ayrıca bu filmde Deckard’da biraz daha hoş renkler, desenler ve dokular görüyoruz. Örneğin kravatlı, fularlı, mavi, kuş gözü takım ya da lacivert, Dries Van Norten smokin ceketi görüyoruz. Ayrıca birçok güzel yağmurlukla da görüyoruz. Çünkü film Londra’da geçiyor ve herkese yağmurluk gerekiyor.”

Brixton Lorr : Özel Yapım Deri Tehdit


Idris Elba’nın tehditkar süper kötü karakteri Brixton’ın görünümü, Rick Owens’dan esinlenen deri motosiklet takımıyla çok belli. Evelyn, Leitch ve yapımcılar başta Brixton için geliştirilmiş süper kıyafetin farklı versiyonlarını düşünmüşler ama sonunda kurşun işlemez gibi görünen kötü karakter için özel yapım derilere karar vermişler. Evelyn, deri işleme tekniği dikkatini çeken, İngiltere merkezli bir moda evinden ilham almış. Malzeme Brixton’a birkaç yönden uymuş, tehditkar ama fonksiyonel bir kostüm tasarımı yaratmış.

Hattie Shaw : Güçlü, Şık Çok Yönlülük


Evelyn, Kirby’nin Hattie Shaw karakteri için gerek tüm çekiciliğiyle gizlenirken gerek Shaw ve Hobbs’la birlikte dövüşürken karakterini kişiselleştiren farklı görünümler oluşturmuş. Şöyle anlatıyor; “Vanessa çok zarif ve özgüvenli. Ona ister savaş kıyafeti ister basit, deri bir ceket giydirin o kıyafeti bir üst seviyeye çıkarır ve şık ama yine de ilişkilendirilebilir bir kıyafete dönüştürür.”

O seçeneklerden biri de Hattie’nin saklanırken, yetkililerden kaçmak için kılık değiştirdiğinde giydiği cesur, çiçek desenli Dolce & Gabbana elbisesi olmuş. Genelde böyle sıra dışı bir kıyafet seçimi kamerada dikkat dağıtıcı olsa da Leitch’in yüreklendirmesiyle elbise tercih edilmiş.
Elbisenin görünümü kadar üzerine oturması da önemliymiş. Çünkü birkaç aksiyon ve dövüş sahnesinde de kullanılması gerekiyormuş. Evelyn , Kirby, Leitch, idari yapımcı Kelly McCormick, dublör koordinatörü Chris O’Hara ve dövüş koordinatörü Greg Rementer (Avengers: Infinity War, Atomic Blonde) birlikte dövüşün provalarını yaparak elbiseyi Kirby’nin gereken dövüş hareketlerini yapabileceği şekilde yeniden uyarlamışlar. Sonunda göz alıcı Dolce& Gabbana elbise, epik meydan okuma için farklı versiyonlarda hazırlanmış.

Madame M : Seks ve Güç


Eiza González’in Madam M rolü için Evelyn’in hedefi gizemli bir geçmişi olan tehlikeli, uluslararası güç simsarını yansıtan bir görünüm yaratmak olmuş. Evelyn, Madam M’yi odadaki erkeklerin çoğunu korkutacak düzeyde abartılı seksilikteki “Patroniçe” olarak hayal etmiş. Kendisine son moda, siyah dantel çamaşırlı, özel deri silah kılıfı olan yüksek belli pantolon ve Azzedine Alaïa’nın 13 santim topuklu platform çizmelerini giydirmiş.




AKSİYON TASARIMI

Hiçbir Kısıtlama Yok : Tehlikeli Sahneler, Dövüşler ve Ciddi Dayanıklılık


Oyuncular bir filmde David Leitch’le çalışmayı kabul ettiklerinde bu epik, hiçbir kısıtlama olmayan aksiyon sahnelerine fiziksel olarak hazırlanmak için yoğun, kapsamlı bir program olacağı beklentisi oluyor. Onun vizyonunu gerçekleştirmek için gereken fiziksel dayanıklılık, çeviklik ve karmaşık koreografi en fit ve başarılı sporcular için genelde zor oluyor.
İzleyiciler, John Wick’de oyuncu Keanu Reeves’in efsanevi tetikçiye dönüşümünü, Soğuk Savaş dönemi aksiyon gerilim filmi Sarışın Bomba’da Charlize Theron’ın tek kadından oluşan ezici bir ekibe dönüşümünü ilk elden gördüler. Leitch’in kendine özgü kamera çalışması, o aksiyonu sergilemiş ve derinden hissedilen hikayeyi yükseltilmiş ve somutlaştırılmış.

Yetenekli sporcular olan Jason Statham, Dwayne Johnson ve Idris Elba, Leitch’in büyük aksiyonu işleme konusundaki katı yaklaşımı için kendilerini sınayacağı konusunda hiç şüphe duymadan, yeni seviyede oyunculuk yapmak üzere tümüyle hazır bir şekilde gelmişler. Deneyimli aksiyon yıldızları olan Johnson ve Statham, sektördeki en iyilerle çalışmışlar ve bu işte de %100 görevlerinin başındalarmış. Muay Thia dövüş sanatları geçmişi olan ve 2016’da ilk kickbox maçını kazanmış olan Elba da aynı şekilde hazırmış.
Leitch yönetmen olarak dublör ve yaratıcı ekipleriyle yakın çalışarak ve onları uzmanlıklarında destekleyerek takım lideri yaklaşımını benimsemiş.

Görüntü yönetmeni Jonathan Sela, süpervizör dublör koordinatörü Chris O’Hara ve uzun zamandır birlikte çalıştığı dövüş koreografı Greg Rementer ile birlikte her aksiyon hareketini planlamış ve çoğu zaman etkiyi artırmak için hepsini adrenalin artıran müzikle eş zamanlı olarak titizlikle ayarlamış.  Dövüş sahneleri, etkileyici müziğiyle oyuncular ve izleyiciler için insanı ileri iten, daha hızlı ve daha sert olmaya sevk eden çok iyi bir antrenman gibi olmuş.
Ancak bunun da kendi içinde zor yanları varmış. Koreografisi yapılan her hareketin ritmini ve eşlik eden müziğin akışını zamanlamak O’Hara, Rementer ve ekibinin her harekete dikkatlice odaklanmaları anlamına geliyormuş. O’Hara şunları söylüyor; “Dave, her zaman büyük fotoğrafı görür. Müthiş bir aksiyon temeli vardır ve bu da bu ölçekte bir film için çok önemlidir. Ama aynı zamanda her karaktere ve oyuncularına çok önem verir. İyi bir hikaye anlatmayı önemser ve iyi bir akrobasi sahnesinden vazgeçmez. Dave, her şeyi düşünür. Bu da onu yönetmen olarak çifte tehlikeye dönüştürür.”

Aksiyon Karakteri Ortaya Çıkarıyor : Dövüş Şeklin Kimliğindir


David Leitch ve ekibinin yaklaşımının ana unsuru Hobbs, Shaw ve Hattie için farklı dövüş tarzlarını sergilemek ve ardında siber artırılmış gücü yıkılamaz gibi görünen Brixton’ı eklemek olmuş. Leitch şunları söylüyor; “İnsanların aksiyonda farkına varmadıkları şey, karakter gelişiminde tıpkı hikaye kadar önemli olduğudur. Güzel, iyi inşa edilmiş bir dövüş sahnesi size bir kişi hakkında iyi inşa edilmiş bir diyalog kadar bilgi verir. Karakterinizi dövüş tarzlarıyla tanımlayabilirsiniz. İyi ki Jason ve Dwayne bu fizikselliğe zaten sahip ve başarılı oldukları hareketleri var. Ama biz aynı zamanda onun da ötesine geçtik ve zenginleştirmeye çalıştık.”

Dwayne Johnson’ın Hobbs karakteri kaba güce, tahrik edici konuşmaya, ateşli ve saldırgan tarza sahiptir. Jason Statham’ın Shaw karakteri bedeniyle olduğu kadar beyniyle de dövüşür. Üstünlük sağlamak için hızı, çevikliği ve becerilerini kullanır.
Leitch şunları söylüyor; ““Hobbs, süper güçlü bir fiziğe sahip. İnsanları kaldırıp odanın diğer ucuna fırlatır. Shaw ise hızlı düşünüp tepki verir. Çok daha hızlı, çeviktir. Dövüşü kazanmak için etrafında ne varsa kullanır. Farklı türden bir tempo. Bu adamların farklı dövüş tarzları var ve Brixton’ın süper insan güçlerini yenmeleri için bir araya gelmeleri gerekir.”
Bu karışım, hikayeyi farklı aksiyon katmanları etrafında inşa etmek ve gerek sersemlemiş Hobbs ve Shaw’un  Brixton’ın ellerinde bir yenilgiye direnmeleri gerek Londra CIA ofisinde dövüşürlerken becerikli Hattie’nin Hobbs’a kök söktürmesi olsun olay örgüsü içinde dokumak için önemli olmuş.

Chris O’Hara, Greg Rementer ve dublör ekibi için özellikle zor olan bir başka şey de çok kişinin yer aldığı kavgaları tasarlamak olmuş. Özellikle de Hobbs ve Shaw’un Brixton’a karşı birlik oldukları sahnelerde. Amaç, her birinin ayrı kavga tarzının bütünlüğünü sağlamak ve herkesi kendi kulvarında tutarken aynı zamanda sahnenin de dramatik ve dinamik olmasını sağlamakmış.
O’Hara şöyle söylüyor; “Her hareketin, her tekmenin, her blokajın bir amacı vardı. Yani her kavganın bir hikayesi var.”
Aksiyon yüklü sahneler izleyicinin ilgisini her zaman çekse de Leitch, hızı sürdürmesi ve izleyiciyi çoğunlukla devam eden tek bir çekimle, bir sahnedeki her heyecanlı, kemik sesleri gelen anı yakalayarak bağlamasıyla bilinir. Bu yöntemi daha da etkileyici kılan şey, inanılır olmasında önemli olan oyuncular her kareyi hiç geleneksel olmayan şekilde çekerken dublörlerin de daha iş gücü yoğun, aksiyon sahnelerini canlandırmasıdır.




Brixton gibi Savaşmak : Idris Elba, En İyi Oyununu Oynuyor


Idris Elba, başından itibaren Brixton Lorr’u bir dövüş makinesi olarak görmüş. Kibirli, siber güçlendirilmiş bir “Siyah Süpermen”.
190 boyundaki oyuncu Brixton’ı en iyi şekilde canlandırmak için gücünü pekiştirmeye hazırmış. David Leitch’le daha sonra da Chirs O’Hara ve Greg Rementer’le yaptığı ön görüşmelerde Leitch’in sürecinin yükseltilmiş doğasını anlamaya başlamış. “Muay Thai deneyimimle koreografiyi kısa sürede yakalayabileceğimi düşündüm. Ama bu rol için bambaşka bir düzeydeydi. Chris, Greg ve ekipteki herkes çok yetenekli. Benim de bazı eski alışkanlıklarımı bırakıp Brixton’ın belirleyici özellikleri olan canlı, çok şiddetli ama çeviklik ve karizma dolu yeni dövüş tarzını benimsemem gerekti."

İşin yoğunluğu ve hassasiyeti Elba ile geri kalan baş rol oyuncularının yönetmenlerine çok güvenmelerini gerektirmiş. Elba, bunu yapmak için çok hevesliymiş. “David Leitch kamera dehası. Gerçekten hikayede güçleniyor. Her hareket, bu filmdeki dövüş koreografisini etkiliyor. Greg’in koreografisi kesinlikle David’in film yapım tarzı için tasarlanıyor. Böyle bir şeyi daha önce bu düzeyde yapmamıştım. Fit ve formda olmanın dışında David’in bizden istediği şey olan bu sıra dışı koreografinin başarılı olması için her harekette dakik olmamız konusundaki düşüncesini gerçekten anlamam gerekti. Gerçekten inanmanız ve ne yaptığınızı iyi biliyor gibi görünmeniz gerekiyor. Yani bu benim için gerçekten iyi bir deneyimdi. O çocukları seviyorum. Yaptıkları işte gerçekten çok yetenekliler.”

Sert ve Hazır : Kirby, İçindeki Savaşçıyı Keşfediyor


Vanessa Kirby, aksiyon yüklü Görevimiz Tehlike Yansımalar filminde rol almış olsa da rolü istediği kadar tehlikeli değilmiş. Oyuncu daha gençken atletik olmadığını ama koordinasyonunun o kadar da kötü olmadığını söylüyor. Ama Greg Rementer’ın acemi kampı, kendi fiziğine ve sportifliğine inanmasını sağlamış. Kirby, aldığı eğitimle ve Rementer’ın ekibinin desteğiyle sahip olduğunu bilmediği bir korkusuzluğa bürünmüş.
Hattie Shaw, ince bir dövüşçü değil. Akıllı ve hızlı, Doğu Londra’da yetişmesinden gelen cesur, itişip kalkışan bir dövüş tarzına sahip. Kazanmak için elindeki her şeyi kullanır. Statham’ın Shaw karakteri de dövüşlerinde aynı yetenekleri kullanıyor ama onun uygulaması daha etkili ve gösterişli.
Kirby, role hazırlanırken Rementer ve ekibiyle formunu ve dayanıklılık seviyesini geliştirmek için, hatta girift akrobasi koreografisini öğrenmeye başlamadan önce aylarca çalışmış. Dövüş sahnelerinin çekim zamanı geldiğinde çoktan hazırmış.

O’Hara şunları söylüyor; “Akrobasi açısından Vanessa giderek daha iyi oldu. Tam bir mükemmeliyetçi. Dövüş ekibimizle yakın çalıştı ve onu, bir şey istendiğinde ne kadar zor olsa da uyarlamayı yapmak için ne yapacağını bilecek noktaya getirdiler. Daha iyi olmak için çalışıyordu. Çok iyi görünmesini sağlamak için gereken iş ahlakına sahip ve kesinlikle çok iyi başardı.”

Johnson’la ilk çekim gününde Kirby’nin onunla Londra CIA ofisi setinde dövüşmesi ve kuzey güney üçgen hareketiyle kendisini onun altına çekip ayaklarını boynuna dolayarak silahını çekmesi gerekiyormuş. Sahnenin amacı, Hattie’nin de Hobbs ve Shaw kadar set ve zorlu olduğunu göstermekmiş.
Kirby, sonuçtan memnun kalmış. Şöyle söylüyor; “Dave, her zaman Hattie’nin de daha sert karakterlerden birisi olmasını istedi. Dave’in bana setteki en sert oyuncu olduğumu söylemesi en sevindirici andı. Dwayne’le büyük bir akrobasi sahnesi yapıyordum ve dizimi kanatmıştım. Ama devam ettim. Böyle bir şey için durmam mümkün değildi. İnanın bana, çekimler boyunca çok fazla kesik ve morarma yaşadım. Ama bu da sürecin bir parçası. Bunu yapmayı çok seviyorum ve Dave’le yeni bir yetenek öğrendiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Muhteşem bir süreçti.”



Son Hesaplaşma : Hobbs, Shaw ve Brixton, Samoa’da Karşılaşıyor


Brixton ve adamları Samoa’da son hesaplaşma için Hobbs, Shaw ve Hattie’yi ezerken kahramanlarımız sayı ve silah açısından zayıf olduklarını anlar. Dengeyi sağlamak ve kazanma şanslarını artırmak için Hobbs’un ayrı yaşadığı ailesine ve Samoa savaşçı ruhuna güvenmeleri gerekmektedir. Ardından gelen aksiyon sahneleri sadece daha önce hiçbir filmde görülmemiş çığır açan, hayretler uyandıran sahneler değil aynı zamanda hikaye açısından da Hobbs’un kardeşleriyle, Shaw’un Hobbs’la ve her iki adamın Hattie’yle olan ilişkisi için de önemli. Bütün farklılıklarına, çatışmalarına ve geçmişteki yaralarına rağmen herkesin iyiliği için birlikte savaşacaklar.
Yapım ekibi, aksiyon seviyesini en iyi şekilde yükseltmek için birçok görüşe yapmış. Bütün orijinal koreografiyi yakın dövüş olarak hazırlamışlar. Ama aynı zamanda araba aksiyonu, özel efektler, patlamalar ve piroteknikle de zenginleştirmişler. İstedikleri şey, izleyicinin koltuğunda doğrulduğu “Bu gerçekten oldu mu?” diyeceği sinematik bir zirve yaratmakmış.

Siva Tau’yu Bulmak : Samoa Savaş Dansının Gizli Gücü


Greg Rementer ve ekibinden daha önce hiç görülmemiş bir dövüş sahnesi tasarlamaları istenmiş. Samoa ve Polinez dövüş sanatları kültürünü incelemişler ve hatta Johnson’ın o güne kadar yaptığı bütün dövüşlerin her karesini tarayarak daha önce kullanılmış olan teknikte değişiklikler özel kılmak istemişler. Rementer için bütün bu süreç bir dövüş koordinatörünün hayaliymiş.
Rementer şunları söylüyor: “Dwayne, Jason, Idris ve Vanessa gibi yetenekli oyuncular olduğunda elinizde bir cevher olduğunu bilirsiniz. Şeker dükkanındaki çocuklar gibiydik. Asıl soru; “Onlar için hangi yeni dövüş yöntemleri bulacağız?” idi. Bu hiç kolay değil. “Zor bir işti çünkü kamera önünde hemen her şey yapılmış. Sonuçta olay “o işe nasıl damganı basarsın?” noktasına geliyor. Ben bir dövüş koreografisini yumrukla, tekmeyle ya da blokajla yapabilirim. Ama amaç nedir? Motivasyon kaynağı nedir? İzlediğinizde nasıl hissediyorsunuz? Ama aynı zamanda şu soruyu soruyorsunuz; “Bu hikayenin konusuna ve duygusuna hizmet ediyor mu?” O yüzden benim için Dwayne’le oturup Samoa savaş dansı olan Siva Tau’yu ayrıntılı bir şekilde incelememiz benim için önemliydi.”

Siva Tau, bir ayin dansı. Düşmanınıza, onunla öldüresiye savaşacağınızın sözünü veriyorsunuz. Bu söz kabaca şöyle çevriliyor; “Samoa, hayatını feda ettiğin için, onun topraklarını kanla sulayacağımız için size teşekkür ediyor. Gözlerimin içine bak çünkü ölmeden önce göreceğin son şey onlar olacak.”
Bu Rementer ve ekibinin aradığı çıkış noktası olmuş. En önemli savaşta her acımasız, ezici harekette Siva Tau’da verilen mesajı söyleyeceklerdi. Bu kesinlikle daha önce beyaz perdede hiç görülmemiş bir şeydi. Rementer şöyle diyor; “Bu, bir aydınlanma anıydı.”

Dwayne Johnson için Siva Tau sahnesini Polinez oyuncularla birlikte çekmek, Samoa mirasıyla ve Afrikalı, Amerikalı, profesyonel güreşçi babası Rocky Johnson’la ve Samoalı güreşçi büyükbabası Peter Malva’yla arasında bir bağ kurmuş.
Statham şunları söylüyor; “Tanıklık etmek harikaydı. Çok duygusal bir olay ve bence bu yansıyacak. Hissedilen, güçlü bir an. Bütün ada antika silahlarla bir araya geliyor. Dwayne’in bu konudaki tutkusunu görmek inanılmazdı. Gerçekten harika.”
Sahne, izleyen herkes için unutulmaz ve anlamlıymış. Rementer şunları söylüyor; “Çok özel bir yanı vardı. Özelikle de Hobbs ve Mateo, kardeş olarak sırt sırta dövüşürken, D.J.’in ve Joe’nin nereden nereye geldiklerini de bilerek izlemek çok özeldi. O fiziksel elektriği hissedebiliyorsunuz. Kesinlikle senkronizeydiler. Yaptıkları işi ve aynı zamanda taşıdıkları mirası ve karakterlerini sevdiklerini, savunduklarını anlayabiliyordunuz. İzleyiciler kesinlikle çok etkilenecek. Gerçekçi ve vahşice gelirse gerçekten öyle olduğu içindir. Kendi içlerindeki bir şeyle bağ kuruyorlardı ve bu kameraya da kolaylıkla yansıyor. İnanın bana dublörlerimiz gerçekten çok sert darbeler aldı. Ama ayağa kalkıp devam ettiler. Herkes çok özel bir şeyi yansıtmak, Brixton’ın ve paralı askerlerinin Hobbs ailesinin karşısında hiç şansları olmadığını göstermek için çok çalıştılar.”

Samoa kültürünün özgün bir şekilde resmedildiğinden emin olmak için yanlarında her gün Kap olarak bilinen, Hawaii merkezli Polinez Kültür merkezinin elçisi olarak görevli, Samoa yerlisi Kap Te’o Tafiti bulunmuş. (Kap ayrıca filmin Samoa bölümünde de rol almış.)
Johnson için, Hobbs ve Shaw’da Samoa’yı gözler önüne serme fırsatı çok derin, kişisel bir çabaymış. Antik, derin kökleri olan dövüş tarzını kucaklama fırsatından o da aynı oranda etkilenmiş. “Bütün film kariyerim boyunca böyle bir aksiyon sahnesini bekledim. Böyle saf, vahşi öfkeli, ilkel ve silahsız. Tuhaf bir şekilde bu aksiyon sahnelerinden ve bu şekilde dövüşmekten keyif aldım.”




ARABALAR

Hızlı ve Muhteşem : Hobbs ve Shaw’un Arabaları


Hızlı ve Öfkeli serisinin başarısında yoğun aksiyon her zaman önemli bir unsur olsa da filmlerde yer alan yüksek hızlı, NOS yakıtlı Japon arabaları, şık Avrupa egzotikleri ve büyük motorlu, klasik Amerikan arabaları da tüm dünyadan izleyicileri etkilemiş ve büyülemiştir.

Serinin uzun zamandır Film arabaları koordinatörü olan Dennis McCarthy, filmin benzersiz araba filosunun kürasyonu ve özel yapımı için görevine yeniden dönmüş. McCarthy ve Londra merkezli meslektaşı Film Arabaları Süpervizörü Alex King, otomotiv sevgilerini ve ayrıcalıklı zevklerini filme taşımışlar. Londra’dan, Los Angeles’a ve Hawaii’ye etkileyici arabaları taşımışlar ve sergilemişler.
İki farklı kıtada birden fazla film ekibi için gereken özel yapım araba sayısı çok fazla olduğu için McCarthy ve King, iş gücü yoğun görevi paylaşarak filmin zirvedeki hedefleri için Leitch ile yapımcılara en havalı, en özgün arabaları sağlamışlar. Leitch’in hayal ettiği aksiyonu canlandırmak için gerekli olan listede arazi araçları, Range Roverlar, motosikletler, askeri kamyonlar, pikap kamyonetler, sokak arabaları ve birinci sınıf performans arabaları yer alıyormuş.

2018 McLaren 720S


Hobbs ve Shaw’daki bütün etkileyici arabalar içinde bile hipnotize edici bir şekilde şık olan 2018 McLaren 720S ayrı duruyor.
İngiliz yapımı McLaren performans arabaları Hızlı ve Öfkeli’nin önceki filmlerinde yer almış olsa da bu filmde ilk kez ünlü bir süper araba, Londra merkezli bir hikayede, serinin en sofistike ajanı olan Statham’ın Deckard Shaw karakteri tarafından kullanılarak ön planda oluyor.
King şunları söylüyor; “Muhteşem arabalar. Mühendislik, sürüş, motor, yol tutuşu, frenler. Bana göre McLaren’i özetlemek gerekirse size özel yapılmış ısmarlama bir araca sahip olmak gibi.”

Jason Statham, seçimden daha mutlu olamazmış. “Hızlı ve Öfkeli 7’den beri bu anı bekliyordum. Shaw, tam bir İngiliz. Savile Row takımlar giyiyor ve usta bir sürücü. İngiliz yapımı, şık bir araba kullanmayı hak ediyor. Onu McLaren’in sürücü koltuğuna oturtmak çok iyi çünkü çok mantıklı. Shaw ve Hobbs arasında bir zıtlık var. Bu, sürüş tarzlarına da yansıyor. Ben de bu çeşitliliği seviyorum. Dwayne’in de Amerikan arabaları var. Yani harika.”

Statham, 720S’i yarış pistlerine çıkarmak için McLaren’in genel merkezini birkaç kez ziyaret etmiş. Bir test günü King de oradaymış ve Statham’ın tepkisini çok iyi hatırlıyor. “Jason McLaren’deki bir test günü için geldi ve marş düğmesi olduğunu fark etti. Ben yolun sonundaydım ve marş düğmesine basıldığını duyduğumu hatırlıyorum. Araba, son dönüşten bağırarak geldi ve Jason’ın yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Doğru tercih olduğunu hepimiz biliyorduk. Tasarımı, görünümü, iskeleti mükemmel. Yol tutuşu benzersiz. Olağanüstü bir araba.”

Yapım ekibi McLaren Otomotiv ekibiyle çok yakın çalışmış ve seçkin otomobil üreticisi filmin genel merkezlerinde yapımına izin vermeyi teklif etmiş. Yapımcılar kabul etmiş ve McLaren binasını parlak, ileri teknolojik Eteon genel merkezine dönüştürmüş.
King’in departmanı, iki otantik McLaren kullanmış ve ardından iki kit versiyonun yapmışlar. Çekimde kullanılan bütün arabalar olduğu gibi aynı arabanın birkaç versiyonu gerekiyormuş. Çekimin ve hatta Hobbs ve Shaw gibi aksiyon yüklü bir filmin zor yanlarından biri de kamera düzeneğini taşıyacak ya da uygulamaları veya özel efektli akrobasi sahneleri için yapılmış farklı arabalar gerekmesidir.
McCarthy gibi King de yapımcıların kendisinden istediği tüm akıl almaz zorlukları gerçekleştirmek için çalışır. Püf noktası ise yapım tasarımcı David Scheunemann, süpervizör dublör koordinatörü Chris O’Hara ve özel efektler süpervizörü Alistair Williams’la (Fantastic Beasts and Where to Find Them, Allied) birlikte çalışmakmış.
King şunları söylüyor; “Bölümüm, yönetmenin kamera çekimlerine daha iyi erişimini sağlamak için sürülebilir donanımların yanı sıra çeşitli, özel yapım film arabalarını fiziki olarak üretmek için birlikte çalışır. Canlı aksiyon yapbozunun parçalarını bir araya koyma çabalarını çok heyecanlı buluyorum.”



MAN 464 Askeri Kargo Kamyonu 


King’in departmanı için önemli çekim günlerinden biri de Eteon’un artık kullanılmayan Çernobil nükleer enerji santralinin altında yer alan eğitim ve laboratuvar tesisinde geçmiş. Farnborough havaalanındaki boş bir hangarda kurulan bu set, birçok askeri  tesise rakip olan araba filosuna, uçağa ve alınabilecek her tür silahtan oluşan bir cephaneliğe sahipmiş.
6 tonluk MAN 464 askeri kargo kamyonu da, yapım tasarımcı Scheunemann, çekimin gereksinimlerine uyması için faydacıl görünümünü koruyarak yeniden tasarladıktan sonra o sahnede kullanılmış. Çekimlerde 4 kamyon kullanılmış. İkisi operasyonel, kalan ikisi ise soyulup yeniden inşa edilerek özel efektler donanımı için kullanılmış. King şöyle diyor; “Yoluna çıkan her şeyi yok eder.”

Rock Crawler


Eteon filosunun bir parçası olan Rock Crawler tam bir özel yapımmış ve ekibin karşılaştığı en zorlayıcı yapımlardan biri olmuş. İngiliz yapımı gövdeyle, güçlü Chevrolet LS376/480 motoruna sahip araba, yerçekimine karşı gelen atlayışları tekrar tekrar yapmasına olanak veriyor. Arazi aracının dört versiyonu, İngiliz Off Road Armory’nin de yardımıyla sıfırdan yapılmış. Filmde Rock Crawler, hem Çernobil’deki kaba yollarda hem de Samoa’nın verimli güzelliğindeki sahnelerde kullanılmış.

2019 Triumph Speed Triple Motorcycle


Brixton Lorr’un motosikleti, kendisine uygun özel bir 2019 Triumph Speed Triple motosikleti. Yüksek performanslı iki versiyonu üretilmiş. Biri, Chirs O’Hara ve ekibinin Çernobil sahnelerinde denediği arazi versiyonu, diğeri ise Londra’daki kovalamaca sahnelerinde kullanılan karayolu motosikleti.
Brixton’ın, heyecanlı, yüksek hızlı bir kovalamacada Shaw ve Hattie’yi Shaw’un McLaren 720S’inin peşinden Londra sokaklarında Triumph’ıyla kovalıyor. Sahne aslında Glasgow’da çekilmiş. Glasgow’un geniş yolları, daha önce de Hızlı ve Öfkeli 6’nın çekimlerinde kullanılmış ve Londra’nın sıkışık yollarında mümkün olmayan güçlü sürüş aksiyonuna olanak vermiş. Glasgowlular da filmin aksiyon sahnelerini ilk elden görme fırsatı yakalayıp cesur anları sosyal medyada paylaşarak tüm dünyada heyecanlı konuşmalara neden olmuşlar.

Peterbilt Çekici Kamyon : Rat Rod 


Yıllar içinde McCarthy’nin Hızlı ve Öfkeli filmlerine sağladığı bütün akıl almaz arabalar bir yana aslında o bir Amerikan büyük motorlu araba sever ve arazi ralli araçları da yumuşak karnıymış. Kauai’de çekilen Samoa sahneleri için kendisine göz alıcı fikirler sunması için açık çek verilmiş.
McCarthy, Hobbs garajında göstermek için çok sayıda eski moda araba bulmuş, etkileyici sayıda arazi aracı ürettirmiş. Bunların arasında Hobbs’un Peterbilt çekici kamyonu da yer alıyormuş. Gövdeli düşük profille ve süper geniş tekerlek mesafesiyle yapılmış. Performansı yüksekmiş ve kabile savaş atını andıran bir boyası varmış.

McCarthy, tipik canavar kamyon olmasını istememiş. Bu yüzden de Hobbs’un geçmişte kullandığı, iri, askeri araçlardan uzak durmuş. Peterbilt Hobbs’un kamyonu olduğu için McCarthy ve Leitch, karakterini daha çok yansıtacak klasik bir araba duygusu olmasını istemiş.
Rat Rod, ismi güzelliği değil de mekanik gücü ifade eden bir yarış arabası ve McCarthy’nin özel yapım Franken arabalarından biri. İsmi gibi amacı da sadece hız üzerine.  Statham’ın Shaw karakteri harap görünen kamyonun direksiyonuna geçip Hobbs’un aile çiftliğinde hız yapıyor ve Brixton’la çağrışma için sahneyi hazırlıyor.

McCarthy şunları söylüyor; “Samoa’da çekilen üçüncü bölüm benim favori bölümüm. Böyle inanılmaz arazi kamyonları, Peterbilt’i, Rat Rod’u ve yüksek beygir güçleri ve süspansiyonlarıyla toprağı ağlatan diğerlerini yapmak bir rüyanın gerçek olması gibiydi. Bölümde sevdiğim bütün arabalar bir aradaydı. Dahası dublör dünyasından gelen David Leitch gibi muhteşem bir yönetmenle çalışıyordum. David için aksiyon ve arabaların sınırını zorlamak önemlidir.”

McCarthy ve Hızlı ve Öfkeli arabaları yapma konusunda deneyimli ekibi, Samoa bölümünde ne olacağını ve her arabadan neler bekleneceğini daha tam olarak bilmeden arabaları yapmaya başlamışlar.
McCarthy’nin dükkanının genelde filmin yapımı başlamadan arabaların yapımına başlaması gerekir. Özel yapım arabayı tasarlamak ve toplamak için zaman gerekir. Burada ise dört veya daha fazlası, ayrıca ana ekip, ikinci aksiyon ekibi, özel efektler ve kamera donanımı için de birkaç tane yapmak gerekiyormuş. İyi bir uygulama planlaması ve çok fazla yaratıcılık gereken zorlu bir iş.
Fakat bu örnekte McCarthy’ye boş bir tuval verilmiş ve deneyimli araba filmi gurusu için bunun anlamı büyük oyna demekmiş.
Amaç, Hızlı ve Öfkeli hayranlarının daha önce görmediği arabalara yer vermek ve önceki filmlerden farklı olmasını sağlamakmış. Her türlü durumla başa çıkabilmeleri için her arabayı güçlendirmiş, her birine olabildiğince güçlü motorlar, sürüş kolaylığı ve çeviklik katmış.

McCarthy şunları söylüyor; “Arabaların ne yapacağını tam olarak bilmiyorduk o konumdayken her şeyi abartılı yapıyorsunuz. Arabayı 20 metreye sıçrayabilecek, 5 metreden düşebilecek ve tekrar yoluna devam edebilecek şekilde yapıyorsunuz. Yani aslında kötü bir şey değil. İyi bir şey bize her şeyi yapmamız için bir bahane veriyor. Neyse ki o bölümü çekmek için Hawaii’ye geldiğimizde bu arabaları test edip ince ayarlarını gerektiği gibi yapmak için birçok fırsatımız oldu. İnanın bana filmi izlediğinizde hayal kırıklığına uğramayacaksınız.”



Sağlam Yapılı Samoalı : Kültüre Özgü Arabalar Tasarlamak


Samo’daki hayatı yakalamak için özgünlük önemliymiş. Bu arabalara da yansımış. Neyse ki McCarthy Pasifik’teki bir ada halkında bile işini bilen adamlar olduğunu keşfetmiş. Senaryoyu incelerken kendi bölümünden neler isteneceğini listelemeye başlamış. Buna Samoa araba kültürü, yollar ve hatta ülkede ülkedeki polis gücü de dahilmiş. Yapım tasarımında, kostümlerde ve oyuncu seçiminde olduğu gibi arabalar da mekanı ve kültürünü oluşturmada önemliymiş.
McCarthy’nin dikkatini en çok çeken şey Samoalıların genelde iyi, eski moda ustalıklarını kullanarak küçük Toyota pikap kamyonetlerinden otobüsler yaptığı veya arabalarını ve motosikletlerini parlak renklerle boyayıp sonra grafik tasarımlarla, çıkartmalarla ve logolarla süsledikleri olmuş. Bunlar ona biraz Hızlı ve Öfkeli 8’deki Küba bölümü için yaşadığı araba yapma ve temin etme deneyimini hatırlatmış.
McCarthy tam bir araba meraklısı ve onun için güzellik detaylarda saklı. İhtiyaçtan ve olabildiğince orijinal olma isteğinden dolayı ekibini depolarını dolduracak endüstriyel parçaları bulmaları için Samoa’ya göndermiş.

Şanslı bir toplama macerası neredeyse bir düzine hot rod arabanın keşfini sağlammış. Aralarında 1967 turbo motor Chevy Nova, bir T-Bucket (Ford T Modelinin genişletilmiş modeli) ve bir 1932 Ford çekici kamyoneti varmış ve sonunda Hobbs garaj setinde yerlerini almışlar. McCarthy ve ekibi ayrıca hem yaptıkları arabaları güçlendirmek he de Hobbs garaj setine gerçeklik katmak için çalışır durumdaki garajlardan da malzeme toplamışlar. Daha sonra McCarthy, yapım tasarımcı Scheunemann ile birlikte çalışarak tamamlayıcı renk paletlerini hazırlamış ve bazı arabaları doğru pas rengi patine ile eskitmiş.

Dodge M37 Pikap Kamyoneti


Hobbs ailesi araçlarının en vahşisi olan Dodge M37 pikap kamyoneti film için orijinal sürücü bölümü ve özel şasi ile yeniden yapılarak her şeye karşı dayanıklı olması sağlanmış. McCarthy’nin aklında bu kamyonet sadece fonksiyonellik için tasarlanmış ve yapımını da o şekilde gerçekleştirmişler.

Otomotiv Güzelliği : Hobbs Özel Sipariş Garajı


Leitch ve McCarthy, söz konusu aile işleri olduğunda bir itibar yaratmak önemliymiş. Bu da Jonah, Hobbs’u aile garajına ilk kez götürdüğünde onu şaşırtması gerektiği anlamına geliyormuş. Hayal kırıklığına uğramamışlar.
Sahnede sağdan direksiyonlu, Avustrallya versiyonu bir 1976 Ford Falcon XB, bir 1968 Camaro ve bir 1963 Chevy 122S motorlu Volvo ile 2012 Confederate X132, özel yapım Harley-Davidson chopper’lar ve bir 2017 Harley- Davidson çekici motosikleti yer alıyor. Tam bir klasik araba sergisi.




Fast & Furious Presents: Hobbs & Shaw / Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw


Universal Pictures sunar: Bir Chris Morgan Productions/Seven Bucks yapımı bir David Leitch filmi.
Dwayne Johnson ve Jason Statham'lı Hızlı ve Öfkeli Hobbs ve Shaw filminde diğer oyuncular: Idris Elba, Vanessa Kirby, Cliff Curtis ve Helen Mirren.
Filmin orijinal müziği Tyler Bates.
Editör Christopher Rouse, ace, yapım tasarımcı David Scheunemann ve görüntü yönetmeni Jonathan Sela.
İdari yapımcılar Dany Garcia, Kelly McCormick, Ethan Smith, Ainsley Davies ve Steven Chasman. Yapımcılar Dwayne Johnson, Jason Statham, Chris Morgan ve Hiram Garcia.
Hikaye yazarı Chris Morgan ve senaryo yazarları Chris Morgan ve Drew Pearce.
Yönetmen David Leitch.
Bir Universal filmi. ©2019.